| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .08.2026 |
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Öncelikle Komisyon Başkanımız olarak size, Değerli Komisyon üyelerimize, çok değerli uzman arkadaşlara, bürokrat arkadaşlara, gazeteci arkadaşlarımıza, herkese çok teşekkür ediyorum. Verimli bir çalışma dönemi oldu, güzel bir çalışma dönemi oldu. Siz gerçekten üzüm yemek için çaba sarf ettiniz, bizler o yüzden çaba sarf ettik. Ben bir kez daha elinize, emeğinize sağlık diyorum.
Bir üzüntüm var. Dün bir cenaze için Kahramanmaraş'a gittim, giderken havalimanında yaşamını yitiren çocukların aileleriyle karşılaştık, beraberdik. Biliyordum ben tabii toplantıyı. Sayın Cumhurbaşkanı önceki gün Millî Eğitim Bakanının organizasyonuyla yaşamını yitiren çocukların aileleriyle görüşmüş, burada 7 Kahramanmaraş Milletvekili arkadaşımız da hazır bulunmuş. Kahramanmaraş'ın milletvekili sayısı 8'dir, ben de Kahramanmaraş'ta 110 bin yurttaşımızın oyuyla seçilmiş bir vekilim, üstelik bu konuyla ilgili araştırma komisyonunun da üyesiyim. Sayın Millî Eğitim Bakanı böyle bir çalışmada bile militanlık yapıyorsa, partizanlık yapıyorsa değerli arkadaşlar, o adamdan Türkiye'ye hiçbir fayda gelmez, millî eğitime hiçbir fayda gelmez. Bir siyasetüstü konu, siyasetle ilgisi olmayan... Ben çok heveslisi değilim ama aileler dün bana çok üzüldüklerini söylediler çünkü ilk günden beri hep ailelerle, daha sonra tekrar devam ettim ben çünkü bir kez daha gittim yanlarına. Neredeyse iki günde, üç günde bir telefonla görüşüyoruz. Aileler "Keşke siz de olsaydınız, sizi de görmek istedik. Hatta sorduk, ses vermedi birisi." dedi. O kim, birisinin kim olduğunu söylemeyeyim, bir milletvekili arkadaşımız, memleketimizin milletvekili ama Milliyetçi Hareket Partisinden Zuhal Hanım davet edilmiş Millî Eğitim Bakanının muhtemelen kendi tasarrufuyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin 6 milletvekili var, 6 milletvekili arkadaşımız orada. Ya, arkadaş, hani bizim hiç mi fikrimiz yok, hiç mi düşüncemiz yok, o şehri temsil etmiyor muyuz? Millî Eğitim Bakanı yanlış yapmıştır, kınıyorum, önce bunu söyleyeyim.
Önerilere gelince -Şenol Hanım olsun, Sayın Tanal olsun, Sayın Yalım Bey olsun- çok güzel öneriler, biliyorum Suat Bey'in kapsamlı bir çalışması var, birazdan o da önerilerde bulunacak. Her ne kadar, şu anda, ben Cumhuriyet Halk Partisinin, arkadaşlarım Yeni Partinin milletvekilleri olsa da biz bu Komisyona Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak girdik, düşüncelerimiz de birdir zaten, geniş önerilerle ilgili bir sunum yapacaktır, yapacağınızı da biliyorum.
Ben kendi gözlemlerinden birkaç öneride bulunmak istiyorum. Birincisi: Bu silah meselesini çözmemiz gerekiyor değerli arkadaşlar yani bir emniyet müdürünün, bir üst düzey bürokratın, siyasetçinin bu kadar silah sahibi olmaması gerekiyor. Bu bizim bence tarihî sorumluluğumuz. Silahlarla ilgili Komisyon raporumuz da olmalı ve bununla ilgili bir kanun teklifi hazırlamalıyız. Yani emniyet amirinin, emniyet müdürünün bu kadar çok silaha sahip olmamalı arkadaşlar, bir miktar bu işin başka şeyleri de yapılıyor, ticareti de yapılıyor çünkü biliyoruz, denk geldik.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Kimse sahip olamasın, sadece emniyet değil, kimse sahip olmasın.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Tabii, tabii emniyet, bürokratlar, üst düzey bürokratlar...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bireysel silahlanma...
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Bireysel silahlanma, evet.
Milletvekilleri, bizler olmamalı arkadaşlar, buna bir çözüm bulunması gerekiyor, bununla ilgili rapor da mutlaka yer alması gerekiyor.
İki: Yine rehberlik danışmanlıkla ilgili erken uyarı ya da ikaz sistemi mutlaka olmalı. İşte arkadaşlar söylediler, Kahramanmaraş'ta çocuk 32 kez rehberlikle görüşüyor, hocayla görüşüyor ama gidiliyor, yazılar yazılıyor, Millî Eğitim "Çocuğu kazanalım." diye cevap veriyor. Öyle olmamalı yani bu dünya örneklerine bakılmalı, gerekirse 3'ten sonra Millî Eğitime, 5'ten sonra Emniyete, bir şekilde bir yere bilgi verilmesi gerekiyor, bir buton olması gerekiyor, erken uyarı sisteminin kurulması gerekiyor.
Rehberlik öğretmenleriyle ilgili açık var, mutlaka bu açığın tamamlanması gerekiyor. Atama bekleyen öğretmen sayısı çok fazla ve o kadar da atanması gereken öğretmen var. Bu atama yani belki ekonomik kriz, ekonomik nedenler, belki işte Millî Eğitimin kendi iç yapısından kaynaklı, "Biz bu kadar atama yapamayabiliriz." denmemeli, burada bir pozitif ayrımcılık yapılmalı çünkü en hassas branşın aslında bu olduğu görülüyor değerli arkadaşlar, en hassas branşlardan biri bu branşmış; rehberlikle ilgili atamaların yapılması gerekiyor.
RTÜK Kanunu değişmeli, güncellenmeli. RTÜK Kanunu, 6112 sayılı Yasa yirmi beş yıl öncenin yasası arkadaşlar. O zaman dijital medya yok, X platformu yok, ne bileyim, işte, sosyal medya yok, bu kadar televizyon yok; reklam pastası ayrılmamış, daha ahlaklı bir yayıncılık var. Bizimkiler'den yani Bizimkiler dizisinden -dizi ismi vermeyeyim- geldiğimiz noktaya bakın. Değerli arkadaşlar, dizilerdeki ahlaki çöküntüyü görmüyor muyuz? Şiddet var, ahlaki çöküntü var, özendirme var, her şey var. Mutlaka RTÜK Yasası yeniden yazılmalı, düzenlenmeli ve orada da silahla ilgili, şiddetle ilgili mutlaka müeyyideler getirilmelidir.
Psikiyatriyle ilgili çocukların psikiyatriste gitmemesi sorunu çözülmelidir yani ailelerin çocuklarının geleceğinden duydukları kaygı yüzünden psikiyatriste götürmemeleriyle ilgili sorunu çözmek gerekir hocam. Nedir o? "Çocuğum pilot olamaz, asker olamaz, işte, şu olamaz, bu olamaz." gerekçesiyle psikiyatriste götürmüyor. O çocuğu belki de kazandırırız, belki de Kahramanmaraş'taki çocuk psikiyatriste gitse bu olay olmazdı, bu çocuklar yaşardı. O yüzden buna ilişkin de bence Sağlık Bakanlığının bir düzenleme yapması gerekiyor. Ruh sağlığı yasası çıkarılmalı, mutlaka çıkarılmalı ruh sağlığı yasası. Bunu da Komisyonumuzun raporunda önermemiz gerekiyor.
Öğretmenlerimizin -bu siyasi bir şey- geçinebilir maaş almaları... Bu siyasi bir tarafı işin ama okullarda güvenlik sadece yeterli değil ama olmalı. Okulların fiziki şartları düzenlenmeli, okullarda öğrencilerin spora, sanata yönlendirilmesi için altyapının mutlaka hazırlanması gerekiyor. Bir başka sorun, öğretmenlerin üzerindeki kılıç olan CİMER'i kaldırmak gerekiyor. Hatırlıyor musunuz ne dedi bir öğretmenimiz? İstanbul'da söyledi, çocuk demiş ki: "Hocam, bir CİMER'e bakar." Öğretmen öğrenciye kızıyor, yaptığı yanlıştan dolayı uyarıyor. "Hocam, altı üstü bir CİMER, bir CİMER'e bakar; bir mesaj atarım, sen de susarsın." diyor. Öğretmenler üzerinde bir baskıdır bu. Tabii ki bu sistem olmalı yani öğrencisine şiddet uygulayan öğretmen de CİMER'e şikâyet edilmeli ama öğrencilere de özellikle hele hele o yaştaki çocuklara da bu kadar rahat bir ortam verilmemeli diye düşünüyorum.
Şiddet içeren oyunlara yönelik tedbirler alınmalı, yaptırımlar uygulanmalıdır. Buna ilişkin bir düzenleme mi yapılır, mevzuatta mı değişiklik yapılır, bilemiyorum. Dijital medya sınırlandırılmalıdır demiyorum, sansür olmalıdır demiyorum; bu yanlıştır. Nereden sınırlandırırsanız sınırlandırın, dijital medyaya herkes ulaşır ama işte "Öğretmenimi Nasıl Öldürürüm" gibi oyunlar bir şekilde bu teknolojide engellenebilir arkadaşlar, bunların sağlanması gerekir diyorum.
Sözü çok fazla uzatmayacağım. Umarım muhalefet şerhine ihtiyaç duymayacağımız bir rapor olur. Öyle çalıştık, hiçbirimizin arkasında, beyninin arkasında başka hesap olmadı. Başta "Keşke Divanda Kahramanmaraş'tan da bir vekil arkadaşımız olsaydı." dedik yani iktidardan olur, fark etmezdi ama sonuçta o sürecin bizi getirdiği noktada gördük ki Sayın Başkanımız gerçekten geçmişinde, işte, devlette aldığı görevlerden kaynaklı, idarecilik yönündeki anlayışından dolayı başarılı bir Komisyon Başkanlığı gerçekleştirdi. Ben tekrar hepinize çok teşekkür ediyorum; elimize, emeğimize sağlık. Umarım rapor da -dediğim gibi- muhalefet şerhine ihtiyaç duyulmayacak bir rapor olacaktır diyorum.
Sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.
Bu arada özür dilerim, çocukların şehitliğiyle ilgili bana ailelere verdiği bilgi ki toplantıda olan İrfan Bey o toplantıdaydı AK PARTİ milletvekili olduğu için. Daha önce CHP, DEVA'daydı, gidemiyordu, isyan ediyordu ama biliyorum onun niyetini, onun kesinlikle bizim de olmamız gerektiği yönünde duyarlılığı olmuştur ama biz olmadığımız için öğrencilerden duyduk. Sayın Erdoğan şehitlik meselesini çözeceğini söylemiş, bu sözü vermiş. Millî Eğitim Bakanı -yanılıyorsam beni düzeltsin arkadaşlarımız, Zuhal Hanım da oradaydı- çocukların okullara isminin verilmesinin çok zor olacağını söyleyince Tayyip Bey "Olur, olur; verilecektir." demiş, onu da çözmüşler galiba. Eğer bu ikisi de çözülürse aileler en azından bir miktar da olsa rahatlarlar ve istekleri yerine getirilmiş olunur diye düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.