KOMİSYON KONUŞMASI

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum.

1'inci madde kapsam ve amacı düzenlediği için genel bir değerlendirmeyi de bağlıyor aslında. Yasama yetkisi Anayasa'mıza göre Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir ve devredilemez. Anayasal garanti altındaki bir yetkinin Anayasa’nın hilafına devriyle yani Anayasa’nın devreden çıkarılması yoluyla uygulanması planlanan bir kanun teklifi en başından zaten hükümsüzdür. Ama bizim için hükümsüzlüğünün kaynağı bu da değildir, 50 bin kişiyi katletmiş bir bebek katilinin onayı alınarak hazırlanmış olması, vekili olduğumuz Türk milletinin de vekilleri olarak bizlerin de nezdinde bu teklifin hükümsüz olmasına kafidir. Bu kanunun uygulanmasını ancak tavsiye kararı bildirebilecek MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasına bağlamak, dediğim gibi, Anayasa’nın açıkça ihlalidir. Oysa, devletlerin dayanağı anayasalarıdır, anayasaya aykırı bir devlet projesinden söz edilemez. Eğer bunu yapıyorsanız, Anayasa'yı çiğneyerek başka bir anayasaya dayanan başka bir devlet istiyorsunuz, planlıyorsunuz demektir. Türkiye Cumhuriyeti yasalarında "PKK/KCK terör örgütünü kurmak" diye bir suç var mıdır? Yoktur. Suç, terör örgütünü kurma suçudur. Suç, terör örgütüne üyelik suçudur. Suç, terör örgütüne yardım suçudur. Ceza kanunları örgüt adına göre değil fiilin hukuki niteliğine göre hazırlanır. Hem Türk Ceza Kanunu hem de Terörle Mücadele Kanunu'nun hilafına suçun unsurunu örgütün adı hâline getirmekteki amaç bellidir. Amaç, başka terör örgütleri için eşitlik iddiası doğurabilmektir. Amaç, örtülü genel af zeminini inşa etmektir. Yine, hedef sorgulamasına muhtaç bir başka ifade "Bu örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen suçlar." PKK, evet, on binlerce insan katletmiş bir katiller sürüsüdür ama aynı zamanda da PKK bir narkoterör örgütüdür, PKK insan kaçakçısıdır, PKK tecavüz şebekesidir. Bu ifadeyle ne oluyor şimdi? Sınır aşan uyuşturucu suçları da affediliyor mesela, tehdidi de affediliyor bu örgütün, şantajı da dolandırıcılığı da yağması da işkencesi de kamu görevlisini kaçırması da affediliyor. Şöyle mi olacak: "Ben uyuşturucu sattım ama sorun bakalım neden sattım?" mı diyecekler mesela? "Ben, PKK için sattım." derse, PKK adına suç işlemek cezasızlık sebebi mi olacak bu kanunla birlikte? Yine, anlaşılması çok zor bir ifade: "PKK/KCK ve bağlantılı tüm oluşumlar." Mesela bir terör örgütü geldi "Ben de bağlantılıyım, ben de kanundan faydalanmak istiyorum." dedi. Bu bağlantılılığın kanıtı, ispat nedir? Ne yapacaksınız, Kandil'den onay mı isteyeceksiniz ya da İmralı'dan onay mı isteyeceksiniz? Bu, alışkanlık hâline de geldi zaten. Şimdi "Fiilî varlığına son verme, teslim etme." Hangi coğrafi alan için, hangi yapı bakımından silah ve mühimmatın tamamını biliyor muyuz? Hayır. Teslimin eksiksiz olduğunu nasıl doğrulayacağız? Belirsiz. Bununla ilgili bir denetim standardı var mı? Hayır. Teslimin muhatabı kim? Belirsiz. Silah ve mühimmatın Türkiye Cumhuriyeti devleti yetkili makamlarına teslim edilmesi gerektiği açıkça yazıyor mu? Hayır. Üçüncü bir devlete bırakılırsa teslim sayılacak mı? Belirsiz. Başka bir yapıya teslim edilirse ne olacak? Belirsiz. Terör örgütü farklı adlar ve yapılanmalar üzerinden faaliyete devam ederse ne olacak? Belirsiz. Yeniden silahlanması ihtimaline karşı bağlayıcı bir güvence var mı? Yok. Ceza adaletini doğrudan etkileyen, dahası, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü doğrudan ilgilendiren bir metin bu kadar belirsiz, bu kadar muallak, bu kadar ciddiyetsiz olamaz. Uluslararası sözleşmeler kimsenin dilinden düşmüyor. Bu teklifle, terörizmin finansmanı suçlarının kapsama alınması uluslararası mali suçlarla mücadele standartlarından doğan yükümlülüklerimiz açısından herhâlde hiçbir sorun oluşturmayacak, böyle düşünüyor teklifi hazırlayan arkadaşlar. Şimdi, bu teklif, mesela ilk görev yeri olan Bismil'de babasıyla birlikte evinde çok ağır işkenceyle katledilen Neşe öğretmenin, Neşe Alten'in katledilmesi emrini verene cezasızlık öngörüyor. Mesela, 29 kişinin katledildiği Merasim sokak saldırısını planlayana cezasızlık öngörüyor. Mesela, 39 emniyet personeli ve 7 sivil vatandaşımızın feci şekilde can verdiği Beşiktaş saldırısında kullanılan o bombaları temin edenlere cezasızlık öngörüyor. Bütün bunları anladık, saatlerdir dinliyoruz ama şunu anlamıyoruz mesela: Bu örgüt madem kendini feshetti, madem artık fiilen yok, bu ölçüde istisnai düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor olmasının sebebi nedir? Silahlı tehdit bir başka ad altında devam ettiği için olabilir mi mesela? Bir de ben feshedildiği için zafer naraları atan örgüt ilk defa duyuyorum, görüyorum. Bir terör örgütü sonu geldi diye bu kadar çok seviniyorsa, teröristler bu kadar mutluysa eğer o zaman terörle amaçladıkları murada ermişlerdir demektir. Ne vaat ettiniz, neyi vereceksiniz de teröristler bu kadar mutlular bilmek istiyoruz Türk milleti adına. İkinci adım ne mesela? İmralı'daki cani bunu ilk adım görüyorsa, sabahtan beri burada "Bu daha başlangıç, kök, dal..." mesajları dinliyorsak bu kökün dalı, budağı nedir? Nedir ki peşinen cezai sorumsuzluk istiyorsunuz? Ne menem suçları işlemeye hazırlanıyorsunuz millete karşı? Davalar düşecekse, infaz edilmemiş ceza edilmiş sayılacaksa, hak yoksunlukları tüm sonuçlarıyla kaldırılacaksa siz adına istediğiniz her şeyi diyebilirsiniz, bu düpedüz bir af teklifidir. Biz haklı olarak sorduk: Mevcut etkin pişmanlık hükümleri varken; örgütten ayrılma, teslim olma, örgütün dağılmasını sağlama, bilgi verme hâllerini zaten ayrıntılı düzenleniyorken bu teklife neden gerek duyuldu? Cevap Çetinkaya katliamının faili katil Çetin Arkaş'ta. "Sağlık sorunu var." denilerek tahliye edilen ama turp gibi miting miting gezip de devlete meydan okuyan, sabahtan beri dillerden düşmeyen kardeşlik duygusuna meydan okuyan, milletin bir ve beraber olma iradesine meydan okuyan, 12 insanın katili Çetin Arkaş'tan geldi. Çetinkaya çarşısında 2 yaşındaki Merve Gül'ü, annesi, teyzesi, anneannesiyle birlikte katleden bu cani elini kolunu sallaya sallaya çıktığı miting kürsüsünde dedi ki: "Bizde pişman olmuş bir hâl var mı?" Yok. Affettiğiniz, affetmeye hazırlandınız teröristlerde pişman olmuş bir hâl yok da nedense sizlerde arkadaşlar, bu hadsizliği, bu tehdidi görmezden gelecek kadar derin bir gaflet hâli var.

Şimdi, yine, sabahtan beri bir "devlet politikası" adlandırması yapılıyor. Milletin hilafına devlet politikası olmaz. Devletler politikalarını terör örgütlerine tayin ettirmezler. Bir devletin politikası, o devleti bölmek üzere kurulmuş, o devletin vücut bulmuş hâli olan askerini, polisini öğretmenini, doktorunu, hemşiresini katleden bir cani sürüsüne tayin ettirilmez. Bu, devlet politikası değildir; bu, terör örgütünün imtiyaz dayatmasıdır. Eğer devlet politikasıysa da bu asla bir Türk devletinin politikası değildir. İmralı'daki bir terör hükümlüsünün arzusu üzerine ve ondan onay alınarak, milletvekillerine boş kağıda imza attırılarak, her aşaması ayrı onur kırıcı şekilde gelen bir teklifin esası ne olursa olsun burada konuşuluyor olması Türkiye Büyük Millet Meclisine hakarettir, Türk milletine hakarettir, milletin vekillerine hakarettir, "hukuk devleti" ilkesine hakarettir, şehitlerimize hakarettir, gazilerimize hakarettir; milletvekili yemininin de çiğnenmesi demektir. O yemini namusunuz ve şerefiniz üzerine ettiğinizi hatırlatmak isterim.

Bu teklifi derhâl geri çekmelisiniz. Bu teklife, cumhuriyetin kurucu kadroları Sevr'e ne yaptıysa o muameleyi yapmalısınız. Zira niyet aynıdır. Niyet, cumhuriyeti yıkmak ve yeni bir devlet kurmaktır. Kimse tehlikenin ne olduğunu teklifin kapsamıyla perdelemeye kalkmasın. Teklif sahibi bebek katilidir. Teklif sahibi olan bebek katili, İmralı'daki o alçak terörist bu teklifi "ilk adım" olarak tanımladı mı? Az önce dediğim gibi, tanımladı. O zaman ikinci adımı açıklayacaksınız Türk milletine, ikinci adımda Türkiye Cumhuriyeti'nin başka hangi kalesini yıkmayı planladığınızı açıklayacaksınız. Kurşun sıkanı affetmeyecekmiş. Kurşunu vereni, kurşunun parasını vereni, "Kurşunu sık." diyeni affedecek mi? Evet, affedecek.

Genel Kurulda bugün suça sürüklenen çocuklarla ilgili teklif görüşüldü, yarın da görüşülecek. Kürsüye çıkan herkes ne dedi? "Çocukları cezalandırmayalım, onları suça sürükleyen çeteleri cezalandıralım." O zaman neden affediyorsunuz çocukları suça sürükleyenleri bu teklifle? Çocuklara kurşun sıktıran, çocuklara bomba attıran, çocukları canlı bomba yapan, onların ölümüne ve öldürmesine sebep olanları neden affediyorsunuz? Bunu da Türk milletine izah etmek zorundasınız.

Çocuklara uyuşturucu sattıran, onları torbacı yapan, onları zehirleyen bir narkoterör örgütünü affediyorsanız o zaman -Mecliste, Genel Kurulda devam eden kanun bağlamında soruyorum- bu nasıl bir tutarsızlıktır, nasıl bir vicdansızlıktır, nasıl bir riyakârlıktır?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Teşekkür ediyorum Sayın Taşcı.

Şunu tahmin ederim ki siz geneli üzerinde yapmadığınız konuşmayı burada yaptınız.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Yok, Başkanım.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok, öyle oldu.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - İsterseniz onu da yapayım burada.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Zaten yaptınız.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Hayır, o ayrı bir konu.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ben bir şey demiyorum.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Ama bir şey söyleyeceğim: O, ayrı bir konuşmaydı. İsterseniz metni size gönderirim.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Taşcı, bir şey demiyorum ama demek ki maddelerde geneli üzerinde konuşma oluyormuş; ben onu söylemek istedim sadece.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Hayır, ben şunu söyledim...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok, geneli üzerinde yaptınız konuşmayı.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Başkanım, bir şey söyleyeceğim. Başlarken dedim ki: Kapsam ve amacı düzenlediği için genelini de bağlıyor aslında.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Doğru, ben de onu zaten 1'inci maddede onun için söyledim.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Yani başka bir maddede konuşsam bunları konuşmazdım.