KOMİSYON KONUŞMASI

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkanım.

Öncelikle şunu ifade etmeyi önemli buluyorum: Teklif sosyal politikaların yerine cezayı koymuyor; koruma ve rehabilitasyon tedbirlerini güçlendirirken çocukları özellikle cinayet ve ağır şiddet suçlarında araç olarak kullanan örgütlerin mevcut indirimleri istismar etmesini önlemeyi amaçlıyor kanaatimce. Her çocuk otomatik olarak yetişkin gibi cezalandırılmayacak bu düzenlemeye göre. Yalnızca bir yaş grubunda fiilin ağırlığı, kastın yoğunluğu ve geçmiş davranışları dikkate alınarak hâkime bir takdir yetkisi öngörülüyor diye anladım. Çocuğun üstün yararı önemlidir, bu konuda katılıyorum sizlere ancak mağdur çocukların yaşam hakkı, ailelerin adalet beklentisi ve toplum güvenliği de çocuk hukukunun dışında bırakılamaz. Dünya genelinde çocuk suçlularına dair eğilimlere baktığımızda, suçun niteliğinin değiştiğini, suça karışma yaşının düştüğünü ve bireysel faktörlerin yanında çocukların sosyal, ekonomik, çevresel risklerle bu sürecin içine çekildiğini görüyoruz. Hukuk düzenimizin mahallelerimizi, okullarımızı ve evlatlarımızı hedef alan bu yeni suç mühendisliğine kayıtsız kalması da mümkün değil. Karşımızdaki tablo çok net: Organize suç örgütleri, zehir tacirleri ve karanlık yapılar çocukların hukuki statüsünden kaynaklanan koruma mekanizmalarını açıkça bir istismar alanına dönüştürmeye çalışıyor. Çocuğun eline silahı, bıçağı tutuşturan bu zehirli akıl, ceza-adalet sistemindeki mevcut uygulamaların boşluklarına sığınıyor. Bu durum zaman zaman toplumda bir cezasızlık algısı da oluşturmakta, bu cezasızlık algısı da toplumun adalete olan inancını zedeliyor. Bu kanun teklifi de çocuğu suçla temas ettiği anın öncesinden başlayarak yargılama sürecinde ve infaz sonrasında kuşatan çok boyutlu bir kalkan inşa edilmesi açısından önemli görüyorum.

Gelin, gerçekle yüzleşelim. Özellikle son dönemde çocuklar tarafından gerçekleştirilen ağır şiddet olayları, silahlı saldırılar ve maalesef, ölümle sonuçlanan akran zorbalıkları meselesi vahim bir zirveye, bir boyuta taşınmıştır. Bu kanun teklifini de değişen suç profiline verilmiş güçlü bir refleks olarak görüyorum. Burada temel felsefenin toplumun güvenliğini tesis ederken çocuğu yeniden topluma kazandırma iradesini de başköşeye koyduğu kanaatindeyim çünkü çocuk adalet sisteminde başarının ölçütü verilen cezanın ağırlığıyla değil, çocuğun yeniden suç işleme riskini ne kadar azalttığıyla ölçülür. Bu iki ilke birbirinin alternatifi olamaz, aksine birbirini tamamlar. Teklifte yer alan "adli süreçteki çocuk" tanımını da yargılama bitmeden çocuğa "suçlu" etiketi yapıştırmayan bir yaklaşım olarak siyasi geleneğimizin insan bakışına en berrak özeti olarak gördüğümü ifade ediyor, kanun teklifimizin ülkemize, milletimize ve aydınlık geleceğimiz olan çocuklarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.