KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT ÇAN (Samsun) - Yani muhasebat işinde bile beş yıldır, bir mülkün alınıp da beş yıl içinde satıldığı durumda elde edilen gelirin bilmem ne kadarı enflasyon rakamı düşüldükten sonra vergilendiriliyor ya...

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Hocam, orada zaten ikinci getirdiğimiz kısıt var ya, yazdıktan sonra ikinci getirdiğimiz bir kısıt var.

Ticaret Bakanlığı burada mı?

Müsaade ederseniz, bir açıklasın, ben şey yapayım. Yani niye siz "bir yıl" dediniz, biz niye üç yıl yaptık, niye beş yıl olmadı yani ona yönelik bir değerlendirme... Bir de son getirdiğiniz kısıtla aslında ne sağlıyorsunuz?

Buyurun.

TİCARET BAKANLIĞI GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AKDEMİR - Sayın Bakanım, değerli milletvekilleri; esasında bizim gümrük vergilerinden muafiyetine ilişkin hükümlerimiz Gümrük Kanunu'nun 167'nci maddesinde yer almakta ki Kızılayımızın da muafiyet tanınmasını istediği hususlar; eğitim, bilimsel alet ve cihazlar, tıbbi teşhis, tedavi, araştırma yapılmasına mahsus alet ve cihazlar, bilimsel araştırmaya yönelik kimyasal maddeler, insan kaynaklı tedavi edici maddeler, ilaç özelliği olan ürünlerin kalite kontrolüne yönelik maddeler. Esasında, bu maddenin, 167'nci maddenin (7)'nci fıkrasında sayılıyor. Yalnız biz muafiyetleri tanırken sadece eşya bazında değil muafiyetten faydalanacak kişi ve kurumları da belirtiyoruz ki Kızılay bu kişi ve kurumlar, bu maddeler bazında yer almadığı için ayrı bir kanunla bu muafiyetlerin tanınmasını biz de uygun görüyoruz. Bizim bu muafiyetlere ilişkin maddenin detaylandırıldığı 2009/15481 sayılı Karar'ımızda yine bu muafiyetlerin detaylı bir şekilde kimler tarafından kullanılacağı belirtildikten sonra, bu eşyaların ithal edildikten sonra satılması, devredilmesi, kiralanması belirli bir süreye bağlı kalıyor. Gerçek kişilerde, işte, iş yeri nakli, ev nakli, evlilik yoluyla buraya taşınma, göç etme gibi sebeplerle gelen eşya ve araçlarda biz bu süreyi bir yıl olarak esas alıyoruz. Yalnızca görme engelli vatandaşlara ilişkin, işte, koltuk veya motorlu bisiklet gibi eşyalarda bu süre üç yıl, engelli tertibatı ile engelli tertibatına sahip engelli araçlarında ise bu satış ve devir yasağı on yıl olarak uygulanıyor. Yani normal şartlarda bizim gümrük mevzuatımızda, gümrük tekniğimizde uyguladığımız süre bir yıl olmasına rağmen üç yıllık bir süre öngörülüyor.

MURAT ÇAN (Samsun) - Gerçek kişi değil ki burası yani Kızılayı siz gerçek kişi olarak mı görüyorsunuz?

TİCARET BAKANLIĞI GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AKDEMİR - Hayır.

MURAT ÇAN (Samsun) - O zaman...

TİCARET BAKANLIĞI GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AKDEMİR - Normal şartlarda bu tip, işte, Kızılayımızın muafiyet tanınması öngörülen eşyalarında esasında bir süre de öngörülmüyor kanunda.

MURAT ÇAN (Samsun) - İşte, görelim diyorum. Bakın, geçen gün bunu çok tartıştık yani bir daha oraya dönüp sizi ikna etmeye çalışmayalım. Burası, bu konu, Kızılayın kan ürünleri, tıbbi teçhizat... Hiçbir sınırlama yapılmadığı andan itibaren Kızılay gümrükten her türlü malı muafiyetli bir şekilde geçirir, ondan sonra da köprü vazifesi görür, başka bir yere götürür.

TİCARET BAKANLIĞI GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET AKDEMİR - Sayın Vekilim, zaten verilen önergede bu satış devir yasağı üç yıllık süreyle sınırlandırılabiliyor.

MURAT ÇAN (Samsun) - Neden üç yıl? Bununla ilgili bir kriteriniz var mı? Gerçek kişilerden bahsettiniz. Mesela, ÖTV'siz araç ya da yurt dışından getirilen araca on yıl koyuyorsunuz; tıbbi cihazların, buradaki lafa konu olan cihazların maliyetleri o bireysel olarak bahsettiğiniz şeylerin onlarca, yüzlerce katı. Dolayısıyla devletin buradan ciddi bir gelir kaybına maruz kalmasını engelleyecek bir hamle yapmak lazım, Kızılayın da faaliyetini etkin bir şekilde devam ettirmesine izin vererek. Yani işte, bir daha mı açalım o konuyu, hudut ve sahilleri konuştuk.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Açmayalım.

MURAT ÇAN (Samsun) - Açmayalım yani hani buradan şimdi getireceğiniz bir cihazı götürüp burada bir özel sağlık kuruluşuna, kamuya ait bir kuruluşa...

HAKAN AKSU (Sivas) - Beş olsun Sayın Bakanım.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Beş, tamam. Ya, zaten maddeyi tekrar okutacağız.

Arkadaşlar, maddeyi tekrar okutalım.

Ali Bey, kifayetimüzakere...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Başkanım, bir şey soracağım, yardımcı olabilecek bir şey. Şimdi, "ulusal" dediniz ya ya da yurt içi...

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - "Yurt içi" demeye karar verdik.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yurt içi afetler, tamam.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Çünkü yukarıda da onu tanımlayan bir madde var yani.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Tamam.

"Bakanlık ile Türk Kızılay arasında yürütülecek koordinasyon ve protokoller çerçevesinde yapılır ancak yangın, sel ve deprem gibi yurt içi afetlerin ve acil durumların..." Bu kafa karışıklığı yaratmayacak mı? Yurt dışındaki afetlere Türk Kızılay Genel Merkezi sorumlu, karar ve işlem yapma yetkisine sahip değil ama yurt içindekine sahip mi olacak?

MURAT ÇAN (Samsun) - Yok, öyle değil. Yetkiyi öbür taraftan sadece yurt içindeki afetlerde alıyor.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Kendine alıyor.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Tamam, yurt dışındakilerde?

MURAT ÇAN (Samsun) - Yurt dışındakilerde iştirak kendisi yapabilir.