| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkanım.
Gazi Meclisimizin çatısı altında milletimizin ortak geleceğini ilgilendiren çok önemli bir hayati mesele için bir aradayız. Kırk yılı aşkın süredir evlatlarımızın hayatına, milletimizin huzuruna, ülkemizin kalkınmasına ve demokrasimizin enerjisine ağır bedeller ödeten bir terör döneminin kapanmasını görüşüyoruz. Milletimizin bizden beklentisi açıktır; toplumumuz huzur istemektedir, aziz milletimiz kalıcı bir güven ortamı istemektedir. Bizler de bu talebi en güçlü şekilde ve anayasal sınırlarımız içinde hayata geçirmek için buradayız. Yarım asra yaklaşan bir süredir ülkemiz terör belasıyla amansız bir mücadele veriyor. Terör, binlerce vatan evladımızı bizden kopardı, annelerin yüreğine ateş düşürdü, gencecik bedenleri toprağa düşürdü. Buradan şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Onların aziz hatıraları ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları bizim bağımsızlığımızın, kardeşliğimizin en büyük teminatıdır. Haklarını ne yapsak ödeyemeyiz. Şehitlerimiz, terör ebediyen sürsün diye can vermedi. Onlar, vatanımız bölünmesin, başka evlatlarımız ölmesin, annelerimiz ağlamasın diye kendilerini feda etti. O açıdan, onların aziz hatırasına göstereceğimiz en büyük sadakat terör belasını bu topraklardan tamamen kazımaktır. Süreç boyunca, aziz şehitlerimizin hatırasını gölgeleyecek, gazilerimizin yüreğini incitecek bir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Tabii, kimsenin kazanmadığı fakat kaybedilen şeylerin çok ağır olduğu bir insanlık suçu olan terör sadece cana kastetmedi. Güvenlik güçlerimizi hedef almanın ötesine geçerek bu ülkenin bütün evlatlarının geleceğini çaldı. Bölgesel kalkınmayı hedef aldı, devletimizin devasa kaynaklarını heba etti. Yarım asırlık bu süreçte terörün ülkemize maliyeti trilyonlarca lirayı bulmuştur. Teröre ayrılmak zorunda kalınan bu devasa kaynaklar aslında milletimizin geleceğinden çalınmıştır ancak devletimiz bu uzun mücadeleden bir an olsun yılgınlık göstermemiş, asla pes etmemiştir. Terörle mücadelede ortaya konulan muazzam irade, güvenlik güçlerimizin kahramanlıkları ve devletimizin kararlılığı sayesinde bugün çok farklı bir noktadayız. Geldiğimiz bu nokta, milletimizin huzura ve birliğe dair kararlılığının sonucudur ve yansımasıdır. Bugün, terörün ülkemizin gündeminden tamamen çıkarılmasını konuşabiliyorsak bu, devletimizin gücünün ve milletimizin kararlılığının doğal bir sonucudur. Bir pazarlık süreci asla değildir, bir taviz süreci hiçbir şekilde değildir. Devletimizin geriye adım atması ihtimal dahilinde hiç değildir. Amacımız, milletimizin ortak geleceğinin güvence altına alınmasıdır. Bu çerçevede, sürecin işleyiş mantığı son derece berraktır. Terör örgütünün bütün unsurlarıyla fiili varlığına son vermesini, kontrolündeki bütün silah ve mühimmatı teslim etmesini ve bu durumun devletin güvenlik kurumlarınca tespit edilerek Millî Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesini hukuki sürecin vazgeçilmez başlangıç şartı hâline getirmektir. Bu tespit ve teyit mekanizması işlemeden, silahların ve terör unsurlarının tamamen tasfiye edildiği tespit ve teyit edilmeden hiçbir yeni aşamaya geçilemeyecektir. Tabii, bu süreçteki her şey aziz milletimizin gözü önünde, şeffaf biçimde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında cereyan ediyor. Siyasetin sorun çözme yeteneğini ortaya koymak, cesur ve kararlı bir şekilde terör sorununu çözüm için Gazi Meclisimizde büyük bir inisiyatif almış bulunuyoruz. Bu yüce çatı altında Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunu kurduk. Meclis Başkanımızca yapılan çağrı sonrası cumhuriyet tarihimizde ilk kez bu kadar büyük bir toplumsal tabana sahip siyasi partilerimiz bu Komisyon çalışmalarına katıldı. Kararlarının önemli büyük bir bölümü geniş bir mutabakatla alındı. Toplumun tüm kesimlerinden -birçok kez söylendi ama önemine binaen vurgulamayı gerekli görüyorum- 137 kurum ve kuruluş Komisyonda dinlenmiştir. İlk defa siyasetin yönettiği çok açık ve şeffaf şekilde yürütülmüş bir süreçten bahsediyoruz. Sürecin devamı niteliğinde oldukça önemli bir aşamadayız. Kanun teklifi mevcut anayasal çerçevemize ve evrensel ceza hukuku ilkelerine bütünlüğüyle uygundur. Bu teklifin doğru değerlendirilebilmesi için önce ne olmadığını açıkça ortaya koymamız gerektiği inancındayım. Bu teklif bir genel af değildir. Suçları yok sayan, mahkûmiyetleri ortadan kaldıran, terör örgütünün siyasi veya ideolojik iddialarını meşrulaştıran bir metin hiç değildir.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - VİP af, VİP af!
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Teklifin hukuki mimarisi bu ilkesel eşik üzerine kurulmuştur. Kapsam belirli bir örgüt ve onun faaliyetiyle bağlantılı suçlarla sınırlandırılmıştır. Kasten adam öldürme suçu kapsam dışında bırakılmış, 1 Haziran 2005 öncesi müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar da ayrıca istisna edilmiştir. Suçların vasfı değişmemekte, mahkûmiyet hükümleri ortadan kalkmamakta, zamanaşımı işlememekte, deliller muhafaza edilmektedir. Soruşturma, kovuşturma ve infaz bakımından öngörülen sonuçlar otomatik değildir. Süreli, koşullu ve yargı kararına bağlıdır. Erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işleyen kişi bakımından koruma sona ermektedir. Soruşturma ve kovuşturmaya devam edilecek ve cezanın infazı sürdürülecektir. Buna karşılık, silahı ve şiddeti kesin biçimde reddeden, hukuk düzenine bağlı kalan ve belirlenen süreyi yeni bir terör suçuna karışmadan tamamlayan kişi için toplumla yeniden bütünleşme yolu açılacaktır. Toplumsal onarımı hedeflerken kamu güvenliğinden ve mağdur adaletinden de zerre kadar ödün verilmeyecektir. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, olayları değerlendirme biçimlerimiz de değişebilir, eleştirisi olanlar olabilir, kaygıları ve farklı bakış açıları olanlar da olabilir, saygı duyuyoruz ancak hepimizin ortak bir paydası var, o da Türkiye Cumhuriyeti'dir. Devletimizin üniter yapısı, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan ülkümüz bizim sarsılmaz temelimizdir. Millî, Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda da bu ilkeler ortak ve vazgeçilmez temel değerlerimiz olarak açıkça kayda geçirilmiştir. Bu değerler etrafında kenetlenmek hepimizin ortak tarihî sorumluluğudur. Terörsüz Türkiye vizyonu Türkiye'nin birliğini tehdit eden silahlı yapının tasfiyesidir. Terörsüz Türkiye iç güvenlik yükü azalmış, sınırlarını ve bölgesel çıkarlarını daha güçlü koruyan Türkiye demektir. Bizler yeni bir kardeşlik icat etmiyoruz, bu topraklarda Türkler ile Kürtlerin yüzyıllardır var olan kadim kardeşliği ve kaderdaşlığı vardır. Bunu terör örgütünün karanlık gölgesinden kurtarıyoruz.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Apo'yla mı, Apo'yla mı kurtarıyorsunuz! Normal insan aklıyla anlaşılabilir değil!
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Attığımız her adım bu kadim coğrafyada barış ve kardeşliğe tahkim etmeye yöneliktir. Bu sürecin sonunda kazanan hiçbir siyasi parti olmayacaktır. Kazanan, bir zümre veya bir grup da olmayacaktır. Kazanan, 86 milyon vatandaşımızın tamamı olacaktır. Kazanan, evlatlarını kucaklayan annelerimiz olacaktır. Kazanan, yarınlara umutla bakma hayali güçlenen gençlerimiz olacaktır. Edirne'den Hakkâri'ye, Sinop'tan Hatay'a kadar bu ülkenin her bir ferdi bu huzur ikliminin meyvelerini toplayacaktır. Elbette devletimizin güvenlik kapasitesini bir kenara bırakmıyoruz, silah bırakma sürecini titizlikle takip ederken terörle mücadele yeteneğini ve caydırıcılığını da en üst seviyede korumaya devam ediyoruz. Elimiz barış ve kardeşlik için açıktır fakat devletimizin gözü de sahadadır. Teklif, geçmişi inkâr etmek de değildir, geleceği terörün ipoteğinden kurtarmaktır. Geçmişin acılarını unutmadan, şehitlerimizin emanetine sımsıkı sahip çıkarak geleceği birlikte inşa etme arzusu ve amacıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, terör prangasından kurtulduğumuzda Türkiye'nin önünde inşallah yeni bir yol açılacaktır. Bu yol, eğitimde, bilimde, teknolojide, üretimde ve bölgesel kalkınmada daha güçlü bir Türkiye yoludur. Teröre harcanan enerji, eğitime, teknolojiye, üretime ve bölgesel kalkınmaya yöneldiğinde Türkiye sadece daha huzurlu değil daha da güçlü bir ülke olacaktır. İç huzuru pekiştiren her adım, bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye'nin gücünü artırmaktadır. Türkiye artık enerjisini kalkınmaya yöneltme, silaha değil bilime, çatışmaya değil ortak geleceğine yöneltmek istemektedir. Cumhuriyetimizin 2'nci yüzyılında milletimize bırakacağımız en kıymetli miras, hiçbir gencimizin terör örgütlerinin karanlığına sürüklenmediği, demokratik siyasetin tek yol olduğu bir Türkiye'dir. Bu konuda milletimizin irfanına olan inancımı bir kez daha yineliyorum.
Biz bu yola çıkarken rehberimizi millet olarak belirledik, milletimizin çizdiği istikametten asla sapmadık, sapmayacağız diyor teklifin bir kez daha ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.