| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
KAYIHAN PALA (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Öncelikle bu teklifte çok önemli düzenlemeler olduğunun altını çizmek isterim ancak bu düzenlemeler yapılırken bazı maddelerdeki Anayasa'ya aykırılık gözden kaçırılmış durumda. Açıkçası bunu anlamakta çok zorlandım. Ben yalnızca 3 madde üzerine konuşacağım, başka maddelerde de Anayasa'ya aykırılıklar olduğu tartışılabilir ama bu 3 maddeyi çok önemsiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim Sayın Başkan: Bu kanun teklifinde Sağlık Komisyonunda görüşülmesi gereken çok madde var. Siz de söylediniz; örneğin, Sağlık Bakan Yardımcımız burada, Genel Müdürümüz burada. Bu tip kanun teklifleri gelirken ilgili komisyonlarda görüşüldükten sonra gelmesinin önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.
Şimdi, Anayasa'ya aykırılık söz konusu olduğunda ilk öne çıkan madde 1'inci madde. Bu madde, az önce de söylendiği gibi, yabancı uyruklu uzmanlık öğrencilerine döner sermaye ek ödemesi yapılmamasını düzenliyor. Bakın, ben şu anda, eğer bu düzenleme böyle geçerse, bir tıp fakültesinde Türkiye Cumhuriyeti uyruklu olmayan bir asistanın eline ne kadar para geçeceğini söylüyorum, bilen var mı bilmiyorum, 17.900 lira. Bu madde böyle yasalaşırsa, tekrar ediyorum, bir yabancı uyruklu asistan bir tıp fakültesinde uzmanlık öğrencisi olur, hizmet sunarken, aynen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi aynı hizmeti sunarken eline geçecek toplam para 17.900 lira. Yani Anayasa'ya aykırılığı bir kenara bırakıyorum, bunu hangi vicdan kabul edebilir? Şu anda eğer bu düzenleme yerine mevcut düzenlemeyi yasal hâle getirecek, Anayasa Mahkemesi itirazının ortadan kaldırılmasına yol açacak bir düzenleme yapılsa dahi 50-55 bin lira civarında bir ek para alarak toplam ellerine 70-75 bin lira geçecek bir kesimden söz ediyoruz. Değerli milletvekilleri, Sayın Komisyon Başkanımız, sayın Komisyon üyeleri; yani bir tıp fakültesi asistanının bu koşullarda çalışmaya zorlanması -kimi zaman uzun süre nöbet tutarak, kimi zaman hayatını riske atarak- kabul edilemez. Üstelik aynı işi yapan iki kişi söz konusu olduğunda, biri yalnızca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı diye bu hizmet Türkiye'de kamu üniversitesinde verilirken birinin 17.900 liraya, diğerinin çok daha yüksek bir ücretle ücretlendirilmesi kabul edilemez; bu, ayrımcılıktır. Bunun yanı sıra, Anayasa'ya aykırılığının yanı sıra aynı zamanda "eşit işe eşit ücret" ilkesine aykırıdır ve Türkiye'nin altına imza koyduğu Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerine de aykırılık söz konusudur. Bu nedenle bu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kesindir.
Bir başka madde, 17'nci madde. Burada yalnızca tıp ve diş hekimliği öğretim üyelerini kapsayan bir uygulama getiriliyor. Madde söz konusu olduğunda tekrar ayrıntılarına bakarız ama eğer böyle bir madde getirilecekse yalnızca tıp ve diş hekimliği öğretim üyelerini kapsaması da Anayasa'ya aykırılık içeriyor. Bir tıp fakültesi öğretim üyesi olarak söylüyorum; eğer böyle bir ihtiyaç var ise bunun tek başına tıp fakültesi ve diş hekimliğiyle sınırlı olmaması beklenir dolayısıyla bu Anayasa'ya aykırılığın da giderilmesi lazım. Hocam, siz uzun zaman rektörlük yaptınız; bu düzenlemeyi yaparken bence bunları da göz önüne almalıydınız yani niye alınmadığı konusunu açıkçası bilemiyorum.
Bu kanun teklifindeki en sorunlu maddelerden bir tanesi 26'ncı maddedir, Anayasa'ya kesinlikle aykırıdır ve buradan böyle çıkacak olursa Anayasa Mahkemesine götürülmesi kaçınılmazdır çünkü bu maddeye göre öğretim elemanlarının mevzuattaki hukuki süreçler yanı sıra bir güvenlik soruşturmasına tabi olması isteniyor ve bu tabi olma 7315 sayılı Kanun'la ilişkilendiriliyor. Burada daha önce belirlenmiş, örneğin MİT mensupları gibi mensupların yanı sıra istisnai bir uygulama gündeme getirilerek öğretim elemanları da bunun içine katılıyor. Bakın, çok uzun uzun konuşabiliriz ama 7315 sayılı Kanun'a bakacak olursanız, resmî belgeler dışında güvenlik soruşturmasında şöyle bir düzenlemenin olduğunu da size hatırlatmak isterim: 7315 sayılı Kanun'da diyor ki "Güvenlik soruşturması sırasında bu maddeyle kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler de göz önüne alınır." Bu kadar nesnellikten uzak, öznel bir değerlendirmeye dayalı olarak bir öğretim elemanının istihdam edilmesi ya da edilmemesi asla kabul edilemez.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversitenin işlevi bilgi üretmektir. Bu bilginin eleştirel olması kaçınılmazdır. Üniversiteler, herkesin kabul edeceği gibi, eleştirel düşüncenin merkezidir. Eleştirel bilgi, toplumsal kabulleri, iktidar ilişkilerini, dogmaları ve hatta bilimin kendi yöntemlerini bile sorgulayan bir yaklaşımı içerir. Dolayısıyla eleştiriyi güvenlik sorunu olarak gören bir zihniyetin aradığı bilim insanı değil, bir sadakat beyanı olmaktadır. Bu düzenleme de kesinlikle kabul edilemez çünkü bu düzenleme, üniversitenin "üniversiter" kimliğini ortadan kaldıran, eleştirel düşüncedekilerin orada istihdamını önlemeye dönük bir yaklaşımdır ve Anayasa’daki kişinin serbestçe çalışma özgürlüğünü yok eden bir düzenlemedir. Dolayısıyla Anayasa'ya aykırılıklar nedeniyle bu düzenlemeye ilişkin maddelerin kanun teklifinden çıkarılması gerekir.
Teşekkür ederim.