| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
DERYA BAKBAK (Gaziantep) - Teşekkür ederim Başkanım.
COP, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği ve Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf olan ülkelerin her yıl bir araya geldiği önemli bir zirvedir. Dünyanın iklim politikalarını, karbon hedeflerinin, iklim finansmanının ele alındığı en üst düzey uluslararası bir platformdur. COP31 ise bu zirvelerin 31'incisidir ve Paris iklim hedeflerine ulaşma yolunda kritik bir kavşak niteliği taşımaktadır. Bu yıl toplantıya Türkiye, Antalya olarak ev sahipliği yapacağız. Görüştüğümüz bu anlaşma, bu ev sahipliğinin nasıl yürütüleceğini belirleyen çerçeve bir anlaşmadır. COP31 Zirvesi'nin işin en ufak ayrıntısına kadar düşünülmüş olması, katılımcı delegelere verilecek vizeden salonlardaki sandalyelerin sahneye olan uzaklığına kadar her başlığın bir karşılığı bulunmaktadır. Konferans alanının güvenliği Birleşmiş Milletlerin kendi güvenlik birimiyle ortak bir protokolle bağlanmış, katılımcılara tanınan diplomatik muafiyetler ise 1946 tarihli Birleşmiş Milletler Ayrıcalık ve Muafiyetler Sözleşmesi'ne dayanmaktadır. Bu muafiyet meselesinin de önemli bir gerekçesi vardır, bu da masada bulunan ülkelerin ekonomik geleceğini etkileyen bağlayıcı kararlara kadar ulaşan bir durumu içermektedir çünkü pek çok ülke burada aynı masa etrafında bir araya gelecek ve kararlar alacak. Önemli bir zirvedir. Bu hassas müzakerenin ev sahipliği yapan ülkenin, katılımcı ülkelerin günlük siyasetinden bağımsız ve tarafsız bir zeminde yürümesi hem sürecin güvenilirliği hem bizim itibarımız için şarttır. Öte yandan, bu muafiyet sınırsız değil, katılımcılar Türk hukukuna uymak, iç meselelerimize karışmamakla da yükümlüdürler. Aynı titizlik konferansın çevresel etkisinde de vardır. Bu etki bağımsız bir denetçi tarafından da raporlanacaktır.
Türkiye, dünyanın en büyük iklim müzakerelerinin ev sahipliğini üstleniyor ve iki hafta boyunca küresel iklim gündeminin ağırlık merkezi olacak. Antalya'ya 10 binlerce delege, gazeteci, uluslararası kurum temsilcisi gelecek, kentin dünya basınındaki görünülürlüğü haftalarca sürecek. E, tabii, bunun somut bir ekonomik boyutu da bulunmakta. Konferans altyapısı, ulaşım, konaklama, hizmet sektörü burada aktif bir durumda olacak. 180'den fazla ülkeden devlet başkanları, bakanlar, binlerce gazeteci, 10 binlerce delege iki hafta boyunca Türkiye'de ve Antalya'da olacak.
Ankara'da biz 36'ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yaptık. 32 ülkenin lideri Ankara'daydı. Güvenlikten ulaşıma, medya koordinasyonundan ağırlamaya kadar her şey saat gibi işledi çok şükür. NATO Genel Sekreteri Rutte de zirvenin son derece başarılı geçtiğini ve Cumhurbaşkanımızın mükemmel bir ev sahipliği sergilediğini de kendi ağzıyla söyledi. ABD Başkanı Trump uzun bir aradan sonra ülkemize gelen ilk ABD Başkanı oldu. Yabancı basın ülkemizi övdüler ve her alanda tüm ülkelerde bu konudan bahsedildi. COP31'e de aynı hazırlıkla, aynı deneyimle giriyoruz. Türkiye'nin iklim diplomasisindeki elini güçlendirecek ve Türkiye'yi dünya gündeminin merkezine taşıyacak olan bir ev sahipliği olacak inşallah.
Benim sormak istediğim bir soru var. Avustralya da müzakerelere başkanlık edecek bu toplantıda. Avustralya-Türkiye görev-yetki paylaşımı nasıl olacak?
Başkanım biraz önce konuyu açtı, ben de biraz da mesleki hassasiyetimden dolayı, depremini yaşadık, çok zor bir dönemi geçirdik, zaten oradaki yapılardan olan atıklar, geri dönüşüm süreçleri önemli oldu. Bizim yerel yönetimlerle bağlantılı olarak Bakanlığın sürdürülebilir olarak dirençli şehirler anlamında, ki önlemleri önemli buluyorum, aynısını iklimle ilgili de iklime dirençli şehirler konusunda da yapılacak çok iş var. Bizim daha fazla bu konuyu gündeme getirip bununla ilgili belki düzenlemeler yapmamız gerek diye düşünüyorum. Konu açılmışken aklıma geldi yoksa konu COP31'di.
Teşekkür ediyorum.