KOMİSYON KONUŞMASI

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, yine ben başa döneceğim, böyle bir çalışma yapılmış, Sayın Çelebi de söyledi, sizler de söylediniz, iki yıla yakın çalışma yapılmış, bütün bileşenlerle ortaya gelmiş ama bir şey unutulmuş, biz de Millî Savunma Komisyonunun üyeleriyiz, hiçbirimizin bu çalışmadan haberi yok arkadaşlar, bu çalışmanın hiçbir tarafında yokuz.

Şimdi, biraz önce bir değerlendirme yaptık. Millî Savunma Komisyonuna ilişkin Sayın Bakan şunu söylüyoruz: "Burada -siz de bunu birçok kere ifade ettiniz- kararların genelde oy birliğiyle çıktığı, muhalefetin ve iktidarın olmadığı, millî savunmanın, dış işlerinin ülkenin göz bebeği olduğu, buna ilişkin nitelendirmeler yapıyoruz." diyoruz ama ne yazık ki bu çalışmadan bizim haberimiz yok. Bakın, bu çalışmadan, şu Meclisten kuş uçuşu mesafede, 500 metre öbür tarafta gazilerimiz, er gazilerimiz, şehit yakınları orada oturuyorlar, onların da haberleri yok, onlara sorulmamış, diyorsunuz ki: "Herkese sorulmuş." ama onların haberleri yok. 3-4 kere ziyaret ettik -hatta birisi rahmetli oldu, Allah nur içinde yatırsın, kaybettik orada çadırda oturuyorken- böyle bir tablonun içerisine onlar yoklar. Bileşenlerle alakalı bir değerlendirme yapılmamış. Bir kere bunu ifade edeyim.

Anayasa 61 diyor ki: "Onurlu bir yaşam." diyor yani "Gazilere, şehit yakınlarına onurlu bir yaşam." diyor. Biz burada bir vefa yapmıyoruz, kimseye de ulufe dağıtmıyoruz. Bunların hakkı ödenmez ki, şehit yakınlarına, gazilere biz ne dağıtacağız? Anayasa’nın vermiş olduğu bir anayasal görevi yerine getiriyoruz arkadaşlar. Hepinizin önünde Anayasa vardır, 61'inci maddeyi okuyun. Olmamış, bugüne kadar gerçekleşmemiş bir şeyi yapmaya çalışıyoruz. Şimdi, biraz önce dışarıdaki tabloyu gördük, orada oturuyorlar yani kolu yok, bacağı yok, gözü yok, uzuvlarını kaybetmişler, biz ne diyoruz? "Bunlara ufak bir şey vermeyle bunların hakları ödenebilir mi arkadaşlar?" diyoruz. Burada, bu kişilerle yaptığımız değerlendirmede... Biraz önce sevgili Eylem kardeşim de ifade etti, çok ayrıntıya girmeyeceğim çünkü bir an önce bu yasanın geçmesi, Genel Kurula gelmesi isteniyor. Yani biz burada hamaset de yapmıyoruz arkadaşlar. Burada "Ortak paydada, kimsenin kafasında soru işaretinin olmadığı, herkesin ortak bir paydada buluştuğu bir kanunu genel konsensüsle geçirelim." diyoruz. Buna ilişkin bir soru işareti var, geçmiyor. Sayın Başkan, bu konuda eğer onlara söz hakkı verirsen, birinci elden çünkü ben dinlediğimde şaşırdım; çok fazla bir şey istemiyorlar, eşit statü istiyorlar. Anayasa’nın eşitlik ilkesine ilişkin diyorlar ki: "Cenaze musalla taşına geldiği zaman 'Er kişi için.' diyor, 'General için.' demiyor, 'Bakan için.' demiyor, 'Milletvekili için.' demiyor, 'Er kişi için.', 'Hatun kişi için.' diyor." ve ekliyor "Bu eşitsizliği ortadan kaldıralım, herkes için eşit koşullar olsun, buna ilişkin düzenlemeler yapılsın." diyorlar, bakın, buradaki temel nokta şu Değerli Başkanım: "Erbaş, er ve alt rütbeli malul, gaziler ve şehit aileleri için aynı vatan savunmasında bizzat terörle mücadele ederken malul kalan personelin aylık hesaplamalarında yıllardır süregelen emsal maaş uçurumunu kökten çözmek amacıyla eğitim durumu, kademe derece kısıtlaması ve birlik, iltisak şartı aranmaksızın kademeli dikey statü ilerlemesi; er, uzman çavuş, astsubay, subay ve TSK bünyesindeki en yüksek operasyonel fiili görev tazminatlarının yansıtılması gerekiyor." diyorlar. 3713 sayılı Kanun'un içerisinde bu yok arkadaşlar. Bu olmadığını zaman, 3713'te bu düzenlemeyi yapmadığımız zaman baştan kadük oluyor, kör doğuyor, olmuyor ama şu olmalı: Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun fabrikası değil. Ben uzun yıllar Anayasa Komisyonunda görev yaptım, yaklaşık on yedi yıldır Parlamentodayım arkadaşlar. Bari bu düzenlemeyi yapıyorken şuradan bütün Parlamentodaki milletvekillerinin ortak paydasıyla şu haklarını ödeyemeyeceğimiz şehit ve gazileri şuradan mutlu bir şekilde gönderelim, boyunları bükük gitmesinler, orada o eylemi yapmasınlar. Dünyanın hiçbir yerinde şehit, gaziler, erler... Bir de böyle bir zamanlamanın olduğu yerde Sayın Başkan. Bakın, bugün bir çerçeve yasa geldi, ayrıntıya girmiyorum. Ne kadar manidar değil mi? Tam çerçeve yasanın geldiği bir günde şehit, gazilere ilişkin bir düzenleme getiriliyor. Bu tesadüf müdür? Felaket tellallığı yapmayayım, ayrıntıya da girmeyeyim, kamuoyunun takdiridir, ona bir şey demiyorum ama -o değerlendirme ayrı bir olay- burada bunların haklarını verelim diyorum. Buna ilişkin ben de ayrıntılara girecektim ama beş dakikalık zamanımı aşmayayım, o saygı sınırlarını aşmayım. Onları da herhâlde maddeler içerisinde ayrı ayrı değerlendireceğiz. Tekrar tekrar söylüyorum: Düzenleme yapıyorken, bu düzenlemenin esas bileşenlerinden biri olan Güven Park'ta oturan kardeşlerimizin de sesini duyalım. Onlar ne diyorsa o konudaki düzenlemeyi ya bu aşamada ya Genel Kurul aşamasında getirelim.

Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük devlettir. Böyle mali koşullarmış, şehitlere, gazilere para ayıramayacak veya devleti sıkıntıya sokacak bir mali boyutu yoktur. Büyük devlet gazileriyle, şehitleriyle, şehit aileleriyle büyük devlettir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.