| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 01 .07.2026 |
ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, kıymetli Komisyon üyeleri ve değerli misafirler; bugün burada yalnızca, tabii, dijital oyunları, teknoloji ya da interneti konuşmuyoruz, aslında çok daha derin bir meseleyi konuşuyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin zihin dünyasını, aidiyet duygusunu, öfke yönetimini ve şiddetle kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışıyoruz aslında. Olaya bu perspektiften bakarsak sanıyorum daha sağlıklı bir iletişim kurarız birbirimizi anlamak açısından çünkü teknoloji doğru kullanıldığında insanlığın evet, en büyük imkânlarından biri, yanlış kullanıldığında ise yalnızlaşmayı, yabancılaşmayı ve denetimsiz etkileşimleri büyütebilir. Burada ben size katılmıyorum yani "Çok az sayıda şundan var." demek o sorunu artık bizim çok önemsizleştirmemiz anlamına gelmez, zaten biz burada ekstrem sonuçlar doğurmuş olayları konuşuyoruz. Dolayısıyla minimum yüzde 0,001'lik bir açık bile bizler için çok önemli çünkü bir olay bir kere olur, maalesef sonuçları yüzyıllara sâri sıkıntılar meydana getirir, tıpkı Kahramanmaraş'ta olduğu gibi fakat tabii ki biz şunu da demiyoruz burada: "Hiçbir teknoloji tek başına bir suçun failidir." Böyle bir niyetle de kurulmadı bu Komisyon ve hiçbir dijital araç da tek başına bir toplumsal sorunun kaynağı değildir. Bu nedenle, bugün benim soracağım soruların amacı bir alanı suçlamak değil, tam tersine çocuklarımızı koruyacak, riskleri azaltacak ve fırsatları büyütecek gerçekçi çözümler üretmek üzerine.
Bu bağlamda, öncelikle, ben TOGED'e, Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneğine şu soruyu sormak istiyorum: Evet, oyunların risklerinden söz ediyoruz bizler çünkü bizler konunun bu tarafındayız, bu risklerin getirdiği sonuçları somut olarak yaşamış toplumun vekilleri olarak bu vakayı her yönüyle ele alma, analiz etme üzerine kurulmuş olan bir Komisyonu temsil ediyoruz burada. Siz de tabii ki konunun diğer tarafından bakıyorsunuz; oyunların avantajları da var ki biz hiçbir zaman teknoloji karşıtı olmadık zaten. Yasakçı bir zihniyetle "Kapatalım bitsin, sorunları kökünden çözelim." demedik. Hayır, tabii ki çağın gereklerine uyum sağlayacak şekilde çözümler üretmeye çalışıyoruz ve problem çözme, stratejik düşünme, ekip çalışması ve dijital beceri kazandırma gibi olumlu etkileri de burada konuşmalıyız fakat bu konuda ben şunu soruyorum: Bilimsel hangi veriler var elinizde oyunların bu yönlerine yönelik? Acaba, tıpkı okullarda müfredatlar oluşturulurken yapıldığı gibi, bu oyunlar kurgulanırken ve bize sunulurken -tıpkı bir ilacı bile aldığımızda prospektüsü var, endikasyonlarının, yan etkilerinin, vesaire hepsinin yer aldığı- tıpkı müfredatta da olduğu gibi başında bir konu niçin işlenir, çocuklar için ne gibi kazanımları var, bunlar nasıl yer alıyorsa oyunlarda da hedef kazanımlar, olası riskler ya da nelere dikkat edilmeli gibi açıklamalı -prospektüs mahiyetinde- bir taraf geliştirilebilir mi, düşünülebilir mi?
Türkiye Bilişim Derneğine müsaadenizle şunu sormak istiyorum: Türkiye'de okullarda dijital vatandaşlık eğitiminin yeterli düzeyde olduğunu düşünüyor musunuz? Değilse ne gibi eksiklikleri var ve sizin dernek olarak bu tedbirleri daha ileriye taşımak ya da daha iyiye getirmek için ne gibi somut teklifleriniz, önerileriniz, adımlarınız oldu?
Yine, aynı şekilde, Türkiye Bilişim Derneğine bir diğer sorum: Siber güvenlik perspektifinden bakıldığında çocukların riskli davranışlarını erken aşamada tespit edebilecek teknolojik mekanizmalar geliştirilebilir mi? Çünkü bizler hep diyoruz ya "Okullardaki rehberlik sistemi şöyle olsun, böyle olsun." Ama tek başına bir öğretmene ,tek başına okul yönetimine bunları yüklemek yerine acaba -hani bunu merakımdan, bilmediğimden soruyorum gerçekten ve böyle bir alan varsa geliştirilmesi için ne gibi faydamız olur bizim- teknolojik mekanizmalarla geliştirilebilir mi erken uyarı sistemi gibi ve bununla ilgili neler yapılabilir?
Son olarak, ben hepimizin üzerinde düşünmesi gerektiğine inandığım şu ortak soruyu da sormak, yöneltmek isterim: Biz bugün çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden korumaya çalışıyoruz, dijital dünyadan korumaya çalışıyoruz demiyorum, altını çiziyorum bakın çünkü elbette ki modern dünyanın gereksinimlerinin farkındayız, çağın geldiği boyutun farkındayız. Peki, asıl soru aslında şu değil mi: Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden korurken onları gerçek dünyanın yalnızlığından, öfkesinden ve aidiyetsizliğinden nasıl koruyacağız? Bu da hepimizin üzerinde kafa yorması gereken önemli bir alan diye düşünüyorum çünkü sadece dijital dünyayla sınırlı değil bizim risk alanlarımız.
Çok teşekkür ediyorum.