KOMİSYON KONUŞMASI

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, çok kıymetli milletvekillerimiz, çok Değerli Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı ve kamu denetçilerimiz; hoş geldiniz. Ben de öncelikle raporda emeği geçen herkese, samimiyetle bu titiz çalışmaları için çok teşekkür ediyorum.

Müsaadenizle ben de bir rapor değerlendirmesi hazırladım. Komisyon raporunda vatandaş şikâyetlerindeki yüzde 42,5'lik artış esasen iktidarın da ne denli başarısız olduğunun, vatandaşta isyanın, şikâyetin yüzde 50 nispetinde arttığının da net bir göstergesidir. 2025 yılında başvuruların bir önceki yıla göre 42.49 artarak 21.034'e ulaşması, kamu hizmetlerindeki hususen ciddi bir memnuniyetsizliğin de göstergesidir. Vatandaş hakkını kamu idaresi içinde alamadığı için kamu denetçiliğine başvurmak zorunda kalıyor. Bu artış, esasen KVKK'ye güven artı gibi sunulmakla birlikte -doğru da olabilir, hem tanınırlığı hem güvenilirliği artıyor, evet- bu durum, aynı zamanda da idareye, kamu idaresine güveninde ne denli azaldığının da net bir göstergesi. Kısacası, vatandaş devlet kapısında çözüm bulamadığı için ombudsmana gidiyor. En fazla şikâyet kamu personel rejiminde, başvuruların yüzde 30,4'ü kamu personeli, 16,8'i adalet, 9,1'i eğitim, yüzde 7'si sosyal güvenlik, 6,6'sı belediye hizmetleriyle ilgili. Bu tablo, liyakat sorununu net bir şekilde ortaya koyuyor. Herhâlde yirmi dört yılda en çok kaybolan şey neydi deseniz, liyakat deriz; vicdanı olan herkes de böyle demeli. Şimdi örnekleri çoğaltıp konuyu uzatmayalım. Mülakat uygulamaları en çok şikâyetlerden biri, bu konuda binlerce örnek yapabiliriz. En çok can yakan, can acıtan ve Kamu Denetçiliği Kurumuna da başvuruları var. Mülakat mağduru öğretmenler bir buçuk yıldır hâlen ağlıyorlar. Alenen hakları gasp edilmiş bir kesim olarak orada duruyor 1.611 öğretmen. Tayin ve atamalardaki adaletsizlik kamu çalışanlarının özlük hakları sorunlarının devam ettiğini gösteriyor. Özellikle mülakatın kaldırılması vaadi defaten verilmesine rağmen uygulanmadığı için mağduriyetler de devam ediyor. Efendim, bu başvurularda Adalet Bakanlığı yine ilk sırada; yüzde 13,4'ü Adalet Bakanlığıyla ilgili. Burada sorun ne? Adalete erişimde sorun; uzun yargılamalar, infaz uygulamaları, cezaevleri, idari işlemler konusunda vatandaşın memnun olmadığını ortaya koyuyor. Sağlık Bakanlığı burada 2'nci sırada; yüzde 12,7'si Sağlık Bakanlığı hakkındadır; en başta randevu sistemi. Burada iktidar partisi milletvekilleri daha hızlı çözüyordur diye umut ediyorum. Biz muhalefet milletvekilleriyiz, günde en az 3 tane randevu talebi alıyorum ben Bursa'da seçim bölgemden. Randevu alamadık; üç ay sonraya, beş ay sonraya, on ay sonraya... Yoğun bakımda yer bulamadık, serviste yer bulamadık. En büyük mesailerimizden biri bu. Artık bir kısmını mecbur Mustafa Yavuz Bey'e yönlendireceğim "Bu işleri lütfen çözün." diye.

Doktor açığı, şehir hastanelerindeki durum, sağlık personelinin çalışma koşulları... Tavsiye kararlarının oranı düşük, çok düşük. Sonuçlanan dosyalarda tavsiye kararı yalnızca yüzde 5, dostane çözüm yüzde 6, buna karşılık geri gönderme yüzde 47, incelenemezlik yüzde 32. Yaklaşık her 10 başvurudan 8'i, maalesef, vatandaş lehine esas incelemeye dönüşmeden kapanıyor. Kurum gerçekten vatandaşın hakkını tam anlamıyla koruyabiliyor mu veya korumayla alakalı hâlen yetki sorunları mı var? Kurumun yaptırım gücü yok. Raporda görüldüğü gibi kurum sadece tavsiye ediyor, idare isterse uyguluyor, isterse uygulanmıyor. KDK'nin kararlarının bağlayıcılığı konusu mutlaka yeniden ve bir kez daha ele alınmalıdır. Yani bir mahkeme hüviyetinden ziyade tavsiye kararlarının... Biz de "Burası bir mahkemedir ve karar vermelidir." demiyoruz ama belli ki burada bir yetersizlik ortaya çıkıyor. Raporda açıkça Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Sağlık, Ulaştırma, BTK, SGK gibi kurumların tavsiye kararlarını uygulamadıkları veya yeterli cevap vermedikleri belirtiliyor. Ya, size cevap vermiyorlar, zaten bize de cevap vermiyorlar bunlar. Çoğu kez Millî Eğitim Bakanlığı bize de vermiyor mesela, vermiyor; niye vermiyor? Bu konuda aynı noktada mağduruz efendim, size duyurmak isteriz.

Bu nedenlerle kendi kurduğunuz ombudsmanın tavsiyesine bile uymayan bakanlıklar hakkında bugüne kadar hangi işlem yapıldığını da sormak zorundayız. Personel sayısı artıyor ama sorunlar da artıyor. Kamu Denetçiliği Kurumunda rapora göre 291 personel 470 milyon TL de bütçe var. Şikâyet sayıları yüzde 50 artıyor, sorunlar artıyor ama bütçe ve personel artışında bu konuda da yetersiz kaldığını, bunun da bir soruna neden olduğunu görmek gerekiyor.

Tekrar, en fazla başvurular adalet, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, belediye hizmetleri. Bu durum devletin temel hizmetlerinde ciddi manada bir kalite kaybı yaşandığının da göstergesi. Normal şartlarda vatandaş önce idarede çözüm bulmalıdır. Bugün ise vatandaş CİMER, KDK, mahkemeler arasında ne yazık ki ömür tüketiyor.

Sonuç itibarıyla, bu rapor esasen iktidarın övüneceği değil, ders çıkarması gereken bir tablodur ve rapordur. Başvuruların bir yılda yüzde 42 küsur artması adaletten sağlığa, eğitimden kamu personel rejimine kadar devlet yönetiminde ciddi sorunlar yaşandığının ve bu sorunların biriktiğinin de apaçık göstergesidir. Üstelik Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarının büyük kısmı tavsiyeden öteye geçememekte, birçok kamu kurumu da bu tavsiyeleri ne yazık ki uygulamamaktadır.

Ben tekraren raporda emeği geçen herkese, Kamu Denetçiliği Kurumumuzun kıymetli çalışmalarından dolayı başta Sayın Akarca olmak üzere bütün üyelerine, çalışanlarına teşekkür ediyorum. Ancak bu eksikliklerin, bu sıkıntıların görülmesi gerektiğini belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.