| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Sosyoloji Derneği Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Nilay Kaya, Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Profesör Doktor Selçuk Candansayar, Yeşilay Akademi Direktörü Hakan Çetin, Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şubesi Başkan Yardımcısı Fatih Ruşen ve İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık tarafından yapılan sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 30 .06.2026 |
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sunumlar için teşekkür ediyorum.
Tabii ki sivil toplum kuruluşlarımız görüşlerini aktarırken kendi perspektiflerinden konuşacaklardır, bakış açılarını burada aktaracaklardır ama yani az önceki çok hoş değildi, Avukat Bey'in cümlesi çok yanlış bir cümle. "Kibar ve nazik bir nesil yetiştirmekten vazgeçmemiz lazım." diyorsunuz; Allah aşkına, yani nasıl yapacağız ya? Sayın Başkanın dediği gibi, bu Komisyonun kuruluş ilkesine aykırı bir defa. Ne yapacağız? 8 yaşındaki, 10 yaşındaki çocukların eline silah mı vereceğiz, silahla mı yetiştireceğiz? "Kibar olmayacak, nazik olmayacak; kaba olacak, sert olacak." Çok yanlış!
Bir başka yanlışınız daha var; avukatsınız, diyorsunuz ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisine önerimiz: Türkiye Büyük Millet Meclisi çocuk güvenliği mekanizmasını oluşturmalıdır." Burası yasama organı; ne yapacak? "Kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak." Burası bunu yapamaz, buranın böyle bir görevi yok. Aile Bakanlığı yapabilir, Millî Eğitim yapar, başka bir yer yapar ama Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama organı, yasa yapmakla mükellef; çıkıp da böyle bir koordinasyonu sağlaması... Yani kusura bakmayın, dersinize çalışmamışsınız, üzgünüm bunu söylemekten. Biz burada çok sayıda sivil toplum kuruluşunu dinledik ve ilk kez böyle öneriler geliyor; yadırgadım, onu söylemek istiyorum.
"Çocukları korumada mevzuat açısından, kanun açısından bir eksiklik yok." diyorsunuz, "Türkiye'de çocukları koruma problemi yok." diyorsunuz; var, hepimiz biliyoruz, hepimizin ortak kanaati bu zaten. Türkiye'de çocukları korumak gibi bir problemimiz var, bizim suçumuz bu da, siyasetin suçu. Biz, çocukları korumak durumundayız.
Bakın, az önce sunum yaptı Hocam, gayet de güzeldi, İstanbul Aile Vakfı; perspektifiniz aynı, çok doğal ama bu tip öneriler yok çünkü bu tip öneriler ayağı yere basan öneriler değil. Hem "Çocuk korumayla ilgili sıkıntı yok Türkiye'de." diyorsunuz hem de "Çocuk koruma kurumu kurulmalıdır." önerisi getiriyorsunuz; yani bir çelişki var Avukat Bey, o yüzden...
"Çocuklara tatbikat yaptırılmalı." Ne tatbikatı yaptıracağız okullarda ya! "Silahlı saldırı olursa kendini nasıl koruyacaksın?" Yahu, bu olmaz arkadaşlar, gerçekten çok doğru değil hani bu konuda sizi eleştirmek istedim.
Ben Değerli Selçuk Candansayar Hocama bir soru sormak istiyorum. Hocam, sunum için teşekkürler. Evet, Türkiye'de mutlaka bir ruh sağlığı yasası olmalıdır. Çocuklar psikiyatrik tedavi nedeniyle mimleniyorlar Hocam, Maraş'ta bunun örneğini gördük; çocuk 32 kez rehberlikle görüşmüş, Emniyetin psikoloğuna gitmiş. Psikiyatriye götürüldüğünü söylüyorlar ama götürülüp götürülmediği konusunda net bir durum yok. Niye götürmüyor? "Ya, ben şimdi çocuğu psikiyatriste götürürsem mimlenir; asker olamaz, polis olamaz, pilot olamaz vesaire." Yani o raporu olduğu zaman bir gencin, bir çocuğun geleceğinde sorun olacak. Bizim ya da devletin, hani sabıka kaydının sıfırlanması gibi, bir sıfırlamaya ihtiyaç var mıdır? Mesela, benim ilim Kahramanmaraş'ta deprem çok etki yarattı, az önce sunumlarda da söylendi, çok etki yarattı. Annesini kaybetmiş, babasını kaybetmiş çocuk; 7 yaşında, 8 yaşında, psikolojisi bozuluyor, bozuldu da; bir süre belki tedavi gördü. Peki, o tedaviyi gördükten sonra, bu çocuk 14-15 yaşına geldiği zaman normal, hepimiz gibi olacak ama o kaydında kalacak o çocuğun o tedavisi; asker olamayacak, pilot olamayacak, polis olamayacak vesaire. Böyle bir sıfırlama doğru mudur? Nasıl yapılabilir? Örneğin, işte, sabıka kaydı on yılda bir galiba -avukat arkadaşlar bilirler- işte, psikiyatri tedavisi gördüyse beş yılda bir ya da 18 yaşından küçükken gördüyse şu kadar yılda bir ya da yeniden bir muayeneye mi ihtiyaç var, nedir; yani bir şey yapmak gerekir mi, gerekirse nasıl bir yöntem önerirsiniz diye sormak istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Kime sormuştunuz sorunuzu?
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Selçuk Hocama.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Selçuk Hocam, buyurun.
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ GENEL BAŞKANI PROF. DR. SELÇUK CANDANSAYAR - Ben Sayın Vekile bu sorusu için çok teşekkür ediyorum çünkü hem bu Komisyonunun konusuyla ilgili ama biraz daha geniş cidden şöyle bir sorunu biz psikiyatrlarda çok yaşıyoruz: İnsanlar artık kamu hastanelerinde psikiyatrik muayeneye gelmek istemiyor çünkü psikiyatrik muayeneye geldiklerinde alabilecekleri ehliyetten özel güvenlik raporuna, sağlık raporuna kadar hepsinde damgalanmış gibi oluyorlar. Ehliyet alamıyorlar; son derece basit, ehliyet almaya hiçbir engel olmayan bir rahatsızlığı olsa bile ehliyet başvurusu geri çevriliyor ve çok daha uzun bir bürokratik işleme tabi tutuluyorlar. Eskiden ruhsal sıkıntısı olan insanları psikiyatriste getirmeye zaten aileler çekinirlerdi, şimdi daha da çekiniyorlar hatta bilerek getirmiyorlar çünkü damgalanma riski nedeniyle. Buradaki temel problem, bir psikiyatrik tanının olmasının ehliyet almaya, güvenlik görevlisi olmaya, polis olmaya engel olmaması aslında; bizim psikiyatrik tanılarımızın çok çok küçük bir bölümünde bu tür engeller var. Hastalıklarımızın yüzde 90'ında söz ettiğim mesleklerin hiçbirinin yapılmasında engel yok.
"Tanı silme" gibi bir kavram ortaya çıktı maalesef Türkiye'de. Vatandaşlar haklı olarak hastaneye başvuruyorlar ve "Benim tanımı silin." diyorlar. Tanılarını silsek arşivde bir hata yapmış olacağız, "Şimdiki hâliyle normaldir." desek kurum kabul etmiyor; bu gerçekten çok büyük bir sorundur. Bu sorunun hem SGK hem Sağlık Bakanlığı da farkında fakat nasıl çözüleceği de bilinmiyor. Maraş olayında o çocuk için iki önemli şey var. Fırsat bulmuşken, söz almışken söylemek istiyorum. Yeşilaydan katılan arkadaşımız gerçekten altını çizdi, oyun oynamak tek başına şiddet gerekçesi değil, oyun oynayan çocuk mutlaka şiddet uygulayacak diye bir kural da yok; bunu aklımızda tutmamız gerekiyor. Oyun oynayan ve oyun bağımlılığı olan çocukların çok büyük bir bölümü içe dönük çocuklar zaten. Onların şiddete doğrudan bağlantılarını kurmak mümkün değil çünkü şiddet tek nedenli değil. Maraş'ta esas sorun şu: Aile, çocuğunu güvenle kamusal otoriteye yani sağlık otoritesine götürmüyor. Önce bir eş dost işi yapılıyor, sonra kurumun psikoloğu kayıt yapmadan görüyor; tabii, basından öğrendiğimiz bilgiler bunlar, ne kadar doğru bilmiyoruz bunu. Ama şunu bilmiyoruz: Bu çocuk çocuk psikiyatrisine gidebilseydi farklı olabilir miydi; o çocuk psikiyatrisi ile okul arasında bir entegrasyon olsaydı farklı olabilir miydi? Ama orada hep atladığımız bir şey de var, silah evde ortada duruyor. Ortada bu kadar, 5 tane silah duran bir evde çocuğu suçlamayı ben psikiyatrist olarak çok doğru bulmuyorum. Ama Sayın Vekilin söz ettiği sorun çok ciddi bir sorun Türkiye'de şu anda. Psikiyatrik hastalıklara sahip olmak... Aslında o kişinin kamusal hayata, topluma katılmasına yardım etmesi gerekir. Bizim şöyle tanılarımız var: "Bu insan şizofrendir ama şu, şu, şu mesleklerde çalışabilir." dediğimizde, yasada da yeri var, belli bir kontenjandan işe girebiliyor ve onu topluma kazandırıyoruz aslında. Fakat son yönetmeliklerle psikiyatrik hastalığın varsa işe giremez hâle geldin ve çok büyük bir sorun; umarım, Meclis bu sorunu çözer, biz çözemiyoruz çünkü.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocam, müsaade ederseniz ben de...
Çok önemli bir noktayı değerlendiriyorsunuz. Hocam, bu konuda gerçekten en büyük problemlerimizden biri tam da burası. Bu konuda tanı silme olayını, mesela çocuklar düzeyinde, reşit oldukları zaman veya işte 17-18 gibi bir kavramla, yeniden bir muayeneyle böyle... Müsaade edin Hocam ama ona karşı çıkıyorsunuz değişik nedenlerden dolayı. Bu konuda direkt çözüm noktasında yani mevzuatla ilgili "Yönetmeliklerin şu şekilde değiştirilmesi lazım, yasanın şu şekilde değişmesi lazım..." Eğer bunu -şu anda değil- bize, Komisyonumuza yazılı olarak lütfederseniz... Ki bizim can alıcı noktalarımızdan biri tam da sizin söylediğiniz konuda düğümleniyor yani sadece somut olayda değil, başka hadiselerde de burada düğümleniyor. Bu problemi aşma noktasında ciddi anlamda şey yapıyoruz. Onun için onu ben çok fazla zaman geçmeden, bugüne yarına o tür bir teklifi sizden yazılı olarak istiyorum, lütfederseniz.
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ GENEL BAŞKANI PROF. DR. SELÇUK CANDANSAYAR -
Sayın Başkanım, bu konuda hazırladığımız bir şey vardı zaten, ben size hemen bugün ya da yarın ileteceğim.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Tamam.
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ GENEL BAŞKANI PROF. DR. SELÇUK CANDANSAYAR - Küçük bir şey söyleyebilir miyim bu vesileyle?
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun.
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ GENEL BAŞKANI PROF. DR. SELÇUK CANDANSAYAR - Örneğin, çok benzer bir durum da şimdi özel muayenehaneler için getirildi "Muayene Bilgi Yönetim Sistemi" diye ve Sağlık Bakanlığı bize şunu söylüyor: "Size gelen her hastayı T.C. kimlik numarası, şikâyeti ve bulgularınızla bana günlük olarak bildirmelisiniz." diyor; bunun adı "Muayene Bilgi Yönetim Sistemi." Bu, aslında kişisel haklara çok aykırı bir karar ve uygulamazsak çok büyük, 150-200-500 bin liralık cezalarla tehdit ediliyoruz. Bu konuda dava açtık çünkü insanlar psikiyatrik muayenelerinin Bakanlığa bildirilmemesini isteme haklarına da sahip olmalılar. Oysa, bizden T.C. kimlik numarası, adresi, sigara içip içmediği, geçmiş öyküsü, aile öyküsü, cinsel yaşamına kadar hepsini yazıp Bakanlık veri tabanına yüklememiz isteniyor; bu, hakların korunmasına aykırı. Eskiden insanlar kamu hastanesine kayıt için gitmezdi, muayenehaneye giderdi, şimdi kimse hiçbir yere gidemez hâle geldi ve merdiven altı tedavilere gidiyorlar; bunu da belirteyim.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Hocam, orada bir sınırlama olmazsa... Hocam, şöyle, ben bu noktada size bir nebze katılmıyorum çünkü psikiyatrik tedavi olan birisinin özel bir yere gidip gizli tutması da yanlış, devletin bunu da bilmesi gerekir çünkü sonuçta bundan kaynaklı bir sıkıntı yaşanıyor. Ne yapılabilir? Belli bir seviye olabilir yani işte, mesela, 10 puana göre 9 ise bunu bildirmek gerekir ama 3 ise, 5 ise bildirmemek gerekir. Sadece psikiyatrik meseleyle ilgili, diğer konulara girmeden konuştum çünkü eğer devlet de bunu bilmezse o kadar çok bomba gibi gezen insan var ki şu anda.