| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2026 |
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Teşekkür ediyorum.
Hem TEDMEM'e hem TEPAV'a hem de Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneğinin adına gelen hocamıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gerçekten hem çok güzel vakti kullandınız ama bu kullandığınız vakitte de birçok konuya açıklık getirdiniz.
Ben her 3 kuruma da ilk önce bir ortak soru yöneltmek istiyorum, sonra TEPAV ve Dayanışma ve Rehberlik Derneğine sormak istiyorum.
Evet, biliyorsunuz ki ufak yaşlarda değerler eğitimi çok önemli. Bugün gençlerde aidiyet kaybından, kimlik bunalımından ve toplumsal bağların zayıflamasından söz ediyoruz. Yani birçok şeyde de olayın sonucunda da bunlar var. Ancak geçmişte çocuklara dürüstlük, çalışkanlık, millet sevgisi, vatanseverlik, ortak sorumluluk bilinci aşılamayı amaçlayan öğrenci andı vardı, kaldırıldı. Ortak değerleri ve yurttaşlık sorumluluğunu vurgulayan vatandaşlık dersi vardı, kaldırıldı. Siz ortak değerleri güçlendiren uygulamalar azaltılırken gençlerde görülen yabancılaşma, aidiyet ve kimlik krizinin büyümesi arasında bir ilişki kuruyor musunuz?
İkincisi, yine ortak soru: Okul saldırılarını gerçekleştiren çocukların özelliklerine baktığımızda, aidiyetleri olmadığı, kimlik duygusunda zayıflıklar olan öğrenciler olduğunu görüyoruz. Geçmişte ortak kimlik, vatandaşlık bilinci ve ortak sorumluluk bilinci oluşturmaya çalışan öğrenci andı ve vatandaşlık bilgisi derslerinin kaldırılmasının veya etkisiz durumda bırakılmasının bu süreçte bir payı olup olmadığını sizlerden duymak istiyorum.
Evet, gelelim TEPAV'a, en son sizi dinledim. Ben sizin "Türkiye'de Gençlik Şiddeti" konulu raporunuzu sonuna kadar okudum, çok güzel bir çalışma, ha eksikleri mutlaka olur ama çok güzel bir çalışmaydı.
Gençlik şiddetinin temel sebepleri olarak ekonomik sıkıntılar, göreli yoksunluk ve kurumsal güvensizlik gösteriliyor raporda. Ancak aynı ekonomik koşullarda yaşayan milyonlarca genç şiddete yönelmiyor; şiddete yönelenlerle yönelmeyenleri ayıran temel değişken, en önemli temel değişkenleri size sormak isterim, bir? Raporda aile kurumunun zayıflamasından söz ediliyor ancak boşanma, parçalanmış aile, ebeveyn ihmali, bağımlı ebeveyn, aile içi şiddet gibi değişkenlerin etkisine ilişkin özel bir analiz yok yani onu görmedim. Bu yine, biraz önce de ifade ettiniz, veri analiziyle alakalı bir durum mu? Yine, "Suça sürüklenen çocukların yüzde 82'si erkek." diyorsunuz o raporunuzda. O hâlde mesele yalnızca ekonomik ya da kurumsal değil, aynı zamanda erkek çocukların sosyalleşmesiyle ilgili sıkıntıların ne olduğunu, bu sosyalleşmeyi sağlayabilecek... Tabii ki hepsinin sebebinin ne olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz ama sizden rapora geçmesi açısından cevabını bekliyorum. Yine dijital ekosistemi "yatay güçlendirici unsur" olarak tanımlıyor rapor. Ancak algoritmaların çocuklara şiddet içerikleri önerilmesi konusunda platform şirketlerinin hukuki sorumluluğu için ne diyorsunuz? En son soru: Çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerinin yetersizliğini vurguluyorsunuz. Ancak şiddet eğilimi gösteren çocukların ne kadarının sistem tarafından önceden tespit edildiğine ilişkin veri var mı? Türkiye'nin asıl sorunu kapasite eksikliği mi yoksa risk tespitlerinin başarısızlığı mı?
Değerli Hocam, size de rehberlik ve psikolojik danışmanlıkla ilgili bazı sorular sormak istiyorum çok önemli bir konu olduğunu bildiğim için, ben de bir eğitimciyim. Rehberlik öğretmenlerinin ne kadar yeterli olmadığını yani az olduğunu, en az 20 bin okulda rehberlik öğretmeninin bulunmadığını, yine RAM'ların iyi çalışmadığını ki biraz bahsettiniz onlardan. Bir rehber öğretmenin elinde bugün okul saldırısı, riski taşıyan öğrenciyi tespit etmeye yarayan bilimsel bir tarama aracı var mı, onu sormak istiyorum? Yine, Türkiye'de rehberlik servisleri daha çok tercih ve sınav danışmanlığına mı dönüştü? Psikolojik risklerin tespitinde yeterince rehberlik yapılabiliyor mu? Okullar için soruyorum ki hani siz tabii ki akademisyensiniz ama okulların durumunu da anladığım kadarıyla tespit ediyorsunuzdur. Bir öğrenci için "yüksek riskli" değerlendirmesi yapıldığında, rehber öğretmenin elinde hangi yaptırım veya yönlendirme mekanizmaları bulunmaktadır? Bugün rehber öğretmenlerin en büyük sorunu personel eksikliği midir, yetki eksikliği midir -kısa kısa cevaplar verirseniz de olur- yoksa kurumlar arası koordinasyon eksikliği midir? Şiddete eğilim gösteren çocukların aileleri çoğu zaman durumu fark ediyor mu yoksa inkâr mı ediyor? Velilere yönelik zorunlu psikoeğitim programları okul saldırılarını önlemede etkili olur mu? Türkiye'de rehberlik servislerinin dijital radikalleşme ve çevrim içi şiddet kültürüyle mücadele edecek donanımı var mı? Çok soru sordum, çok teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.