| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .07.2026 |
LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Ben de tüm yapım şirketlerimizin temsilcilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum sunumlarından dolayı.
Girişte şunu söylemek istiyorum: Meltem Hanım, şöyle bir ifade kullandınız; "Televizyonlardaki reyting, televizyonlardaki izlenme oranını görünce üzüldüm kendi adıma bir yapımcı olarak." diye. Bence üzülmeyin çünkü YouTube ve Reels'ler olduğu sürece siz izlenmeye çok devam edeceksiniz. Bence kriter, açıkçası artık televizyonda izleme değil, biraz daha YouTube ve sosyal mecralardaki izlenmeyle de ölçülecek diye düşünüyorum.
Tabii, benim de aslında sorum hem tüm yapım şirketlerimize hem de özelinde de Ay Yapım'a birtakım sorularım olacak. Az önce İsa Vekilimiz geçmişteki dizilerden bahsederek size soru yöneltti, aynı şekilde Yıldız Vekilimiz de ama ben yakın zamanda, işte, Kıskanmak gibi, Sahtekarlar gibi, Leyla gibi diziler bence reytingde de ilk üçte, dörtte, beşte olan yani televizyon şirketlerinin de çok hoşuna giden bir noktada güzel diziler olarak -tırnak içerisinde- değerlendirilen dizilerden de bahsetmek istiyorum. Aile değerleri ve toplumsal hassasiyete dikkat ettiğinizi söylüyorsunuz. Bu dizilerde bu hassasiyetin olduğuna inanıyor musunuz? Bunu yaparken bu hassasiyeti önemsediniz mi yoksa hani "Biz yaparız, diziler sonuçta insanların elindeki kumandayla alakalı, isteyen izler, isteyen izlemez, '+18' yazdığımız zaman 18 yaşın üzerindeki çocuklara uygundur, 18 yaşın altındaki çocuklarınıza siz izletmeyin." bu şekilde mi bir bakış açınız var, bunu öğrenmek istiyorum. Ve sadece çocukları değil, mesela, kadının ikincileştirildiği, şiddete maruz kaldığı, sadece fiziksel şiddet değil, psikolojik şiddet, inanılmaz bir şekilde psikolojik şiddete maruz kaldığı, çocukların mağduriyetlerinin oluştuğu yani adı üstünde, dizinin ismi "Sahtekar" yani pek çok sahtekarlıkla... Hani sürükleyici bir dizi belki ama neticede toplumsal değerlere ne kadar uyum sağlıyor, buna dikkat ediliyor mu ve dizinin başarısı dediğimizde reytingle mi ölçüyorsunuz yani "Ben başarılı bir dizi yaptım." dediğinizde izlenirlik oranı... Neticede bir şirket, yapım şirketi yani kâr-zararına bakıyor, yaptığınız işin iyi tutması önemli çünkü 2 diziden sonra, 2 izlenmeyen dizi, 3'üncü dizi de finalini yapabiliyor. Bu noktalardaki kâğıt üzerindeki, az önce sunumdaki hassasiyetinizi biz biliyoruz, bunu söylediniz ama neticede gördüğümüz, bu bahsettiğim dizilerde bu hassasiyetlerin olmadığı. En azından aralarda bile, başta kötüyü gösterip sonrasında daha pozitif bir yaklaşımın olduğuna, o davranışın yanlış olduğuna dair subliminal mesajlar verilebilir diye açıkçası kendi adıma düşünüyorum.
Çocukların gelişimi için pedagojik danışmanlardan görüş alıyor musunuz? Dediğim gibi yani siz "Biz yaparız, 18 yaş üstüdür ve izletmesinler." diyebilirsiniz, bunu da ben makul karşılayabilirim; bu soruları sormak istiyorum.
Tabii, tarihî diziler açıkçası -Eyüp Bey de sanırım şimdi bizi dinliyor- Muhteşem Yüzyıl'la başlayan bir furyaydı ve orada birtakım saray entrikalarının yoğunluklu olduğu ama buna rağmen çocukların, gençlerin işte tarihe merak saldığı, okumaya başladığı bir süreçti. Ama ben bugün geldiğimiz noktada, özellikle işte Fetihler Sultanı'nın bir tür entrikaları da işin içine almayacak şekilde bir yaklaşımda bulunmasına rağmen, reyting rekorları kırmasını da takdirle karşılıyorum. Pozitif dizilerin, olumlu dizilerin çocukları da etkilediğini ve izlenebilirlik oranının da yükseldiğini görüyorum. İnşallah, bu hassasiyetlerin devam ederek tüm yapım şirketlerimizde devam etmesini ümit ediyorum.
Sizi de yani makul görüyorum, neticede yapım şirketlerinin nihai amacı para kazanmak. Yani tamam, toplumsal hassasiyetleri bir tarafa atmadığınızı söylüyorsunuz ama biraz daha hassas davranılması, özellikle kadın ve çocuk konusunda sizlerden birinci yetkililer olarak ricamdır.