| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; öncelikle Sayın Başkanım, üç yıldır sizinle Adalet Komisyonunda çalışıyoruz ve gerçekten bundan önceki toplantılarda da zatıalinize gerektiği gibi saygımızı, sevgimizi gösterdik. Şimdi, burada Adalet Komisyonu toplandı. Bakın, tüm 86 milyon insanın takip ettiği ve tüm siyasi parti mensuplarının Komisyonda olduğu bir toplantıda ilk imza... Madem şeye sadıksınız, ilk imza sahibi milletvekillerini konuşturuyorsunuz, üç yıldır ilk imza sahibi milletvekili kaç kişi konuştu, ben bunu size sormak istiyorum. Bakın, benim her türlü talebime "Geçmişte böyle yapıyoruz." dediniz. Bizim üç yıldır Adalet Komisyonundaki toplantılarımızda ilk imza sahibi kaç kişi konuştu? Bu teklifte 390 imza varsa onlarda da vardı, 100-200 imza olanlar oldu. Sizin öncelikle bunu bize bir cevaplandırmanız gerekiyor. Eski usulünüze uyuyor musunuz uymuyor musunuz? Uymuyorsanız o zaman ikinci bir soru, biz size yazılı önerge de verdik. Şimdi, teklif sahibi her siyasi partiden insanlar konuştu. Zaten aynı teklife imza atmışlar fakat bakarsınız ki hepsi ayrı bir telden çalıyor. Sayın AK PARTİ Grup Başkan Vekilini dinlerseniz bu teklif başka bir dünyada ama DEM PARTİ Grup Başkan Vekilini dinlerseniz bu daha ilk adım, bu adımı... Ve özellikle sizi şu konuda da protesto ediyorum: Daha hiçbir kanun çıkmadı, burada teröristbaşına teşekkür edildi, ona da müdahale etmediniz. Yani biz başka bir dünyada yaşamıyoruz, biz de burada yaşıyoruz ve bu görüşmelerle ilgili itirazları da madde madde belirtiyorum ve o teröristbaşına teşekkür eden grup başkan vekilini de kınıyorum huzurunuzda.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Biz de sizi kınıyoruz.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Çünkü bugün önümüzde... Suhuletle söyleyin lütfen. Çünkü bugün... Bakın, teröristbaşını kınıyorum, "Ben de seni kınıyorum." diyor ya, burada ne konuşacağız biz? Bu Komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu değil mi? AK PARTİ'li arkadaşlar, vicdanınıza sesleniyorum ben sizin ya. Vicdanınıza koyun ya, ben kötü bir şey dedim mi şimdi? Ben teröristbaşını kınıyorum, onu kınıyorum diye ben kınanıyorum yani. Ondan sonra "Sözcüsüsünüz." deyince de arkadaşlar hopluyor.
Önümüze yalnızca bir kanun teklifinin içeriği meselesi yoktur Sayın Başkanım. Bugün burada aynı zamanda şu soruya cevap vermeniz gerekiyor: Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun mu yapacaktır yoksa daha önce başka yerlerde hazırlanmış bir iradeye yalnızca şekil mi verecektir? Usul dediğimiz şey, esastan bağımsız bir teferruat değildir. Hele ki binlerce insanın ceza hukuku bakımından statüsünü değiştiren, terör suçlarından hükümlü veya sanık kişileri doğrudan ilgilendiren, şehit ailelerinin ve gazilerimizin adalet duygusuna temas eden böyle tarihî bir meselede usul aynı zamanda meşruiyet meselesidir ve maalesef, daha görüşmelerin başında önümüzde ciddi bir meşruiyet ve usul sorunu bulunmaktadır. Birincisi, bu salon bu görüşmeler için yeterli değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü uyarınca Komisyon toplantıları milletvekillerine açıktır. Böylesine önemli bir teklifin görüşüleceğinin herkes tarafından bilinmesine rağmen milletvekillerinin, danışmanların, ilgili kurumların ve kamuoyunun ilgisinin karşılanamayacağı bir salonun tercih edilmesi kabul edilemez. Milletvekili Komisyon toplantısına giremiyor, ayakta kalıyor veya görüşmeleri sağlıklı biçimde takip edemiyorsa kâğıt üzerinde "Toplantı açık." demenin hiçbir anlamı da yoktur. Meclis milletvekilinden, Komisyon kamuoyundan kaçırılamaz.
Sayın Başkan, talebimiz açıktır: Bu görüşmeler bütün milletvekillerinin çalışmalarını rahatlıkla takip edebileceği daha büyük ve uygun bir salona alınmalı ve Genel Kurul çalışma saatleri dışında bu toplantıya devam edilmelidir.
İkinci mesele: Bu toplantının kamuoyundan saklanmasıdır. Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde kamuoyunu en çok ilgilendiren ve yakinen takip edilen kanun tekliflerinden birini görüşüyoruz fakat bu Türkiye Büyük Millet Meclisi TV'de canlı yayınlanmıyor, görsel basın mensupları salon dışına çıkarılıyor. Soruyorum: Neden? Madem bu kanun 86 milyonca alkışlarla karşılanmış, bu basın mensupları niye çıkarılıyor? İmza atan tüm siyasi partilerin temsilcileri konuştu fakat muhalefetin, bu teklife karşı çıkan siyasi parti sözcülerinin sesini Türk milletinin duymasını istemiyorsunuz; size de böyle talimat verildi. Bu teklif millet adına görüşülmüyor mu? Burada söylenecek sözlerden kim rahatsız oluyor? Milletvekillerinin hangi görüşü savunduğunu milletin görmesinden neden çekiniyorsunuz? Eğer bu düzenlemenin arkasında duyuyorsanız kameradan korkmayacaksınız, eğer yaptığınız işin millet vicdanında karşılığı olduğuna inanıyorsanız basından kaçmayacaksınız. Bu Komisyon kapıları da kameraları da millete açık olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclis TV'den canlı yayın yapılmasını ve görsel basının çalışmalarını serbestçe takip edilebilmesini İYİ Parti Grubu ve şahsım adına talep ediyorum.
Anayasa’nın eşitlik ilkesini, hukuk devleti ilkesini, yasama yetkisinin kullanılış biçimini ve hepsinden önemlisi, Anayasa’nın 87'nci maddesinde özel olarak düzenlenmiş af yetkisini doğrudan ilgilendiren bir tekliften söz ediyoruz. Böyle bir teklifin Anayasa Komisyonunun değerlendirmesine sunulmaması nasıl izah edilebilir? İç Tüzük'ün 34'üncü maddesi komisyonlara kendi önlerindeki teklif başka bir komisyonunun ihtisas alanını ilgilendiriyorsa o komisyonun görüşünü isteme imkânı vermektedir. Dahası, İç Tüzük'ün 38'inci maddesi çok açıktır: Komisyonlar kendilerine havale edilen tekliflerin önce Anayasa’nın metnine ve ruhuna uygunluğunu incelemekle yükümlüdür. Öyleyse biz diyoruz ki: Madem Anayasa'ya uygunluk incelemesi yapmak zorundasınız, Anayasa Komisyonunun bu konuda görüş bildirmesinden neden kaçınıyorsunuz? Biz bu konularda hem Komisyon Başkanlığına yazılı dilekçe hem de önergelerimizi de sunduk, bunu da açıklamış olalım. Bu teklifin Anayasa Komisyonuna gönderilmesini talep ediyoruz, bu da bizim bir talebimizdir.
Dördüncü husus etki analizinin bulunmamasıdır. Bu teklif kaç kişiyi etkileyecek, kaç hükümlü tahliye olacaktır? Kaç soruşturma ve kovuşturma etkilenecektir? Hangi suçlardan kaç kişi yararlanacaktır? Terör örgütü üyeliğinden hüküm giymiş kaç kişi kapsam içerisindedir? Bunların ne kadarı yeniden topluma dönecektir, bunun kamu güvenliğine etkisi nedir? Emniyet ve istihbarat birimlerinin risk değerlendirmesi nedir? Yeniden suç işleme riski hesaplanmış mıdır? Şehit yakınları ve gaziler üzerindeki sosyal ve psikolojik etkisi değerlendirilmiş midir? Biraz önce imza sahibi hatibin birisi 120 küsur kişiyle görüşüldüğünü söyledi. Yalnızca bu kitapta sadece askeriye yani Türk Genelkurmayında "askeriye" sıfatında çalışan şehitlerini ismi yazılıdır ve sadece bunların ismi 7 bin civarındadır. Siz kaç kişiyle görüştünüz, 120 kişi bunların hepsini temsil ediyor mu? Ceza adaleti sistemi bakımından doğuracağı sonuçlar nelerdir? Hiçbirini bu Komisyonda hiç kimse bilmiyor, kanun yapıyoruz ama sonucunun ne olacağını bile yok. Binlerce insanın hukuki durumunu değiştiriyoruz ama toplumsal etkisini ölçmüyoruz. Eğer ölçtü isek de -bir zamanlar bu kanunla ilgili AK PARTİ Grup Başkanının da bir beyanı vardı- etki analizi varsa da verin, biz de görelim. Biz Komisyon üyesiyiz, ona göre belki sizin dediğinize doğru deriz, bir etki analizine bakalım. Sonra, buna yasama faaliyeti diyoruz; bu, yasama değildir; bu, sonuçlarını bilmeden millet adına karar vermektir. Teklifin kapsamı, hukuki, mali, güvenlik ve sosyal etki analizi hazırlanıp Komisyon üyelerine sunulmadan sağlıklı bir görüşme yapılamaz.
5'inci itirazımız, bu tekliften doğrudan etkilenenlerin ve konunun uzmanlarının burada bulunmamasıdır. Aynı konuyla ilgili de bizim önergemiz mevcuttur ve İç Tüzük'ün 30'uncu ve 41'inci maddelerine istinaden bu insanların da buraya davet edilmesini istiyoruz. Sayın Başkan, İç Tüzük komisyonlara uzman çağırma yetkisini süs olsun diye vermemiştir. Şehit aileleri nerede? Biraz önce söyledim, burada, 6.500 sadece asker şehidimiz var. Bunların hangisinin ailesini dinlediniz? Gazilerimiz nerede? Şehit ve gazi dernekleri nerede? Biz bunları dün itibarıyla dilekçeyle sizden talep ettik. Otuz-kırk yılını terörle mücadeleye vermiş askerlerimiz, polislerimiz, jandarma personelimiz nerede? Terör soruşturmalarını yürütmüş cumhuriyet savcıları nerede? Terör davalarında görev yapmış hâkimler nerede? Ceza hukuku akademisyenleri nerede? İstihbarat ve güvenlik uzmanları nerede? İlgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının uzmanları nerede? Bakın, teklifte "Adalet ve İçişleri Bakanlığına görev verdik." diyorsunuz, o Bakanların bırakın kendisini herhâlde yardımcıları da yok burada yani bu kadar ciddiye alınan bir konu; bunu belirtmek istiyorum. Bu teklifin sonuçlarını yaşayacak İnsanları dinlemeden, masabaşında hangi toplumsal mutabakattan söz edeceksiniz? Terör örgütü mensuplarının hukuki durumunu değiştirecek bir kanun yaparken o terörle mücadele ederken evladını kaybetmiş annenin ne düşündüğünü merak etmeyecek misiniz? Vücudunun bir parçasını bu vatana vermiş gazinin fikrini sormayacak mısınız? Yıllarca dağda terörist kovalayan güvenlik görevlisinin tecrübesinden faydalanmayacak mısınız? Biz bu kişilerin ve kurumların Komisyona davet edilmesini istiyoruz. İç Tüzük maddesi açık ve bunu davet de Komisyon Başkanının yetkisindedir; onları dinlemeden yapılacak her görüşme eksiktir.
6'ncı mesele, Komisyon üyelerine ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgelerin verilmemesidir. Sayın Başkan, madem bu teklifi şehit ve gazilerimize rağmen görüşmek istiyorsunuz, öyleyse bize bilgi vermek zorundasınız. Bu düzenlemeden yararlanması öngörülen kişilerin suç tiplerine göre dağılımını istiyoruz, kesinleşmiş mahkûmiyet sayılarını istiyoruz, devam eden soruşturma ve kovuşturma sayılarını istiyoruz, ilgili kurumların güvenlik değerlendirmelerini istiyoruz, Adalet Bakanlığının çalışmasını istiyoruz, İçişleri Bakanlığının değerlendirmesini istiyoruz, uygulamanın cezaevlerine ve denetimli serbestlik sistemine etkisini gösteren verileri istiyoruz, varsa hazırlık sürecinde alınmış kurum görüşlerini istiyoruz. Bunları istemek muhalefetin lütuf talebi değildir.
7'nci husus teklif sahiplerinin iradesine ilişkindir. Kamuoyuna son derece ağır bir iddia yansımıştır; teklife imza atan bazı milletvekillerinin imza attıkları nihai metni görmeden imza verdikleri ifade edilmektedir. Bu iddia derhâl açıklığa kavuşturulmalıdır. Buradaki teklif sahiplerine soyuyorum: Bu metni imzalamadan önce gördünüz mü, görmediniz mi? Madde madde okudunuz mu? Hangi hükmün hangi sonucu doğuracağını biliyor muydunuz? Yoksa, önünüze bir imza föyü konuldu ve "İmzalayın." mı denildi? Bir milletvekilinin imzası sıradan bir bürokratik işlem değildir, o imza millet iradesidir. Milletin size emanet ettiği yetkiyi kullanıyorsunuz; milletvekilinin görmediği bir metne attığı imza sadece kendisinin değil, temsil ettiği millet iradesinin itibarı meselesidir. Bu nedenle, teklif sahiplerinin her birinin teklifin hazırlanma sürecini ve metni hangi aşamada gördükleri ve sürecin yürütüldüğü terör örgütüyle görüşüp görüşmedikleri Komisyona açıklanmalıdır.
8'inci ve en temel hukuki itirazımız şudur: Bu teklifin adı ne olursa olsun sonuçları bakımından bir af düzenlemesi olup olmadığı tartışılmadan görüşmelere devam edilemez. YENİ YOL Grubu Sözcüsü Sayın İdris Bey'e de bu konuda tamamıyla katılıyorum. "Biz adına af demedik." demek meseleyi çözmez. Zaten, teklifin onlarca yerinde "Bu bir af kanunu değildir." yazmanız bile bunun af kanunu olduğunu sizin de çok iyi bildiğinizi göstermektedir. Çünkü hukukta belirleyici olan düzenlemenin tabelası değil, doğurduğu sonuçtur. Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı da budur. Bir düzenleme geçmişte işlenen suçlar bakımından cezanın ortadan kalkması, azalması veya hukuki sonucunun hafiflemesi sonucunu doğuruyorsa bunun özel af niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmek zorundadır. Eğer bu teklif belirli suçlar bakımından soruşturmaları veya kovuşturmaları ortadan kaldırıyor, kesinleşmiş cezaların uygulanmasını sona erdiriyor, cezaları belirli bir süre sonunda düşünüyor ya da geçmişe yönelik biçimde cezaların kapsamını hafifletiyorsa o zaman Anayasa’nın 87'nci maddesi karşımızdadır ve Anayasa’nın 87'nci maddesi açıktır. Genel ve özel af için Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte 3 çoğunluğu gerekir. 600 milletvekilli Mecliste bunun karşılığı 360 oydur. Kanunun adına "toplumsal bütünleşme" yazmakla Anayasa’nın öngördüğü nitelikli çoğunluktan kaçamazsınız, adını değiştirerek işlemin hukuki niteliğini değiştiremezsiniz. Bu teklif gerçekten af niteliğinde değilse hukuki görüşünüzü ortaya koyun, değerlendirmenizi Komisyona sunun, Anayasa Komisyonunu dinleyelim, ceza hukukçularını dinleyelim. Ama önce sıradan kanunmuş gibi görüşüp sonra kanun çıktı, tartışma bitti di-ye-mez-si-niz!
Sayın Başkan, bütün itirazlarımızı birlikte değerlendirdiğimizde karşımızadeki manzara şudur: Salon yetersiz, canlı yayın yok, görsel basın dışarı çıkarılıyor, Anayasa Komisyonunun görüşü yok, etki analizi yok, şehit aileleri yok, gaziler yok, terörle mücadele etmiş güvenlik görevlileri yok, hâkimler, savcılar, uzmanlar yok, ihtiyaç duyduğumuz bilgi ve belgeler yok, teklif sahiplerinin metni hangi şartlarda imzaladıkları dahi tartışmalı ve bütün bunların üzerinde teklifin Anayasa’nın 87'nci maddesine göre af niteliğinde olup olmadığına dair son derece ciddi bir anayasal sorun var. Devlet yönetmek aceleyle madde oylamak değildir, Meclis olmak önüne konulan metne mühür basmak hiç değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi millet iradesinin tecelligâhıdır. Burada yapılan her işlem açık, şeffaf, denetlenebilir ve Anayasa'ya uygun olmak zorundadır. Biz bugün teklifin esasına geçmeden önce bu usul eksikliklerinin giderilmesini istiyoruz. Toplantının uygun bir salona alınmasını, Türkiye Büyük Millet Meclisi TV'den canlı yayın yapılmasını, basın çalışmalarının engellenmemesini, teklifin Anayasa Komisyonuna gönderilmesini veya en azından Anayasa Komisyonunun görüşünün alınmasını, kapsamlı etki analizinin Komisyona sunulmasını, şehit aileleri ve gaziler ile onları temsil eden kuruluşlarının, terörle mücadelede görev almış güvenlik personelinin, terörle mücadelede görev almış hâkimlerin ve savcıların, akademisyenlerin, ilgili kurum ve kuruluşların uzmanlarının dinlenmesini, talep ettiğimiz bütün bilgi ve belgelerin Komisyon üyelerine dağıtılmasını, teklif sahiplerinin teklifin hazırlanma ve imzalama süreçlerine ilişkin açıklama yapmasını ve nihayet teklifin af niteliğinin Anayasa’nın 87'nci maddesi yönünden açıkça değerlendirilmesini talep ediyoruz. Bunlar yapılmadan maddelerin görüşülmesine geçilmesi bizim açımızdan yalnızca kötü bir yasama yöntemi değildir, bu, usul üzerinden Meclisin iradesinin sakatlanmasıdır. Sayısal çoğunluğunuz olabilir ama çoğunluk İç Tüzük'ü hükümsüz kılmaz. Çoğunluk Anayasa'yı aşamaz, çoğunluk milletvekillerinin bilgi edinme ve müzakere hakkını ortadan kaldıramaz ve hiçbir çoğunluk adına ne derse denilsin bir af düzenlemesini Anayasa’nın öngördüğü usulleri dolaşarak kanunlaştıramaz. Bu itirazlarımızın tamamını tutanaklara geçiriyor ve gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.
Teşekkür ederim.