| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
OĞUZ ÜÇÜNCÜ (İstanbul) - Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri, Değerli Bakanım; benim konuyu uzatmadan sormak istediğim sorunun ilkini Değerli Derya Vekilimiz sordu. Yani biz özellikle Türkiye'de Türkiye'miz ev sahibi olsun diye yeni bir modele evet dedik, COP Başkanı biziz ama Müzakere Heyetinin Başkanı Avustralya tarafı olacak. Dolayısıyla biz "agenda set"in yani gündemin oluşturulmasını belirlemiş olacağız. Ancak sonuçları alma ve ilerleme noktasındaki yetki -bu manada ben de bir ilave soru sormuş olayım- Avustralya tarafında mı olacak yani uzlaşmayı sağlamak, bütün ülkeleri ikna etmek ve en sonunda bir sonuçla bu COP31'i kapatma meselesi tamamen Avustralya'nın uhdesinde mi olacak onu merak ediyorum.
2'nci soru: COP31 her ne kadar geleceğimizle ilgili bir çalışmaysa, iklim değişikliğinden kaynaklanan sonuçlara dünyayı hazırlamakla alakalıysa ama şuan günlük yaşamımızda da doğrudan etkisi olan bir süreç yaşıyoruz. Sene başında AB'de sınırda karbon düzenlenmesi mekanizması devreye girdi ve özellikle Başkanımın sorduğu yeşil sanayileşmeyle ilgili yani söz konusu sektörlerin hazırlıklarıyla ilgili biz istenilen, arzu edilen bir noktaya geldik mi, çelik, alüminyum ve çimentoda özellikle yeşil dönüşüme giden yolda bir ilerleme sağladık mı diye merak ediyorum. Çünkü bu konuda Avrupa'daki muadillerimiz bunu sağlayamadıklarını, bu konuda bir ilerleme olmadığını, özellikle çelik sektörü bütün projeleri bıraktı, büyük şirketler de bıraktı. Bizim büyük şirketlerin bırakmış olduğu bir noktada farklı bir stratejimiz var mı? Yeşil dönüşümün bu manada öncülük yapabileceğimiz sektörleri de beraberinde oluşturma ihtimali var mı diye merak etmiştim.
3'üncü sorum da son olarak, COP31'de evet, bir Parlamento toplantısından bahsettiniz ama Parlamentomuzun rolü ne olacak, onu tam olarak anlamadım yani parlamentoların rolü daha ziyade ne olacak? Onu da hani bütçesini biz onaylıyoruz manasında sormuyorum, bunu Parlamento yani bizim özellikle üstlenmemiz gereken bir sorumluluk bu süreçte var mı yok mu o merakla soruyorum. Zira Halil Hocam hatırlayacak, özellikle iklim değişikliğiyle ilgili insanımızın NATO zirvesinden farklı olarak çok ciddi bir fikri var. Özellikle komplo teorilerinin en fazla ayyuka çıktığı bir konu başlığı olarak karşımıza çıkıyor ve Bill Gates'e köle olmaktan tutun yapay et, efendime söyleyeyim, olmayan bir olgunun kabulüne kadar bir tartışma var. Dolayısıyla COP31 Başkanlığı olarak biz halkımızı da sürece dâhil etme noktasında bir strateji izliyor muyuz? Yani biz küresel gelişmelerin esiri olduk mu, olmadık mı tartışmaları bizi bekliyor, bu haftalarca sürecek. Biz bu manada bilgilendirme noktasında sadece organizenin kendisine değil ama özellikle iklim hepimizin geleceğiyle alakalı olduğu için halkımızı da bu sürecin içinde dâhil etme noktasında ilave çalışmalar düşünüyor muyuz diye merak etmiştim.
Teşekkür ediyorum.