KOMİSYON KONUŞMASI

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Komisyonumuzun değerli üyeleri, kıymetli milletvekillerimiz, değerli uzmanlarımız, bugün sunumunu yapacak kıymetli arkadaşlarım ve değerli basın mensupları; hepiniz hoş geldiniz.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile Çocukların Dijital Ortamlarda Karşılaştıkları Riskler ve Olumsuz Etkilerin Tüm Yönleriyle Ele Alınarak Araştırılması, Çözüm Önerileri Geliştirilmesi ve Benzer Olayların Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun 16'ncı toplantısı için bir aradayız.

Toplantı yeter sayımız vardır, toplantımızı açıyorum.

Gündemimize geçmeden önce -geçen hafta söylemiştik ama bir kez daha değerli buluyorum- yeni kurulan Yeni Parti'ye hayırlı olsun dileklerimizi sunuyoruz. Komisyonumuzdan ayrılan, çok değerli katkılar yapan Muğla Milletvekilimiz Gizem Özcan Hanımefendi'ye de bu zamana kadar vermiş olduğu çalışmalar ve katkılar için çok teşekkür ediyoruz.

Yine, İstanbul Milletvekilimiz Suat Özçağdaş, Şanlıurfa Milletvekilimiz Mahmut Tanal ve Isparta Milletvekilimiz Hikmet Yalım Halıcı Yeni Parti Grubu olarak Komisyonumuzda temsil edeceklerdir. CHP'de Ali Bey yine devam edecektir, ona da halasının vefatından dolayı baş sağlığı diliyorum. CHP'nin bir üye eksiği var, o eksik talebi de ileterek değerlendirelim.

Değerli milletvekilleri, bir önceki toplantımızda öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi, velilerimizi, Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanını ve Şiddetle Mücadele Vakfı Başkanını dinlemiştik. Bugünkü toplantımızda çocuk ve kadın haklarından sorumlu kamu denetçisi, 25'inci ve 26'ncı dönem İstanbul Milletvekili Sayın Avukat Doktor Fatma Benli Yalçın'ı, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu İkinci Başkanı Sayın Muhammet Ecevit Carti'yi ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Yardımcısı Sayın Doktor Cihan Kanlıgöz'ü dinleyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olayları ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu olarak çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir geleceğe kavuşması amacıyla çalışmalarımızı büyük bir hassasiyetle sürdürüyoruz. Geçen haftaki toplantımızda belki de çalışmalarımızın en önemli ve değerli aşamalarından birini gerçekleştirdik. Çocuklarımızı sadece konuşan değil, onların da fikirlerine önem veren bir anlayışla sevgili öğrencilerimizi, kıymetli öğretmenlerimizi ve değerli velilerimizi Komisyonumuzda misafir ederek onların doğrudan görüş ve tecrübelerini dinledik. Çünkü biliyoruz ki çocuklarımızı ilgilendiren hiçbir mesele onların sesi duyulmadan tam anlamıyla değerlendirilemez. Ortaokul ve lise öğrencilerimizin samimiyetle paylaştıkları görüşler bizlere çok önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlatmıştır. Bugün çocuklarımızın karşı karşıya olduğu riskler yalnızca okul bahçeleriyle sınırlı değildir. Dijital dünya, sosyal çevre ve günlük yaşam birbirini etkileyen iç içe geçmiş alanlar hâline gelmiştir. Gördük ki akran zorbalığı artık sadece okul koridorlarında yaşanan bir sorun değildir; dijital mecralar üzerinden devam eden psikolojik baskılar, dışlanma, hakaret ve siber zorbalık çocuklarımızın ruh sağlığını derinden etkilemektedir. Gördük ki kontrolsüz akıllı telefon kullanımı, sosyal medya bağımlılığı, çevrim içi oyunlar ve yaşlarına uygun olmayan dijital içerikler çocuklarımızın dikkatini, akademik başarısını, sosyal ilişkilerini ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Yine, öğrencilerimizin ifadelerinden bazı dizilerin ve dijital içeriklerin şiddeti, suçu ve olumsuz davranışları sıradanlaştırabildiğini, çocuklarımız üzerinde yanlış rol modeller oluşturabildiğini bir kez daha gözlemledik. Bugün artık çocuklarımızın güvenliğini yalnızca okul kapısından başlayıp okul çıkışında sona eren bir mesele olarak değerlendiremeyiz. Çocuklarımızı sınıfta olduğu kadar ekran başında da onları korumalıyız, okul bahçesi kadar dijital dünyada da güvenli hâle getirmeliyiz. Çünkü dijital dünya doğru kullanılmadığında fırsatlar kadar ciddi riskler de beraberinde getirmektedir. Bugün üzerinde durduğumuz konu yalnızca suçun sonuçları değil, suçu ortaya çıkaran nedenlerdir. Çünkü bir çocuğu suça iten sebepleri doğru tespit edebilirsek kalıcı çözümler de üretebiliriz. Çünkü bir çocuğu suça iten sebepler nelerse onlara dönük hareketler yapılmalıdır. Yapılan araştırmadan biri son derece dikkat çekici ve gerçeği ortaya koymaktadır: Suça karışan çocukların yüzde 42'si örnek aldığı kişilerin şiddet davranışlarına tanık olmalarının suç işlemlerinde etkili ve özendirici olduğunu ifade etmektedirler. Bu veri bize şunu göstermektedir: Çocuklar sadece söylenilenlerden değil, gördüklerinden de etkilenmektedir. Ailede, okulda, sokakta, medyada ve dijital platformlarda karşılaştıkları her davranış onların karakterini ve hayata bakışını şekillendirmektedir. Daha da önemlisi, hükümlü ve tutuklu çocuklara "Şiddetin önlenmesi ve suçun azaltılması için neler yapılmalıdır?" diye soru yöneltilmiş ve yapılan bu araştırmada çocukların verdiği cevaplar son derece ilginçtir: Hükümlü ve tutuklu çocukların yüzde 94'ü yardımseverlik ve fedakârlık duygularının geliştirilmesini, yüzde 93'ü acıma ve merhamet duygularının güçlendirilmesini, yüzde 92'si dürüstlüğün ve verilen sözün tutulmasının özendirilmesini, yüzde 91'i başkalarının hakkına saygının öğretilmesini, yüzde 84'ü ise kısa yoldan zengin olma anlayışından vazgeçilmesini istemektedirler. Bu oranlar bize çok önemli bir gerçeği göstermektedir: Çocuklar yalnızca nasihatlerle değil, gördükleri davranışlarla da yetişmektedirler. Aile içinde, okulda, sokakta, televizyonda ve bugün artık çok daha yoğun biçimde dijital mecralarda karşılaştıkları her tutum onların kişilik gelişimini ve davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Komisyon olarak bizler de okul güvenliğini güçlendirecek, çocuklarımızı dijital dünyanın zararlı içeriklerinden koruyacak ve onları şiddetten uzak tutacak politikaları, önerileri oluşturuyoruz. Komisyon olarak hedefimiz, çocuklarımızın kendilerini okulda, evde, sokakta ve dijital dünyada güven içinde hissedebildiği, merhametin, adaletin, dürüstlüğün ve karşılıklı saygının hâkim olduğu bir toplumsal iklimin oluşmasına katkı sunmaktır. Çünkü çocuklarımızın bize verdiği en önemli mesaj şudur: Çocukları şiddetten ve suçtan uzaklaştıracak en güçlü unsur iyi örnekler, güçlü değerler ve kendilerini değerli hissettikleri bir toplumdur. Bizim yaklaşımımız bilinçlendiren, güçlendiren, koruyan ve rehberlik eden bir anlayıştır. Komisyonumuz tam da bu anlayışla hareket etmektedir. Amacımız yaşanan okul olaylarının bütün yönleriyle araştırılması, benzer hadiselerin tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin belirlenmesi ve çocuklarımızı dijital çağın tehditlerine karşı koruyacak uygulanabilir, kalıcı ve sürdürülebilir politika önerilerinin hayata geçirilmesidir. Biz çocuklarımızın ekranların değil, hayatın içinde büyümesini istiyoruz; dijital dünyanın esiri değil, dijital dünyayı bilinçli kullanan bireyler olmasını istiyoruz; onların aileyle daha fazla vakit geçirmelerini, öğretmenleriyle güçlü bağlar kurmalarını, arkadaşlarıyla aynı sofrayı, aynı oyunu ve aynı hayatı paylaşmalarını istiyoruz. Kısacası, çocuklarımızın sanal dünyada değil, gerçek hayatın içinde daha fazla yer almalarını istiyoruz. Çünkü onların hayatımızda daha çok yer almasını istiyoruz. Bizler çocuklarımızın algoritmaların şekillendirdiği bir nesil olarak değil, milletin kadim medeniyet değerleriyle, insani ve ahlaki ilkelerle yetişen, vicdan sahibi, merhametli ve karakterli bireyler olarak geleceğe hazırlanmasını arzu ediyoruz. Çünkü görüyoruz ki sanal dünya saf, temiz ve ahlaklı çocukların bozulduğu bir alan olmuştur. Ne yazık ki bugün dijital dünyanın kontrolsüz alanları çocuklarımız açısından ciddi riskler taşımaktadır. Masum bir merakla açılan bir bağlantı, izlenen kısa bir video ya da oynanan bir oyun, görünmeyen algoritmalar aracılığıyla çocuklarımızı hiç istemediğimiz alanlara yönlendirebilmektedir. Hiçbir algoritma, bir annenin şefkatinin, bir babanın rehberliğinin, bir öğretmenin emeğinin ve güçlü bir ailenin yerini tutamaz. Çocuklarımızı çok seviyoruz. Bizler, çocuklarımızı korumak için onların okulda kendilerini güvende hissettiği, dijital dünyada haklarının korunduğu, ailelerin huzurla evlatlarını geleceğe hazırlayabildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı Komisyon olarak aynı kararlılıkta ve titizlikle sürdürmeye devam ediyoruz. Ben bu vesileyle, yoğun çalışmalar içerisinde tüm emeklerini sarf eden bütün Komisyon üyesi arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, biz Komisyon çalışmalarımızın herhâlde son toplantısını yapmış olacağız ama bundan sonraki rapor aşamasına gideceğiz. Bu çalışmalarımızı bu şekilde değerlendirme gayreti içerisinde olacağız ama tekrar bir araya yine geleceğiz.

Evet, basın mensuplarımıza, görsel basına teşekkür ediyoruz.

Ve şimdi değerli arkadaşlar, çocuk ve kadın haklarından sorumlu Kamu Denetçisi Sayın Fatma Benli Yalçın'a, beraber milletvekili olarak görev yaptığım değerli arkadaşıma sözü veriyorum. Bugün burada çocuk ve kadın haklarıyla ilgili kamu denetçisi olarak konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yalçın, söz sizin.