KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri; bizi davet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Konuşmamın başında hayatını kaybeden...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Hocam, biraz daha sesli...

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Sesim aslında gür çıkar ama herhâlde mikrofon uzak gözüküyor.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Mikrofon uzak orada biraz.

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Evet, mikrofon uzak kalıyor.

Değerli Başkanım, Komisyonumuzun değerli üyeleri; Komisyona davet ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum.

Konuşmamın başında hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine ve şehrimize, milletimize başsağlığı diliyorum.

Değerli Bakanım olayın ilk andan itibaren ayrıntısını anlattı, o tarafa girip değerli zamanınızı almak istemiyorum çünkü olayı duyduğumuz andan itibaren Kahramanmaraş'a intikalimizde, orada yaptıklarımızda milletvekillerimizle birlikte hareket ettik, birlikte olduğumuz için de onu tekrar etmenin hiçbir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

Değerli Başkanım ve Komisyon üyeleri; elbette ki biz Kahramanmaraş milletvekili olduğumuz için yani menfur olayın yaşandığı illerden bir tanesinin milletvekili olduğumuz için bizi davet ettiniz ama Komisyonun amacı tabii ki sadece bu olayı irdelemek değil aynı zamanda bu olay üzerinden dijital mecraların -sizin de söylediğiniz gibi- çocukların üzerindeki olumsuz etkisinin araştırılması konusunda çalışma yapılması ana hedef olarak gözüküyor.

Tabii ki biz yaşanan bu süreç içinde menfur olay meydana geldiğinde hemen herkesin hızlı bir şekilde tepki verdiğini ama olayları daha çok güvenlik merkezli bir değerlendirmeye tabi tuttuğunu gördük Sizin de yapmış olduğunuz ilk toplantıdan itibaren mutlaka bu tür sonuçlarla karşılaştığınızı düşünüyorum. Hemen ya aileye ya okula ya oradaki Millî Eğitime ya başka bir kuruma, ilgili kuruma veya işte, Emniyete "bunlar eksik" yaklaşımıyla herkes o gün duyduğu ve yazılanlardan okuduğu kadarıyla hızlı bir şekilde yorum yaptı. Komisyonun çalışmalarının bunların ötesine geçmesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim çünkü o gün yapılan yorumlar, söylenen sözler olayın sıcaklığını göz önünde bulundurarak dile getirilen duygulardı; özellikle onu söylüyorum, gerçekten en dile getirilen duygulardı ama şu anda gerçeklik üzerinden yürümekte fayda vardır diye düşünüyorum.

Şu eksiklikleri gördüğüm kadarıyla söyleyebilirim. Bu olay bize şunu gösteriyor: Bir defa kurumlar arasındaki irtibatın zayıflığı veya bunun daha da güçlendirilmesi -zayıflığın değil- irtibatın güçlendirilmesi konusunda bence bir durum var. Aile, okul, ilgili kurumlar arasındaki irtibat artık dijital çağda eskiden olduğu gibi yürütülemez yani şunu diyemeyiz: Biz size çocuğumuzu teslim ettik, eti sizin kemiği bizim söylemi bu çağda geçerli bir söylem değil, bunu net bir şekilde söylemek istiyorum çünkü artık eti sizin kemiği bizim söylemiyle hareket edemeyiz. Bunu söylememin sebebi şu: Çünkü sadece okul değil aynı zamanda dijital çağda okulun, ailenin, kurumların ve yakınlarının hiç tahmin edemediği aktörlerle çocuklarımız dijital ortamlarda karşı karşıya kalıyorlar. Onun için yeni bir yaklaşım ortaya koymamız gerekiyor, bu da elbette benim gördüğüm kadarıyla... Çünkü bu aileleri dinledik biz, gerçekten onları dinlemek bizim için de çok zor, Allah onlara sabır versin. Kurumları dinledik. Sürekli -biraz önce Değerli Bakanımın bahsettiği gibi- onların özel günlerinde bir araya gelmeye çalışıyoruz. Siz de onları dinlediniz. Sadece onları dinlemekle yetinmeyip bu önümüzdeki süreçte bu tür olayları engellemek için nasıl bir sonuç ortaya koymamız gerektiğini sizin raporunuz ortaya koyacak, sizin raporunuz belirleyecek.

Yabancı ülkelerde, başka ülkelerde bu tür olaylar yaşanıyordu, bunu biliyoruz, özellikle Amerika'da falan çok karşımıza çıkan olaylardı. Bizim ülkemizde ilk defa böyle bir olaya şahit olduk, çok ağır bir maliyetle şahit olduk ama belki hazırlık yapılabilirdi. Bu da şunu gösteriyor: Okulların, ilgili kurumların, devlet kurumlarının bence burada bu sizin ortaya koyacağınız raporu da göz önüne alarak sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyonlarla ilgili raflarında kalan bir rapor olarak değil de uygulama alanı bulan bir rapor olarak piyasaya sürülmesinin doğru olacağını düşünüyorum, bu şekilde yaklaşmak gerekir diye düşünüyorum çünkü hepimizin çocuğu var, benim de -Allah rahmet eylesin çocuklarımıza- vefat eden ve yaralanan çocuklarla aynı yaşta olan çocuğum var. Ben o gün değil, on gün haber izlettirmedim, aman etkilenmesin diye televizyondan uzak tuttum.

Şimdi, yaralı olan çocuklarımızı ziyaret ediyoruz, biliyorsunuz, 2'si Ankara'da, sizler de haberdarsınız, onların ailelerinin yaşadığı durumları da görüyoruz. Onun için çocukları ne tek başına aile koruyabilir ne tek başına okul koruyabilir ne de her okulun önüne öyle 2 polis dikmeyle bu iş yürümez. Burada irtibatı arttırma, koordinasyonu artırma ve etkiyi mümkün olduğu kadar azaltma yönünde politika izleyebiliriz. Tamamen ortadan kalkar mı? Zannetmiyorum çünkü bizim elimizde olmayan ve sürekli gelişen bir mecradan bahsediyoruz. O mecra ister istemez yeni ortaya çıkan aygıtları, yeni ortaya çıkan gelişmeleri yeni önlemleri de beraberinde getiriyor; bu, kapatarak olacak bir durum değil yönetilmesi gereken bir durum. Onun için sizin ortaya koyacağınız ortak raporun ilgili kurumlar tarafından, ilgili aktörler ve kişiler tarafından mutlaka değerlendirmeye alınmasında büyük fayda görüyorum.

Saygılarımı arz ediyorum.