| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, 10'uncu madde önemli bir madde. O yüzden de uzun uzun okuduk burada maddeleri.
Şimdi burada bir kere şunu söylemem gerekiyor, iktidar milletvekillerine de YÖK Başkanına da şunu söylemek isterim: Türkiye'de 74 vakıf üniversitesi var, YÖK Kanunu çıktığında 27 üniversite vardı. Artık zamanı geldi geçti. 74 vakıf üniversitesi, 4 tane vakıf meslek yüksek okulu var ve kırk dört yıldır bunlarla ilgili bir kanun çıkmadı. Takdir edersiniz ki birtakım maddeler ona ekle buna çıkar, ona ekle buna çıkar ve Türkiye'de bazı konularla ilgili verilmesi gereken kararlar var. Fiilen vakıf üniversitesi olmanın dışında üniversiteler var. Yani bir vakıf kurmuş, büyük paralar vakfetmiş, vakıf bizim de birçok kadim kültüründe bir geleneğidir. Vakfın kökü belli; bir iş için para vakfedeceksiniz, mal vakfedeceksiniz, akar vakfedeceksiniz. Bu üniversiteler böyle dönmüyorlar, bu üniversiteler öğrencilerin katkılarıyla dönüyorlar dolayısıyla bu meseleyi dört başı mamur olarak ele almamız gerekiyor. Birincisi, bunu söylemek isterim. Türkiye'nin vakıf üniversiteleriyle ilgili bir yasal düzenlemeye ihtiyacı var hatta buradan ilerleyerek söyleyeyim, aslında dört başı mamur bir yükseköğretim kanununa yeniden bakılarak çözülmesine ihtiyaç var.
İki, şimdi, bu öyle bir sorun ki bakın, bu ülkede hain kalkışmadan sonra 15 üniversite kapatıldı. Bu 15 üniversitede 65 bin öğrenci vardı. Şimdi, üniversite düşünün, buraya gidiyorsunuz, orada okuyorsunuz, bir yığın üniversite, bunların içerisinde tanınan bilinen üniversiteler var ve bu üniversiteler kapatıldıktan sonra başka üniversitelere gönderiliyorlar öğrencileri değil mi? Şimdi, bu gidilen üniversite için bir problem. O bölümlerin bir kısmı o üniversitede yok.
NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Onlar garantör zaten Suat Bey.
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Efendim?
NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Onlar zaten garantör.
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Garantör, onu söylüyorum ben de.
Şimdi, bu da bir problem çünkü örneğin son Bilgi Üniversitesi faciası, YÖK Başkanımızdan bununla ilgili bir bilgi almaktan çok mutlu olur. Yani dünyanın neresinde İstanbul Bilgi Üniversitesi gibi köklü bir üniversite, bir gece yarısı kapatılacak. Vatandaş sabah uyandığında üniversitesinin kapandığını görecek. Mesela size soruldu mu bu? Siz kapatılması yönünde bir görüş bildirdiniz mi? Sonra, üç gün sonra açılacak bu üniversite. Şimdi, böyle devlet yönetemeyiz yani. Bu üniversite Türkiye'nin köklü üniversitelerinden bir tanesi. Öğrencisi, öğretim üyesi, idari personeli ve finallere gidiliyor ve ben hâlâ emin değilim yani finaller falan bitince ağustosta ne olacağı konusunda işte, ne olacağından da emin değilim. Mesela, bununla ilgili bize söyleyebileceğiniz bir şey varsa bilmek isterim. Şimdi, bir üniversite bu kadar kolay kapatılıp bu kadar kolay açılmamalıdır. Bu böyle olmaz. Burada üniversiteleri yasayla açıyoruz değil mi? Yasayla açıyoruz. Sonra Cumhurbaşkanı bir gece yarısı kapatıyor, sonra gene açıyor, anlaşılmaz bir durum. Bizi aydınlatırsanız sevinirim.
Bir başka şey, bu üniversitelerin mali şeffaflıkla ilgili, kaynak aktarımıyla ilgili, kâr amacı yasağıyla ilgili, kamu denetimiyle ilgili üzerinde çalışılması gereken meseleler var. Benim mesela hâlâ üniversite olarak nasıl çalışabildiğine dair ciddi soru işaretlerim olan merak ettiğim yerler var yani tesisleri açısından, imkânları açısından, bir apartman gibi yani. Dolayısıyla bunlar nasıl oluyor da devam edebiliyor? Bunlara bakmamız lazım. Evet, bütün maddeleri okuduk, okurken bile yorulduk ama bu üniversitelerde 100 binlerce öğrenci var, bunu konuşmamız lazım.
Şimdi, başka bir şey söyleyeyim, bu kanun teklifinde vakıf üniversiteleri yalnızca idari ve mali yaptırımlar, ücretsiz öğrenim görecek öğrencilerin sayısının artırılması, tıp fakültesi olan vakıf üniversitelerine verilen kendi hastanelerini açma süresinin uzatılması gibi ele alınıyor. Oysa son yıllarda vakıf üniversitelerinin en önemli tartışma konusu akademisyenlerin çalışma koşulları, düşük ücretler, güvencesiz istihdam, keyfî işten çıkarmalar, sendikal hakların fiilen kullanılamaması çünkü bir torbanın içindeler sendikal olarak, özel sektör öğretmenlerinin de aynı sorunu ve akademik personelin özlük haklarına ilişkin yapısal sorunlar uzun süredir kamuoyunun gündeminde ve biz bunu hiç konuşmuyoruz. Bir anda kendinizi o üniversitenin dışında bulabilirsiniz. Hiçbir güvenceniz yok. O üniversitenin patronları sizden hoşlanmayabilirler. Siz kamuoyunda bir "tweet" paylaşırsınız, gidebilirsiniz; bir eleştiride bulunursunuz, gidebilirsiniz. Bunların hepsini yaşıyoruz Türkiye'de. O yüzden tamamen susmuş, susturulmuş bir akademik camiamız var. Mesela, bir vakıf üniversitelerinin böyle bir güvencesiz hayatla devam etmesinde ne gibi yarar umuluyor? Konuşmayınca Türkiye için iyi bir şey yapılmış olmuyor yani. Mesela, bu teklifte vakıf üniversitelerinde çalışan 10 binlerce akademisyenin çalışma yaşamını iyileştirecek tek bir düzenleme yok. Birtakım hükümler var, okuduk uzun süre ama o akademisyenlerin çalışma yaşamlarını düzeltecek hiçbir hüküm yok ve benzer şekilde bu kanun teklifi son yıllarda enflasyon karşısında vakıf üniversite öğrencilerinin üzerindeki artan ücret yüküyle ilgili ve bunu sınırlandırılmasıyla ilgili bir mesele de yok. Özel üniversitelerin sayısı 78 olmuş, öğrenciler inanılmaz paralar ödüyorlar ve şu anda Türkiye'deki özel üniversitelerin bazılarının ücretleri dünyanın önde gelen üniversitelerinden daha fazla. Bu bir problem. Var mı? Dolayısıyla bizim vakıf üniversiteleri meselelerine dört başı mamur olarak yeniden bakmamız lazım. Bunu çok önemli buluyorum. Meclisin de bu meseleyle ilgili harekete geçmesi gerekir.
Teşekkür ederim.