KOMİSYON KONUŞMASI

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Komisyon üyelerimizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, uzun ve yorucu bir süreci geride bıraktık, en çok da manevi açıdan zorlandık diye düşünüyorum bu süreçte ancak kamusal görevimizin ötesinde, çocuklarımıza, ailemize ve ülkemize karşı vicdani bir sorumluluk taşıdığımız için bu manevi yükü bir şekilde taşımasını da bildik. Çok geniş bir kesim dinledik akademisyenlerimizi, sivil toplum kuruluşlarımızı, sendikalarımızı, bürokratlarımızı, öğretmen ve öğrencilerimizi, uzmanlarımızı; ben hepsine teşekkür ediyorum katkıları için. Tabii, burada çok kıymetli hocamız Profesör Doktor Hilmi Demir'i de rahmetle anmak isterim, Allah rahmet eylesin.

Notlarımızı çıkardık, tabii, yola çıkarken bir şey söylemiştik, tek bir derdimiz var, o da gelecek nesillerimizi korumak, esasında Türkiye'nin geleceğini korumak. Bu hassasiyetle çalıştık hepimiz. Tabii, yasal düzenlemeler, illaki önerilerimiz olacaktır ama ben yasal düzenlemelerden ziyade bu konunun toplumsal toplumun eğitilmesi ve bilinçlenmesi yoluyla olabileceğine inanan insanlardanım. Elbette, Komisyonumuz iyi bir rapor ortaya koyacaktır. Komisyonumuzdan çıkacak rapordan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi de sorumluluklar üstlenecek, yapılması gereken düzenlemeleri yapacaktır, devlet bünyesinde yeni kurumlar ihdas edilecektir. Bunların hepsine inanıyorum. Bu nedenle, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde önemli bir not eklediğimizi düşünüyorum. Raporumuzun da hayırlı işlere vesile olacağına inanıyorum. Bu duygularla ben, başta Komisyon Başkanımıza kapsayıcı yöneticiliğinden dolayı teşekkür ediyorum, Komisyon üyelerimize iyi niyetli çalışmalardan dolayı hepsine ayrı ayrı kendi adıma teşekkür ediyorum, burada bulunan uzman arkadaşlarımıza, emek veren bütün arkadaşlarımıza, basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Aynı zamanda, Kahramanmaraş'ta kaybettiğimiz Ayla öğretmenimize, öğrencilerimize Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum. Tedavisi devam eden öğrencilerimize de acil şifalar diliyorum.

Başkanım, ben çok böyle basit notlar aldım yani ilk günden beri bütün sunumlardan hareketle, bazıları kendi notlarım daha önce size sunduğum, şurada ki rapordan alıntı, bazıları da hocalarımızın ortaya koyduğu notlardan; böyle kısa kısa, hızlı hızlı değinmek istiyorum müsaadenizle. Meselenin sadece bir güvenlik meselesi olmadığı, çok boyutlu bir mesele olduğu ilk notumuzdu hepimizin. Dolayısıyla çok boyutlu bir tedbir ortaya konulması gerekiyor. Ben, tabii, şiddet olduğu için, silahlı bir olay olduğu için ilk hassasiyetim silahı erişim konusunda raporda bizim çok net bir mesaj vermemiz gerektiğine inanıyorum. Silah... Özellikle belli kamu görevlilerinin silahlarının sayı sınırının çok net bir şekilde konulması gerektiğini düşünüyor ve bu konuda da Sayın Başkanım, milletvekilleri olarak bizim öncü olmamız gerekiyor çünkü milletvekilleriyle ilgili de böyle bir hak var. Bu konuda rapora çok net bir mesaj koyarak ve milletvekillerinin öncü olması gerektiğini de vurgulamamız gerektiğini ifade ediyorum.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Silahı bıraksın, milletvekilleri silahı bıraksın.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Yine, ruhsat alımlarının da zorlaştırılması gerektiği yani ruhsatlar konusunda da Başkanım, bazen çok kolay yollar olabiliyor, ruhsatsız silahlar içinde özel sıkı denetimler olması gerektiğinin altını çiziyorum. Şimdi, bu konuda erken uyarıyı fark edebilmek önemli yani sızıntı olduğu, önceden bunun işaretlerinin verildiği söylendi, bununla ilgili tedbirler alınması gerekiyor. Okul temelli tehdit değerlendirme ekipleri oluşturulması gerekiyor. Bunun ismi veya işlevi değiştirilebilir ama böyle bir önlem olması gerekiyor.

Okul disiplin yönetmeliği çerçevesinin güncellenmesi önemli bir başlık. Disiplin, yaptırımların yeniden gözden geçirilmesi. Mesela üst kademeye geçişte sicilin silinmesi, ortaokuldan liseye geçilirken bu tür şeyler KVKK'ye aykırı şeyler değildir bana göre. Bunlar da bu başlıkların hepsine ayrı ayrı bence raporda geçirmek gerekiyor.

Yine, okul-aile, okul-veli ilişkilerini gözden geçirmekte fayda var yani öğretmenin itibarını yeniden güçlendirecek bir mesaj olmalı raporumuzda. Bu, en çok önümüze çıkan konulardan biriydi. Velinin okulun içinde olması, öğretmenlerimizin bize en çok şikâyet olarak ortaya... Ya, okulun içerisinde işin özünden farklı olarak bulunması, öğretmenlerimizin en büyük rahatsızlığıydı, bir randevu sistemi gibi bir sistem önerilebilir. Bunun yanında, CİMER uygulaması en çok önümüze çıkan konulardan biri, CİMER uygulamasının yeniden güncellenmesi gerektiği de önemli bir başlık.

"On iki yıllık zorunlu eğitim yeniden gözden geçirilmeli." notu çok önümüze geldi. Ben bunun da raporda olması gerektiğini, en azında tavsiye olarak olması gerektiğini düşünüyorum.

Yine, bu okullarla ilgili az önce de söyledim, KVKK konusu gözden geçirilmeli, belli alanlarda bir esnemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Mesela okul idaresi "Çocuğun adresini göremiyoruz." gibi bir not söylemişti. Buna benzer başka başlıklar da olabilir. Yine, az önceki ortaokuldan liseye geçerken disiplin sicilinin silinmesi gibi.

Yine, müfredat konusuna birçok arkadaşımız değindi. Değerler eğitimi... Müfredatta şöyle bir sorun yaşıyoruz: Okulda akademik başarıya odaklanılması, rekabetçi bir yapının olması çocuklarda çatışmacı bir tablo ortaya çıkarıyor gibi bir sorunumuz var. Çocukların akademik başarıdan daha fazla sosyalleşebileceği, kendisini sanat, spor gibi açılardan ifade edebileceği bir okul ortamı, müfredatın buna odaklı olması. Yine, değerler eğitimi müfredata sistematik bir şekilde entegre edilmeli. Müfredatla ilgili çoğaltabiliriz Başkanım; empati, saygı, yardımseverlik gibi konuların müfredatın içinde çok net bir şekilde kendini hissettirmesi önemli. Şöyle bir not var: Bütün okulların müfredatı aynı olmamalı. Mesela fen lisesi ile meslek lisesine verilen müfredat aynı olmamalı. Aynı müfredatta meslek lisesindeki veya başka bir okulda olabilir, çocuğun zorlanıp okulu bırakması gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor gibi bir not vardı. Bu konudan da müfredatın aynı olmaması da önemli bir başlık.

Şimdi, rehberlik uygulaması konusunda evet, rehber öğretmen istihdamının artırılması önemli bir notumuz. Yine, niteliğinin güçlendirilmesi önemli bir notumuz ve yetkisinin de güçlendirilmesi önemli bir notumuz.

En önemli notumuz, bütün toplantılarda önümüze çıkan not etiketlenme, damgalanma korkusuyla ailelerin çocuklarını işte psikiyatriye götürmemesi, rehber öğretmenlerin de ailenin inisiyatifine karşı bir şey yapamaması. Bu konuda ailelerin inisiyatifine bırakılmadan bir işleyiş mekanizması önermemiz gerekiyor. Burada da kurumlar arası koordinasyon konusu önemli. Tabii, burada ailenin kaygısını giderecek bir düzenlemeye de ihtiyaç var. Özellikle çocukların yirmi sene, yirmi beş sene önce aldığı bir tedaviden dolayı yirmi-yirmi beş yıl sonra özellikle bir meslekle ilgili önüne bir engel gelmemeli. Bu konularla ilgili de sağlıklı bir düzenlemeye ihtiyaç var. Rehberlik konusunda sınıf öğretmenliği uygulamasının güçlendirilmesi önemli bir başlık diye düşüyorum yani biz bazı okullarımızda bunu da gördük. Okul çocuğu tanımıyor veya öğretmen çocuğu tanımıyor, rehber öğretmen çocuğu tanımıyor yani bir okulda bütün öğrencilerin kişisel özellikleriyle ilgili aile bilgileri her şeyle ilgili bilgi olmalı yani aile birlikte mi yaşıyor, işte anne baba birlikte mi yaşıyor, ekonomik seviyesi nedir, sosyal destek mi alıyor? Bütün bu konulara vakıf olmalı ve bu da sınıf öğretmenleri üzerinden yapılabilir diye düşünüyorum yani çocuğu tanıyan bir okul olmalı.

Şimdi, "aile" dedim Başkanım. Bu işin en temel dinamiği aile, bence biz bu işin merkezine aileyi almalıyız. Bir hocamız "Aile neyse çocuk odur." demişti, böyle bir ifade kullanmıştı yani aile en önemli rol model oluyor burada. Aile kurumunu zayıflatan etkenleri kesinlikle gözden geçirmemiz ve bununla ilgili güçlendirme çalışmalarının yapılması gerekir diye düşünüyorum. Aile kurumunu yıpratan yayınlarla ilgili çok net bir şekilde mesajımız, radikal bir şekilde mesajımız olması gerekir diye düşünüyorum. Burada, tabii, ailenin bilinçlendirilmesi önemli bir başlık, işte, dijital ebeveynlik programlarının yaygınlaştırılması, yine, güvenli internet konusunda ailelerimizin bilinçli olmadığı yönünde bir not var. Bu konuda bilinçlendirme çalışmalarının yapılması önemli. Bir de bu konularda yani "Zorunlu veli eğitimi." demişti bir öğretmenimizdi sanırım, zorunlu olmayabilir belki ama buna bir formül bulunabilir, veli eğitimleri konusu, okul dönemlerinin başlangıcında olabilir bu.

Şimdi, burada bizim Bakanlıklararası yatay koordinasyon ve entegre veri paylaşımı yani bu koordinasyon konusuna da dikkat çekmemiz gerekiyor ve ben, burada bir çocuk şiddet önleme koordinasyon merkezinin de kurulması gerektiğini düşünüyorum. Yine, bu konuyu da "Ulusal Çocuk Şiddetini Önleme Stratejisi" başlığıyla ele almamız gerekir diye düşünüyorum.

Burada basın, medya rolüne ayrı bir dikkat çekmek isterim. Burada daha sorumlu yayıncılık adına bizim bazı şeyleri gözden geçirmemiz gerekiyor. RTÜK'ün yetkilerinin konunun özüne ilişkin artması gerekiyorsa artırılmalı. Mesela burada RTÜK'ün verdiği cezaları biz yeterli cezalar olarak da görmedik yani bir dizinin bir yıllık bütçesinin yarısı kadar RTÜK beş yılda bütün televizyon kanallarına ceza kesmiş Başkanım. Aradaki farkı anlatmak için söylüyorum, sadece bir dizinin bir yıllık bütçesinin yarısı RTÜK'ün beş yılda kestiği ceza o da bütün televizyonlara yani buralarda ölçüsüz bir şey var diye düşünüyorum. Tabii, ceza bizim arzuladığımız bir şey değildir ancak orada da bir denge olmalı.

Ya, şiddeti özendiren içerikler konusunda çok net bir tavır ortaya konulmalı yani sigara konusu için nasıl basın, medyada bir hassasiyet varsa aynı şekilde silah konusunda da olmalı, bu konulara çok net ölçüler getirilmeli. Ben sabah kuşağı programlarıyla ilgili de Başkanım çok net bir şekilde çünkü bu, aile değerlerimize ciddi anlamda yara açtığını düşünüyorum. Bu konunun da raporda yer alması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi, bir de sorumlu yayıncılık dedik haberler konusunda yani her içerik haberlerin içerisinde yer almamalı. Yeni Zelanda Başbakanı örneği verilmişti, o 50 vatandaşlarını kaybettiklerinde "Biz failin amacına hizmet etmeyeceğiz." Failin ne fotoğrafı görüldü, ne bilgisi, hiçbir şey bilinmedi ama bizde İsa Aras'ın her şeyini bütün Türkiye biliyor. Yani bu konularda da sorumlu bir yayıncılık anlayışı ortaya konmalı, bunun yanında bu sadece basın, medyada değil, sosyal medyada da aynı şekilde olmalı. Mesela o çocukların camdan atlama görüntüleri binlerce sayfada yayınlanmıştır, ya, bu konularda bu işin bir ölçüsü olmalı yani bir krizden sonraki yayıncılık anlayışının da bir ölçüsü olmalı.

Yine, şimdi, dizilerimiz, filmlerimiz, medyamız rol modeller ortaya koyuyor. Yani dizilerden rol model olarak... Daha çok işte Kurtlar Vadisi gibi diziler hep dile getirildi, Çukur gibi vesaire. Yani bizim yayın hayatımızın, yayın dünyamızın, Başkanım, rol modeller konusunda bir gözden geçirmesi gerekiyor.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Mafyatik şeyler rol model göstermemeleri lazım.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Evet, gösterilmemeden ziyade kimlerin gösterilmesi gerektiğini de konuşmak gerekiyor.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Basın ahlak ilkeleri olması lazım.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Evet, ben mesela özellikle TRT'nin, sonuçta kamunun gücüyle çalışan bir yayın organının işte bu konularda daha fazla hassasiyet göstermesini beklerim açıkçası, öncülük yapmasını beklerim, rol modeller anlamında öncülük yapmasını beklerim.

Şimdi, dijital platformlarla ilgili, Başkanım, dijital platformlarının sorumluluğu artırılmalı. Bu konuda RTÜK Başkanımız mesela buranın denetlenmesi konusunda da bir yetki gibi bir şey söylemişti. Aslında burada farklı bir kurulda kurulabilir, dijital platformları denetleme kurulu şeklinde yeni bir kurul ihdas edilebilir. İşte Youtube kanallarının lisanslaması vesaire birçok açıdan yetkileri tartışılabilir ama burayı takip edecek bir kurula ihtiyaç olduğunu da düşünüyorum çünkü dijital platformların, özellikle sosyal medya mecralarının burada bize sundukları sunumlarla biz gerçekteki tablonun çok farklı olduğunu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu anlamda da mevzuatlarımızın ve yaptırımlarımızın çok net olması, kırmızı çizgiyle de bunu çizmemiz gerekir diye düşünüyorum. Mesela bir şikâyet olduğunda biz inceliyoruz, sonra kaldırıyoruz gibi ama iki gün sonra kaldırılan bir şiddet görüntüsünün hiçbir anlamı yok. İki gün değil, bazen iki saat bile çok uzun bir süre olabilir. Burada anında kaldırma veya hiç yayınlamama gibi sorumlulukları olmalı bu dijital platformların; bunu da paylaşmış olayım.

BTK'nin yetkileriyle ilgili bir notumuz vardı, içerik kaldırma yetkisi, özellikle şiddet konularında, Anayasa Mahkemesinin 2024 yılında bunu iptal ettiği gibi bir not vardı. Bu konuda da bence yeni bir kanuni düzenleme yapılması gerekir diye düşünüyorum. Merhum Hilmi Demir Hocamızın söylediği bir not vardı, "Dijital radikalleşme sorunu yaşıyoruz." demişti ama şöyle de önemli bir noktaya dikkat çekmişti, "Türkiye'de bu konuda çalışan bir uzmanlık alanı yok." demişti. Bence bu konuda da yani radikalleşmeyi çalışacak bir enstitü ya da bir kurum ihdası önerimiz de olmalı diye düşünüyorum. Yine, dijital mecralarda Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde dijital devriye polisleri, bu benim size verdiğim raporumda da vardı, ilk gün verdiğim raporda. Dijital devriye polisleri uygulamasına da geçilmeli Başkanım.

Şimdi, yasaklar konusunda... Yasak her zaman veya bir ceza her zaman çözüm olmuyor, çoğu zaman da olmayabiliyor. Mesela şu not benim çok dikkatimi çekti Başkanım, Siber Suçlar Daire Başkanı söylemişti. İsmini vermeyeyim "influencer"ın, "E.B. isimli 'influencer' cezaevine girdikten sonra 6 milyon takipçi geldi sayfasına." demişti. Şimdi, aslında bir ödül olmuş cezaevine girmek onun için. Şimdi, burada da bence bu yaptırımlar konusunda da farklı tedbirler düşünülmeli Başkanım mevzuatlarda yani cezaevine girmek böyle bir şeye ceza değil, ödül oluyor.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Kimin hesabına gelmiş?

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Onun kendi hesabına mı?

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Kendi hesabına 6 milyon yeni takipçi gelmiş yani.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Kimin?

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - İsmini vermedim ben, girebilir, Enes Batur diye bir "influencer."

YILDIZ KONAL SÜSLÜ (İstanbul) - Vardı ya, tutuklandı bir ara.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - FETÖ'cü olan mı?

YILDIZ KONAL SÜSLÜ (İstanbul) - Yo, şimdi, "Youtuber" vardı ya, çocuklara oyunları analiz ediyordu.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Bu 6 milyon sayısını Siber Suçlar Daire Başkanı verdiği için...

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Artı olarak gelmiş.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Yani yeni, aktif olarak. Mesela bu bir ödül olmuş benim kanaatim ki Başkanım, ben bunun bir tercih yöntemi de olduğunu düşünüyorum yani cezaevinde üç ay, beş ay yatılır böyle bir şey için.

LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Bir hukukçu olarak...

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Bu kadar kolay tutuklama kararı verilmezse...

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - İşte onu diyorum Başkanım. Burada başka yaptırımlar düşünülmeli yani bu tür konular için, buna, tabii, ayrıca kafa yorulabilir.

Şimdi, oyunlar konusunda işte burada tehdit içeren oyunların hâlâ serbest olduğu, bu anlamda ciddi bir, keyfî bir tutum olduğu konuşuldu. Bu konuda da bence bir birim kurulmalı bu oyunları takip edebilecek -hocamızın önerdiği şekliyle almışım- yerli ve millî oyun derecelendirme birimi, bu konuların takibi, içerik takibiyle ilgili; bunu da paylaşmış olayım.

Son olarak, Değerli Başkanım, çocuğun sosyalleşmesinin önemine dikkat çekiyoruz. Bu konuda tabii ki bizim bazı önerilerimizin de olması gerekiyor. Ben mesela bu raporda kitap okuyan bir nesil vurgusuna dikkat çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani kitap okuma alışkanlığı...

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Test çözen değil de kitap okuyan.

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Kitap okuyan bir nesil yani hayal dünyası geniş olan, kendini ifade edebilen ve bu anlamda da tabii, işte bunu da bu imkânları da büyütecek olan konulara da dikkat çekmemiz gerekir. Kamu kurumlarının işte bu konuya alan oluşturması, kütüphaneler gibi, kitap okuma alışkanlıklarıyla ilgili belki Millî Eğitim Bakanlığımızın farklı çalışmaları olabilir ve millî okuma seferberliği gibi çalışmalar düşünülebilir. İstanbul Valimiz söylemişti yani "Her çocuğun bir lisansı olsun diye bir çalışmamız var." demişti ancak sağlık raporuyla ilgili ücret konusuna dikkat çekmişti, çok küçük ücretler bazen bazı aileler için çok büyük ücretleri olabiliyor, dolayısıyla bu tür mali engellileri de kaldırmak gerekir yani lisans konuları da kolaylaştırılması gerekir.

Son olarak her yapılan okulda bir spor salonu olmalı şeklinde buraya bir not almışım Başkanım, ayrıca yazılı olarak da diğer notları da bildireceğim.

Ben teşekkür ediyorum.