KOMİSYON KONUŞMASI

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Şimdi şunu tarihe bir not düşelim: Bu, yasama tekniği doğru bir teknik değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine söyleyeceğim şey şudur: Yılın 11 ayını pas geçip her seferinde haziran ortasında böyle bir gaza basarak yasama faaliyeti yapmak doğru bir iş değildir. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Her yıl aynı şey, 15 Temmuza yaklaştığımız bugünlerde her seferinde gaza basılıyor, konuşuluyor ve sonra yasama faaliyeti yapmaya çalışan milletvekillerine de gönül konuluyor. "Ya, şimdi bu saatte ne lüzum vardı, falan." O yüzden konuşacağım.

YÖK Başkanımıza seslenmek istiyorum: Bu 22'nci madde önemli bir madde Sayın Başkanım. Burada çok heyecan verici tartışmalara konu olmuyor ama asıl konuşulması gereken maddelerden bir tanesi bu. Bu 22'nci madde üniversitelerde yeni akademik kadro ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir madde, katılıyoruz ancak bu kadroların üniversite ve alan bazındaki dağılımı, objektif ihtiyaç analizi ve şeffaf kriterlerle belirlenmeli ve kadro tahsisi kurumsal özerkliğin en önemli göstergesi ve siyasi veya idari takdir aracı olarak kullanılmamalı. İki notumu söylemek istiyorum: Bir Üniversitelerde profesör kadrosu hak eden birçok öğretim üyesi siyasi mülahazalarla bu kadroları alamamaktadır. Bir milletvekili arkadaşlarımız burada olsalar kendi illerinden çok sayıda örneği verebilirler. O yüzden burada bir tartışma açmamayı tavsiye ederim herkese. Rektörler bir önceki bölümde söylediğim gibi siyasi saiklerle atanmaktadır ve üniversitede o pozisyonda olmaları doğru görülmedikçe bu kadrolara atanamamaktadırlar. Ben 35 ilde eğitim maratonu gerçekleştirdim. Gittiğim her ilde valilerimizi ve rektörlerimizi ziyaret ettim. Rektörlerimize bu soruyu sordum ve rektörlerimizin bir bölümü bana bunu önemli bir faaliyet olarak söylediler, dediler ki: "Akademik olarak hakkı neyse bizim üniversitemizde bunu uyguluyorum vekilim, tek tek dikkat ediyoruz, biz hiçbir şekilde ayırım yapmıyoruz." dediler. Şimdi, rektörler bana bunu anlatmak zorunda hissediyorlarsa kendilerini, bu benim söylediğim şeyin de ne kadar geçerli olduğunu gösterir. Dolayısıyla, Sayın YÖK Başkanımızın akademisyenlerin hak ettikleri makama gelmek için idarenin takdirine mazhar olmamalarını gerektirecek bir sistem konusunda önlem almalarını istirham ederim, bu önemlidir.

İkinci mesele, Türkiye çok önemli bir araştırma görevlisi krizine doğru gitmektedir; bizim gördüğümüz budur. Araştırma görevlilerine kadro açılması önemlidir fakat araştırma görevlilerinin özlük haklarının geliştirilmesi, onlara imkânlar sunulması konusunda, reform anlamında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - ...yapılması gereken işler var çünkü araştırma görevlileri öğretim üyelerinin, öğretim görevlilerinin aldıkları bazı ek haklara sahip değildirler, dolayısıyla gelirleri çok düşük. Çok kaygı verici bir gelişme olarak söylüyorum, bu ülkenin parlak çocuklarının önemli bir kısmı artık araştırma görevlisi olarak kalmamaktadırlar; bu üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir meseledir. O yüzden Sayın Başkan, varsa bilmekten memnun olurum, değilse eleştirmiyorum, yapılmasını bekliyorum. Araştırma görevliliği kurumu Türkiye'de nasıl geliştirilebilir üzerine belki çalıştaylar, belki araştırma görevlilerinin dinlenmesi, bunların örgütlenmelerinin görüşlerinin alınmasıyla burada bir reforma ihtiyacımız olduğunun altını çizmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Buyurun Başkanım.

YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Şimdi, tavzihe muhtaç bir var nokta var müsaadeniz olursa.

Şimdi, burada ihdas kadroları Sayın Meclisimizin, Muhterem Gazi Meclisimizin takdirleriyle üniversitelere tahsis ediliyor, ihdas ediliyor. Bu kadrolar kanun gereği herhangi bir kişiye, bölüme, enstitüye, fakülteye önceden belirlenerek gönderilmiyor malum, sizler de gayet iyi biliyorsunuz. Tabiri caizse, havuzun içerisine bu kadrolar intikal ediyor ve bütün üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak, öğretim üyesi olarak çalışan arkadaşlarımızın da tasdik edeceği üzere, bu kadroların dağılımı bir yönetim kurulunda, iki senatoda tartışılıyor ve burada üniversitelerimiz tamamen kendi otonomileri içerisinde ve ihtiyaçları doğrultusunda bu kadroları kullanma hakkını yerine getiriyorlar. Yükseköğretim Kurulunun üzerine düşen, üniversitelerimizin bu planlamasına nezaret etmek, onu gözetlemek ve denetlemek yani bu kadrolar uygun yerlere, uygun bölümlere dağılıyor mu dağılmıyor mu; bunları yakından takip edebilmek. Dolayısıyla biz üniversitelerimizin yetkinliğine ve olgunluğuna güveniyoruz kıymetli vekilim ve o üniversitelerimizde her kim bir rektör olursa, her kim dekan olursa, her kim bölüm başkanı olursa beraatizimmet asıldır, biz bunların en iyi şekilde dağılacağına canıgönülden inanıyoruz ama bir taraftan da denetliyoruz.

Şimdi, gelelim kadroların unvan bakımından dağıtılmasına, burası Kıymetli Komisyon Başkanım, fevkalade önemli, milletvekillerimizin dikkatini çekmek isterim. Burada, sizlerin müsaadenizle, Genel Kurula intikal etmesi hâlinde, bu maddeyle üniversitelerimizin gençleşmesinin önü açılmış oluyor. Lütfen şuradan herhangi bir üniversiteyi seçin yani herhangi bir tanesini seçin, en az yarısının araştırma görevlisi, en az yarısının araştırma görevlisi ve doktor öğretim üyesi kadrolarından teşekkül ettiği görülmektedir. Bundan sonrası, artık üniversitelerimizin içinde bulundukları duruma göre karar vermelerine bağlıdır. Dolayısıyla, inşallah, Meclisimiz bu kanunla birlikte üniversitelerimize bu kadro dağılımına, kadro tahsislerine desteğini vermiş olacaktır. Araştırma görevlisi özlük hakları, araştırma görevliliği kadrosuna teveccüh konusu, hakikaten üzerinde durulmaya değer bir konu. Biz araştırma görevliliği kadrosunu gerek 33 olsun gerek 50 de olsun -mevzuatı gayet iyi bildiniz- burayı tabiri caizse muvakkat bir burslandırma aşaması evresi olarak görüyoruz. Ne için? Bilim insanı, öğretim üyesi, araştırmacı olması için. Bakın, çok güzel, yakında duyacaksınız, araştırma üniversitelerimizde Sayın Cumhurbaşkanımızın bize yıllık tahsis ettiği, üniversitelere dağıtmak üzere kullanımı müsaadesini verdiği -bu sene kaç tane yapacağız araştırma üniversitesi?- zannediyorum 300 tane araştırma görevlisi kadrosunu merkezi sistem ile araştırma üniversitelerinin performanslarına göre dağıtılarak kullanılmasını temin edeceğiz. Neyle? Merkezi sınav yöntemiyle. Böylelikle araştırma üniversitelerinin de araştırma kapasitesini artırma yoluna gitmiş olacağız Kıymetli Vekilim.