KOMİSYON KONUŞMASI

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, değerli kurumlarımızın temsilcileri, basın mensupları; hepinizden geç geldiğim için ayrı ayrı özür diliyorum.

Evet, yani ben sunumlarınızı keşke dinleme fırsatım olsaydı ama aldım, okuyacağım ve bu süre içerisinde ufak bir göz gezdirmeyle eğer yanlış şey söylersem lütfen beni düzeltiniz, peşinen de yanlış söyleyeceklerim için de özür diliyorum. Amacım yanlış söylemek değil ama kısa süre içerisinde tespitlerim bu ama.

Şimdi, "Okullarda Dijital Riskler, Siber Zorbalık, Çocukların Kişisel Verilerinin Korunması" Doktor Cihan Bey'in açıklaması sayfa 7 der ki: "Türk Medeni Kanunu uyarınca çocukların kişisel verilerinin işlenmesi bakımından yasal temsilcisinin rızası ihtiyaç duyulduğu söylenebilecektir." Yani bu "Rıza olmadan işlenmiyor." diye sonucu anlıyorum. Fakat, yaptığımız ziyaretlerde şu anlaşıldı: Çocuk psikolojik anlamda eğer bazı ilaçlar kullanıyorsa aileler bu ilaçlar kayda geçtiği için ve çocuk ileride askerî okullara veyahut da pilot olarak veyahut da emniyetle ilgili birimlere geçtiği için bunlar karşısına çıkıyor ve çocuklar mümkün olduğunca bu ilaçları almıyor, tedavi yapmıyor ve bu sorun olarak bizim karşımıza çıkıyor ama burada da baktığımız zaman, ailenin rızası ancak olursa işleniyor. Peki, bunlar nasıl işlenir? Maalesef işleniyor arkadaşlar, işleniyor. Yani, kanun bir yana, uygulama bir yana. Onun için, kanun bunu öngörmediği hâlde işleniyor ve bu sebepten de... Bunu öğretmenler de söyledi, dinlediğimiz doktorlar da söyledi ancak il sağlık müdürünün birisi dedi ki: "Efendim, işleniyor ama çocuk eğer iyileşmişse müracaat ettiğinde bu kaydı siliyoruz." İşleniyor ama çocuk iyileşmişse müracaat ettiğinde siliniyor ama kimileri de "Maalesef silinmiyor." diyor. Şimdi, buradan şuraya gelmek istiyorum arkadaşlar, burada hukukçu arkadaşlarımız çok: Bir insan öldürmenin zaman aşımı yirmi beş yıldır. Siz beni öldürseniz, kaybolsanız; yirmi beş yıl sonra yakalansanız maalesef zaman aşımı uygulanıyor. Ya, arkadaşlar, ben 5 yaşındaki kullandığım ilaç, gelmişim 30 yaşına, yirmi beş önceki bir olay, üstünden yirmi beş yıl geçmiş; bu niye benim karşıma çıksın? Sizden istirham ediyorum yani burada, bir sefer, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bence tam görev alanı burası. Yani biz kanunda, suçta ve cezada eşitlik deriz, özgürlüklerin sınırlanmasında orantılılık ve ölçülülük deriz. Bu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu açısından tam görev alanına girer; bu, orantısız bir şey değil midir arkadaşlar? Bu ölçüsüz bir şey değil midir? Onun için, bence bu konunun ayrıntılı irdelenmesi gerekir.

Fazla uzatmamak adına... Yine, aynı şekilde, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu evet, burada -aldım ben bunları inceleyeceğim ama- incelemeleri yapmışsınız; dezavantajlı gruplarla, Roman çocuklarla ilgili hiç görüştünüz mü, hiç görüşmeleriniz oldu mu, çocukların durumu ne? Mevsimlik tarım işçileri... Hani "eşitsizlik" diyoruz ya, eşitsizliğin işte tam bam teli. Nisanın 1'inde mevsimlik tarım işçileri gidiyor, çocuklar onlarla birlikte gidiyor; kasımın sonunda okullarına geri dönüyor arkadaşlar. Mevzuata bakarsanız var mı çözümü? Var. Nedir mevzuat? Cumhurbaşkanlığının 2024/5 sayılı mevsimlik tarım işçileriyle ilgili genelgesi ve Millî Eğitim Bakanlığının genelgeleri uyarınca güya bu çocuklar gittikleri yerlerde eş güdümlü olarak misafir öğrenci kaydedilir, eğitimlerden geri kalmaz ama fiilî uygulama bu mudur? Yok arkadaşlar. Hani arkadaşlar "mevzuat" vesaire... Fiilî uygulama bu değil ki. Çocuklar okul yüzünü görmüyor, çocuklar elektrik görmüyor, çocuklar su görmüyor, içme suyu görmüyor, banyo görmüyor. Yani METİP'in en güzel yerleri işte burada, Polatlı'da var, bir de bizim Ordu'da var. Gidin Ordu'da -daha geçen gün beni aradılar- yaptıkları duş alma yerlerinin kapıları yok arkadaşlar.

Onun için, burada sizden istirhamım bu konularda hakikaten özellikle, Romanlarla ilgili... Bu toplum o insanlarla birlikte aynı binada oturmuyor ya dışlandıkları için, çocuklarla aynı sınıfta okutulmuyor dışlandıkları için. Yani niye benim çocuğum ile onlar aynı sınıfta okumasın? Niye ben onlarla aynı binada oturmayayım? Niye onlarla aynı mahallede oturmayayım? Yani bu bir kanayan yara. Bu konuda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun, kişisel verileri korumayla ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurumunun bu aldıkları ilaçlarla... Hatta bunu bir yerde söyledim, arkadaşlar diyor ki: "Yok ücretsiz değil ama." Yani Anayasa’nın 10'uncu maddesinde -değerli üstadım dedi ki pozitif ayrımcılık- pozitif ayrımcılık getiriliyor, çocuklarla ilgili de getiriliyor, dezavantajlılarla ilgili de getiriliyor. Ya, arkadaş, bu ilaçları aile almıyorsa biz ücretsiz verelim; verelim ki bu çocuk tedavi olsun. Yani güya Sağlık Bakanlığının bir genelgesi var, diyor ki: "Tedavi gördükleri ister özel hastane olsun ister devlet hastanesi olsun çocuklar ücretsiz tedavi olur." Genelge var ama uygulama... Allah göstermesin, burada aşağı yukarı herkes çocuk veya torun sahibi, olmayan arkadaşlara da Allah inşallah ileride verir veya o da onların tercihi, ona saygı duymak lazım. Yani özel hastaneye gidiyorsa parasını veriyor, eğer özel sağlık sigortası yoksa para ödüyor. Bu genelgeler de uygulanmıyor ki yani bu konuda bugünkü kurumlar demokrasimizi, insan haklarımızı, insanlık onurunu, insanların kaliteli yaşamını daha ileriye taşıması için kuruldu. Bu 4 kurum kurulduğu zaman ben yine vekildim, diyeceksiniz: "Ya, senin de hakikaten baya ömür geçmiş." doğru, yine vekildim, amacımız demokrasimizin daha ileriye gitmesiydi ama gitmedi arkadaşlar. Yani burada -Allah sağlık versin- yani hakikaten, Şeref Malkoç, hakikaten anılacak bir "Malkoç" geçti denilebilir Kamu Denetçiliği Kurumunda. Onunla birlikte bu kurum duyuldu ama onunla birlikte radikal kararlar alındı iktidara karşı, iktidarı sevdiği hâlde, bakın. Geçmişte aynı kökenden gelen milletvekili olduğu hâlde, bile bile ama "lades" diye diye iktidarın istemediği kararları verdi. Dilerim ve isterim değerli Fatma kardeşim, aynı şey istiyorum ama alamıyorum. Bir Malkoç daha gelmedi. Ha, Malkoç gibi diğer kurumların başına da gelmiş olsaydı ne olurdu? Daha da etkili olurdu çünkü mesela Türkiye Eşitlik Kurumunun yaptırım yetkisi daha ağır, resen hareket etmesi var, kararların bağlayıcılığı var; o duyarlılığı oradan göremiyoruz, onu da görmek istiyoruz.

Teşekkürler.

Çok uzattıysam, özür diliyorum.

KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN - Estağfurullah.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Kalbinizi kırdıysam da özür diyorum ama içimden geçen objektif şeyleri söyledim, kusura bakmayınız.