KOMİSYON KONUŞMASI

ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; burada bugün birçok milletvekilinin de özellikle bu teklife destek veren milletvekilinin de söylediği gibi sadece bir kanun teklifini değil aslında bir süreci konuşuyoruz. Bunu bir kilometre taşı olarak da ifade eden arkadaşlarımız oldu. Doğrudur, önemli bir konu görüşülüyor ve bu sadece bir kanun teklifi değil. Zaten bunu terörist başı Abdullah Öcalan bu kanun teklifinin ortaya çıkmasından sonraki beyanatında söyledi. Ne dedi? "Bu bir başlangıçtır, bin kilometrelik bir yolun ilk adımıdır." diye ifade etti. Bilmiyorum, bu teklife imza atan arkadaşların ve bu sürece destek veren arkadaşların bir şekilde sorma imkânları oldu mu? Yani Abdullah Öcalan'a sorabilirler veya işte, Abdullah Öcalan'ın artık desteklediklerini ifade etmeyen, onların Türkiye Büyük Millet Meclisindeki uzantılarını sorabilirler. Yani "Gerçekten ilk adım bu ama bu işin menzili nedir yani bin kilometre sonrasında ne vardır?" diye bu soru soruldu mu, bu konu merak ediliyor mu diye ben doğrusu merak ediyorum. Bu önemli bir şeydir Sayın Başkan. Yani nedir bunun sonucunda ulaşılacak şey? Aslında belki bunu çok sormaya da gerek yok çünkü Abdullah Öcalan ne diyor? "Bu adım, yapılan bu süreç cumhuriyet kadar önemlidir." diyor. Cumhuriyet nedir? Bir devletin yeniden kuruluşudur, değil mi? Türkiye Cumhuriyeti devletinin yeniden kuruluşu kadar önemli olduğunu söylüyor. Şimdi, biz biliyoruz ki bir mukayese kendi cinsiyle yapılır. Mesela, bir arkadaşınız bir sınavda başarılı olur, ne dersiniz ona? "Kendim başarılı olmuş gibi sevindim." dersiniz veya bir arkadaşınız bir yakınını kaybeder, ona dersiniz ki "Kendi yakınını kaybetmiş gibi üzüldüm." Abdullah Öcalan cumhuriyetle mukayese ettiğine göre o da bir şeyden bahsediyor. Bu ikinci cumhuriyet midir, cumhuriyetin başka bir şekil alması mıdır yoksa başka bir devlet oluşumundan mı bahsediyor, bunların üzerinde durup düşünmemiz gerekir değerli arkadaşlar. Çok net konuşuyor esasında, biz ister görmek isteyelim, ister görmek istemeyelim.

Şimdi, aslında çok net konuşan bir başka kişi daha var, kim o? Arkadaşlarımız da ifade etti, Tom Barrack. Bu, Mart 2026'daki ulusal bir gazetenin kupürü, diyor ki: "Çözüm süreci 4 ülkedeki Kürtleri bir araya getirecek." Biraz daha detay verecek olursak Kürt nüfusunun 4 ülkeye yayılmış olduğunu ve uzun süredir kendi geleceklerini belirleme anlayışında olduklarını iddia eden Barrack "Bu süreç, herkesi bir araya getirecek. Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıyacaktır." diyor. Bunun anlamı nedir arkadaşlar? Yani, 4 ayrı bölge İran, Irak, Suriye, Türkiye; bu belli. "Bu süreç herkesi bir araya getirecek. Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlenmesine imkân tanıyacaktır." Tom Barrack da çok net bir şekilde büyük Kürdistan hayalinden bahsediyor.

Şimdi, dolayısıyla, projenin aslında, sahibi de bellidir, projenin sahibi Amerika Birleşik Devletleri'dir. Şimdi, bu süreçle, bu kanun teklifiyle daha doğrusu, ilk yapılacak iş aslında... Çünkü terör örgütü kendisini tasfiye edecek. Dolayısıyla, burada yapılan iş terör örgütüne bir meşruiyet kazandırmadır, terör örgütüne bir meşruiyet kazandırmadır. Şimdi, bu çok tehlikeli bir durum. Varsayalım ki -bu kanun teklifinde de o endişeler var- işte, fesih yapıldı, ondan sonra da bir kısım terörist -zaten pişman olmak diye bir şey yok, kanun teklifi onu istemiyor- beyan etti, birtakım silahlarını verdi ama bir şey oldu, tekrar teröre bulaştılar. Biz bundan sonra, PKK olarak olabilir veya bir başka isimle, yeni bir terör örgütü olarak... Bütün dünya şu anda PKK'yı bir terör örgütü olarak kabul ediyor mu? Ediyor. Fesihten sonra PKK terör örgütü kalacak mı? Kalmayacak, bunun feshedildiğini MGK de onaylayacak, biz de onaylayacağız, Türk devleti onaylayacak. Dolayısıyla, ortada bir terör örgütü kalmayacak. Tekrar terör faaliyeti başladığında, bizim o başlatan her kimse, hangi ad altında olursa olsun, Türkiye'deki uzantısı olabilir, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki uzantısıyla terör faaliyetine başladığında, bizim bütün dünyaya bunu tekrar bir terör örgütü olarak tanıtma, kabul ettirme imkânımız olacak mı? Kritik soru bu. Olmayacak böyle bir imkânımız. Biz bunu YPG örneğinde gördük. YPG'yle bir kısım münasebetler yapıldığı için, sonrasında Sayın Cumhurbaşkanı yıllarca pişman oldu, hatta "YPG bir terör örgütüdür." dedi -niyeyse onun İngilizcesini söylüyor- fakat dünyada bir tane ülkeye biz YPG'nin terör örgütü olduğunu kabul ettiremedik. Dolayısıyla, bu kanun teklifiyle PKK terör örgütü meşruiyet kazanacaktır ve tekrar bir terör faaliyetine girişmesi durumunda da biz PKK'yı veya -kim yaptıysa- onun uzantısını bir terör örgütü olarak kabul ettirme imkânımız olmayacaktır. Biz bunu yaşayarak gördük, bu bir kehanet falan değil.

Şimdi, aslında, Abdullah Öcalan veya DEM milletvekili arkadaşlar bazı şeyleri çok açık konuşuyorlar. Mesela, bugün ilk imza sahibi DEM'li milletvekili arkadaşımız dedi ki: "Mesele, yapısal bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir. Yüz yıllık yanlış düzeltilecek, yüz yıllık sorun çözülecek." Nedir bu yüz yıllık sorun? Şimdi, hani, bu kanun teklifinde veya bu süreçte buluşuyorlar bir kısım siyasi partiler ama aynı şeyi kabul ediyorlar mı, yüz yıllık bir sorun olduğunu bu teklife imza atan DEM'in dışındaki diğer siyasi partiler kabul ediyor mu, etmiyor mi; ben bu soruyu sormak istiyorum. Net bir şekilde söylüyor, ne diyor? "Ödenen bedeller boşuna gitmemiştir." diyor, "Kazandık." diyor, "Kazandığımız hiçbir şey kendiliğinden olmadı." diyor, "Biz bir mücadele verdik ve mücadelenin sonucunda kazandık, Türk devletine diz çöktürdük ve bu kanun teklifini getirdik, dayattırdık ve bin kilometrelik sürecin ilk adımını attırdık." diyor. Ya, bize daha ne demeleri gerekir?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Sayın Usta, maksadı aşan yorum yapıyorsunuz, maksadını aşıyorsun; biz öyle bir şey demedik.

ERHAN USTA (Samsun) - "Açık konuşalım, bu bir başlangıçtır." diyor, tutanaklarda var bu.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - "Türk devletine diz çöktürdük." var mı?

ERHAN USTA (Samsun) -

Şimdi, bir şey daha söylüyor: "Bu bir tarihsel eşiktir." deniliyor arkadaşlar ve orada verilen örnek ne? Amasya Genelgesi, Sivas Kongresi. Bakın, örneklere dikkat edin. Az önce dedik, her şey kendi cinsiyle mukayese edilir. Yani, bu yapılanları Amasya Genelgesi'yle, Sivas Kongresi'yle mukayese etmek ne anlama geliyor; bunun üzerine düşünmek lazım. Daha bize ne diyecekler, ben anlamıyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ben sonra anlatırım.

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, tekrar devam ediyor, "Bugünleri binlerce insanın onurlu mücadelesine borçluyuz." diyor. Demediniz mi Gülüstan Hanım? "Bugünleri -şu anda geldiğimiz günü- binlerce insanın onurlu mücadelesine borçluyuz." diyor. Bir pişmanlık yok, terör faaliyeti yaptık, kazandık.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Çarpıtmayın!

ERHAN USTA (Samsun) - "Türk devletinin bileğini büktük, şimdi masaya oturduk, çatır çatır müzakere ediyoruz." diyor arkadaşlar.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bu kadar da çarpıtılmaz, ayıp ya!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Özür dileseniz de Türk milletinden o zaman!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Özür dileyecek olan sizsiniz!

ERHAN USTA (Samsun) - Bunu görmemek için bilmiyorum ne olmak lazım. Hatta şunu da söylüyor, Abdullah Öcalan, hep bize şunu söyledi, dedi ki... Hani silah bıraktırıyoruz, o konuya gireceğim, bu silah meselesi o kadar önemli bir mesele falan değil arkadaşlar. Bize bugüne kadar Sayın Erdoğan ne dedi? Amerika Birleşik Devletleri, sadece Amerika'dan alınan silah sayısını verdi bize "40 bin tır silah." dedi. Bunun kaç tanesi teslim edecek? Kaç tanesini biliyoruz, bir tespiti mi yapıldı? Hadi, 1 tırını verdi, 2 tırını verdi, ya bin tırını verdi; kalan 39 bin tır silah nerede? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı herhâlde yalan konuşmamıştır, hayali de konuşmamıştır değil mi? Ve bir mobilite var, bunu da biliyoruz. Yani Suriye, ırak, İran ve Türkiye'deki terör örgütü aynı terör örgütüdür, birbirinin uzantısıdır, mobilite de var, bunu da biliyoruz. Bana bir kısım silahı verse ne olacak? Bunu niye bu kadar önemsiyoruz? Silah sorunu mu var terör örgütünün, PKK'nın, arkasında hamisi Amerika Birleşik Devletleri varken. Ne dedi bize Abdullah Öcalan: "Ya, bunu bazı bizim arkadaşlar da anlamıyor, artık silahlı eylem vakti geçti, biz işi başka bir evreye getirdik; demokratik siyaset." diyor. Ne demek bu demokratik siyaset? Yani bu terör eyleminden sonraki aşamayı bu şekilde tarif ediyor, bunu görmek lazım. Yani biz bu kanunu çıkarsak da çıkarmasak da aslında terör örgütü zaten bitti. Terör örgütü bu şekilde davranarak uluslararası toplumda bir meşruiyet kazanamayacağını biliyor. Bu kanun dayatıldı ve bu kanunla şu anda, PKK terör örgütü meşruiyet kazanmaya çalışıyor ve bunu da burada, işte muhtemelen birazdan oylanacak ve kendi ellerimizle bu Gazi Meclis bunu verecek.

Şimdi, dolayısıyla bu PKK terör örgütünün terör örgütü olmaktan çıkarılmasının geri dönüşü yoktur değerli arkadaşlar. Çok büyük bir yanlış içerisinde olduğumuzu ben bir kez daha vicdan sahibi olan milletvekillerine hatırlatmak istiyorum. Şimdi, bu konu bizi ikna etmek için veya toplumu ikna etmek için hep bir maliyet üzerinden konuşuluyor. Ne deniliyor; işte 2,3 trilyon diyen oldu, 4 trilyon diyen oldu; bir para. Bu hesabı nasıl yaptınız, bu hesap neye dayanıyor? Burada 50 bin kişinin canı var mı? Buna ne değer biçtiniz; bunu bize söyleyin. 2,3 trilyon diyenler bunu bize söylesin arkadaşlar, 50 bin kişinin canının değeri burada nedir, onu söylesin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Ya, sizin hiç iyi haberleriniz yok ya! Bırakıldı ya, savaş bitti! Çok üzgünsünüz biliyoruz!

ERHAN USTA (Samsun) - O gözyaşlarının bedeli buraya ne konulmuştur? Annelerin gözyaşlarının, eşlerin gözyaşlarının, yetim kalan çocukların, öksüz kalan çocukların gözyaşlarının bedeline kaç lira aldınız; bir bilelim. Ya, böyle bir şeyin maliyet üzerinde konuşulması, para üzerinde konuşması utanılacak bir şeydir değerli arkadaşlar. Böyle bir şey olamaz. Başka bir şey söyleyin toplumu ikna etmek için.

FAHRETTİN TUĞRUL (Uşak) - Gözyaşları devam mı etsin istiyorsunuz, ne istiyorsunuz?

ERHAN USTA (Samsun) - İstemiyoruz kardeşim, onu kim ister akıl sahibi, ne alakası var!

Şimdi, madem öyle, işin bir de mağdur tarafı var; 2,3 trilyon -var sayalım sizin hesabınız doğru- veya 4 trilyon; bu kimin cebinde çıktı? Devletin hazinesinden. Devletin hazinesi nereden geliyor? Milletin vergisinden geliyor. O zaman bu millete sormak durumundasınız. Bu kadar bedel ödedin sen, 4 trilyon liralık harcamanın bedelini bu millet ödedi. 50 bin canla bu bedel ödendi. Gazilerin uzuvlarıyla bu bedel ödendiyse bu millete sormak durumundayız. Bu kanunu istiyor mu istemiyor mu? Dolayısıyla bunun gelmesi gereken yer referandumdur, bir referandum yapılması zorunluluğu vardır çünkü bu bedeli, buradaki 600 milletvekili falan ödemedi. Bu bedeli, 86 milyon insan canıyla, malıyla, kanıyla ödedi, uzvuyla ödedi. Dolayısıyla onlara sormaktan daha tabi ne olabilir, onlardan kaçmak düşünülebilir mi; böyle bir şey olamaz.

Şimdi, bize hep şu söylendi, denildi ki: "Efendim, pazarlık yok. şart yok, terör örgütü silah bırakacak." denildi.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Usta, toparlayalım.

ERHAN USTA (Samsun) - Tamam, Sayın Başkan, toparlayacağım, çok kısa.

Terör örgütü silah bıraktı mı; bırakmadı. Şart koşuldu, şimdi ne yapılıyor? Dedi ki: "Önce kanun çıkar," Şimdi kanun çıkarılıyor. Kanun çıkarıldıktan sonra terör örgütü silah bırakacak. Hani şart yoktu arkadaşlar? Hani pazarlık yoktu? Devlet terör örgütüyle eşitlendi, hatta terör örgütü devletin üstüne çıkarıldı. Yani arkadaşlar söylediği için uzatmak istemiyorum, ya Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerine kayyum atandı Abdullah Öcalan. Önce onun onayı alındı, sonra kanun buraya geldi. Bu hiç mi yüreklerinizi sızlatmıyor değerli arkadaşlar? Böyle bir şey olabilir mi? Kürtlerin temsilcisi Apo oldu. Kürtler bu temsili Apo'ya ne zaman verdi? Abdullah Öcalan Kürtlerin temsilcisi olabilir mi?

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - "Türkiye Cumhuriyeti'ne kayyum atandı." cümlesini siz nasıl kullanabiliyorsunuz? Siz bunu nasıl kullanabiliyorsunuz?

ERHAN USTA (Samsun) - Bir terör örgütünün başındaki insanı Kürtlerin temsilcisi olarak kabul etmek bizim Kürt vatandaşlarımıza yapılacak en büyük hakarettir.

Şimdi, teröristler "Pişmanlık yok." diyor, değil mi? Açık açık söyledi teröristler.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

ERHAN USTA (Samsun) - Size yazıklar olsun! Size yazıklar olsun!

Teröristler "Pişmanlık yok." diyor, "Onur var." diyorlar. Kanun teklifi de zaten herhangi bir pişmanlık öngörmüyor. Dolayısıyla mesela ben sormak istiyorum -maddelerde bunları belki sormaya fırsatımız olmaz- bu PKK/KCK'nın İran, Irak, Suriye şeyleri kapsanıyor mu kapsanmıyor mu?

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - 2 tane seyirci almak için neler söylüyorsunuz!

ERHAN USTA (Samsun) - Bunu bize lütfen bu kanun teklifine imza atanlar veya bu kanun teklifini savunanların söylemesinde fayda var.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - 3 tane oy için İmralı'ya heyet yolluyorsunuz!

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, dolayısıyla bir de...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - "Türkiye Cumhuriyeti'ne kayyum atandı." lafını söyleyen sizsiniz!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - 3 oy için İmralı'ya heyet yolluyorsunuz ya!

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, Sayın Başkan, toparlayacağım ama...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Toparlayalım.

ERHAN USTA (Samsun) - Arkadaşlar, siz konuştunuz, biz siz konuşurken bir şey söylemedik.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Söylemediniz mi?

ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi "Bu bir devlet aklı." deniliyor. Hakikaten bu devlet aklını ben çok merak ediyorum. Devlet aklı nedir biliyor musunuz? Devlet aklı -yirmi altı buçuk yıl devlette çalışmış, on bir yıl da siyasette Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan birisi olarak söylüyorum- kurumlardır, devlet aklı kurallardır, devlet aklı yetenekli, liyakatli, ehliyetli bürokrattır, devlet aklı hukuktur, devlet aklı şeffaflıktır. Nerede var? Şunlardan bir tanesini söyleyin burada devlet aklı varsa. Yani devlet aklı gidip gelir mi öyle ya? 2023 yılında söylediklerinize bakın, şimdi söylediklerinize bakın, böyle bir devlet aklı olur mu? Git gel, iki yıl içerisinde devlet aklı mı değişir? Olmaz böyle bir şey. Kimse bunu bize devlet aklı filan diye yutturmaya kalkmasın.

Şimdi, son konu olarak da şuna girmek istiyorum Sayın Başkan: Yani gerçekten burada enteresan bir durum var. Şimdi üç buçuktan beri buradayım, ilk anından beri dinliyoruz arkadaşları. Siyasi parti isimleri ama farklı farklı şeyler söylüyor. Mesela bir grup diyor ki: "Kürt sorunu vardır." Diğer taraf diyor ki: "Kürt sorunu değil, terör sorunu vardır." Şimdi hangisidir? Bu kanunda uzlaştığınıza göre bunu bize bir söyleyin. Bu kanun Kürt sorununu mu çözüyor, terör sorununu mu çözüyor? Bunu bize söylemek durumunda değil misiniz arkadaşlar? Veya "Tarihsel bir problem çözülüyor." deniliyor. Ama diğer taraf diyor ki "Öyle bir şey yok kardeşim. Nereden çıkartıyorsunuz?" Şimdi burada kanunda uzlaştığınıza göre tarihsel bir problemi mi çözüyoruz yoksa aksi bir durum mu var? Barış deniliyor. Barış kavramına katılıyor mu, katılmıyor mu diğer arkadaşlar? Bunu sormak durumundayız. Bu kanun teklifine hep aynı anda destek verdiklerine göre. Peki, bu kadar birbirinden farklı olarak meseleye bakan bu siyasi partiler nasıl yan yana geldi? Hiç bunu düşünmüyor muyuz biz? Kritik soru bu bence. Nasıl yan yana geldi, nasıl bu kadar farklı düşünürken bir kanunda, bir süreçte uzlaştılar? Bir üst akıl mı var? Nedir bu arkadaşlar? Bunu bilmek durumundayız. Yani kimseyi itham etmek istemiyorum bakın ama ben bir parlamenter olarak, bu ülkenin bir vatandaşı olarak bunu öğrenmek istiyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Ortak akıl, ortak.

ERHAN USTA (Samsun) - Nedir bunun sahibi, kim yan yana getirdi? Nasıl oldu bu iş? Her şeye farklı bakarken nasıl bu kanunda buluşabiliyorsunuz?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Aklın yolu bir.

ERHAN USTA (Samsun) - Bunu anlamak mümkün değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Yüzde 90 akılsız, siz akıllısınız öyle mi?

ERHAN USTA (Samsun) - Dolayısıyla biz iradesini başka yere bağlayanlardan tabii, çok fazla anlayacak, dinleyecek bir durum da yok. Kanun teklifine görmeden imza atan arkadaşların da bize söyleyecek çok fazla bir şeyi de yok doğrusu. Çünkü bu kanun teklifini kaç kişi gördü? İşte birtakım şeyler söyleniyor, birkaç kişinin dışında kimse görmedi bu kanun teklifini ama buna bir sürü imza atıldı. Kanun teklifini Öcalan, Öcalan zaten başrolde oynuyor, Öcalan, onun kabul ettiği, onayladığı bir kanun teklifi bu yüce Meclisin milletvekillerine bu şekilde dayatılmış oldu.

Ben maddelerde biraz daha detaylara gireceğim.

Teşekkür ederim.