KOMİSYON KONUŞMASI

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Şimdi, Sevgili Başkanım, yani kendime hep şiar edindim yani gündem odaklı konuşup katkı sağlamaya çalışan birisi olarak ben elbette ki Sağlık Bakanlığının bütçesi, faaliyeti, hizmetleri noktasında her birimizin söyleyeceği tonlarca mevzu var, dile getirecek meseleler var ama biz yine gündem odaklı gitmeyi önceleyerek bir şey söylemek istiyorum. Bir kere bu 2'nci madde bir iş birliği bağlamında ele alınmamalı, bir iş birliği değil, bu insani yardım çerçevesinde alınan bir hizmet. Dolayısıyla aziz milletimizin beklenen, özlenen, bilinen, istenen bir o tarihî müktesebatına uygun bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti devletinin birçok ülkede yaptığı gibi burada da yaptığı bir sağlık hizmeti. Sayın Sağlık Bakanlığı yetkilisi çok teşekkür ediyorum, çok güzel izah etti. Kurumsal yapısından bahsetti, denetleme stratejisinden bahsetti, ekonomik yapısından da bahsetti.

Ben sadece ikinci olarak bir şeyi dikkatlerinize çekmek istiyorum. Şimdi, Dışişleri Komisyonunda olduğu gibi, bizim üyesi olduğumuz, Parlamento adına üyesi olduğumuz uluslararası birçok yapılar var, NATOPA gibi, AGİTPA gibi, Birleşmiş Milletler gibi, bazen de ikili görüşmelerimiz de oluyor. Şimdi, inanın orduda çok farklı, aynen bugün burada olduğu gibi farklı siyasi yelpazelerden temsilciler var. Yani somutlaştırmak gerekirse bir İngiliz Parlamentosu heyetine baktığınız zaman, en az 2-3 farklı siyasi eğilimden oluşan bir delegasyonundan bahsediyoruz. Bu bütün ülkeler için geçerli ama yapılan toplantılarda benim dikkatimi çeken on yıllık bir tecrübem ışığında şunu gördüm: Gerçekten biz de bazen böyle kuruyoruz ama o kurduğumuz cümleye bir aidiyet noktasında faaliyetlerimizde biraz eksik kalıyoruz. Yani uluslararası platformlarda bizim ülkemizin meseleleri olduğunda bir bakıyorsunuz ki Yunanistan'da en uç bir muhafazakâr parti ile bir sosyalist parti çok net bir şekilde Yunanistan'la ilgili bir meseleyi ya da Yunanistan'a karşı bir sorgulanan, dile getirilen bir meselede bir ortak tutum sergiliyorlar. Bu bütün ülkeler için geçerli. Yani somutlaştırıyorum bir örnek vereyim. Avrupa'da yolsuzluktan dolayı görevden alınan başbakanı da gördük, milletvekili de gördük, belediye başkanı da gördük ama birisi çıkıp da demedi ekibi muhafazakâr "Ya, efendim, sosyalist parti merkezi hükûmeti şu belediye başkanımıza şöyle bir şey yaptı, bunu oylamaya falan filan sunalım." Niyeyse bizim bu birlikteliği sergileme noktasında bir eksikliğimiz var. Mesela, Kuzey Kıbrıs konusundaki bir Suriye Başbakanın ziyaretini kendimize sorun edindiğimiz noktada -ki haklıdır, sorgulanması gereken bir şey, tamam ama- öte yandan Kuzey Kıbrıs'la ilgili hazırlanan raporlar var, uluslararası raporlar, Türkiye'yle ilgili, 74 çıkarmamızla ilgili raporlar var. Ya, Allah rızası için, biraz da bunlara itiraz edelim. Adama övgüler diziyoruz ya. Amor diye bir raportöre keşke Türkiye'deki olayları da birazcık irdelese, bunlarla ilgili bir şeyler söylese gibi methiyeler diziyoruz. Ben bunu gerçekten Türk parlamenter yapısına çok uygun bir davranış olarak görmüyorum ve gerçekten bundan sonra ne olur yani başkalarının gözündeki merteği sorgulamayıp yani kendimizde olası bir temele dayanmamış bir bilgiyi dahi şüpheyle karşılayıp sorgulamaya çalışmak gerçekten Parlamentomuzun özellikle uluslararası bağlamda yani yararına değil, zararın olduğu kanaatindeyim. İşte, iki tane gerçekten bir Yunanistan, bir Güney Kıbrıs Rum kesimi istediği şekilde, istediği kararı çıkartıyor ve biz de buna gerçekten dolaylı olarak sanki birazcık payanda oluyoruz gibi geliyor bana.

Ben özellikle Sağlık Bakanlığımızı temsil eden ve Sayın Dışişleri Bakan Yardımcısına teşekkür ediyorum. Çok şey öğrendik. Elbette ki Sağlık Bakanlığıyla ilgili o kadar çok aksak ya da eksik olan şey var ki ama öbür taraftan da çok gerçekten yapılan büyük hizmetler var, büyük hastaneler var. Büyük hastaneler yapılınca bazı küçüklerin de gözden çıkarılması, stratejik olarak değerlendirmeler sonucu dikkate alınıyor. Bu kanaati de gözden kaçırmamak lazım.

Ben teşekkür ediyorum bilgilerinden dolayı.