KOMİSYON KONUŞMASI

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, şimdi bir soru sorarak başlamak istiyorum. Bir uygulama belli aralıklarla sürekli tekrarlanırsa bu uygulama istisna sayılabilir mi? Sayılamaz değil mi? İstisna, hakikaten çok özel anlarda yapılan ve sonuç alınması beklenen bir uygulama. Niye bunu söylüyorum? Bakın, 2008, 2013, 2016, 2018, 2019, 2020, 2022; bildiklerim bunlar. 2008'den 2022'ye kadar bu varlık barışı sürekli uygulanan bir hâl olmuş, sürekli, istisna değil yani belli aralıklarla uygulanıyor. Teorik olarak baktığımızda, varlık barışı kriz dönemlerinde başvurulabilir bir araç olarak değerlendirilebilir ama Türkiye'de bu uygulama AK PARTİ iktidarı döneminde giderek ekonomi politikalarının kalıcı bir parçası hâline gelmiş vaziyette ve şimdi yine karşımızda. Varlık barışı artık acil bir durum aracı değil ekonomik modelin yapısal bir bileşeni olmuş bu iktidar döneminde ve bir kez daha bununla karşı karşıyayız. Şimdi, bu ciddi bir sorun, kısa vadeli bir çözüm, bunu uygulamalardan da görüyoruz, uzun vadeli değil bu çözüm. Uzun vadeli ve yapısal olan çözüm modellerini de atılması gereken adımları da ciddi bir biçimde engelleyen bir uygulama olmuş yani üretken yatırımlar açısından baktığımızda da öyle, adaletli bir vergi reformu çıkarmak açısından baktığımızda da öyle, gelir dağılımında adaleti sağlamak açısından baktığımızda da aynı şeyi görüyoruz. Şimdi, bu ciddi bir sorun, bunu bir kere özellikle belirtmiş olmak istiyorum. Peki, nedir çözüm? Hep konuşuyoruz bunu ama biraz sonra ona da geleceğim. Türkiye vergi adaletsizliğinin o kadar yaygın ve yüksek olduğu bir ülke ki bunu her seferinde, vergiyle ilgili her torba geldiğinde bir kez daha tartışıyoruz ve hiç kimse de burada "Türkiye'de vergi adaletsizliği yoktur." diyemiyor yani Sayın Bakan dâhil olmak üzere; vergi adaletsizliğinin çok büyük olduğunu biliyoruz ve şimdi bir kez daha bu vergi adaletsizliği duygusunu güçlendirecek bir teklifle karşı karşıyayız. Sayın vekil sunarken "Vergiye gönüllü uyma." dedi; çok önemli bir şey bu gerçekten. Özellikle vergi konusunda çok ciddi aşamalar kaydetmiş olan ve belki de örnek alınması gereken ülkeler var, Avrupa'da da bu açıdan böyle ülkeler var. Gönüllü uyum sağlamak önemli. Tam tersine, bu adım gönüllü uyum sağlamayı değil, adaletsizliği artırmayı öngörüyor esas itibarıyla; bu ciddi bir sorun, bunu özellikle vurgulamış olayım. Yani yurt dışında bulunan veya kayıt dışı tutulan servetin ülkeye getirilmesini teşvik eden bir politika. Kısa vadeli paraya ihtiyaç var, o para gelsin ama bunu sıklıkla tekrar etmeye başladığınızda ekonomik, mali ve hukuki açıdan ciddi tartışmalar ortaya çıkaran bir durumla karşı karşıyayız. Yani dediğim gibi, istisna olmaktan çıkmış, kalıcı ekonomik bir yönetim refleksine dönüşmüş vaziyette AK PARTİ iktidarı döneminde bu.

Şimdi, varlık barışının en önemli sorunlarından biri, bu açıdan baktığımızda, vergi adaleti ve toplumsal eşitlik algısını zedelemesidir; çok önemli bir şey bu çünkü bu düzenlemelerden dolayı kayıt dışı servetin düşük maliyetlerle sisteme dâhil edilmesi sağlanıyor, bu da vergisi stopaj yoluyla kaynağında kesilen emekçiler ile vergisini düzenli şekilde ödeyen yurttaşlar açısından baktığımızda, mükellefler açısından baktığımızda, vergi uyumunu teşvik etmek değil, tam tersine, cezalandırıcı bir psikoloji yaratıyor. Bu ciddi bir sorun yani bazı kesimler için bir tür fiilî af anlamına geliyor bu uygulama aslında ve eşitlik ilkesini de ciddi şekilde zedelemiş oluyor; onu da belirtmek istiyorum. Verginin yükünü taşıyan -rakamların hepsi sizde daha fazla var bende olduğundan- emekçiler açısından, işçiler açısından, dar gelirliler açısından baktığımızda çok ciddi bir eşitsizlik duygusu gelişiyor yani bu istisna ve muafiyetlerin ciddi bir sorun yarattığı çok açık ortada. Vergi ahlakı açısından da sorun yatıyor. Vergi ahlakını siz sadece hukuki yaptırımlarla sağlayamazsınız, aynı zamanda adalet duygusunun gelişmesiyle biçimlenir vergi ahlakı ama sık sık çıkarılan bu tür düzenlemeler bu algıyı da aşındırıyor; bu da çok açık ortada. Genellikle döviz ihtiyacının olduğu dönemlerde bu varlık barışı düzenlemesi hep gündeme gelmiş, diğer dönemlerdeki düzenlemelere baktığımızda bunu da görüyoruz yani bu geçici bir rahatlama sağlıyor belki ama kalıcı bir çözüm değil, çok açık, kalıcı bir çözüm değil.

Şimdi, getirilen bu varlıkların önemli bir kısmı genellikle finansal varlık olarak sistemde kalıyorlar, bir süre sonra yeniden yurt dışına çıkıyorlar, bu uygulamalar da o dönemlerde görülmüş. Yani yapısal sorunları çözmek yerine sadece zaman kazandıran bir köprü işlevi görüyor bu varlık barışı meselesi; bu ciddi bir sorun. Bu varlık barışının sıklıkla -biraz evvel yılları söyledim- çıkmasıyla da ekonomideki aktörlerin gelecekte yeni bir barış düzenlemesi çıkabileceğine dair öngörüleri gelişiyor. Dolayısıyla, kayıt dışına yönelme de bundan sebepleniyor esas itibarıyla baktığımızda; bu da ciddi bir sorun, bunu da tartışmak gerekiyor. O nedenle, bu tür adımların biz yanlış adımlar olduğunu düşünüyoruz, yapısal değişimler sağlamayan adımlar olduğunu düşünüyoruz, kısa vadede rahatlama ama uzun vadede belirsizlik yaratan adımlar olduğunu düşünüyoruz; o açıdan eleştirilerimizi dile getirmek istedim. Uzun vadede yapılması gereken şey, sizler de çok iyi biliyorsunuz ki bu ülkede vergi adaletini sağlamak, kurumsal güven ve ekonomik yapı açısından sorunlar barındırmayan önlemler almak; bunların yapılması gerekiyor ama atılan bu adımların bununla ilgisi yok.

Çözüm... Çok kısa birkaç şey söyleyip toparlamak istiyorum. Hani hep konuştuğumuz şey, büyük bir adaletsizlikler ülkesi hâline gelmiş vaziyette Türkiye maalesef. Yani gelir dağılımı adaletsizliği var, vergi adaletsizliği var, bölüşüm adaletsizliği var, servet eşitsizliği var; say say bitmez bu adaletsizlikler ekonomi açısından baktığımızda. Bunu değiştirmenin yolu da -en önemli yollarından biri diyeyim, tek yolu değil elbette ki- vergi adaletsizliğini giderecek bir vergi reformunu yapmak ama iktidar ısrarla bunun uzağında duruyor, tam tersine, bu adaletsizliği derinleştirecek adımlar atıyor. Vergiyi sadece devletin boşalmış olan kasasını dolduran teknik bir araç olarak görmeye başladığınızda yanlış bir iş yapıyor olursunuz çünkü öyle değildir. Yani vergi bir toplumun nasıl bölüştüğünü, kimin yük taşıdığını, kimin ekonomik açıdan korunduğunu gösteren en çıplak ve açık göstergelerden bir tanesidir. Bu yönüyle baktığımızda vergi belki de modern devletin meşruiyetinin temelidir diyebiliriz. Bu, bütün dünya için geçerli olan bir şey. Yani yurttaş ile devlet arasındaki görünmez ama en güçlü sözleşmedir vergide adalet ama bizde büyük bir adaletsizlik var. Dolayısıyla, bu aynı zamanda siyasal bir ilişkidir, ahlaki bir ilişkidir. Yurttaş vergi öder, devlet ise bu kaynağı adil, şeffaf ve kamusal yarar doğrultusunda kullanma sorumluluğu taşır. Bizde öyle mi oluyor? Öyle olmuyor. Yani bu denge çok uzun zamandır bozulmuş vaziyette Türkiye'de ve bu dengenin yeniden kurulabilmesi için de herhangi bir adım maalesef atılmıyor, bunun özellikle altını çizmek istiyorum.

O nedenle, bu varlık barışıyla ilgili gelmiş olan bu torbada çok ilkesel ve temel itirazlarımız var. Tabii ki görüyoruz ve anlıyoruz yani...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim.

...Orta Doğu'daki savaş ortamı uzun yıllardır sürüyor, yeni değil. Daha önce Irak, sonra Suriye, şimdi İran, sadece İran da değil, Lübnan ve çevresi de dâhil olmak üzere çok tuhaf bir an yaşanıyor tarihsel olarak baktığımızda. Bunun ekonomide yarattığı ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz, hem bölgenin bir parçası olmaktan dolayı hem de ekonomik ilişkilerimiz açısından baktığımızda bunu görüyoruz; ihracat açısından baktığımızda görüyoruz, ithalat açısından baktığımızda görüyoruz, turizm açısından görüyoruz, cari açık açısından görüyoruz. Bu savaşın yarattığı birçok sorun var ve bunlar ekonomide ciddi zorlanmalara neden oluyor ve olacak da bundan sonra, bunun da farkındayız. Fakat bu ortamda biz biraz kaynağı da belirsiz olmayan, kara parayı da içeren bir meblağı Türkiye'ye nasıl çekebiliriz çabasının uzun vadeli bir çaba olmadığı kanaatindeyiz, bunu özellikle vurgulamak istiyorum çünkü bu savaşın ne kadar süreceği daha belli değil. Irak savaşından bugüne kadar gelirsek uzun yıllardır devam eden bir bölgesel sorunla karşı karşıyayız, özellikle küresel güçlerin yarattığı bir bölgesel sorunla karşı karşıyayız, emperyal güçlerin yarattığı bir sorunla karşı karşıyayız ve tabii ki İsrail'in çok ciddi bir bölge gücü olma kaygısıyla yarattığı katliamlarla karşı karşıyayız. Bunlar çok ciddi sorunlar elbette ama bu sorunlara karşı mücadeleyi böyle küçük fırsatçı adımlarla değerlendirerek aşmak fikrinin çok gerçekçi bir fikir olmadığını bir kez daha vurgulayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Yapılması gereken işlerin başka adımlar olduğu kanaatindeyiz. Bunu bir kere yaşadı Türkiye, FATF ve gri liste meselesini. O zaman gri listeye alınma nedenlerine baktığımızda birçok konu gündemdeydi ve esas olarak tabii ki uygulanmış olan varlık barışını hedef alan bir durum değildi bu FATF raporlarındaki ifadeler. Kaynağı yeterince sorgulanmadan sisteme giren varlıkların finansal şeffaflık standartlarıyla çelişki yarattığından söz ediyordu esas olarak FATF gri listeye alırken. Umarım, tekrardan bu tür sorunlarla bu iktidar karşı karşıya getirmez Türkiye'yi. Çünkü bir kere getirdi, evet, çıkması için çok çaba sarf etti fakat bu tehlike varlığını sürdürüyor, özellikle Orta Doğu'daki sermaye açısından, birikmiş varlıklar açısından baktığımızda. Kara paranın her türlü gayriahlaki... İçinde uyuşturucudan aklanan paralar dâhil olmak üzere her türlü işin döndüğü bir bölgeden Türkiye'ye para getirerek krizi aşma fikrinin ne kadar gerçekçi olacağını önümüzdeki yıllarda hep birlikte göreceğiz.

Dinlediğiniz için teşekkür ederim.