KOMİSYON KONUŞMASI

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Başkanım, çok sağ olun.

Yavuz Hocam, çok teşekkür ederim.

Birkaç noktayı çok önemli bulduğumu söylemek isterim. Bunlardan bir tanesi, kamuoyunda çokça konuşulan "Oyun oynarlarsa şiddete eğilimli olurlar." Öyle değil yani sizin de söylediğiniz gibi oyun aslında belki de bu eğilimi ortaya çıkarma konusunda katkısı olabilir ama onu besleyen bir tarafı sınırlı.

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Hatta şöyle söyleyeyim, hemen ekleme yapayım Vekilim, sağaltıcı bir etkisinin olduğunu da psikologlar söyler. Yani ben mesela velilere şunu söylerim: Çocuğunuzla yastık savaşı yapın derim. Yastık savaşı bir şiddet oyunudur. Neden çocukla yastık savaşı yaparsın? İçindeki şiddeti sergilesin diye. Dolaysıyla bazı şiddet oyunlarının bu anlamda da desteklediğini de araştırmalar bize söylüyor.

Özü dilerim sözünüzü kestim.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Yok, çok teşekkür ederim. Tam olarak böyle düşünüyorum, bu arada ben de psikoloğum, tam olarak da böyle düşünüyorum.

İkincisi: Temel sorunlarımızdan bir tanesinin aslında çocuklara renkli, eğlenceli, keyifli bir yaşam sunamıyor olmamız nedeniyle onların kendilerini bir alternatif, neredeyse varoluş alanı yaratıyor olmalarını söylemeniz oldu. Çok teşekkür ederim.

Üçüncüsü, Mahmut Vekilimin itiraz ettiği şey aslında sizin Türkiye'deki bir aydın olarak yaşadığımız sorunla ilgili bir şey, onu biraz önce siz de başka bir boyutuyla söylediniz. Yani siz bir üniversite olarak böyle bir şey yapabiliyorsunuz ama koskoca devlet böyle bir şey yapamamış. Şimdi, bu önemli problemlerden bir tanesi.

Şimdi şöyle: Devlet isterse 70 yaşındaki bir amcanın gece saat üçte Cumhurbaşkanıyla ilgili ne söylediğini bulup, üç buçukta birini gönderip evden aldırabiliyor yani dolayısıyla gayet becerikli o konularda, hiçbir sıkıntısı yok. On binlerce insana dava açılabiliyor, ne bileyim, işte piknik gezisine gidenleri üç hafta sonra, iki hafta sonra sabah dörtte evden alabiliyor; devletin elinde güç var yani arzu edilirse o mekanizma o şekilde kullanılabilir.

Şimdi, birincisi, siz bir miktar söylediniz, ekstra söylemek isteyeceğiniz bir şey olur mu diye sormak istiyorum çünkü çok da teşvik verir bizim devletimiz. Mesela, olmayan yerlerde olmayan kişilere teşvik verir. Mesela, bir televizyon kanalını aldırtır kamu bankasından, adam parayı geri bile vermez ama problem değil dolayısıyla para da var yani. Bu oyun geliştiricilerin... Burada şey sorunu var, bir ikilem var. Eğlenceli bir oyun yani çocuğun durmak istediği bir oyunla çok şey öğrenebileceği, kendini geliştirebileceği ama aynı hazzı alamadığı bir oyun arasındaki farkı yaşıyoruz aslında. Çok iyi bir sektör Türkiye'deki bu sektör. Burada devletin doğrudan yapabileceği ne işler var? Yani yeni bir kurum oluşturmak, bir ajans kurmak, oraya birtakım yeni fonlar tarif etmek gibi; burada bir şey söylemek ister misiniz? Sormak istiyorum. İkincisi, siz aynı zamanda bilgisayar ve öğretim teknoloji eğitimi bölümündensiniz, burada profesörsünüz. Türkiye'nin okullardaki teknoloji kapasitesini bu alandaki sorunların çözümü açısından nasıl görüyorsunuz, ne yapmamız gerektiğini düşünüyorsunuz? Çünkü hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin bir dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi de var. Türkiye'de FATİH Projesi diye çökmüş bir proje var mesela, bir yığın alet alındı, sonra yok yani ortada. Dolayısıyla, biz nereden yürümeliyiz? Yani bilgisayarlı öğretim teknolojileri açısından baktığınızda çünkü aslında çocuğun dijitalde geliştireceği becerileri sadece oyun üzerinden de yürütmesi gibi bir sorunla karşı karşıyayız. Özellikle bu alanın -öğretim üyesi olduğunuz için- bunun da çok önemli bir kapsamı olarak düşünüyorum, orada da önerilerinizi duymaktan memnun olurum.

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Çok teşekkür ederim Vekilim.

Birinci soruyu ben cevaplandırmayacağım, TOGED'e bırakacağım çünkü büyük ihtimalle TOGED çok çok daha kaliteli bir cevap verecektir buna. Onlar bu konuda çok fazla araştırmalar yapıyorlar, o yüzden orada vaktinizi almayacağım. İkinci soruyla ilgili şunu çok net söyleyebilirim: Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi alanı tüm dünyada olmayan, sadece Türkiye'de olan çok nadir alanlardan bir tanesi. Bilgisayar öğretmeni diye bir öğretmenlik var Türkiye'de, dünyada yok böyle bir öğretmenlik yani sadece Türkiye'de var ve çok doğru bir adımdı. Maalesef, şu anda artık alınmıyor, ataması yapılmıyor, üniversitelere öğrenciler gelmiyor. Bizde de vardı, biz beş senedir öğrenci almıyoruz.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Neden hocam?

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Yukarıdan, YÖK'ten mi bir şey var?

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Yani ataması yapılmadığı için öğrenciler tercih etmiyorlar artık.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ben bölümü soruyorum hocam yani dünyada yok, biz de var; dünya yanlış biliyor, biz mi tek doğru biliyoruz?

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Zamanında alanın duayeni hocalarımız yurt dışında bu bölümde okudukları için Türkiye'de bunun bizim önümüzü biraz daha açacağını düşünerek böyle bir bölüm ve öğretmenlik alanı geliştirmişler ve tüm okullarda en çok ihtiyaç duyulan öğretmenliklerden bir tanesi çünkü okulun teknoloji dönüşümüne, teknoloji entegrasyonuna liderlik eden öğretmenler, bu öğretmenler. Şu anda da yapay zekâ konuşuyoruz mesela yani yapay zekâya liderlik edecek kişiler bu öğretmenler. O yüzden de burada maalesef o öğretmenlerimiz tabii çok fazla yakınıyorlar bu konuda yani bu yaşadığımız sıkıntılar yani dijital oyunlarla ilgili yaşadığımız sıkıntılar da aslında bizim müfredatımızda yer alan ve öğrencilere bu konuda bilgilendirmeye çalıştığımız alanlar. Şimdi, tabii, hemen şöyle bir şey ortaya çıkıyor, çok sevmediğim bir şey: "Madem böyle bir sorun var, hemen dersini koyalım." gibi bir şey hemen gündeme geliyor. Bu öyle bir şey değil bence. Bence zaten bilişim teknolojileri dersinin içerisinde gayet güzel işlenen bir konu ancak işleyecek öğretmen yok, o zaman da ister istemez sıkıntı yaşıyoruz. O yüzden belki kayıtlara geçmesi için burada bilişim teknoloji öğretmenlerinin istihdamının en azından artırılması, desteklenmesi ve bu alanın biraz daha okullarda yaygınlaştırılması konusunda belki ricada bulunabilirim.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Bir ekleme yapabilir miyim Sayın Başkanım?

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Mesela bazı konulara katılıyorum ben yani öğretmen illa bir ders olarak olması gerekmiyor ama böyle bir "meastreaming" yani her dersin içerisine belki bir misafir öğretmen olarak yani bir sefer beşinci sınıfların bir dersine, öbüründe altıların bir dersine doğru giden ve böylelikle her dersin öğretmenini de bir yere doğru taşıyan bir model olabilir mi mesela?

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Bu da çok mümkün Vekilim ancak her öğretmen de bu konuda yeterince bilgi sahibi olmayınca ister istemez, mesela dedim ya daha veliler bilmiyor bir oyunun yaş kategorisini....

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Ben o öğretmenleri tam olarak öğretmenlerle birlikte çalışacak, eşleşecek öğretmenler olarak söylüyorum.

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - O zaman çok güzel olur, çok doğru.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Kendimi doğru anlatayım yani böyle bir öğretmen var teknoloji lideri, bilişim lideri; o haftada bir saat gidiyor, beşlerin fen dersine giriyor, altıların matematik dersine giriyor, yedilerin vesairesine giriyor ya da her neyse... Bir ana akımlaştırıcı unsur olarak teknolojilerin derslerin içine girmesini sağlıyor ve öğretmene de öğrenciye de bir yol açıyor.

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - Özel okulların tam olarak yapmaya çalıştığı şey bu Vekilim yani özel okullar böyle bir teknoloji lideri konumlandırıyor, devlet okullarında da onlar bilişim teknoloji öğretmenleri oluyor genelde, varsa tabii...

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Misafir öğretmen gibi.

PROF. DR. YAVUZ SAMUR - ...ve okulda o dönüşümü sağlamaya çalışıyor, çok güzel bir öneri olacaktır.