KOMİSYON KONUŞMASI

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Komisyonumuzun saygıdeğer üyeleri, değerli milletvekilleri, kıymetli bürokratlar, basınımızın güzide temsilcileri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Toplantı yeter sayımız vardır.

Komisyonumuzun 28'inci Yasama Dönemi 14'üncü Toplantısını açıyorum.

Bugün 14 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve aynı tarihte Esas Komisyon olarak Komisyonumuza havale edilen (2/3771) esas numaralı İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız.

Kıymetli milletvekilleri, çocuk adalet sistemi, yalnızca çocukların işledikleri fiillere hangi yaptırımın uygulanacağını belirleyen bir mekanizma değildir. Asıl olan, çocuğu suç işledikten sonra cezalandırmak değil, suçla karşı karşıya kalmadan önce koruyabilmektir. Çünkü her çocuk doğru zamanda uzatılan bir elin, verilen bir imkânın ve gösterilen bir ilginin geleceğe açılan en güçlü kapısıdır. Bu yönüyle çocuk adalet sistemi, çocuğun içinde bulunduğu sosyal ve bireysel şartları gözeten, gelişimini ve üstün yararını esas alan, korumayı ve önlemeyi merkeze koyan, suça sürüklenmesi hâlinde ise onu yeniden topluma kazandırmayı hedefleyen bütüncül bir anlayışı ifade etmektedir. Unutmamak gerekir ki çocuklar yalnızca bugünün değil, yarının da bizlere emanetidir. Bu nedenle, çocuk adalet sistemine ilişkin düzenlemelerde koruma, önleme, erken müdahale, etkin soruşturma ve kovuşturma, rehabilitasyon ile topluma yeniden kazandırma süreçlerinin birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan halkalar olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır. Zira bir çocuğu kurtarmak, yalnızca bir hayatı değil, aynı zamanda toplumun geleceğini de korumaktır. Bugün bu konuya ilişkin düzenlemeleri değerlendirirken, göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek de vardır; tüm dünyada suçun doğası değişmekte, şiddet sarmalı ne yazık ki yaş tanımamakta ve suça karışma yaşı giderek düşmektedir. Daha da endişe verici olan ise, örgütlü suç yapılarının çocuklara sağlanan hukuki koruma mekanizmalarını kötüye kullanarak onları suçun bir faili değil, âdeta bir aracı hâline getirmeye çalışmalarıdır. Çocuğun eline kalem yerine silah, kitap yerine bıçak tutuşturmaya çalışan bu anlayışa karşı sessiz kalmak, yalnızca çocuklarımıza değil, geleceğimize de sırt çevirmek olur. Bu nedenle, çocuklarımızı suç örgütlerinin istismarından koruyacak, onları suça sürükleyen sebepleri ortadan kaldıracak ve caydırıcılığı güçlendirecek tedbirleri hayata geçirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Değerli milletvekilleri, Anayasa'mızın 41'inci maddesi, devlete çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruma ödevi yüklemekte, taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çocuğun yüksek yararının bütün işlemlerde öncelikle gözetilmesini öngörmektedir. Çağdaş çocuk adaleti önlemeyi, eğitimi ve yeniden topluma kazandırmayı esas almaktadır. Türkiye Yüzyılı'nı adaletin yüzyılı kılma vizyonu çerçevesinde 2025 yılında açıklanan dördüncü Yargı Reformu Strateji Belgemizde de yargı süreçlerinde çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi ve çocuklara özgü onarıcı adalet uygulamalarının geliştirilmesi hedeflerine yer verilmiştir.

Bilindiği üzere, kamuoyunda Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu olarak bilinen Meclis Araştırma Komisyonumuz kapsamlı çalışmaları, saha incelemeleri ve ilgili tüm paydaşlarla gerçekleştirdiği istişareler sonucunda hazırladığı raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuştur. Raporda yer alan tespit ve öneriler çocukların suça sürüklenmesini önlemeye yönelik kapsamlı ve güçlü bir yol haritası ortaya koymuştur. Bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de bu birikimin ve ortak aklın ürünüdür.

Değerli milletvekilleri, teklif, 7 farklı kanunda değişiklik veya düzenleme içeren, yürütme ve yürürlük dâhil toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Teklif, yalnızca ceza hukukuna ilişkin hükümler içermemekte çocukların korunmasından yargılama süreçlerine, infazdan rehabilitasyona kadar birçok alanda bütüncül düzenlemeler öngörmektedir. Bunun yanında, ailelerin çocuk üzerindeki sorumluluğunu güçlendiren, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin etkinliğini artıran ve ilgili kurumlar arasındaki iş birliğini geliştiren önemli düzenlemeleri de içinde barındırmaktadır. Caydırıcılık boyutunda Türk Ceza Kanunu'nun 31'inci maddesinde yaş küçüklüğüne bağlı indirim sonrası hapis cezalarının alt ve üst sınırları yükseltilmekte, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime kusurun ağırlığı ve suçun işleniş şekli gibi ölçütlerle 15-18 yaş grubunda indirimi uygulamama, 12-15 yaş grubunda ise üst yaş grubunun rejimini uygulama yetkisi tanınmaktadır. Böylece bu indirimleri hesaba katarak çocukları suçta kullanan örgütlerin stratejisi boşa çıkarılmaktadır. Ayrıca, 15 yaşını doldurmuş çocukların fiilleri tekerrüre esas alınabilmekte, kasten öldürme ve cinsel suçlar gibi kanunda sayılan ağır suçlarda ise 15 yaş altı dönemdeki bir günün iki gün sayılması kuralına istisna getirilerek koşullu salıverilme hesabı birebir yapılmaktadır.

Koruma boyutunda ateşli silahını özensiz biçimde bulundurarak çocuğun eline geçmesine neden olmak bağımsız bir suç hâline getirilmekte, bıçak ve benzeri kesici aletlerin çocuklara satışı ve çocuklarca taşınması yasaklanmakta, aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlaline ilişkin cezalar artırılmakta, ihlalin çocuğu kasten öldürme veya ağırlaşmış yaralama suçu işlemesine yol açması hâlinde ise faile verilecek ceza önemli ölçüde ağırlaştırılmaktadır. Teklifin eğitici ve onarıcı boyutunda ise ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara özgü bir güvenlik tedbiri olarak sosyal ve toplumsal hizmetlerden kütüphaneye, dijital risklerden korunmadan bağımlılıkla mücadeleye uzanan yönlendirme tedbirleri getirilmektedir. Çocuk hükümlülerin infaz rejimi uzman değerlendirmesine dayalı, iyi hâlin eğitim evine ayrılma imkânıyla ödüllendirildiği kademeli bir sisteme dönüştürülmekte ve kendisi veya başkaları için ciddi tehlike oluşturan çocukların tedavi ve rehabilitasyonu yargısal güvenceye bağlanmaktadır. Amaç, çocuğun adalet sistemi içinde geçirdiği her anı, eğitimi, ıslahı ve hayata yeniden tutunması için bir fırsata dönüştürmektir. Ayrıca, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu zorunlu hâle getirilmekte, koruyucu tedbirlerin uygulanmasında kurumlar arası eşgüdüm güçlendirilerek çocuğun etrafındaki koruma halkası yeniden örülmekte ve mevzuatımızdaki "suça sürüklenen çocuk" ibaresi masumiyet karinesiyle daha uyumlu olan "adli süreçteki çocuk" ibaresiyle değiştirilmektedir.

Kıymetli milletvekilleri, Komisyonumuza gelen teklifle suç ve suçlulukla mücadelenin yanı sıra çocuklarımızın korunması ve rehabilite edilmesi bakımından önemli bir adım atıyoruz. Çocuklarımız yalnızca ailelerin değil aziz milletimizin ortak emanetidir. Bir çocuğu korumak bir aileyi, bir aileyi korumak ise milletimizin geleceğini korumaktır. Bu nedenle, her bir evladımızı suçun karanlığından uzak tutmak, umutla buluşturmak ve güçlü yarınlara hazırlamak hepimizin müşterek sorumluluğudur. Milletimizin beklentilerini karşılayacak bu önemli düzenlemeyi Komisyonumuzda tüm yönleriyle titizlikle ve katılımcı bir anlayışla görüşerek Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız.

Toplantımıza katılan ve katkı sunacak tüm milletvekillerimize, bürokratlarımıza ve değerli akademisyenlere, katılımcılara şimdiden teşekkür ediyor; görüşmelerimizin verimli geçmesini ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugünkü toplantımızda önce teklif hakkında Komisyonumuzu bilgilendirmek üzere teklifin ilk imza sahiplerine söz vereceğim. Ardından varsa Anayasa'ya aykırılık önergelerini ve tekliflerin birleştirilerek görüşülmesine ilişkin önergeleri işleme alacağım. Daha sonra teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçerek istem sırasına göre söz talep eden Komisyon üyelerimize söz vereceğim ve diğer milletvekillerinin söz taleplerini karşılayacağım. Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddeleri üzerindeki görüşmelere geçeceğiz.

Şimdi, teklif hakkında Komisyonumuzu bilgilendirmek üzere ilk sözü teklifin ilk imza sahiplerinden İstanbul Milletvekili Sayın Müşerref Pervin Tuba Durgut'a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Durgut.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkanım, teklif sahibine söz vermeden usul hakkında söz istiyorum. Öncelikle biz usulü olarak bir konuşma yapalım ondan sonra teklif sahiplerini dinleyelim.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Teklif sahiplerine söz vereyim usul tartışmasını sonra yapalım.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Hayır, görüşlerimiz usule dair söyleyeceklerimiz var ondan sonra teklif sahibine...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Sayın Durgut...

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Ama usul esasa mukaddemdir Sayın Başkanım.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Teklif sahiplerini dinleyelim.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Görüşmeyi başlatma hakkı size aittir ama teklif sahiplerine söz vermeden önce usule dair bizim söyleyeceklerimizi dinleyip ondan sonra...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bir anlatsın teklif sahibimiz.

Sayın Durgut, buyurun.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Bakın, işin esasına girmeden usulden bir konuşma...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Durgut, buyurun.

Esasına girmiyoruz, buyurun.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, bakın, yanlış yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Durgut, buyurun dinliyoruz sizi.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sayın Başkan...

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Aynı gün Adalet Komisyonunun bir teklifi Genel Kurulda görüşülürken siz burada...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Usul hakkında sonra, teklif sahibimize söz verdim.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Hayır, efendim önce usul konuşulur ondan sonra...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Şahin, teklif sahibimize söz verdim sonra dinleyeceğim sizi.

Buyurun Sayın Durgut.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Ancak siz gayet iyi biliyorsunuz ki önce usul konuşulur sonra esasa geçilir. Bu tutumunuzu kınıyorum Sayın Başkan. Yaptığınız yanlış, usul konuşulmadan esasa dair söz verilemez. Yangından mal mı kaçırıyorsunuz, ne yapıyorsunuz siz?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Dinleyelim, sizi de dinleyeceğiz Sayın Şahin.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Hayır efendim, önce bir usulü konuşalım ondan sonra esasa geçelim, böyle bir şey olmaz.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun.

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Usul konuşulmadan esasa geçilmez, önce usulü olarak bir söz vermesi lazım Başkanın, böyle uygulama olmaz, ilk defa konuşulmuyor...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Sayın Durgut.