KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, çok teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sunumlar için teşekkür ediyorum.

Tabii ki sivil toplum kuruluşlarımız görüşlerini aktarırken kendi perspektiflerinden konuşacaklardır, bakış açılarını burada aktaracaklardır ama yani az önceki çok hoş değildi, avukat beyin cümlesi çok yanlış bir cümle. "Kibar ve nazik bir nesil yetiştirmekten vazgeçmemiz lazım." diyorsunuz; Allah aşkına yani nasıl yapacağız ya? Sayın Başkanın dediği gibi, bu Komisyonun kuruluş ilkesine aykırı bir defa. Ne yapacağız? 8 yaşındaki, 10 yaşındaki çocukların eline silah mı vereceğiz? Silahla mı yetiştireceğiz? "Kibar olmayacak, nazik olmayacak; kaba olacak, sert olacak." Çok yanlış!

Bir başka yanlışınız daha var; avukatsınız, diyorsunuz ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisine önerimiz: Türkiye Büyük Millet Meclisi çocuk güvenliği mekanizmasını oluşturmalıdır." Burası yasama organı; ne yapacak? "Kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak." Burası bunu yapamaz, buranın böyle bir görevi yok. Aile Bakanlığı yapabilir, Millî Eğitim yapar, başka bir yer yapar ama Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama organı, yasa yapmakla mükellef; çıkıp da böyle bir koordinasyonu sağlaması... Yani kusura bakmayın, dersinize çalışmamışsınız, üzgünüm bunu söylemekten. Biz burada çok sayıda sivil toplum kuruluşunu dinledik ve ilk kez böyle öneriler geliyor; yadırgadım, onu söylemek istiyorum.

"Çocukları korumada mevzuat açısından, kanun açısından bir eksiklik yok." diyorsunuz, "Türkiye'de çocukları koruma problemi yok." diyorsunuz; var, hepimiz biliyoruz, hepimizin ortak kanaati bu zaten. Türkiye'de çocukları korumak gibi bir problemimiz var, bizim suçumuz bu da, siyaseti suçu; biz, çocukları korumak durumundayız.

Bakın, az önce sunum yaptı hocam, gayet de güzeldi, İstanbul Aile Vakfı; perspektifiniz aynı, çok doğal ama bu tip öneriler yok çünkü bu tip öneriler ayağı yere basan öneriler değil. Hem "Çocuk korumayla ilgili sıkıntı yok Türkiye'de." diyorsunuz hem de "Çocuk koruma kurumu kurulmalıdır." önerisi getiriyorsunuz; yani bir çelişki var avukat bey, o yüzden...

"Çocuklara tatbikat yaptırılmalı." Ne tatbikatı yaptıracağız okullarda ya? "Silahlı saldırı olursa kendini nasıl koruyacaksın?" Yahu, bu olmaz arkadaşlar, bu gerçekten çok doğru değil hani bu konuda sizi eleştirmek istedim.

Ben Değerli Selçuk Candansayar Hocama bir soru sormak istiyorum: Hocam, sunum için teşekkürler. Evet, Türkiye'de mutlaka bir ruh sağlığı yasası olmalıdır. Çocuklar psikiyatrik tedavi nedeniyle mimleniyorlar Hocam, Maraş'ta bunun örneğini gördük; çocuk 32 kez rehberlikle görüşmüş, Emniyetin psikoloğuna gitmiş. Psikiyatriye götürüldüğünü söylüyorlar ama götürülüp götürülmediği konusunda net bir durum yok. Niye götürmüyor? "Ya, ben şimdi çocuğu psikiyatriste götürürsem mimlenir; asker olamaz, polis olamaz, pilot olamaz, vesaire." Yani o raporu olduğu zaman bir gencin, bir çocuğun geleceğinde sorun olacak. Bizim ya da devletin... Bir sabıka kaydının sıfırlanması gibi bir sıfırlamaya ihtiyaç var mıdır? Mesela benim ilim Kahramanmaraş'ta deprem çok etki yarattı, az önce sunumlarda da söylendi, çok etki yarattı. Annesini kaybetmiş, babasını kaybetmiş çocuk; 7 yaşında, 8 yaşında psikolojisi bozuluyor, bozuldu da; bir süre belki tedavi gördü. Peki, o tedaviyi gördükten sonra, bu çocuk 14-15 yaşına geldiği zaman normal, hepimiz gibi olacak ama o kaydında kalacak o çocuğun o tedavisi; asker olamayacak, pilot olamayacak, polis olamayacak, vesaire. Böyle bir sıfırlama doğru mudur? Nasıl yapılabilir? Örneğin, işte, sabıka kaydı on yılda bir galiba -avukat arkadaşlar bilirler- işte psikiyatri tedavisi gördüyse beş yılda bir ya da 18 yaşından küçük iken gördüyse şu kadar yılda bir ya da yeniden bir muayeneye mi ihtiyaç var, nedir? Yani bir şey yapmak gerekir mi, gerekirse nasıl bir yöntem önerirsiniz diye sormak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Kime sormuştunuz sorunuzu?

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Selçuk Hocama.