KOMİSYON KONUŞMASI

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkanım, bakın, biz sizin nezaketinize, zarafetinize söyleyecek söz bulamıyoruz ama bizi bazen o kadar zor durumda bırakıyorsunuz ki topluluk huzurunda. Size yazılı bir talepte bulunuyoruz ve diyoruz ki: Başkanım, haklı ve meşru bir talep. Nedir bu haklı ve meşru olan talep? Dün burada Grup Başkan Vekillerimiz var, Bülent Bey var, Sayın Abdulhamit Gül var, ısrarla arkadaki müzakerelerde "Arkadaşlar, yapmayın, şu an itibarıyla Genel Kurulda görüşülen konu ivedi bir konu değil, yarın yıllara sari son derece önemli olduğunu iddia ettiğiniz, tarihî bir süreç, tarihî bir eşik dediğimiz bir kanun Adalet Komisyonunda görüşülecekse ya hiç olmazsa bu kanunun görüşmelerini Genel Kurulda erteleyin denildi." ama bir türlü üç dört saat beklendi, olumlu bir dönüş alınamadı. Şimdi, aynı kanun görüşmeleri Adalet Komisyonu olarak orada, Genel Kurulda görüşülürken burada biz Komisyonu toplayıp, alelacele ve sizin de çalışma usulünüzü biliyoruz, hiç ara vermeden, aralıksız olarak ILO Sözleşmelerine aykırı bir çalışma usulü bize dayatıyorsunuz. Biz de diyoruz ki: "Biz insanız ya, ışınlanacak durumumuz yok. Aynı anda hem burada hem Genel Kurulda olamıyoruz." Ve YENİ YOL Grubunun tek temsilcisiyim ben, o yüzden yazılı olarak size bir müracaatta bulundum, bunu bir konuşalım, bir tartışalım.

İkincisi de dedik ki: Sayın Başkanım...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bir saniye... Hangi konuda yazılı müracaatta bulundunuz?

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Bu konuyla alakalı verdim ben arkadaşlara.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Nerede?

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Özellikle verdim, ya yoksa bazen diyorsunuz ya: "Niye bana yükseldin?" Size yükselme şansımız var mı Sayın Başkan. Hem Hoca olarak seviyoruz sizi hem Komisyon Başkanı olarak.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bakın, Murat Bey de diyor ki: "Sizin soy isminiz Yüksel, ondan dolayı olabilir."

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Yok, hayır.

Hem Hoca olarak hem de Allah için, burada her bir arkadaşımızın görüşlerini, düşüncelerini sonuna kadar dinleme nezaketi gösterdiğiniz için bu hakkı biz burada da dışarıda da teslim ediyoruz ama yazılı bir önerge verip biliyoruz ki bunu ekranlar önünde, televizyonlar önünde konuşturmamak adına bu usul tartışmasına girmediğinizin farkındayız ve bunu da geçtiğimiz haftaki toplantıda da ifade ettik ve tutumunuzda da hiçbir değişiklik görmeyince halk arasındaki deyim şudur: Benim oğlan bina okur, döner döner yine okur, aynı usulü yine uygulamaya kalktınız. O yüzden eğer bir yükselme gibi algılandıysa bu hususta sizin şahsınızdan ve buradaki tüm Komisyon üyelerimizden de ben özür dilerim çünkü bu son derece önemli bir günde keşke böyle bir tartışmayla biz gündemi açmamış olsaydık ama yine ifade ediyorum: Bakın, burada geçtiğimiz dönemde de karma komisyonda bu itirazda bulunmuştuk. Şimdi diyoruz ki: Buradaki nitelikli çoğunlukla karar verilecek bir konuyu tartışıyoruz. İstediğiniz kadar, burada ceza hukukçularımıza sorabiliriz, bu şarta bağlı bir genel af düzenlemesidir, şarta bağlı. Neden? Memnu hakların iadesine ilişkin düzenleme de içeriyor burada. Dolayısıyla şöyle bir baktık, genel af işlenmiş olan, belirli suçları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran, açılmış kamu davalarını düşüren ve verilmiş cezaları silen bir hukuk kuralıdır. O yüzden, madem bunu yazıyoruz, bir düzenleme yapıyoruz, ne yaptığımızın da farkındaysak arkasında duralım. Zaten 360'ın üzerinde imzayla bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Dolayısıyla Komisyonun çalışmalarında ve Genel Kurulda uygulanacak yönteme dair bir oylama yapılması gerekliliği kanaatindeyim, onu da sizden bekliyorum. Komisyon üyelerimiz arasında çoğunluk zaten sizde, itiraz eden de çok fazla kimse yok, belki oylamaya sunduğunuz zaman biz de olumlu oy vereceğiz ama hiç olmazsa bu usulü eksikliği giderdikten sonra işin esasına girelim, Anayasa'ya aykırılık tartışmasını yapalım, geneli üzerindeki tartışmayı yapalım diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.