| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu İle İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .07.2026 |
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.
Değerli milletvekili arkadaşlar, Değerli Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçimiz, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Tabii, artık bu raporlar bir rutin hâline geldi ama bir türlü yol katedemiyoruz. Neden yol katedemiyoruz? Ben, tabii, sosyal medyada linçe uğruyorum ama yine uğrayacaksak uğrayalım. Uzun süreden beri milletvekiliyim ama hep şunu söyledim: Bir, Kamu Denetçiliği Kurumu, hakikaten hukuk devleti açısından, devletin denetlenmesi açısından, iktidarın denetlenmesi açısından olmazsa olmaz demokratik kuruluşlardan bir tanesidir. Yararlı mı; çok yararlı, faydalı mı; faydalı. Ama fayda ve yararının daha hissedilebilir olabilmesi için hukuk devleti temiz soluklu bir hava gibidir. Yani o temiz oksijeni bizim daha iyi hissedebilmemiz için bugüne kadar hep kanun teklifi verdik, orada duruyor. İktidar parti milletvekillerine geçmişte hep söyledik, yine söylüyorum: Bir, tavsiye mahiyetindeki kararlar bağlayıcı olsun diye kanun teklifi verdik. Ne olur? Eğer sırf biz verdik diye, muhalefet verdi diye yapmıyorlarsa biz geri çekelim, siz verin, destekleyelim, oy birliğiyle çıksın. Yani bunun bir siyaseti yok, olması gereken bir şey. Bütçeye ayrıca bir yükü de yok, bütçeye bir yük de getirmiyor ki. "Efendim, biz ya bütçeye yük getiriyor, bunu bir etki analizini yapalım." Böyle bir şey de yok. İkincisi, resen hareket etme durumu yani niye resen hareket etmesin. Kamu Denetçiliği Kurumundan seçtiğiniz arkadaşlarımızın hepsi kimisi geçmişte iktidarınızda milletvekili olmuş, kimisi partinizin üyesi, kimisi sempati duymuş netice itibarıyla yani iktidarınızla bir bağı olmayan birisini bugüne kadar kamu denetçisi yaptınız mı? Yapmadınız. Siz niye onlara güvenmiyorsunuz? Hadibiz güveniyoruz o arkadaşlara, resen hareket etsinler, resen hareket etme yetkisini verin. Niye vermiyorsunuz kendi arkadaşlarınıza? Yani bunun bir yanlış bir şeysi var mı? Üçüncüsü, yani burada davalara katılma hakkı, yani anlıyorum yine kendi arkadaşlarınız o davalara katılacak, sizin yararınıza, sizin yanlıştan dönebilmeniz için, şapkanızı önünüze koyabilmeniz için, yani biz burada hangi hatayı yapıyoruz diye, yani üçüncü, dördüncü bir göz anlamında kontrol etmiş olur, bunu da yapmıyorsunuz. Anayasa Mahkemesine başvuru hakkı en azından tanınabilmeli. Bu konuda da biz yetki verdik, kanun teklifi verdik, yine aynı şekilde. Şimdi, geçmişte bu kadar başvuru yoktu arkadaşlar, yüz seksen gün içerisinde kararlar yazılabiliyordu ama şimdi "yüz seksen gün" deniliyor ama yüz seksen günden sonra yazılıyor, yüz seksen günün takvimi içerisinde gibi görünüyor bana gelen kararlarda. Çünkü en fazla başvuran arkadaşlardan biri benim, mümkün olduğuncaya kadar. Bu sebepten dolayı personel az, personel yetersiz, bütçesi yetersiz, lütfen bunları yerine getirin arkadaşlar. Yani objektif bir şeyleri söylüyoruz ve dostane çözüm kararı. Vallaha sizi çok seviyorum, size çok da saygı duyuyorum. Sizin bu dostane çözüm kararlarınız o kadar güzel ki ama sonucu takip etmiyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Örnek, Şanlıurfa Eyyübiye'yle ilgili çöp arıtma tesisine dostane çözüm önerinizi belediye yapmıyor. Vatandaş her gün beni arıyor, diyor ki: "Mahmut Bey, biz çöp kokusundan uyuyamıyoruz." Niye siz böyle gelişigüzel, işi başınızdan atmak için dostane çözüm önerisi diyorsunuz? Şimdi ben size ihbarda bulunuyorum. Bu ihbarı size şikâyet etmek için mutlaka yazılı bulunmam gerekmiyor, sözlü anlamda ama tutanaklara geçtiği için aslında bu bir yazılı şikâyet. Şanlıurfa Eyyübiye çöp arıtma tesisiyle ilgili verdiğiniz dostane çözüm kararının gereği yerine gelmedi, Şanlıurfalılar mağdur.
Övündük, övündük, dedik ki: Kamu Denetçiliği Kurumu. Gelelim kanunun 4'üncü maddesine, efendim, Cumhurbaşkanının iş ve eylemleri tartışma konusu. Ombudsman incelenemezdi, kanunda değişiklik yaptık, inceleyebiliyor. E, şimdi ben Cumhurbaşkanının işlemlerini size şikâyet ediyorum, incelenemezlik kararı veriyorsunuz, kanunda hüküm var. Sizinle ilgili ben gidip şimdi dünya kadar harç ödeyeceğim, dava açacağım. O zaman size başvuru nasıl ücretsizse sizin kararlarınıza karşı da başvuruyu ücretsiz hâle getirelim arkadaşlar. Çünkü bu bir hak arama yolu, hak arama yolunu biz paraya, harcı yüksek tutarak ona tahvil edersek hak arama yolunu kısmış oluruz, kesmiş oluruz. Yani bu söylediklerim benim sizden istirhamım, ben söylemekten bıkmayacağım, söylemeye devam edeceğim. Size dinliyorsunuz beni ama maalesef bildiğinizi okuyorsunuz. Ben size söylemiyorum, size saygı duyuyorum, özür dilerim, bunu söylerken iktidar vekillerine söylüyorum. Siz de benim gibi masum bir vekilsiniz yani sizin de dediklerinizi yapmıyorlar ama umarız ve dileriz bir gün hep birlikte iktidara geliriz, bugün bu iktidarın yapmadıklarını hep birlikte yapmış oluruz. Burada da bizim Şanlıurfalıların çok güzel bir sözü var yani Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyon gördü de bu Karma Komisyon gibi hiçbir komisyon da görmedi. Söylediklerimiz tutanakta kalıyor ve hiçbir şey yapmıyorsunuz. Buna da üzülmüyorum desem yalan söylemiş olurum.
Bugün çok şanslı bir günüm. Neden şanslı bir günüm? Aslında iki Mustafa Bey arasında oturuyorum, dileğimi tutuyorum. dileğim şu: Allah'ın izniyle inşallah iktidara geliriz yeni parti olarak.