KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA CİHAN PAÇACI (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gerçekten üzgünüm, burada olan görüşmeler ve tartışmalar ama ondan da önemlisi Türkiye Büyük Millet Meclisinin düşürüldüğü konum, bu yüce Meclisin düştüğü, düşürüldüğü konumdan dolayı üzgünüm.

2003 yılında 1 Martta bir tezkere gelmişti ve o tezkere iktidar partisi tarafından geldi ve yine iktidar partisi milletvekilleri muhalefetin de katılımıyla o tezkereyi reddetti. Çok onurlu bir davranış gösterdiler, özgür iradeleriyle hareket ettiler ve bugün 22'nci Dönem denildiğinde takdirle yad ediliyor. 28'inci Döneme geldiğimizde ise maalesef bir bölücü başının onayından sonra Meclise indirilen bir yasa teklifi milletvekilleri tarafından görülmeden, boş kâğıda imza atılarak Meclise sunuldu. Değerli arkadaşlar, tabii, milletvekili arkadaşlarımın kendi takdirleridir ama olaya makro seviyeden baktığınızda milletvekillerinin düşürüldüğü durumu takdirlerinize sunuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin maalesef birçok yetkisi sistem değişikliğiyle elinden alınmış, denetim yetkisi elinden alınmış, bütçe yapma yetkisi elinden alınmış ama bugün itibarıyla görüyorum ki iradesi de elinden alınmış durumda.

Sayın Başkan, hepimizin hayatında önemli günler vardır, bu önemli günler kişisel veya toplum hayatıyla ilgili olabilir. Yaşadığımız süreç devletimiz ve milletimiz açısından hayati önem taşımaktadır. Bizler milletimizin sorumluluğunu üstlenen vekilleriz, çok önemli görevler üstlenen kişileriz, dolayısıyla sorumluluğumuz da hayli yüksek. Büyük bedeller ödenerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün itibarıyla çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Devletimizin temel nitelikleri yani millî devlet, üniter yapı, millet kavramı tahrip edilip sonuçta bölünmeye gidecek bir süreçle karşı karşıyayız. Türkiye Cumhuriyeti devletinin tapu senedi Lozan Anlaşması'dır, Sevr de bir anlaşmadır ancak Sevr ülkemizin emperyalistler tarafından paylaşıldığı bir metindir. Bugün aynı emperyalist güçler Sevr hayali kurmaya devam etmektedir. Hepimizin bildiği üzere Amerikan-İsrail projesi olan Büyük Orta Doğu Projesi Orta Doğu'yu yeniden dizayn etmeyi amaçlayan, İsrail'in güvenliğini tahkim eden, bölgede Amerika'ya amasız fakatsız teslim olmuş yeni sözde devletler kurulmasını öngören bir projedir. Bugün BOP'un Türkiye'yi direkt ilgilendiren bölümü ise İran, Irak, Suriye ve Türkiye'yi içine alan sözde bir kürdistan devletinin kurulması projesidir. Bu projenin tercümesi Türkiye'nin etnik bazda bölünmesidir. Büyük Orta Doğu Projesi 2004 yılında resmî olarak ilan edilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Bu proje belli bir zaman dilimine sıkıştırılmış bir proje değildir, süreç nihai hedefe ulaşana kadar devam edecektir. Görüşmekte olduğumuz yasayı müstakil, herhangi bir yasa gibi düşünmeyin. Değerli arkadaşlar, bu yasa Türkiye'nin bölünme projesinin önemli bir kilometre taşıdır. Nitekim, bölücü ağızlar bu yasayı bin kilometrelik yolun ilk adımı olarak değerlendirmektedir. Soruyorum: Bin kilometre sonrası nedir? "Kök yasa" deniliyor ve bunun gövdesi ve dallarının da olacağı ifade ediliyor. İleriki zaman diliminde öyle görünüyor ki benzer yasalar ve Anayasa değişiklikleriyle tekrar bu süreç işletilmeye devam edecektir. Başta millet tanımı olmak üzere cumhuriyetimizin temel değerlerini tahrip edecek veya ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler devreye alınmaya çalışılacaktır.

Değerli arkadaşlar, açılım süreci Amerika Birleşik Devletleri onaylı ve desteklidir. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Irak-Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack sürekli, ulus devletlere karşı çıkan, federatif yapıları ve demokrasi yerine monarşiyi öneren sözleriyle sürece yön vermeye çalışmaktadır ve süreçte 4 ülkedeki Kürt toplumunun bir araya getirilerek açık ve net biçimde bölünme sürecini ifade etmektedir. Türk milletinden ayrı bir millet kimliği yaratılmaya çalışılmaktadır. Büyük Atatürk "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına 'Türk milleti' denir." diyerek Türk millî kimliğini tarif etmiştir, bunun dışındaki bir çaba Türkiye'yi bölünmeye götürür.

Değerli arkadaşlar. Türkiye Cumhuriyeti tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek resmî dil esası üzerine kurulmuş millî bir devlettir. Bu kurucu esaslar hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamaz. İYİ Parti olarak bizler bu bölünme sürecine ne pahasına olursa olsun karşı duracağımızı ve bu yasaya da "Hayır." diyeceğimizi ifade ediyor, şahsınızda bütün arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.