| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 29 .07.2026 |
BAŞKAN VEDAT BİLGİN - Kıymetli Komisyon üyelerimiz, sevgili milletvekillerimiz, değerli basın mensupları; Komisyonumuzun bugünkü toplantısına hepiniz hoş geldiniz. Katılımınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Biliyorsunuz, hem dünyada hem bölgemizde kritik gelişmeler oluyor; bunların başında belki de insanlık tarihî açısından en vahim olanı Filistin'de, Gazze'de yaşanan olaylar. Bu olayların devamında Amerika'nın ve İsrail'in bölgemizde bizim neredeyse bin yıldır komşuluk ilişkilerimiz olan, aramızda ciddi bir hiçbir sorun olmayan İran'a saldırıları bütünüyle bölgeyi sarsan neticeler doğuruyor. Tabii, dış politika açısından bunların muhtelif boyutları vardır ama biz ona girmeyeceğiz. Bizi doğrudan doğruya ilgilendiren tarafları var; bu taraflardan biri sağlık sorunları. Bu savaşların en büyük sonucu insanların hayatını kaybetmesi; ciddi yaralanmaların, insanların savaş sonunda sakat kalmaları dâhil tedavilerinin imkânsız olduğu şartların ortaya çıkması ki Gazze'de bırakın yaralanmayı, tedavi şartlarını, bütünüyle sağlık hizmetlerinin sürdürülmesini ortadan kaldıran bir vahşet var.
Siyonizm belki de insanlık tarihinin Nazizmden sonra, faşizmden sonra gördüğü en korkunç ideoloji çünkü Siyonizmin ideolojisini incelediğimiz zaman merkezinde şöyle bir şey var: Neredeyse Yahudilerin dışında hiç kimseye hayat hakkı yok, Yahudi olmayanların hayat hakkı yok, abuk subuk varsayımlara, efsanelere dayanan bir arzımevut hikâyesi anlatılıyor. Bunun ne insanlıkla ne tarihle hiçbir gerçeklik tarafı da yok. Bu vahşet ideolojisi, insanlık düşmanı bir ideoloji ve bütün insanlığı tehdit ediyor.
Şimdi, Gazze'ye yönelmiş, Lübnan'a yönelmiş bir saldırı gibi görünüyor ama bütün bölgemizi tehdit ediyor, sadece bununla da sınırlı değil, bütün insanlığı tehdit ediyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batı ülkelerinde siyonist ideoloji içinde örgütlenmiş sermaye, sermaye grupları, medya, medya grupları ve çeşitli gizli servislerin yaptığı operasyonlar bütün bu ülkelerin demokrasilerinin aslında görünmeyen düşmanı. Bu ülkelerin demokrasileri tehdit altında. Dolayısıyla biz burada bir insani hassasiyet ortaya koymak durumundayız.
Kıymetli arkadaşlarımızdan "Bu konuda bir inisiyatif alalım." teklifi geldi. Hülagü Hocaya teşekkür ediyorum, Ömer Faruk Bey ve diğer arkadaşlarımızla da bu konuları görüştüğümüz zaman onlar hassasiyetlerini ortaya koydular. Bilhassa insanların sağlık hizmetini alamaması bir tarafa, bir de sağlıkçıların hedef hâline gelmesi... Hastaneler hedef hâline geliyor, çocuk hastaneleri hedef hâline geliyor. Böyle bir vahşet, herhâlde insanlık tarihinde bu çapta böyle büyük bir vahşet hiç yaşanmamıştır ve yani her sabah, her akşam insan korkuyor televizyona bakmaya bir haber göreceğim diye, baktığımız zaman kendimizden utanıyoruz. Böyle bir vahşet olabilir mi? Dolayısıyla ben bugün başta bu mesele olmak üzere, bir de ülkemizin bugüne kadar yasama faaliyetleri etrafında bizim Komisyonumuzu ilgilendiren meseleler üzerinde bir görüş alışverişi yapalım; hep "Bir kanun maddesini görüşelim. Buna ne diyorsunuz; evet mi diyorsunuz, hayır mı diyorsunuz?" şeklinde yapılan toplantıların dışında meseleyi ele alalım. Bir komisyon olarak kendi sorumluluğumuzu üstlenelim. Onun için, sizlerle bu konuyu açıkça müzakere etmek için, bugün bu toplantıyı düzenledim, sizlerle de görüştüm, görüşebildiğim arkadaşlarımızla ve faydalı olacağını düşünüyoruz.
Medyaya da bu gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz çünkü insanlık tarihinin gördüğü bu vahşete karşı hepimizin bir tavır alması lazım, ortaya bir tavır koymamız lazım. Bunu belki sadece eleştirmeyeceğiz, neler yapabileceksek yapabileceğimiz her şeyi yapıp onları da ortaya koymamız lazım. Ben bu bakımdan da ayrıca hepinize teşekkür ediyorum, katılımınızdan dolayı saygı sunuyorum. Bütün arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, hepimiz görüşlerimizi paylaşalım. Beş dakika gibi bir sınır koyalım, ondan sonra zamanımız kalırsa tekrar müzakere ederiz.
Söz almak isteyen arkadaşlarımızla başlayalım.
Ömer Faruk Bey, buyurun.