| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Efendim, çok teşekkür ederim. Bakanlıklarımızın sunumları için teşekkür ediyorum.
Burada tabii ki Diyanet İşleri Başkanlığından başlamak isterim. Burada bu Komisyonda biz 3 Şanlıurfa milletvekili bulunmaktayız. Siz Şanlıurfa'ya neden il müftüsü tayin etmiyorsunuz da orada asaleten il müftümüz yok yani, geçici olarak il müftüsü göndermişsiniz. Yani, hakikaten sizden istirham ediyorum yani oraya asaleten bir müftü atamanızı istirham ediyorum.
İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) - Sayın milletvekili katılıyorum size, Urfa Milletvekili olarak.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - İki, cuma hutbelerinde temizliğe daha fazla ağırlık basılması. Urfa'da maalesef temizlik anlamında sorduğumuz zaman müftünüze diyor ki: "Git onu belediyeye sor." Yani dinî anlamda da temizlik aynı zamanda dinin direğidir. Ve bir şey daha söyleyeceğim, şimdi, bunlar basında belki manşet alacak. Ya, Sayın Başkanım, Allah rızası için, 3 tane Şanlıurfa milletvekili burada. Sürekli elektrikler kesildiği için suları akmıyor, sular akmayınca insanlar, Urfalılar orada ne abdestini alabiliyor ne de temizliğini yapabiliyor. Yani sizden istirham ediyorum, siz de Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu konunun üzerine eğilmenizi istirham ediyorum. Artık bu olay insanların din ve inanç özgürlüğü açısından, ibadet özgürlüğü asla bunu dahi etkiliyor.
Gelelim dille ilgili. Sizden istirham ediyorum, biz hepimiz ama hepimiz 86 milyon insan biz bu Anayasa'ya bağlıyız. Bu Anayasa’nın çatısı altında temel hak ve özgürlükleri, inanç özgürlüğümüzü, ibadet özgürlüğümüzü yapıyoruz. Hiç kimse bundan muaf değil. Sizde görevli 2 isim söyleyeceğim ben: Halil Konakçı. Ya, Allah rızası için bana diyor ki... Siz yani Diyanet İşleri olarak bünyenizde görevli olarak -kimin imanlı imansız olduğunu- bir terazi mi dağıtıyorsunuz veya bir yerde böyle bir terazi mi satılıyor? Bu arkadaşımız bize sosyal medyada, imanlı-imansız ayrımı yapıyor. Ya, Allah rızası için yalvarıyorum size dinimiz bir adalet dinidir, bir hukuk devleti dinidir. Hukuk devletini ta o Medine Sözleşmesi'nden beri savunuyor, insan haklarını savunuyor, çocuk haklarını savunuyor. Bu tür insanları siz ne yapıyorsunuz? Şikâyeti ediyorum, şikâyeti de sonuçlandırmıyorsunuz. O isim yetiyor mu? Yetmiyor. Aynı şekilde Mehmet Ali Çavuşlu. Bu, yurt dışında, yine sizin personeliniz, yazıktır günahtır güzide olan kurumu biraz da zabıt rabıt altına alın. Yani siyasetle evet herkes uğraşabilir ama lütfen ama din insanı, hele hele toplumun o yapıştırıcı çimentosu olan bu insanları üslupla ilgili -Sayın İsa Bey dedi- hakikaten zarar veriyor.
Bir üçüncü kişi. Yetkili kişiler, doğru, katılıyorum. Cübbeli Ahmet hocanın esas mesleği ne? Çivi fabrikası olan bir arkadaşımız.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Ticaretle uğraşmasın mı?
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Üstadım, o dönem böyle dinle şeyle vesaire bir uğraşı yoktu. Çivi fabrikası vardı, baktı ondan sonra kalktı bu işlere girişti. Dedikleri doğru, yetkili, etkili insanlarla bu şekilde dinî istismar etmek, hakikaten Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının gerekçesi bu değil mi zaten? Din istismarını engellemek, kollamak, korumak. Sizden istirham ediyorum yani bu konuda biraz daha hassas davranmanızı istirham ediyorum.
Ve aynı şekilde sizlerle ilgili, mesela burada çok güzel, bir biriminiz var, demişsiniz ki... Göçle ilgili biriminiz. Göçle ilgili biriminizle ilgili -göç demek sadece göç ve manevi destek hizmetleri birimiz- bu sadece yurt dışından Türkiye'ye gelen insanlar için değil ki "göç" kavramı. Bu "göç" kavramı bizim şu anda mevsimlik tarım işçimizin çocuklarıyla da ilgili de söz konusu. Siz mesele yani bugüne kadar mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarıyla ilgili bunlar aynı zamanda diğer kurumlara da ayrı ayrı, tek tek soru soracağım. Bunların eğitiminden, sağlığından, barınma hakkından, koruyucu tedbirlerden, psikososyal destekten, akran zorbalığından, bunlarla ilgili hangi çalışmalar yaptınız? Bunlar yani evde o çadırlarda su bulamıyor, o çadırlarda öğretmen bulamıyor, eğitime gidemiyor, temizlik yapamıyor. O çocuk işçiliğiyle ilgili sizler ne yapıyorsunuz? Onunla ilgili ayrıntılı sorularımız şu: Bir, mevsimlik tarım işçisi çocuklarının eğitim hakkı, çocukların korunması ve çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Diyanet olarak hangi faaliyetler yürütülmektedir?
İki, vaaz, hutbe, Kuran ve Kuran kursu, aile rehberlik hizmetlerinde çocuk hakları ve eğitim hakkına ilişkin özel içeriklere yer verilmekte midir? Verilmiyorsa neden? Göç eden mevsimlik tarım işçi ailelerinin çocuklarının sosyal hayata uyumu ve korunmasına yönelik yürütülen manevi rehberlik çalışmaları nelerdir?
Sağlık Bakanlığıyla ilgili yine mevsimlik tarım işçilerinin konusuna odaklandım ben çünkü bunlar unutulmuş, terkedilmiş hiç konuşulmuyor. Yani mevsimlik tarım işçisi çocukların düzenli sağlık taramaları, aşıları ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi nasıl sağlanmaktadır? Tarım alanlarında yaşayan çocuklara yönelik mobil sağlık ekipleri görev yapmakta mıdır? Psikolojik destek ihtiyacı bulunan çocuklar için özel bir takip sistemi bulunmakta mıdır? Aynı şekilde, Adalet Bakanlığıyla ilgili mevsimlik tarım işçileri için dediler ki: "Koruyucu programlarımız vesairemiz var." Evet, yani ağırlıklı suç işlendikten sonra kısma geçtik ama öncesinden bir önleyici bir görev olduğu da sayılmıştı bu koruyucu ve önleyici.
Mevsimlik tarım işçisi çocukların eğitim hakkının ihlali. Çocuk işçiliği, ihmal ve istismar vakalarına ilişkin son beş yılda kaç tane adli işlem yapılmıştır? Bu çocuklar yaşlarının altında çalıştırılıyor ve bu çocuklar aynı zamanda çocuk işçiliği suç ama bunların hepsi yapılıyor. Bunlarla ilgili nedir?
İkinci soru yine bu çocukların şiddetten korunması ve adalete erişimin güçlendirilmesi için hangi özel çalışmalar yürütülmektedir?
Üçüncü soru: Çocuk Koruma Kanunu kapsamında bu çocuklara yönelik alınan koruyucu ve destekleyici tedbirler. Kanunda çok fazla var. Desem ki kanunlarımız yok. Vallahi kusura bakmayın yani kanunlarımız Avrupa'daki kanunlardan çok daha ileride ama maalesef uygulama anlamında bu alanı bulamıyoruz, bu alanı bulmak istiyoruz.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından, mevsimlik tarım işçisi çocukların güvenli şekilde okullarına ulaşabilmeleri için servis, ulaşım ve yol güvenliği konusunda hangi çalışmalar yürütülmektedir? Bu çocuklar yani hele hele tarlaya gidiş gelişte, değerli Yavuz Bey buradaydı ama evet yani bizim mevsimlik tarım işçisi insanlarımız için Ulaştırma Bakanı ve İçişleri Bakanının birlikte çalışması lazım. Çadırda kalıyorlar Üstadım, tarlaya minibüsle gidiyorlar. Minibüse diyorlar ki: "Bu minibüs ticaridir, siz özel olarak bu götürüp getiriyorsunuz. Bunun işletme ruhsatı nerede?" Çadırdan tarlaya gidip geliyor ya ceza kesiliyor ya bu minibüslere el konuluyor. Yani Ulaştırma Bakanı aynı zamanda bunu da kapsıyor yani sadece internet olayını vesairesini kapsamıyor. Göç ettikleri bölgelerde internet, haberleşme, altyapısının eğitim faaliyetlerini aksatmaması için hangi tedbirler alınmaktadır? Ha, ben bu soruyu böyle sordum ama vallahi okula bile gitmiyorlar bırak da eğitimin aksayıp aksatmamasını. Eğer varsa elinize bizi mahcup edecek doneler verirseniz sevinirim.
Uzaktan eğitime erişim konusunda bu çocuklara yönelik özel bir altyapı desteği sağlanmakta mıdır? Bu da yok. Umarım ve dilerim bunu yaparsınız.
Gençlik ve Spor Bakanlığıyla ilgili, mevsimlik tarım işçisi çocukların spor, sanat, sosyal etkinliklere katılımını artırmaya yönelik özel projeleriniz var mıdır? Sizden istirhamım, METİP denilen birkaç tane proje var. Bu bir tanesi burada Polatlı'da kurulu, bir tanesi Ordu'da kurulu, birkaç ilimiz daha var Adana'da ama yani bundan 3-4 tanedir ama Türkiye'de aşağı yukarı geçen sene 100 binin üzerinde öğrenci vardı, bunları hesaba katarak söylüyorum. Yaz döneminde tarım alanlarında bulunan çocuklara yönelik gezici gençlik merkezi ve sportif faaliyetler düzenlenmekte midir? Bu çocukların akranlarıyla sosyal uyumunu güçlendirecek çalışmalar nelerdir, yapılıyor mu?
Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığımıza ilgili yani sizden istirhamım, bırakın politikayı, politikacılar var, burada her siyasi partideki arkadaşlarımız yapıyorlar. Yani ısrarla ben onu söyledim, Değerli Başkanımız dedi ki: "Efendim, bu konuyla ilgili bizim dışımızda bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler var mı?" "Var." dediniz. Yine aynı şekilde, bakın, sayfa 10: "Dijital dünyada çocuk hakları sözleşmenin ilk imzacısı Sayın Cumhurbaşkanımız destekli." Ya Allah rızası için gittim, bunu üşenmedim çıkardım. Cumhurbaşkanımızın genelgesi var. Bu uluslararası bir sözleşme değil. Uluslararası sözleşme Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’nın 90'ıncı maddesinde geçen, burada parlamenter olarak arkadaşlarımız, biz hiçbirimiz, böyle bir sözleşme Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmedi Değerli Müdürüm. Cumhurbaşkanının genelgesi. İyi mi? İyi. Desteklemek lazım mı? Desteklemek lazım ama bize lütfen, Anayasa’nın 90'ıncı maddesi uyarınca burada Meclisten geçmeyen bir genelgeyi bize "uluslararası sözleşme" diye söylemeyin. Yani ilk imzacısı ne demek? Sanki birden fazla ülkeler imzalamış, bunu ilk önce Sayın Cumhurbaşkanımız önderlik yapmış. Keşke yapsa seviniriz. Yani bunda sevinmeyecek ne var? Keşke olsa ama değil. Biz ne yaptık? İlk imzacısı olduğumuz kadın hakları sözleşmesi oldu, e, onu da iptal ettiler, rafa kaldırdık. Yani bu, maalesef, sizden istirhamım, sunumu yaparken daha objektif böylece biz Allah'a inanırız sonra da yeryüzünde devletin objektifliğine. Niçin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu diyor ki: "Memur tarafsız olmalı. Bir siyasi partinin lehine ve aleyhine konuşmamalı, propaganda yapmamalı." Çünkü, biz sizin tarafsızlığına inanmak isteriz. Olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmayı bırakın, burada siyasiler anlasın bunu. Sizden istirham ediyorum.
Ve burada size yönelik mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocuklarının eğitimden kopmasını önlemek amacıyla hangi sosyal devlet programlarını uyguladınız, hangi sosyal destek programı uygulandı?
İki: Bu ailelere yönelik sosyal inceleme, rehberlik ve psikososyal destek hizmetleri hangi sıklıkla yürütülmektedir? Çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda diğer kurumlara nasıl bir koordinasyon sağladınız? Böyle bir çalışmanız var mı?
Ayrıca, burada 5 bakanlığımız var, sizden istirham ediyorum, bu bir yara, mevsimlik tarım işçileri yara, benim de yani bilmiyorum ama hakikaten benim için büyük bir yara, belki yoksulluktan geldiğim için büyük bir yara. Türkiye'de bir kişi bir yerde çalıştığı zaman sigortalı gösterilmek zorunda, gösterilmezse suç teşkil ediyor hem ceza kanunu açısından hem de sosyal güvenlik açısından. Burada Adalet Bakanlığı temsilcilerine özellikle istirham ediyorum: Ne olur, İş Kanunu'nun 4'üncü maddesi diyor ki: "50 kişiden az çalışan tarım işçileri sigortalı olmaz." diyor. Arkadaş, kanun teklifini verdim, değerli Adalet Bakanlığı temsilcimiz, muhtemelen yargıçsınız, değerli yargıcım, bizim kıblemiz adalet. Ne olur, bu işçileri sosyal güvenlik kapsamına alın. Bir vatandaş nasıl bir yerde çalışıyorsa tek başına bir kişi sigortalı gösteriliyorsa bu mevsimlik tarım işçilerini sigorta kapsamına alın, sigorta güvencesine alın. Gidin, şu anda tarlada, aynı tarlada 100 kişi çalışıyor ama 49 kişi deniyor, kimse gidip kontrol de etmiyor, denetim etmiyor. Maaşlar deseniz bin liraya çalışıyor o da bir gün var, bir gün yok. Kanun herkese olur. Kanun nedir? Biz diyoruz, 2'nci madde hukuk devleti. Hukuk devleti yoksulunu koruyan devlettir, güçsüzünü koruyan devlettir, hakkını aramayanı koruyan devlettir. Biz bu devletimizi görmek istiyoruz.
Teşekkür ediyorum.
Saygılar sunarım.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Çok teşekkür ediyorum Sayın Tanal.
Tabii, bizim kıblemiz bellidir de, sizin maksadınız orada...
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Adalettir kıblemiz.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Devletin temeli adalettir, devletin dini de adalettir diyerek düzeltelim. Yani "kıble" kelimesi o anlamda söylüyorsunuz.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Vallahi, ben onu ısrarla benim kıblem adalettir. Adaletli olan insanın dini de olur, imanı da olur, Allah'ı da olur ama adaletten sapmışsa ben bir şey söylemeyeyim.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Tam öyle zaten. "..."(*)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Ben Arapça bilmiyorum, Türkçesini söylerseniz iyi olur.