KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Biz de kanunilik yönüyle var olan bir boşluğun giderildiğini düşünüyoruz ancak yetersiz olduğunu düşünüyoruz çünkü incelemenin arındırılması, saklama, itiraz süreci, süreyle ilgili bazı meseleler olsa da burada tam bir hukuki güvence meselesi, sorun yarattığını düşünüyoruz. Çünkü bu dosyadaki sıfata göre soruşturma, kovuşturma sürecini suçun türüne, ağırlığına, fail hakkında verilen kararın niteliğine, failin yaşı gibi hususları dikkate alarak Anayasa Mahkemesi bir süre belirlemesi gerektiğini özellikle kişisel veriler boyutuyla değerlendirerek söylemiş ama yirmi yıl standart getirmişiz burada. Suçun türü, ağırlığı yok, failin çocuk mu yetişkin mi kadın olması arasındaki bir ayrım yok, biyolojik örneğin alındığı kişiyle ilgili bir farklılık meselesi yok. Üstelik yirmi yıllık sürenin mahkeme kararının kesinleşmesi yani KYOK mu ceza mı hükümden sonra verildiği gözetildiğinde, özellikle uzun yargılamalar ve ülkedeki genel tabloyu gözettiğinde bu süre var olan yirmi yıldan bile çok çok çok daha uzun olarak gösteriyor. Özellikle bu, cinsel saldırı dosyaları bakımından çok önemli bir mesele olsa da delil elde etmek, kişinin vücudundan alınan kan, tükürük gibi benzer örnekleri moleküler genetik inceleme yapıldığında failin ilgili kişi olmadığı, olmaması hâlinde ya da saldırıya maruz kalan mağdurun ait olma gibi meselesi hâlindeki ayrım meselesi yok. Burada sanık üzerinden net bir şey yok ama mağdur olması hâlinde ne olacak? Çocuk istismarı, işte, kadınlarla ilgili mesele; onlar da mı yirmi yıl? Ya da kararla beraber yirmi yıl, bu otuz yıla, çok daha uzun bir süreye de gidebilir. Buradaki aradaki ayrım meselesi söz konusu değil.

Yine, nihai olarak yönetmeliğe bırakılması, kanunilik meselesinde de yetersiz bir mesele olduğunu biz görüyoruz. İtiraz meselesinde de savcılık ve infaz hâkim şeyi, sulh ceza kararları üzerinden öngörme meselesinin de yetersiz bir güvence olduğunu biz düşünüyoruz.

Yine, bu, DNA meselesinde, özellikle şu an barış ve demokratik toplum sürecinden geçerken çatışmalı sürecin geçmişi ya da kimliği belirlenemeyen cenazelerle ilgili özgün bir gündemi olması gerektiğini düşünüyoruz çünkü CMK bulunan ya da kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinden moleküler genetik inceleme yapılmasına izin veriyor ki bu yapılıyor, ailelerden de kan örneği alınıyor kişinin çocuğu olup olmadığını ya da yakını olup olmadığını öğrenmek adına ama çatışmalı dönemlerde yaşamını yitiren, kimliği belirlenemeyen toplu gömü ya da toplu mezar anlamlarına çıkarılan kişilere ait kalıntılarla ilgili kimliklendirme meselesi üzerinden ilgili olduğunu biz düşünüyoruz. Bu noktadaki DNA karşılaştırmaları üzerinden bir değerlendirme yapması gerektiğini biz düşünüyoruz. Özellikle Garzan Mezarlığı meselesinde alınan örneklerin başka suç dosyalarında bir delil olarak değerlendirildiğini gördük. Bu meselede bir ucu açıklık, bir mesele var Anayasa Mahkemesinin tam da ifade ettiği meselede. Bu nedenle kimlik bilgilerinden arındırılmış şeklinde kaydedileceği tedbiri çok önemli olsa da süre olarak biz yetersiz olduğunu düşünüyoruz o nedenle.

Bir de yönetmeliğin Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının birlikte çıkarılması meselesi: İçişleri Bakanlığının neden ihtiyaç duyulduğunu öğrenmek istiyoruz. Bu mesele de Adalet Bakanlığının yeterli olacağı bir mesele.

Yine, kolluk görevlilerine, eylemlerinin soruşturulduğu, çatışmalı süreçte yaşamını yitiren ve kaybedilenlerin kimliklerinin araştırıldığı dosyalarda genetik verilerin saklanması ve kullanılmasına ilişkin temel kurulların İçişleri Bakanlığının düzenleme alanına bırakılması ayrıca ciddi bir bağımsızlık ve güven sorunu da yaratacaktır.

Teşekkürler.