KOMİSYON KONUŞMASI

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin dört buçuğu oldu, hâlen devam ediyoruz yeni bir açılım sürecinin ihanet yasasına. Şimdi, evet, bu ikinci ihanet açılım süreci. Birincisini 2012 yılında başlattınız ve arkadaşlarımın da söylediği gibi, o zaman adına "Analar ağlamasın." dediniz -ki ben o yıllarda Milliyetçi Hareket Partisindeydim- biz karşı çıktığımızda "Siz anaların ağlamasını mı istiyorsunuz?" diye bizleri suçladınız. Şimdi ikinci ihanet açılım süreciyle beraber bunun adına da "Terörsüz Türkiye" dediniz. Şimdi yine karşı çıkıyoruz; şimdi de diyorsunuz ki: "Siz terörün bitmesinden rahatsız mısınız?"

Peki, "analar ağlamasın" ihanet sürecinde ne olmuştu? Hendekler kazılmıştı, yüzlerce vatan evladı şehit olmuştu. Ve hatırlayınız -maalesef bizler millet olarak biraz çabuk unutuyoruz- her gün keskin nişancılarla askerim, polisim şehit edilirken hepimizin içi yanıyordu. Hatırlıyorsunuz değil mi? Yarın da aynısı olacak. O zaman da Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, dedi ki: "Biz kandırıldık." Yarın yine aynı şeyler olacak.

Sorun şu aslında: Biz, millî reflekslerimizden kaynaklı geleceği çok rahat öngörebiliyoruz, bu konuda da uyarılarda bulunuyoruz ama maalesef dinlemiyorsunuz. Bakınız arkadaşlar, hani 50 bin kişinin katili, bebek katili Abdullah Öcalan diyor ya: "Bin kilometrelik bir yolun ilk adımı."

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ne çok atıf yapıyorsunuz bugün.

(Uğultular)

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Sayın Karakaş.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Aslında bebek katilinin o "bin kilometrelik yolun ilk adımı"ndan bahsederken ne söylediğini, o bin kilometrelik yolu 2024 bütçe görüşmelerinde Tuncer Bakırhan kısmen ifade etmişti. Ne demişti 2024 bütçe görüşmelerinde Tuncer Bakırhan? "Biz bu coğrafyada bin yıldır kardeşçe yaşıyoruz, güzel ancak son yüz yıldır bu coğrafyada Kürtler zulüm görüyor ve artık barışın tesis edilmesi lazım, bu zulmün bitmesi lazım."

Peki, nasıl bitecek? Bunu da önerdi, dedi ki: "Aynen Filipinler Moro'da olduğu gibi bir proje Türkiye'de de hayata geçirilebilir." Peki, nedir bu Filipinler Moro'daki örnek? Filipinler Moro'daki örnek; Moro, Filipinler'e bağlı özerk bir bölge; kendi yasaları, kendi anayasası, kendi hukuku olan, kendi parlamentosu olan, kendi içinde tam bağımsız, sadece askerî güvenlik ve dış politikada Filipinler'e bağlı bir yapı. Şimdi Tuncer Bakırhan'ın 2024 bütçe görüşmelerinde söylediği bu konuşmayı da Cumhur İttifakı da alkışladı, onayladı, bütün unsurlarıyla beraber.

Peki arkadaşlar, biz ne yapmaya çalışıyoruz? Yani bu ilk adımı atarken neyin adımını atıyoruz? Şimdi biliyorsunuz, bölgede uzun zamandır planlanan, devam eden bir Amerikan projesi var. Nedir? Büyük Orta Doğu Projesi. Büyük Orta Doğu Projesi'ni hepiniz biliyorsunuz yani güneyinin Irak, kuzeyinin Türkiye, doğusunun İran, batısınınsa Suriye olduğu ilk etapta kukla bir kürdistan, sonrasında büyük İsrail projesi. İşte, bununla ilgili Türkiye'de yapılmak istenen bölge neresi yani büyük kürdistanın kuzeyi neresi? Bunu da biliyorsunuz, defalarca söylüyorlar, Rize'den Hatay'a çekilen bir dik çizgi var, oradan öbür tarafta, büyük kürdistanın kuzeyi. Hani, DEM PARTİ milletvekilleri sık sık gündeme Genel Kurulda getiriyorlar ya, Irak'ın kuzeyinden bahsederken "Güney kürdistan." diyorlar ya, işte, sizler ilk adımı atıyorsunuz. Bu ilk adım, hani, bir gömleğin ilk düğmesini baştan yanlış düğmelerseniz sonu da yanlış olur. Şimdi ne yapıyorsunuz? İlk adımla beraber 9 bine yakın teröristi affediyorsunuz. Bunlar sokakta olacak, Türk milletiyle entegre olacak. Peki, arkadaşlar, Allahü teâlâ bile diyor ki: "Bana kul hakkıyla gelmeyin. Bana karşı işlediğiniz günahları affederim ama bana kul hakkıyla gelmeyin çünkü siz o kula işlediğiniz günahı, yanlışı ben affetmem." Dolayısıyla 50 bin kişi şehit olmuş, bu insanlar benim askerim, polisim, öğretmenim, vatandaşım; doğuda yaşayan bebekler katledilmiş, siz neyi affediyorsunuz? Allah'ın yapmadığını siz mi yapacaksınız? Böyle bir şey olur mu? Peki, bunlar affedildiğinde mağarada yaşayan, bomba yapan, insan öldüren bu teröristler benim vatandaşımla aynı şehirlerde yaşayacak, aynı otobüse binecek, aynı apartmanda oturacak; yarın bunların hepsi birer mafya olacak, yarın bunlar benim topraklarımda terör estirecek. Arkadaşlar, bakın, her zaman söylüyorum, bunu geçmişte de söyledim, bu iktidarın yaptığı en güzel şeylerden bir tanesi şuydu: Aslında PKK terör örgütü bitmişti. PKK terör örgütü nasıl bitmişti? İktidar savunmayı, ülke savunmasını yurt dışına taşıyarak Pençe-Kilit Harekâtı gibi operasyon ve harekâtlarla Irak'ın kuzeyinde, Suriye'nin kuzeyinde 35-40 kilometre girerek aslında PKK'yı bitirmişti, aslında biten PKK, kalan unsurları, PYD/YPG'ye evrilmişti ama şimdi "PKK silah bıraksın." İyi de kardeşim, çatı örgüt ne? Çatı örgüt KCK. Peki, PKK silah bıraktı, KCK'nın 4 tane örgütü var, dedik ya 4 ülkeden koparacakları bölgelerle büyük kürdistan projesi, Büyük Orta Doğu Projesi. Peki, YPG/PYD silah bırakıyor mu? Hayır. PJAK bırakıyor mu? Hayır, İran'daki PJAK da bırakmıyor. Irak'taki PJAK bırakıyor mu? Hayır. Yahu, biten PKK'nın neyi silah bırakacak? Yani çapulcular, olmayan çapulcular silah bıraksa ne olur, bırakmasa ne olur? Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Arkadaşlar, taviz tavizi getirir. Yani bütün programlarda söyleniyor "Efendim, biz barış yapıyoruz." Ya, barışı kimle yapıyorsunuz? Barış nedir? Barışın karşıtı savaştır. Savaş kimle yapılır? Eşit unsurlar arasında yapılır. Terörle savaş yapılmaz, terörle mücadele edilir. Dolayısıyla terörle yapılan mücadelelerin karşılığı barış olmaz. Bunun karşılığı kayıtsız şartsız teslimiyet olmalıdır arkadaşlar. Dolayısıyla -Tom Barrack'ın söylediği gibi- burada planlanmak istenen en büyük tehlike üniter yapımızdır. Evet, bu bir ilk adımdır, ilk adımın sonu gelecektir. Bu, ister diğer bundan sonraki yasalarla ister anayasa değişikliğiyle ilk adımın sonu gelecektir. Bizlerin buna müsaade etmememiz lazım. Bizlerin hangi partiden olursak olalım, hangi ideolojik görüşü benimsemiş olursak olalım, kırmızı çizgilerimiz olması lazım. Nedir kırmızı çizgimiz? Tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dil olmalıdır. Üniter yapının muhafaza edilmesi gerekir. Bunu sekteye uğratacak her şeyin karşısında sizler, aziz Türk milletinin seçtiği kıymetli milletvekilleri olarak dik durup karşı duruş göstermeniz şarttır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Evet, bizim İYİ Parti olarak karşı çıktığımız şey, karşı olduğumuz şey Kürtlerle alakalı bir konu değildir. Kürtler benim kardeşimdir. Ben Kürtlerle bin yıldır bu coğrafyada kardeşçe yaşıyorum. Bizim ayrımız gayrımız yoktur. Bizler aynı tarihi, aynı kaderi, aynı kültürü paylaşmış, kız alıp kız vermiş, etle tırnak gibi olmuşuz. Dolayısıyla, bizim Türk milleti olarak Kürtlerle hiçbir problemimiz yoktur, olamaz da. Ancak bizim karşı çıktığımız şey, şudur: En fazla zulmü Kürtlere yapmış, en fazla işkenceyi, en fazla zararı Kürtlere göstermiş hain, şerefsiz terör örgütünün Kürtlerin temsilcisiymiş gibi algılanmasına, bunun bu şekilde gösterilmesine karşıyız çünkü o bölgede Kürt çocuklarına eğitim veren öğretmenleri katleden, yol yapan, fabrika yapan, iş makinelerini yakan, Kürtlere zarar veren ve onları katleden, Kürt bebeklerini katleden PKK terör örgütü hiçbir şart altında Kürt kardeşlerimin temsilcisi olamaz ve Abdullah Öcalan canisinin de bu açılım sürecinde Kürtlerin temsilcisiymiş gibi muhatap alınmasını, burada konuşulmasını demin bir milletvekili arkadaşımın söylediği gibi.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Toparlayalım.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Bitiyor.

Bakınız, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı o makam bizim için kutsaldır dolayısıyla çünkü devleti temsil eder. O makamda oturan insanla 50 bin kişinin bebek katilini bir tutmak, aynı derecede tutmak bana da Sayın Cumhurbaşkanına da siz AK PARTİ milletvekillerine de bu Parlamentoda görev yapan tüm milletvekillerine de hakaret ve ihanettir, asla kabul edemeyiz. Bütün arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.