KOMİSYON KONUŞMASI

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Ben de bütün Bakanlıklarımızın temsilcilerine teşekkür ediyorum verdikleri bilgiler için.

Birkaç tespitim ve birkaç sorum olacak. Gençlik ve Spordan arkadaşım Doktor Enes Efendioğlu'nun okul dışı zaman kavramı gerçekten önemli, bunun için sosyolojide "Boş Zamanlar Sosyoloji" diye bir ders de verilir çok önemli olduğunu anlatma açısından.

Ben tabii, otuz beş yıl önce Sağlık Bakanlığına girmiş, devlet memurluğu yapmış biri olarak "bürokratik ekosistem" mi diyelim, "bürokratik davranış modeli" mi desem yani bir türlü değişmiyor. Daha dün Kahramanmaraş'ta Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ile üniversite sağlık yöneticilerini bir araya getirdim ve bu ilk defa olmuş, çok heyecanlandılar. Yani birbirimizle koordinasyona bir türlü yanaşamıyoruz. Olsa da yüzeysel kalıyor, olsa da bu eş güdüm bir türlü sağlanamıyor. Yani bu sunumlardan da ben onu anlıyorum, herkes kendi başımı çekerim, kendi işimi yaparım, diğerleriyle olan eş güdüm ister sağlansın ister sağlanması açısından bir ortam oluşmuş. İşte, yaptıkları anlatıldı. Dolayısıyla, hani Yunus Emre diyor ya: "Bu akl-ü fikr ile Mevlâ bulunmaz." diye şiirinde. Bence de bulmakta yine zorlanacağız diye düşünüyorum ama yine de dediğim gibi, Gençlik ve Spor Bakanlığının sunumundaki doğru gence ulaşmak, teması sürekli kılmak; tabii, bunlar basit ve geleneksel şeyler ve en sonunda da sonucu ölçmek. Bizim ülkemizde en az yaptığımız iş. "Şunu yaptık, bunu yaptık, şunu yaptık, bunu yaptık..." İşte, en üstte ne var? Diyanet var. Neler yapmışlar, e, ölçtünüz mü, bunu ölçtünüz mü? Yani bu yaptığınız işlemlerin sonuçlarında verimlilik nasıl, etkinlik nasıl, ölçüldü mü? Yok, ölçülmedi. E, biliyorum, zorla kurslara giden çocukları biliyorum ki onlardan biri de bendim. Dolayısıyla, ölçmediğiniz bir şeyi bu kadar bunu yaptık, bu kadar bunu yapmış... Yani bu arada bunu da belirteyim: Hem fizik tedavi uzmanıyım hem dört yıllık ilahiyat mezunuyum hem de sosyoloji mezunuyum. Bunları da hani konuşmalarımda yetkinlik açısından belirtmek isterim. Dolayısıyla, biz zorla bir şey yapıyoruz.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - İrfan Bey Vekilim, seni hep ciddiye alıyoruz.

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Yok, öyle, ciddiye alınma değil. Yani bazen "Hani niye konuştular?" diye soruyorlar. Evet, muhalefet bir şey diyor karşıdan.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Diyorum ki en az üç üniversite bitirmeden konuşmazsınız siz de.

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Eyvallah, tamam, inşallah.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - "Tamam, inşallah." olur mu? Herkes sözünü söyleyecek.

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Tabii, dinin sadece ahlak değil, ibadet ve muamelat da olduğunu özellikle ülkemizde de ısrarla ibadet üzerinden dinin sunuma sunulduğunu da belirtmek isterim, bu tespiti yapmak isterim.

"Dinin dili" dendi, çok doğru. Bakın, klasik dilleri kırk senedir kullanıyoruz. Ben de imam hatip okurken hadise başlarlar, senetleri sayılır durulurdu ama bir rap şarkıcısı çıkıyor "Fakirlik korkusuyla ömrü servet peşinde koşan da gördüm, fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü." diyor. "Ömrü servet peşinde koşan da gördüm fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü." Çok da güzel. İster Hümeze'ye bağlayın, ister Tekasür'e bağlayın, bağlayın ama beni etkiliyor bu sözler. Şimdi, siz etkili bir -İsa Vekilimin dediği gibi- dil kullanmadığınız sürece işte bu akl-ü fikr ile Mevlâ'yı bir türlü yaz kurslarında da diğer kurslarda da bulamıyoruz.

Toparlıyorum. Son olarak ben Gençlik ve Spor Bakanlığının kavramsal çerçevedeki önerilen bir modeldeki gerçekten teorik anlamda güzel modeller. Aile ve akran çevresindeki sizin görev olarak addettiğiniz aklan rehberliği ve riskli ailelere doğrudan ulaşmanın yöntemi nasıl olacak? Gençlik ve Spor Bakanlığının böyle bir benim bu ana kadar bildiğim bir görevi yok, böyle bir şey de fark etmedim. Bu nasıl olacak?

Teşekkür ediyorum.