| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Şimdi, konu Anayasa'ya aykırılık tartışması olunca ben de bu konudaki görüşlerimi ifade etmek istedim.
Anayasa’nın bütününe baktığımızda da tek tek kanun maddelerine baktığımızda da devlete yalnızca temel hak ve özgürlükleri koruma görevi vermemiş Anayasa, çocuğu, aileyi, eğitim hakkını, yaşam hakkını ve kamu düzenini koruma yükümlülüğü vermiş. Bu anlamda, bu teklif tam da aykırı olduğu, itirazını ettiğiniz anayasal yükümlülükler açısından makul bir denge kurma çabasının bir ürünü olarak ortada duruyor.
Madde madde de gidecek olursak hukuk devleti devletin suçla mücadele etmemesi anlamına gelmez madde 2'ye göre, tam tersine hukuk devleti suçla mücadelenin hukuk kuralları içerisinde yürütülmesini gerektirir. Teklif yargısal denetimi kaldırmıyor, yeni suç ihdas etmiyor ve mahkeme kararlarını da ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle, sırf yaptırım öngörmesi hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Anayasa’nın 5'inci maddesine aykırı olduğu iddiası var. Aslında bu da bu teklif bu maddeyi en güçlü destekleyen dayanaklardan biri. 5'inci madde devlete kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma, toplumun huzur ve güvenliğini sağlama görev vermiştir. Çocukların organize suç yapıları tarafından kullanılmasını önlemek de bu anayasal görevin doğal bir sonucu kanaatindeyim.
"Anayasa’nın 10'uncu maddesi eşitlik ilkesine aykırılık" dendi. Eşitlik ilkesi mutlak aynilik değildir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre aynı hukuki durumda olanların aynı, farklı durumda olanlara farklı kuralların uygulanması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Ağır ve organize suç işleyen çocuk ile münferit bir olaydaki çocuk aynı hukuki durumda değildir.
Yine 11'inci maddeye, Anayasa’nın bağlayıcılığına aykırı iddiası var. Kanun koyucunun görevi Anayasa’nın bütün hükümlerini birlikte değerlendirmektir. Bu teklif yalnızca temel haklar açısından değil, Anayasa’nın devlete yüklediği çocukları koruma, kamu düzenini sağlama ve toplum güvenliğini temin etme görevleri bakımından da bir aykırılık teşkil etmediği kanaatindeyim.
Yine 13'üncü madde temel hakların sınırlandırılması iddiası. Anayasa’nın 13'üncü maddesi temel hakların kanunla sınırlandırabileceğini açıkça kabul etmiştir. Burada belirleyici olan sınırlamanın meşru amaca dayanması ve ölçülü olmasıdır. Teklifin amacı çocukların ve toplumun korunmasıdır. Bu anayasal olarak meşru bir amaçtır.
Anayasa’nın 17'nci maddesi kişinin maddi ve manevi varlığı. Yalnızca suça sürüklenen çocuğu değil, suç mağduru çocukları da korur bu madde. Devletin yükümlülüğü bütün çocukların maddi ve manevi varlığını korumaktır. Bu teklif de yalnızca faili değil, mağdur olabilecek çocukları da koruma amacı taşımaktadır.
19'uncu maddeye aykırılık iddiası ise kişi hürriyeti ve güvenliği, özgürlükten yoksun bırakma tedbirleri ancak kanunla ve yargı kararlarıyla uygulanmaktadır. Teklifte yargısal denetimi ortadan kaldıran bir ibareye rastlamadık, aksine çocuk adalet sistemi içinde uygulanacak tedbirler yeniden düzenlenmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti hakkının özüne dokunan bir durum da söz konusu değildir.
Anayasa’nın 41'inci maddesi itirazı. Devlete çocukları her türlü istismar ve şiddete karşı koruma görevi yüklemiştir. Günümüzde organize suç yapılarının çocukları araç olarak kullanması da çağdaş bir istismar biçimidir. Devletin buna karşı tedbir alması da bu anayasal yükümlülüğünün gereğidir.
90'ıncı madde, uluslararası sözleşmeler. Elbette temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelere anayasa üstünlük tanımaktadır ancak taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler çocuk adalet sistemini tamamen yaptırımsız bir alan olarak düzenlemiyor. Bu sözleşmelerin ortak yaklaşımı ölçülülük, bireyselleştirme ve yeniden topluma kazandırmadır ki bu teklif de bu anlamda da mutlak bir ayrılıktan söz etmek isabetli olmaz.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Cezalandırma yok yani mesela değil mi?
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Anayasa hükümleri tek tek değil, bir bütün olarak okunmalıdır, böyle okumak zorundayız. Devletin görevi yalnızca temel hakları sınırlamamak değil, çocukları suça, şiddete, bağımlılığa ve suç örgütlerinin istismarına karşı korumak da görevleri arasındadır. Önemli olan bu anayasal yükümlülükler arasında adil ve ölçülü bir denge kurabilmektir diyor, teşekkür ediyorum.