| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .08.2026 |
MEDENİ YILMAZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlar, Sayın Bakan Yardımcımız, şehit ve gazi ailelerimizin değerli mensupları, Bakanlığımızın değerli temsilcileri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, görüşmekte olduğumuz teklifi genelde olumlu bulduğumuzu, yıllardır beklenen bir ihtiyacı karşıladığını ve bir boşluğu doldurduğunu ifade etmek isterim. Elbette bu düzenlemenin eksik bulduğumuz ya da eleştirdiğimiz yanları var. Bunlarla ilgili, izninizle yapıcı eleştirilerimizi de kısaca paylaşmak isterim: Öncelikle yerinde bulduğumuz yanları; 1'inci madde, şehit ana ve babalarına tanınan asgari ücret güvencesini tüm vazife malullerine yayıyor. Şehadetin hukuki karşılığının şehidin rütbesine göre değişmesi savunulabilir bir şey değildi, bu ayrımın kaldırılması doğrudur.
2'nci madde, bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ödemeyi yüzde 25 artırıyor ve bunu net asgari ücrete endeksliyor; yöntemde doğrudur, tutarlı olmasını anlamlı.
6'ncı madde, er ve erbaşların yeniden muayene hakkını 55 yaşına taşıyor. Bu, yaralanmaya bağlı rahatsızlıkların yıllar sonra anlaşılması gereği karşısında yerinde bir düzenlemedir.
Şimdi asıl meseleye geliyorum, bu konuda 5'inci maddeyle ilgili verdiğim önerge var, önerge üzerinde de konuşmak isterim ama şimdiden burada söylemek istiyorum. 5'inci maddeyle getirilen hak yalnızca askerî personele, millî istihbarat teşkilatı mensuplarına, emniyet teşkilatının emniyet hizmetleri sınıfına mensup personeline ve güvenlik korucularına tanınıyor. Sormak istiyorum: Aynı şarapnel parçasıyla yaralanan bir asker ile bir sivili ya da aynı teşkilatta görevli iki personeli birbirinden farklı hukuki rejime tabi tutmanın objektif ve makul açıklaması nedir? Anayasa’nın 10'uncu maddesinin son fıkrası, şehit yakınları ile malul ve gaziler lehine alınacak tedbirlerin eşitliğe aykırı sayılmayacağını söyler ama bu hüküm, korunan gruplar arasındaki ayrımları denetim dışı bırakmaz. Aksi hâlde, bu Meclis, bir eşitsizliği giderirken yenisini üretmiş olur. 5'inci madde bir geçici madde olarak düzenlenmiş ve şöyle diyor: Bu hükümler, yalnızca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında bir defaya mahsus uygulanır. Bu tarihten sonraki olaylar için yeni başvuru yapılamaz.
Değerli arkadaşlar, terörle mücadele devam ediyor. Bu maddeyi bu hâliyle kabul edersek şunu söylemiş oluyoruz: Aynı bölükte görev yapan, aynı çatışmanın içinde bulunan, aynı ağırlıkta yaralanan iki askerden biri olayı 31 Ağustosta yaşadığı için ömür boyu aylık alacak, diğeri 2 Eylülde yaşadığı için hiçbir hak elde edemeyecek. Aralarındaki tek fark takvim yaprağı. Bugün buraya bir tarih eşiği daha koyarsak birkaç yıl sonra bu salonda aynı meseleyi yeniden konuşacağız. Devlet adına ödenen bir bedelin karşılığı olayın takvim tarihine göre değişmemelidir. Bu maddenin geçici madde olmaktan çıkarılıp kalıcı hâle getirilmesi gerekir. Tanınan hakkın kullanılabilmesi için 3 şart getirilmiş: Başvuru bir yıl içinde yapılacak, olay tarihinde mensubu olunan kuruma yapılacak ve en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporu alınacak. Bu maddenin muhatabı kim? Büyük ölçüde, on yıl, on beş yıl önce yararlanmış, bugün terhis olmuş, kurumundan ayrılmış, emekli olmuş insanlar. Şimdi soruyorum: Terhis olduktan sonra sivil hayata dönmüş bir er hangi kuruma başvuracak? Aradan geçen on beş yıldan sonra kurum arşivinde kaydı bulunamazsa ne olacak? Metinde bunun cevabı yok. Adli tıp uzmanı şartı tıbbi değerlendirme niteliğini yükselttiği için doğrudur ama uygulanabilir midir? Türkiye'de kaç adli tıp uzmanı görev yapıyor? Adli Tıp Kurumunun mevcut iş yükü nedir? Sağlık Bakanlığı bu iş için kaç tane hastane belirleyecek? Bunlar hangi illerde olacak? Bu sorular cevaplanmadan bir yıllık süre koymak, hakkı tanıyıp kapısını kilitlemek anlamına gelir. Bir eksiği daha var: Başvurunun reddi hâlinde ne olacağı düzenlenmemiş, itiraz yolu yok idarenin karar verme süresi yok, kararın gerekçelendirilmesi yükümlülüğü yok, sağlık kurulu raporuna itiraz usulü yok. Bu maddeyi...