KOMİSYON KONUŞMASI

CEVAHİR UZKURT (Niğde) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Komisyonun değerli üyeleri, gerçekten şunu mutlulukla ifade etmek isterim: Meclisin mutfağı olarak bilinen bu komisyonlar ve özellikle içinde bulunduğumuz Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda dile getirilen eleştirilerin önemli bir kısmının ben çok yapıcı olduğunu düşünüyorum ve bu konuda hem iktidar, AK PARTİ milletvekillerimizin hem muhalefet milletvekillerimizin kanun taslağındaki maddelere ilişkin yaptığı eleştirilerden dolayı, katkılardan dolayı da teşekkür ediyorum.

Hakikaten, yükseköğretim ve üniversiteleri konuşuyoruz, hep dile getiriyoruz, bir toplumsal kalkınmanın en temel dinamiğinin üniversiteler olduğunu söylüyorsak belki de bir ülkede konuşulması gereken, tartışılması gereken en önemli alanlardan bir tanesi de üniversiteler ve yükseköğretim alanı. Tabii, burada biz şu iddiada değiliz, çok kapsamlı bir YÖK reform paketi getirdiğimizi iddia etmiyoruz. Burada belli ihtiyaçlara, değişen şartlara göre yeni birtakım düzenlemeler yaptığımız, önerdiğimiz bir yasa teklifini huzurlarınıza getirmiş bulunuyoruz. Tabii, burada, teklifte olmayan düzenlemelerden hareket ederek teklifte olan düzenlemeleri eleştirmeyi de ben çok doğru bulmam çünkü burada bu teklifteki birçok maddenin kısıtlayıcı değil -belki şu konuştuğumuz madde 1, maddi olarak yabancı uyruklu uzmanlık yapan öğrencilere bir kısıt getiriyor gibi gözükse de- teklifin önemli bir kısmının hem ihtiyaçları karşılayacak hem de uluslararasılaşma açısından, özellikle bilimsel araştırma projelerinin teşvik edilmesi, desteklenmesi açısından, öğrencilerimizin gerek affa ilişkin gerekse diğer alanlarda yükseköğretime erişimini daha özendirecek, erişimini artıracak düzenlemeler olduğunu ifade etmek isterim.

Tabii, YÖK bu ülkede her zaman tartışma konusu olmuştur. Üniversiteye giden hemen hemen herkesin YÖK'le bir şekilde yolları kesişmiştir, siyaseten de bu ülkeyi yönetmeye talip olan herkes YÖK'ün kaldırılması yönünde irade beyan etmiştir.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Programlara girmiştir.

CEVAHİR UZKURT (Niğde) - Girmiştir.

Sayın Başkanım, az önce kıymetli vekilimiz bir tespitte bulundu, YÖK'ün kurulduğundaki üniversite sayısı 27 idi; evet, doğru; bugün 208 üniversiteden bahsediyoruz. O zaman burada şunu konuşmalıyız ki o konunun altını çizdiği için ben de onu önemsediğimi burada vurgulamak istiyorum: 27 tane üniversiteyi koordine etmek üzere kurulan YÖK'ün o günkü yapısıyla, zaman zaman birtakım düzenlemelerle değişime uğramış YÖK yapısıyla bugün 208 tane üniversiteyi ve 208 üniversiteyle birlikte o derece artan öğrenciyi, öğretim üyesini koordine etmeye çalışıyoruz. Aslında üzerinde durulması gereken konu ve YÖK'ü tartışmaya açması gereken temel dinamiğin de bu olduğunu düşünüyorum. Belki ileriye dönük... Tabii ki "Komisyon iki yıldır toplanmamış." diye bir eleştiri var, ben Komisyon üyesi olmadığım, teklif sahibi olduğum için bu konuya girmek istemem ama belki Millî Eğitim Komisyonunda gelecek dönemde buna ilişkin bir başlık açılıp bu alana ilişkin ben birtakım tartışmaların gündeme getirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu, benim kişisel kanaatim.

Tabii, yükseköğretimden bahsediyorsak, üniversitelerden, öğretim üyelerinden, bilimden, bilimin evrenselliğinden bahsediyorsak arkadaşlar, gerçekten burada çok konservatif bir anlayışla bu konulara değinmemek lazım.

Yaş konusu gündeme gelecek. Bakın, birçok ülkede öğretim üyelerinin yaş haddi diye, emekliliği diye bir sınır yok. Yani yetişmiş bir öğretim üyesi sağlığı elverdiği sürece, kişisel şartları elverdiği sürece öğretim üyeliği yapabilmekte çünkü yetişmiş bir öğretim üyesini belki en verimli çağında yani öğrenci yetiştirebilecek, asistan yetiştirebilecek, hoca yetiştirebilecek, bilimsel araştırma yapabilecek, bilimsel projeleri koordine edebileceği en verimli yaşta emekli etme riskiyle karşı karşıyayız aslında biz. Dolayısıyla, bu konuları bence daha özgürce düşünebildiğimiz, tartışabildiğimiz bir platforma ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Şimdi, burada maddeye ilişkin eleştiriye gelirsek; tabii, bu bir bakış açısı, onu söyleyeyim. Şimdi, yabancı uyruklu uzmanlık eğitimini yapan öğrencilerden bahsediyoruz aslında burada biz. Bizim de belki burada birçok öğretim üyesi kökenli ya da akademisyen kökenli arkadaşımız yurt dışında doktora yapmışlardır, uzmanlık yapmışlardır ve birçok ülkeye gittiğimizde biz o ülkelerde çoğu zaman kendi paramızla bu uzmanlık eğitimlerini yaptık yani kendi cebimizden üniversiteye para verdik. Şimdi, burada eğer uzmanlık eğitimini Türkiye'de yapan öğrenciden bahsediyor isek, aslında bu öğrenciler elbette ki bir üniversiteye, eğitime, sağlığa katkı veriyor, bir eğitim hizmeti veriyor ise bunun karşılığını vermek, amenna, burada sorun yok ama buna bir eğitim süreci olarak bakıyor isek -ki öyle bakılması gerektiği kanaatindeyim- ki maddede de tamamen biz bunlara ücret vermiyoruz gibi bir düzenleme yok, aslında ücret veriliyor ama döner sermayeden belli kesintiler yapılıyor. Dolayısıyla, bu maddeye ilişkin ben eleştirilerinizin önemli bir kısmını çok değerli bulmakla birlikte... Ki bu eleştirileriniz mutlaka Komisyonumuz tarafından da değerlendirecektir, biz de notumuzu aldık. Dolayısıyla, sadece uzmanlık eğitiminin yapıldığını, burada bir eğitim sürecinin yapıldığını, dolayısıyla, burada eğitim alan öğrencilere ücret ödememenin ben çok da haksız bir uygulama olmadığı kanaatindeyim ama bir hizmet üretimi varsa bu hizmet üretiminin karşılığının da işte "Türk öğrenciler" ya da "yabancı öğrenciler" diye bir ayrıma gidilmeden ödenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Teşekkür ediyorum.