| Komisyon Adı | : | ÇEVRE KOMİSYONU |
| Konu | : | Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar tarafından yapılan sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 18 .06.2026 |
SEMRA DİNÇER (Ankara) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Öncelikle, Komisyon üyelerini selamlıyorum ve bu sunum için sizlere teşekkür ediyorum.
Kasım ayında Antalya'mızda gerçekleştirilecek olan bu COP31 Zirvesi Türkiye için gerçek bir diplomatik görünürlük ve fırsat anlamına gelmektedir ancak ev sahipliği yapacağımız bu uluslararası zirve, prestijden öte bir de sınav meselesidir. Asıl mesele, orada Türkiye olarak masaya somut olarak ne taşıyacağımızdır. Akdeniz havzasında yaşıyoruz ve ülkemiz kuraklık, orman yangınları, sel baskınları ve sıcak hava dalgalarını her geçen gün daha ağır olarak yaşayan bir ülke konumunda. Dolayısıyla, COP31'in masasına oturacak olan Türkiye'nin önce kendi evindeki tabloyu düzenlemesi gerektiğine inanıyorum. Biliyorsunuz, bu çatı altında -hep birlikte- bir İklim Kanunu Genel Kuruldan geçti, o dönemde bu kanun büyük bir tepkiyle karşılandı, önce geri çekildi, ardından tekrar getirildi. O kanunda ne kömürden çıkış vardı ne de adil geçiş düzenlemesi; içerik, ağırlıklı olarak emisyon ticareti ve karbon piyasası mekanizmalarının düzenlenmesi çerçevesinde kuruldu ve bu yüzden kanun teklifi birçok kesim tarafından da bir iklim kanunu olarak değil bir karbon düzenleme kanunu olarak akıllarda kaldı.
Şimdi, biz COP31'de Türkiye olarak ihtişamlı bir sahne mi kuracağız yoksa iklim krizinden en fazla etkilenecek olan ülke olarak ülkemizde yıllarla, bu yakıcı sorunlarla mücadele için eylem planları mı koyacağız ve dünyaya örnek olacağız? Ülkemiz yanıyor, toprağımız zehirleniyor, o zehirli toprağımızın altında kalan madencilerimiz hayatlarını kaybediyor; ormanlık alanlar talan ediliyor, madene açılıyor, ülkemizin en önemli kaynakları zeytinlikler ise ortadan kaldırılıyor.
Şimdi sormak istiyorum: COP31 öncesi Türkiye iklim kriziyle mücadelede hangi eylem planlarını uluslararası kamuoyuna açıklayacak? Kömürden çıkış için bağlayıcı bir takvim ortaya koyacak mısınız? Önümüzdeki yıllarda daha da artacak olan su kriziyle ilgili alınacak muhtemel önlemleri açıklayacak mısınız? Maden ruhsatlandırma süreçleri hakkında şeffaf bir bilgilendirme yapacak mısınız? Adil geçiş mekanizmaları için bütçe ayıracak mısınız, bunu nasıl kullanacaksınız? COP31'e Türkiye'de iklim alanında mücadele veren ve COP31'de yer almak isteyen tüm sivil toplum örgütlerinin akreditasyonunu yapacak mısınız?
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iklim mücadelesinin önemine içtenlikle inanıyoruz, COP31'in Türkiye açısından başarılı da geçmesini istiyoruz ama Türkiye'nin Antalya'da dünyaya göstereceği en güçlü belgenin sahnede okunacak parlak bir metin değil yanan ormanlarımızı, zehirlenen toprağımızı ve kaybettiğimiz madencilerimizi koruyabilen somut, bağlayıcı ve tüm dünyaya örnek olabilecek bir iklim politikasından da geçeceğine inanıyoruz.
Teşekkür ediyorum.