| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2026 |
LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Başkanım, teşekkür ediyorum ben de.
Çok kısa kısa. Zaten soracağım pek çok soruyu arkadaşlarımız sordu.
Öncelikle sunumlarınız için ve önerileriniz için çok çok teşekkür ediyorum.
Sondan başlayayım, az önce bitirdiğiniz yerden. Erdal Hocama: Psikolojik danışma rehberleri yani PDR uzmanlarımız dışarıda da hizmet veriyorlar mı? Mesela, özel psikoloğa giden öğrenciler var yönlendirme sonrasında ama PDR'cilere de böyle bir imkân var mı, gidiyor mu öğrenciler? Özelde görev yapanlar... Tabii, derneğe hem resmî çalışanlar hem de mezunlar, özel çalışanlar üyedir. Hani burada bu alanla ilgili, özele de gelen, sizden danışmanlık alan öğrenci sayısıyla ilgili bir verimiz var mı ve orada bir fayda görüyor musunuz diye bunu sormak istiyorum.
İkincisi -son günlerde benim de gündemime gelen, bana gelen tanıdık birisinin aracılığıyla- PDR uzmanları ile okullarda görev yapan öğretmenlerin uyumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani öğrenciyi "problemli öğrenci" diye yönlendiriyorlar rehberlik hizmetlerine fakat öğretmen aslında problemli, öğretmenin bir mantalite değişikliğine ihtiyacı var. O noktada, PDR uzmanlarının tavsiyesi olabiliyor mu? Çünkü bana gelen konuda "Ya, okuldan öğrencinizi alsanız iyi olur çünkü öğretmen sonuçta böyle bir bakış açısında." diye ilkokul öğrencisine böyle bir yönlendirme yapabiliyor. Devlet okulunda; bunu söyleyebilirim.
Bir de özel ve devlet ayrımını gözetleyebiliyor musunuz kendi derneğimiz olarak yani problemler benzer problemler mi? Çünkü herkesin öğrencisi, çocuğu kıymetli. Biraz daha devletin içerisindekiler daha uyumlu, işte özel sektördekilerin... Belki TED'den gelen hocalarımızın da belki... Siz, sonuçta araştırmaları yapıyorsunuz. Hani böyle bir veriniz var mı; hani, öğretmen ile PDR uzmanları ile veliler arasındaki uyum açısından?
Bir diğer sorum TEPAV'a olacak. Ekrem Hocam, ben de çok yakın takip ediyorum TEPAV'ın araştırmalarını. Dünyadaki eğilimler de dâhil olmak üzere pandeminin etkisini nasıl görüyoruz? Yani pandemide hızlı bir şekilde dijital girmek ve bu belki sindire sindire olmadı, ekran süresi kısıtlanan çocuklar elinde telefonlarla, iPad'lerle birden eğitime dâhil oldular ve sonrasında da, bir sene sonrasında da aileler artık çocuklarının elinden iPad'i alamaz oldu. Buradaki sizin verdiğiniz verileri sonrasında da daha detaylı inceleyeceğim bun. Burada bir etki olduğunu düşünüyor musunuz hem dünya olarak hem de Türkiye olarak?
Bir de mesela, depremin etkisi oldu mu? Siz, her olağanüstü durum sonrasında bir araştırma yapıyorsunuz. Bunların okullardaki eğilimlere de işte şiddet eğilimlerine de bir etkisi oldu mu?
Son bir soru: "İçerik algoritma filtreleme" dediniz, ben hemen notlarımı aldım, öneri gerçekten çok ciddi, önemli bir öneri. Az önce Nilgün Hocam şunu söyledi: "Şiddetle ilgili bir veri yok, dijitalin şiddete desteği noktasında." Peki, yalnızlık duygusu, aidiyet duygusu konusunda bir etkisi var mı acaba? Böyle bir verimiz var mı bizim elimizde; çok fazla sosyal medya kullanan, çok fazla dijitalle uğraşan çocuklarımızda, oyun oynayan çocuklarımızda aidiyet duygusunu kaybetme, değerlerden uzaklaşma gibi bir veri elimizde mevcut mu?
Son olarak; 2000 yılında benim büyük oğlum İsviçre'de -bizim mecburen orada bir hizmetimiz vardı çalışma alanımız orada olduğu için- birinci sınıfa başlamıştı; anaokulu ve birinci sınıf. Evet, tabii, buraya da döneceğimiz için sürekli kuzeniyle karşılaştırıyoruz, o da ilkokul birde, bizimki de ilkokul birde. Ben işte "Matematikte çok gerideler, 20'ye kadar sayıyorlar, topluyorlar, çıkarıyorlar; o kadar. Burada çarpmayı da öğrenmiş durumdalar." İşte, problemler çözüyor kuzeni. Hocaya gittim, dedim ki: "Ya, biz sonuçta Türkiye'ye döneceğiz, böyle bir uygulama olmayacak mı?" Bir orta kadar falan bir yazı yazmadılar, el yazısı yazıyorlar, Fransızca eğitim. Bana dedi ki: "Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? İlk üç sene eğitimdir, ondan sonra öğretim olur." Yani şu anda baktığımızda, işte, ilkokul birinci sınıftan itibaren, torunum 3'üncü sınıfta, bir rekabet, inanılmaz bir rekabet yani ilk okumaya başladıktan sonra kelime sayısıyla rekabet yapılmaya başlandı. Bu konuda öğrencilerin beklentisi ne, bunu dikkate alıyor muyuz -belki PDR'ciler bunu bilebilir diye düşünüyorum- ya da öğrenci beklentisi analiziniz var mı TEPAV olarak?
Hepinize çok çok teşekkür ediyorum.
Uzattığım için, kusura bakmayın Başkanım.