KOMİSYON KONUŞMASI

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 38'inci maddesi Komisyonları kendilerine havale edilen tekliflerin öncelikle Anayasa'nın metnine ve ruhuna uygunluğunu incelemekle yükümlü kılmaktadır. Aynı hüküm, Anayasa'ya aykırılığı tespit edilen teklifin maddelerinin müzakeresine geçilmeden gerekçesi belirtilerek reddedilmesini emretmektedir.

Görüşülmekte olan teklif, münferit bazı teknik kusurlardan ibaret değildir. Teklifin amacı, kapsamı, kurduğu idari yapı ve ceza muhakemesi ile infaz hukukunda doğurduğu sonuçlar, bir bütün olarak Anayasa’nın temel esaslarıyla çatışmaktadır. Teklif; soruşturma ve kovuşturmaların beş veya on yıl süreyle ertelenmesini, bu sürenin yeni bir terör suçu işlenmeksizin geçirilmesi hâlinde ise kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilmesini öngörmektedir. Kesinleşmiş mahkûmiyetler yönünden ise cezanın infazı durdurulmakta ve erteleme süresi sonunda ceza infaz edilmiş sayılmaktadır. Ayrıca, mahkûmiyet ve soruşturmalardan doğan hak yoksunluklarının tüm sonuçlarıyla kaldırılmasına imkân tanınmaktadır.

Bu sonuçta olağan bir infaz düzenlemesi değil koşula bağlanmış özel af niteliğindedir. Anayasa’nın 87'nci maddesi genel ve özel af ilanını Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte 3 çoğunluğunun kararına bağlamıştır. Kanunun adında "af" kelimesinin kullanılmaması, düzenlemenin doğurduğu hukuki sonucu değiştirmez. Kamu davasını düşüren, kesinleşmiş cezayı çektirilmeden infaz edilmiş sayan ve mahkûmiyetin sonuçlarını kaldıran bir sistemin basit çoğunlukla kabul edilmesi Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluk güvencesini etkisiz hâle getirir. Bu yöntem, Anayasa’nın 2'nci ve 11'inci maddelerinde güvence altına alınan hukuk devleti ile Anayasa’nın bağlayıcılığı ilkelerine aykırıdır.

Anayasa’nın başlangıç kısmı ile 2'nci ve 3'üncü maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk milliyetçiliğine bağlı olduğunu, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün teşkil ettiğini hükme bağlamaktadır. Anayasa’nın 5'inci maddesi; Türk milletinin bağımsızlığını, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumayı devletin temel amacı ve görevi olarak belirlemektedir. Anayasa’nın 14'üncü maddesi de temel hakların; devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını açıkça düzenlemektedir.

Teklif; kırk yılı aşkın süredir Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını, Türk milletinin birliğini ve vatanın bölünmez bütünlüğünü hedef alan bir terör örgütünün kurucuları, yöneticileri, üyeleri, yardımcıları, propagandacıları ve bu örgütün faaliyeti kapsamında ağır suç işleyenler için ayrıcalıklı bir ceza ve infaz rejimi oluşturmaktadır. Türk milletine, güvenlik güçlerine, şehitlerimize ve gazilerimize karşı işlenen suçların sonuçlarının siyasi bir süreç adına ortadan kaldırılması devletin anayasal koruma yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Terör örgütünün silahlarını bütünüyle ve denetlenebilir biçimde Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim ettiği ortaya konulmamıştır. Örgütün yalnızca fesih beyanında bulunması, silahlı varlığının sona erdiğini göstermemektedir. SDG, PYD ve PJAK gibi PKK'yla organik ve ideolojik bir bağ içinde bulunan yapıların kanun kapsamına girip girmediği de belirsizdir. Bu yapıların silahlı faaliyetlerini sürdürdüğü bir ortamda af sonucunu doğuran mekanizmanın işletilmesi; Anayasa’nın 3, 5 ve 14'üncü maddeleri yönünden kabul edilemez bir millî güvenlik zafiyeti doğurur.

Anayasa’nın 6'ncı maddesine göre egemenlik, kayıtsız şartsız Türk milletinindir. Egemenliğin kullanılması hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Anayasa’nın 7'nci, 8'inci ve 9'uncu maddeleri; yasama, yürütme ve yargı yetkilerini ayrı organlara vermiştir. Teklif, kanunun uygulanmasını güvenlik kurumlarının tespitine ve Millî Güvenlik Kurulu kararına bağlamaktadır. Oysa Anayasa’nın 118'inci maddesi uyarınca Millî Güvenlik Kurulu kararları Cumhurbaşkanlığına bildirilen tavsiye niteliğindeki kararlardır. Tavsiye organının kararı; soruşturma, kovuşturma, tutuklama, mahkûmiyet ve infaz üzerinde kurucu sonuç doğuran bir tasarrufa dönüştürülemez. Yasama organının hangi şartlarda af benzeri sonuçlar doğacağını belirleme yetkisini güvenlik kurumlarına, Millî Güvenlik Kuruluna veya yürütme ağırlıklı bir kurula bırakması, Anayasa’nın 6'ncı ve 7'nci maddelerine aykırıdır. Teklifin kurduğu kurul,

Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile bakanlardan ve üst düzey yürütme görevlilerinden oluşmaktadır. Bu Kurula, yeni soruşturma açılmasına izin verme, erteleme kararlarının dönemsel olarak değerlendirme, hak yoksunluklarının kaldırılması için yargı mercilerinden talepte bulunma ve sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlama görevleri verilmektedir.

(Uğultular)

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Başkanım, dikkatim dağılıyor.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Dinliyoruz, buyurun.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Yürütmenin, ceza soruşturmasının başlatılıp başlatılmayacağına ve yargı kararlarının sonuçlarına yön vermesi Anayasa’nın 8'inci ve 9'uncu maddeleriyle bağdaşmaz. Anayasa’nın 36'ncı maddesi, herkesin, meşru vasıta ve yollardan yargı mercileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılama hakkını güvence altına almaktadır. Anayasa’nın 138'nci maddesine göre hâkimler görevlerinde bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya beyanda bulunamaz. Teklif, soruşturma açılmasını Kurul iznine bağlamakta, kanun yolu incelemesinde ki dosyalar hakkında istisnasız biçimde bozma kararı verilmesini emretmekte ve hak yoksunluklarının kaldırılması için mahkemeler üzerinde yürütme kaynaklı bir talep mekanizması kurmaktadır.

Savcının soruşturma mecburiyetini ortadan kaldıran, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerini dosyanın esasına göre karar verme yetkisini sınırlayan ve mahkemeleri yürütmenin talebini karara bağlayan makam hâline getiren hükümler Anayasa’nın 9'uncu 36''ncı ve 138'inci maddelerine açıkça aykırıdır. Teklif, mağdurların ve suçtan zarar görenlerin başvuru haklarını da güvence altına almamaktadır. Kurulun yanlış değerlendirmesi sonucu kapsam dışında kalması gereken veya kasten öldürme suçuna iştirak ettiği hâlde kanundan yararlandırılan bir kişinin tahliye edilmesi durumunda mağdurların hangi merciye ve hangi süre içinde başlayacağı açık değildir. Bu belirsizlik Anayasa’nın 36'ncı ve 42'nci maddelerinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkını ihlal etmektedir.

Anayasa’nın 10'uncu maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını hükme bağlamaktadır. Teklif, aynı suç tiplerinden mahkûm olmuş kişiler arasında faili mensup olduğu örgütün adına göre ayrım yapmaktadır. PKK, KCK mensupları için soruşturma, kovuşturma, infaz ve hak yoksunlukları yönünden ayrıcalıklı bir rejim oluşturulurken diğer hükümlüler genel ceza ve infaz hukukuna tabi tutulmaktadır. Bu ayrım nesnel ve makul nedene dayanmamaktadır. Üstelik düzenleme Anayasa Mahkemesinin eşitlik denetiminde kapsamın genişlemesi riskini de taşımaktadır. Böylece, tek bir terör örgütü için çıkarılan istisnai rejim diğer terör örgütleri bakımından da emsal hâline gelebilecek ve genel bir terör affına dönüşebilecektir; demedi, demeyin. Türk milletinin birliğine kastedenlere ayrıcalık sağlayan bu yaklaşım Anayasa’nın 2'nci, 3'üncü, 10'uncu ve 14'üncü maddeleriyle bağdaşmaz.

Anayasa’nın 38'inci maddesinde suç ve cezada kanunilik ve ceza sorumluluğunun şahsiliği yönündeki temel güvenceler düzenlenmiştir. Teklifin fail merkezli yaklaşımı, yaşam hakkı ve maddi varlığın korunması yükümlülüğünü de zedelemektedir. Anayasa’nın 17'nci maddesi kapsamında, devlet yalnızca kişilerin yaşamına doğrudan müdahale etmemekle değil, yaşamı ve beden bütünlüğünü ağır suçlara karşı etkili ceza soruşturması ve yaptırım sistemiyle korumakla yükümlüdür. Gazilerimize karşı kasten öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama, işkence, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve bombalı saldırı gibi fiillerin soruşturma veya infazının ortadan kaldırılması bu yükümlülüğe aykırıdır.

Kurul kararlarının idare işlem sayılıp sayılmadığının ve hani yargı merciinin denetimine tabi olduğunu düzenlenmesi ise Anayasa’nın 125'inci maddesindeki idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olması ilkesini etkisiz bırakmaktadır.

Teklifin 10'uncu maddesi, görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağını düzenlemektedir. Olağan ceza mahkemesi ve infaz uygulamalarında kamu görevlilerine mutlak bir sorumsuzluk tanınmaktadır. Böyle bir korumaya ihtiyaç duyulması yapılacak işlemlerin sıradan bir infaz işlemi olmadığını ve ağır sonuçlar doğacağının teklif sahiplerince de öngörüldüğünü göstermektedir. İdarenin işlem ve eylemlerini yargısal denetimden, kamu görevlilerini hukuki ve cezai sorumluluktan peşinen bağışlayan bir hüküm Anayasa’nın 2'nci, 11'inci, 36'ncı, 40'ıncı 125'inci ve 129'uncu maddelerine aykırıdır. Kanunla mutlak sorumsuzluk alanı yaratılması, mağdurların tazminat ve ceza soruşturması talep etme hakkını ortadan kaldırır. Teklif, Türk milletinin egemenlik hakkını yürütme ağırlıklı kurula devretmekte, yargının bağımsızlığına müdahale etmekte, belirli bir terör örgütüne özel imtiyazlı ceza hukuku yaratmakta ve af sonucunu Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluğu dolanarak gerçekleştirmektedir. Şehitlerimizin hatırası, gazilerimizin fedakârlığı, mağdurların adalet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü siyasi bir pazarlığın konusu yapılamaz. Kesinleşmiş terör mahkûmiyeti bulunan hükümlülerin cezalarının infazına devam edilmesi hukuk devletinin, millî egemenliğin ve Türk milletinin adalet duygusunun gereğidir. Bu nedenlerle teklif Anayasa’nın başlangıç kısmı ile 2'nci, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci, 6'ncı, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, 10'uncu, 11'inci, 13'üncü, 14'üncü, 17'nci, 19'uncu, 35'inci, 36'ncı, 38'inci, 40'ıncı, 76'ncı, 87'nci, 118'inci, 125'inci, 129'uncu ve 138'inci maddelerine aykırıdır. İç Tüzük'ün 38'inci maddesi uyarınca, maddelerin müzakeresine geçilmeden teklifin tümünün reddedilmesi gerekmektedir.

Sayın Başkanım, ben sözümü tuttum, tekrar etmedim. Sizden son bir talebim vardır.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Biraz önce Anayasa Komisyonu Başkanımız Serap Hocamız buradaydı, kendisinden biz daha önce Komisyonlarda çok faydalanmıştık. Ben, bize, özellikle de onun bu teklif ve Anayasa'ya aykırılık konusunda görüşüne başvurulmasını sizden hassaten rica ediyorum.