| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .08.2026 |
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, Komisyon üyelerimiz, uzmanlarımız, basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Başkanım, ben, arkadaşlarımın konuştuklarının birçoğuna iştirak ediyorum ama tekrar etmemek adına, kısaltmak için konuşmayı onlara değinmeyeceğim.
Sayın Başkanım, şimdi, biz çocukluğumuzdan beri, eğitim aldığımızdan beri eğitimin 3 tane temel aktörü var, bunu hep konuşuyoruz: Öğretmen, öğrenci ve aile. Ara ara öğretmeni çok önemsiyoruz, biraz sonra öğrenciyi öne çıkarıyoruz, sonra aileyi biraz öne çıkarıyoruz, bir türlü üçü arasında bir ahengi oluşturamadık. Şimdi, bunlara bu gelişen dünyada, özellikle Türkiye'nin de kente çok hızlı bir şekilde gelmesinden dolayı yeni unsurlar ilave edildi, bu üç aktöre, onun için de bunlar arasında gidip geliyoruz.
Mesela, ben kendi yaşadığım bir hatıramı paylaşayım sizinle: 1989 yılında ben Nevşehir'de öğretmenliğe başladığımda böyle bilge bir müdürümüz vardı; beni aldı, nasihat ediyor, daha hiç derse girmemişim; dedi ki: "Öğretmen mum gibidir, kendisi tükenirken etrafını aydınlatır." bu çok hoşuma gitmişti, inanılmaz hoşuma gitmişti. Bu öğretmene biraz da böyle biraz kibir de yükleyen bir şey: "Her şeyi ben yapıyorum." öğrenciyi de -aslında eğitimin başaktörü öğrenci- biraz ikinci plana iten bir görüştü bu. Aslında bu CİMER, BİMER hep bu tür duygulardan doğdu. Belki kız öğrenciler bilmez ama erkek öğrenciler, bir de sınıf başkanlığı yapanlar çok iyi bilir; ben ilkokul 1'den beri sınıf başkanlığı yaptım. Belli müdür yardımcılarının hep yanında kazma sapı falan olurdu böyle, çok agresif öğretmenler vardı. Yani bu CİMER niye çıktı böyle? Çünkü artık öğretmenlerden yapılan şiddetin önü alınamaz hâle geldiği için bu hâle geldi. Bu sefer de kantarın topu öğretmenin aleyhine kaçtı yani bizim bunlarda bir denge oluşturmamız lazım. Öğrenci, tamam, birinci aktör, öğretmen çok önemli bir aktör; bunlar arasında bir denge oluşturmamız lazım. Ben bu mantıkla düşünerek bazı öneriler yazdım. Önerimin sonunda da biraz, belki -ne bileyim- bazı arkadaşlarımın, bazı insanların şaşıracağı bir öneride bulundum.
OTURUM BAŞKANI LÜTFİYE SELVA ÇAM - Buyurun, başlayın.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Eğitim, öğrencilerin anlayışlarını geliştirecek bir öğrenme ortamı oluşturabilme sürecidir. Bunun yolu, yalnızca bilgi aktarmaktan değil öğrencinin sorgulayan, eleştirel, yansıtıcı ve özenli düşünebilen bir birey olarak yetişmesini desteklemekten geçer. Öğrenme sürecinde öğrencinin öznel deneyimlerinin, soru sormasının ve tartışmalara aktif katılımının merkeze alınması eğitimin en önemli unsurlarından biridir. Düşünme becerilerinin gelişimi yalnızca ileri yaşlarda değil çocukluk döneminden itibaren desteklenmesi gerekir. Bu nedenle, eğitim, çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun biçimde düşünmeyi, sorgulamayı ve anlam üretmeyi teşvik edecek şekilde yapılandırılmalıdır.
Sınıf ortamı tek yönlü bilgi aktarımının hâkim olduğu bir yer olmaktan çıkarılıp öğretmen ile öğrencinin etkileşim içinde olduğu birlikte düşünen, birlikte üreten ve ortak öğrenme kültürünü geliştiren bir yapıya dönüştürülmelidir. Öğretmenin rolü yalnızca bilgi aktaran değil öğrencinin düşünme sürecine rehberlik eden, merakını canlı tutan ve öğrenme yolculuğunu destekleyen bir anlayışla ele alınmalıdır. Eğitimin amacı, öğrencilerin yalnızca bilgi edinmesini sağlamak değil eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek, farklı bakış açılarını değerlendirebilmelerine imkân tanımak ve kendi düşüncelerini temellendirebilmelerine katkı sunmaktır. Bunun için, düşünmeyi güçlendiren yaklaşımların eğitim sürecinin bütününe yayılması, farklı disiplinler arasında ilişki kurulması ve öğrenme ortamlarının diyalog, katılım ve karşılıklı etkileşim temelinde şekillendirilmesi önem taşımaktadır. Güçlü bir eğitim anlayışı öğrenciyi merkeze alan, düşünmeye değer veren, sorgulamayı teşvik eden ve öğrenmeyi ortak bir süreç olarak gören bir eğitim ortamının oluşturulmasıyla mümkün olacaktır diye düşünüyorum.
Sayın Başkanım, önerim şu: Bizde şu anda felsefe dersleri 10 ve 11'inci sınıflarda var, 12'nci sınıfta seçmeli ders. İlkokuldan başlayarak ilkokul ve ortaokuldan itibaren felsefe dersi koymak okullara ama benim önerdiğim felsefe dersi üniversitede okutulan kuru ve akademik felsefeden bahsetmiyorum tabii, ilkokul ve ortaokul yaşına uygun çünkü bu modern çağda... Mesela Maraş'taki çocuğun bir Erasmus etkinliğinden dolayı Polonya'ya gittiğini, orada yalnızlığını, annesinin, babasının, öğretmenlerin onunla ilgilenmediğini anlatırken aslında bu aldığı eğitimle o yalnızlığını giderebilir ama bu, öyle bildiğiniz matematik, fizik falan bu derslerle giderilemez ama böyle dersler ona çok destek olacaktır. Onun için, bu yeni dünyada yeni öneriler getirmek lazım. Ben bu felsefe dersinin çok değerli olacağını düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.