| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Görsel basını dışarı alalım.
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Arkadaşlar, bütün mesele sizsiniz, bir an önce çıkın da işin esasına girelim yani usul tartışmasına. Bu mesela sadece görsel basının eğer iki görüntü çekmesinden ibaret...
Sayın Başkan, mikrofonumu açar mısınız?
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun.
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, Değerli Komisyon üyeleri, Komisyonumuzu takip eden kamunun kıymetli bürokratları, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Komisyon Başkanımız Cüneyt Bey'in her seferinde centilmence atmış olduğu bir adım karşılığında övgü dolu sözleri bizden işittiğine de hepiniz şahitsiniz ve kendisi bir hukuk profesörüdür, kendisi de gayet iyi bilir ki usul esasa mukaddemdir. Ne zamandan bu yana? Mecelleden bu yana. Bunları İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 1'inci sınıfındaki çocuklara öğretirler, öğrencilere öğretirler ve hepimizin bağlı olduğu, şu masanın etrafındaki herkesin bağlı olduğu yegâne şey mevcut Anayasa'mız ve İç Tüzüktür. İç Tüzük'ün 63'üncü maddesi usule dair tartışmalara yönelik de aynen şu cümleleri ihtiva eder: "Görüşmeye yer olup olmaması, Başkanı gündeme veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerine uymaya davet gibi usule ait konular, diğer işlerden önce konuşulur. Bu yolda bir istemde bulunulursa, üçer dakikadan fazla sürmemek şartıyla, lehte ve aleyhte en çok ikişer kişiye söz verilir. Bu görüşme sonucunda oya başvurmak gerekirse oylama işaretle yapılır." Yani işin özü, önce 63'e göre usul tartışması burada yapıldıktan sonraki aşamada kanun teklifi sahiplerine söz verilmesidir.
Arkadaşlar, birbirimizi yormayalım, yazılı mevzuat neyi emrediyorsa, usul neyi emrediyorsa biz ona göre hareket edelim istiyoruz. Usulün dışında, Anayasa’nın dışında şahsi bir talebimiz söz konusu değil. Biz bu sıralarda bugün var olan insanlar değiliz, geçmişten bugüne bu sıralarda oturum yönetmiş, bu tür toplantılarda görüş beyan etmiş isimleriz. Dolayısıyla, "Görsel basın sadece teklif sahibi ile Komisyon Başkanının görüntülerini alsın, ondan sonra çıksın." diyerek bu usul tartışmasını ertelemenin kimseye bir faydası olmaz, bunu da doğru bulmayız Sayın Başkanım. Bunu bir kez daha ifade ediyoruz. Sizin kişiliğinize, müktesebatınıza, şimdiye kadarki objektif duruşunuza yakışmayan bir davranış olmuştur; bunu özellikle ifade etmekte fayda görüyorum.
Şimdi, ben niçin usul tartışması talep ettim burada, onu özellikle ifade edeyim. Değerli arkadaşlar, şu anda Meclis Genel Kurulunda aylardır milleti bekletilen, millete umut vadedilen on ikinci yargı paketinin görüşmeleri devam ediyor ve on ikinci yargı paketi Adalet Komisyonundan geçti, o günkü şartlarda da teklif sahiplerine de Sayın Başkanın tutumuna da teşekkür ettik. Önceden bilgilendirdiler, teklifle alakalı düşüncelerini söylediler, hatta burada görüşmeleri aralıksız gerçekleştirerek Komisyondan da geçirdik, şu anda da Genel Kurula intikal etti ve biz iki gün önce Genel Kurulda da bu kanunun hangi şartlarda geçmesi gerekliliğine ilişkin hem iktidar hem muhalefet milletvekilleriyle birlikte bir toplantı da yaptık. Şimdi size soruyorum: Suça sürüklenen çocuklara ilişkin Araştırma Komisyonu aylarca önce kurulmuş, kıymetli çalışmalar yapılmış, olayın tarafları yeterince dinlenmiş, bir kısım düşünceleri... Biz üç gündür bu konuyla alakalı sayısız sivil toplum örgütü tarafından aranıyoruz ve onlar tarafından bilgilendiriliyoruz, diyorlar ki: "Komisyon, çalışmaları esnasında bizleri davet etti, biz görüşlerimizi ifade ettik ama sonuç bölümünde emin olun, sivil toplumun ve bu olayın paydaşlarının -psikolojiden, sosyolojiden, çocuk hukukundan, çocuk haklarından anlayan kesimlerin- düşüncelerine yeterince yer verilmeden bir rapor tanzim edilmiş." Bu raporun alelacele Meclisin yasal olarak... Arkadaşlar, Anayasa gereği bu Meclis 1 Temmuzda tatile girer, 1 Ekime kadar ama olağanüstü durumlar olabilir, acil bekleyen işler olabilir, bu işleri devam ettirmek iktidarın uhdesindedir, Meclisi bu süre içerisinde de çalıştırabilir bekleyen işler açısından, bizim de buna saygımız var çünkü Genel Kurulda "Temmuzda çalışacağız." dediniz, gerekirse ağustosta çalışalım, hiç itirazımız yok ama bu temmuz ve ağustosta çalışacağımız konular ülkenin gerçek sorunları olmalı ve aciliyet kesbeden hadiseler olmalı. Bu Araştırma Komisyonunun raporu daha öncesinde sunulmuş, çok rahatlıkla farklı bir takvim içerisinde de değerlendirilebilir. "Elbette burada da çok önemli maddeler olabilir, gerekirse bu maddeleri de biz on ikinci yargı paketine madde ihdasıyla gerçekleştirelim." dedik. Ama 14/7/2026 saat 10.15'te kamuoyuyla paylaşılan kanun teklifini bugün ayın 16'sı, biz saat 14.30'da Komisyonda görüşüyoruz. Ne bu telaş, ne bu acele? Böyle bir usul yok arkadaşlar. Adalet Komisyonunda görüşülmüş bir kanun teklifi Genel Kurulda görüşülür iken Komisyonda bu konunun görüşülmesini gerektirecek hiçbir sebep yok, bu kadar aciliyet kesbeden bu kanun teklifinde ben bir tek madde görmüyorum ve bu usul de doğru bir usul değil. Velev ki şimdi, benim Grup Başkan Vekilim arıyor, diyor ki: "On ikinci yargı paketiyle alakalı bir değerlendirme yapılması gerekiyor; bir ara verin, buraya gelin, ondan sonra devam edin." E, biz bunları söyledik size, gerek yok arkadaşlar, ya cuma olsun ya pazartesi olsun, bunları yine görüşelim. Sizin sayısal çoğunluğunuz var, buna da saygımız var, millet bu şekilde takdir etmiş, sayısal çoğunluğunuz olması sebebiyle rahatlıkla Komisyonda bir iki kişi feda edebilirsiniz ama biz bu Komisyonda tek kişiyle temsil ediliyoruz ve o tek kişiyle temsil edilen kişi... Komisyonlara devam maddesi var, İç Tüzük'ün 28'inci maddesi "Komisyon üyeleri, komisyon toplantılarına devama mecburdurlar." diyor. Ben bunca senelik milletvekilliği hayatımda bir kez tenkit yedim Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, sonuçları belli olan ikinci dönemde Başkan ve Başkanlık Divanı seçimlerine, komisyon toplantısına katılmadım diye.
Şimdi, dışarıdaki vatandaş bizden sorunlarının, sıkıntılarının dillendirilmesini istiyor. Açıkça Anayasa'ya aykırılıklar var, kanunun geneli üzerine konuşmamız gerekiyor ama aynı zamanda da Genel Kurulda olmamız gerekiyor. YENİ YOL Grubunun Komisyonda bir tek temsilcisi var, hem burada hem orada, ışınlanarak iki yerde bulunabilecek bir meziyetimiz yok. O yüzden, dedik ki: "Arkadaşlar, acele etmeyin; on ikinci yargı paketi noktasında da bir uzlaşıya varma ihtimali kuvvetle muhtemel, gelin onu yasalaştıralım, ondan sonra bunları Komisyonda görüşelim." Ama buna itibar edilmedi. İtibar edilir, edilmez; bu, Başkanın takdirindedir, ona da saygımız var, bu İç Tüzük'te bu da yazıyor ama Başkana şu yetki verilmiyor: Usule dair bir itiraz varken "Yok efendim, ben sizi daha sonra dinleyeceğim, önce kanun teklifi sahiplerini dinleyeceğim." diye bir yetkiniz yok; kusura bakmayın. Kanun teklifi sahiplerini elbette ki hepimiz dinleyeceğiz, sonuna kadar dinleyeceğiz ama önce bir usuli işlemleri halletmemiz gerekiyor.
Arkadaşlar, kusura bakmayın, Adalet Komisyonu üyeleri iktidarın marabası falan değil yani, bizim, bu süreç içerisinde illaki bunu geçireceğiz diye bir zorunluluğumuz da yok. İşin yakışanı yapalım, birbirimizi karşılıklı olgunluk içinde anlayarak, dinleyerek, sorunların çözümüne dair vatandaşın beklentilerini buralarda değerlendirelim ama iki arada bir derede bizi bırakmayın. Genel Kurulda daha vahim, daha önemli hadiseler varken aynı zamanda bunu Komisyon sıralarında da bulunmak suretiyle bir taraftan bizi beri kılmayın. Biz istiyoruz ki her iki tarafta da gerekli katkıyı sağlayalım ve oluruna sağlayalım, hiçbir zaman için zorlaştırıcı olmak istemiyoruz çünkü memlekette bir sorun varsa, bir sıkıntı varsa bunun çözümüne hepimiz ortaklaşa katkı sunmak durumundayız ama lütfen şunu iyi anlayalım ve buna göre de lütfen hareket edelim: Bundan sonraki süreç içerisinde siz elbette ki sayısal çoğunluğunuzla istediğinizi geçirebilirsiniz Genel Kuruldan, Komisyondan ama bunları usulü dairesinde yapmak durumundasınız.
Sayın Başkan, bu yönüyle usuli olarak yanlışta olduğunuzu ve bundan sonraki süreçte bu hususlar nazara alınarak özellikle İç Tüzük 63'üncü madde tartışılmadan işin esasına girilemeyeceğini ve kanun teklifi sahiplerine söz vermeden bu sözün şahsıma verilmesi gerekliliği hususunu bir kez daha ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.