| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | TEDMEM Koordinatörü Nilgün Demirci Celep, TEDMEM Direktörü Sabiha Sunar, Türk PDR-DER Genel Başkan Vekili Profesör Doktor Erdal Hamarta ve TEPAV Kalkınma Programı Direktörü Hüseyin Ekrem Cunedioğlu tarafından yapılan sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2026 |
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri ve çok kıymetli katılımcılar; çok teşekkür ediyorum öncelikle, çok verimli sunumlardı bugün dinlediklerimiz, bizim için kıymetliydi ve sizlerin de bildiği üzere, bugün ele aldığımız konu, yalnızca eğitim kurumlarının güvenliğiyle sınırlı değil; okul saldırıları ve okul temelli şiddet olayları, eğitimden aile yapısına, psikolojik dayanıklılıktan ekonomik koşullara kadar pek çok değişkenin kesişim noktasında ortaya çıkan karmaşık bir toplumsal mesele. Haftalardır da bunun her türlü boyutunu ele almaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendini güvende hissettikleri, aidiyet duygusu geliştirebildikleri ve sağlıklı bireyler olarak yetişebildikleri bir eğitim ortamı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğu. Bu nedenle sorunu yalnızca olay gerçekleştikten sonra ele alınacak tedbirlerle değil, sizlerin de dediği gibi, proaktif bir yaklaşımla, riskleri ortaya çıkaran koşulları anlayacak ve önleyici politikalar geliştirerek değerlendirmemiz gerektiğine inanıyoruz hepimiz.
Özellikle son yıllarda dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik, sosyal ve teknolojik dönüşümlerin gençlerimizin ruh sağlığı, gelecek algısı ve toplumsal bağları üzerindeki etkilerini hepimiz dikkatle analiz etmek zorundayız. Çünkü güvenli okul yalnızca güvenlik kameralarıyla değil; güçlü ailelerle, nitelikli eğitimle, etkili rehberlik hizmetleriyle ve umut veren bir toplumsal iklimle aslında mümkün. Bu vesileyle, ben hepinizin değerlendirmelerinin ve veriye dayalı önerilerinin Komisyon çalışmalarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyor ve bir kez daha teşekkür ediyorum.
Hepinizin altını çizdiği üzere, okullarımızın yalnızca akademik başarı üreten kurumlar değil, çocuklarımızın güven içinde yetiştiği yaşam alanları olması gerektiğine inanıyoruz, evet. Bu şiddet olaylarının eğitim sistemiyle ilişkisini de anlamak zorundayız ki buna dair çok önemli katkılar sundunuz ve elbette şiddet yalnızca güvenlik veya psikoloji meselesi de değil, aynı zamanda toplumsal aidiyet, değerler eğitimi ve sosyal bağların gücüyle de ilgilidir.
Bütün bunların yanı sıra, ben şiddet olaylarını yalnızca bireysel davranışlar yahut eğitim üzerinden değil, sosyoekonomik koşullar, bölgesel eşitsizlikler ve fırsat adaleti açısından da değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda, farklı bir çerçeveden de bakabilmek adına sizlere şu soruyu yöneltmek istiyorum: Okul saldırıları ve okul şiddeti gibi olayları yalnızca bireysel davranışlar üzerinden değil, sosyoekonomik koşullar açısından değerlendirdiğimizde, Türkiye'de en büyük yapısal risk alanlarını nerede görüyorsunuz? Az önce de ifade ettiğiniz proaktif yaklaşım zemini açısından buraya odaklanmak önemli diye düşünüyorum.
İlaveten, ben TEDMEM temsilcisi hocalarımıza tekrar teşekkür ediyorum, harika sunumlar yaptılar ve Sayın Sabiha Hocam şöyle bir ifade kullandı, işte az önce Ali Bey'in de dikkat çektiği üzere "Kâğıt üzerinde çok güzel önlemler alınmış durumda. Eğitim sistemimiz aslında çok güzel bir çerçeve çizmiş fakat uygulamada sorunlarımız var." dedi. O hâlde, denetim açısından da bir sorunumuz var demektir, buranın da altını çizmemiz gerekiyor. Fakat ben burada, şöyle bir, iğneyi kendimize de biraz batırmamız gerektiğinden hareketle, TEDMEM temsilcilerimize şu soruyu sormak istiyorum: Bu, sadece eğitim sisteminin sorunu mu yoksa toplumsal bir alışkanlık modeli mi? Neden? Çünkü ben de TED Kolejine giden 7'nci sınıf öğrencisi velisiyim ve şöyle bir soruna dikkat çekmek istiyorum: Kahramanmaraş'taki okul saldırıları yaşanmadan dört gün önce, Şanlıurfa'daki okul saldırısının hemen akabinde, Gölbaşı Emniyeti üzerinden bir bildirim aldık okulda, sizler de biliyorsunuzdur "Asıl konu TED'de yaşanacak." diye, ki Kahramanmaraş saldırılarından birkaç gün önce. Fakat, bununla birlikte, ben birkaç gün önce kızımı almak için tam ders vaktinde okula gittim. Büyük de bir okul, çok fazla öğrencisi var. Hâliyle, bana kim olduğum sorulmadı. Şimdi, girişte güvenlik var, bana "kimsin?" demedi, ben okula rahatlıkla girdim.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sizi öğrenci zannetmişlerdir.
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ediyorum. Ancak şöyle bir durum var: Güvenlik bana "Kimsiniz?" demedi, "Kim için geldiniz?" demedi. Ben okula girdim, koridora kadar girdim, sonra sınıfa kadar girdim ve kimse bana sormadı. Bakın, ders saati, ders işleniyordu, saldırıdan üç gün önce ve TED için sosyal medya üzerinden böyle bir ihbar yapılmıştı. Ben sınıfa kadar girdim, hiç kimse bana "Kimsin?" demedi, "Niye geldin?" demedi. Kızımı aldım ve çıktım, "Niye çıkıyorsun?" da demedi.
İlaveten, Kahramanmaraş'taki olaylar gerçekleştikten sonra... Şimdi, ben bir öğrenci velisiyim ve siz de biliyorsunuz, okul-aile iş birliği çok önemlidir. Çünkü velinin yetersiz kaldığı, okulun yetersiz kaldığı alanlar vardır. Ben kızıma "Hayır, bu şekilde gitme..." Ki TED'i seçmemdeki en önemli şeylerden bir tanesi; bir, üniforma konusundaki disiplin; iki, okula aidiyeti güçlendiren dediğimiz birtakım, bizim zamanımızda kalan... Biliyorsunuz, bazı kontroller; saçtan tutun tırnak kontrolüne, çocukların giyimine kuşamına kadar bu noktalardı. Fakat benim o kadar çok çaresiz kaldığım zamanlar oldu ki okuldan hiçbir uyarı gelmiyor. Şimdi, bizim Kahramanmaraş'taki saldırıyı gerçekleştiren çocukla ilgili hep dediğimiz şey ne? Öğrenciye benzemiyor, değil mi? İşte, TED'i tercih etmemdeki sebeplerdendi. Fakat gidiyoruz, çocukların saç boyalarından tutun makyajlarına, giydikleri kıyafetlere ve âdeta bir marka yarışına dönüşmüş olan ayakkabı, "sweatshirt" tercihlerine kadar... Şimdi, bu durum iyice kontrolden çıktı ve defalarca dile getirmemize rağmen hiçbir önlem alınmadı. Az önce sizin eleştirdiğiniz "Maalesef proaktif yaklaşım değil, reaktif yaklaşımda bulunuyoruz." dediğiniz şey TED'de de gerçekleşti. Saldırılar gerçekleştikten sonra birdenbire güvenlikler kim olduğumuzu sormaya başladı, birdenbire kıyafet kontrolü başladı, birdenbire saç, tırnak, makyaj kontrolü; birdenbire, bakın, ama saldırılardan sonra, öncesinde hiçbiri yoktu. Anlatabiliyor muyum demek istediğimi? Şimdi, dolayısıyla buradan konuşmak hepimiz için kolay, kâğıt üzerinde kalması hepimiz için geçerli. Anlatabiliyor muyum demek istediğimi?
TEDMEM DİREKTÖRÜ SABİHA SUNAR - Anlıyorum, cevap hakkım varsa cevap vermek isterim.
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Bu konuda da lütfen hem diğer soruma hem bu soruya bir cevap... Hem bu Komisyonun bir konusu olarak... Çünkü biz devlet okullarına çok fazla şey atfediyoruz, çok fazla beklentimiz var fakat güvenlik için, pek çok konu için devasa ücretler ödediğimiz bir yerde bile bu zafiyeti görüyorsak, dediğim gibi, bu, farklı bir soruna işaret eder. Ben sizden bunun da cevabını ayrıyeten bekliyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun Sabiha Hanım.
TEDMEM DİREKTÖRÜ SABİHA SUNAR - Ben sondaki sorunuzdan başlayacağım, yetki ve sorumluluk ayrımından başlamaya ihtiyacım var çünkü şöyle: Türk Eğitim Derneği doksan sekiz yıllık bir kurum, biz sivil toplum ayağını temsil ediyoruz yani biz Türkiye'deki eğitim politikalarını analiz ediyoruz, TEDMEM olarak varlık gösteriyoruz. Benim Ankara Kolejiyle ilişkim sizin gibi bir veli olmaktan ötesine geçmiyor yani orayla ilgili ne bir yetkim ne bir sorumluluğum, hiçbir şey yok. Ben de veli olarak taleplerimi iletiyorum.
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Fakat sizin verilerinizi kullanıyorlar, eğitim politikalarını oluştururken burada yapılan çalışmalar değerlendiriliyor.
TEDMEM DİREKTÖRÜ SABİHA SUNAR - Tabii ki bunu A okulu da kullanabiliyor, B okulu da kullanabiliyor, aradaki o organik bağ bizim politikalarımızı her okulun kullanabileceği kadar etkiliyor diye söyleyebilirim. TED Üniversitesiyle de ilişkimiz aynı şekilde. Biz bağımsızlığımızı korumak için çok çaba sarf ediyoruz çünkü tüm verilerimizi, çalışmalarımızı bilimsel zemine oturtmak için uğraşıyoruz. Bizim amacımız, Türkiye'nin eğitim politikalarına katkı sağlamak. Tüm partilerden bağımsız, siyasetüstü bir araştırma ekibi olarak çalışıyoruz, ekibimizdeki herkes doktora mezunu vesaire, bu konuda çok ciddi bir hassasiyetimiz var. Ankara Kolejiyle de ilişkim, dediğim gibi -hem benim hem Nilgün Hocanın- veli olmaktan öteye geçmiyor. Bizi orada tanımayan öğretmenler, müdürler bile vardır yani öyle, kimliğimizle varlık gösterdiğimiz...
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Fakat bu çalışma grubu altında ve bu kapsamda yürütülüyor bu çalışmalar.
TEDMEM DİREKTÖRÜ SABİHA SUNAR - Evet, varlığımızın farkında bile olmayabilirler ama şöyle: Bu tartışmanın içinde olduğumuz toplantılar oldu, yönetime yakın olduğumuz için kulak dolgunluğu olduğumuz şeyler oldu. TED Ankara Kolejinin bir önlem alınması gerekiyorsa doğru zamanda doğru yerde alacağına ben gönülden inanıyorum, inanmaya devam etmek istiyorum. Sizin tecrübeleriniz ne yazık ki istendiği gibi olmamış ama çok büyük bir sistem orası, yönetmesi de kolay bir sistem değil ama orada çok yetkin öğretmenlerimizin, hocalarımızın olduğuna gönülden inanıyorum çünkü hepsinin ayrı ayrı yetkinliklerini biliyorum, neler yapabildiklerini biliyorum. Dolayısıyla, ben veli olarak size katılabilirim ama onun ötesinde, bir yönetici sorumluluğunda ve yetkisinde olmadığımı ifade etme ihtiyacı hissediyorum ama bu hassasiyetlerinizi iletebileceğim tabii ki makamlar mevcut.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Erdal Hocam, sizin ilave edeceğiniz bir şey var mı?
TÜRK PDR-DER GENEL BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. ERDAL HAMARTA - İlk soruya yönelik olabilir, ikinci soruya cevap vermem mümkün değil.
Bireysel, sosyal olaylarda hangi bölgelerde risk faktörü olarak ortaya çıkıyor? Genellikle sosyoekonomik düzeyi düşük, akademik başarısızlığın yoğun olarak bulunduğu, göç vesaire gibi değişikliğin çok bulunduğu bölgelerdeki okullarda bu tür olayların yaşanma ihtimalinin diğer okullarla kıyaslandığı zaman daha yüksek olduğunu görüyoruz.