| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyonun çalışma konularına, çalışma takvimine, Komisyonda görevlendirilecek uzmanlar ile Komisyona davet edilecek kişi, kurum ve kuruluşların tespitine ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .05.2026 |
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Evet, genel bir değerlendirme yapmayacağım tabii. Yirmi iki gündür bölgede olan birisi olarak yanlış anlamaları veya bazen kasıtlı olan anlamaları belki açıklığa kavuşturma açısından birkaç kelam edeceğim. Mecbur, Mecliste geçen hafta beş dakika konuşmak zorunda kaldım. Israrla, bu dili biz niye söyledik? 2 ayrı milletvekilinin "Maraş katliamı" ibaresini kullanması üzerine, daha sonra sosyal medyada yayıldığını gözlemledim, hatta ve hatta iki gün önce tıp doktoru meslektaşlarımla yaptığım başka bir fizik tedaviyle ilgili 150 kişilik bir Zoom toplantısında da aynı dili konuşan bir doktor arkadaşıma da rastladım. Bu, bizim hassaslık gösterdiğimiz kırk sekiz yıllık bir acıdır. Bunun bununla karıştırılması ne ülkemize ne halkımıza faydalı olur kanaatindeyim. "Maraş okul saldırısı" ibaresi bizim için daha uygun diye düşünüyorum.
Akabinde, tabii ki o konuyu da çok açığa kavuşturdum. KHK'li bir babanın çocuğunun vefatını 17 Nisan itibarıyla, iki gün sonra yurt dışı bağlantılı Twitter'dan tespit ettiğim birtakım Twitter adresinden kullanılmaya başlandığı ve bunun yaygınlaşarak gerçekten böyle bir şey olduğu... Olay dediğim gibi, saat dört buçuk itibarıyla oradaydık, babayla ilk temasım saat yaklaşık dokuz buçuk, on gibiydi hastanede. Babası Yusuf Tarık'ı yaralı biliyordu çünkü 2 çocuk karışmıştı Mustafa'yla. Mustafa'yı Yusuf Tarık olarak görünce Mustafa hâlen yoğun bakımda, baba oğlunun yaralı olduğunu biliyordu ve bu durumda yaralılar bölümünde beklerken Millî Eğitim Bakanıyla birlikte biz babaya geçmiş olsun dileklerini sunmak için gittiğimizde tepkisi oldu, bana da oldu ve Millî Eğitim Bakanımıza da oldu. Akabinde, iki saat sonra çocukların karıştığı gözlenince baba morga inmişti. Biz saat on buçukta, tabii ki vefat edenleri peyderpey ben sağlık müdürlüğünden alıyordum, tabii ki burada Yusuf Tarık'ın ismi yoktu, Yusuf Tarık yaralı gözüküyordu çünkü ve bu kullanıldı, "İsmi yok." dendi önce. Saat on buçuk, on bir gibi Yusuf Tarık'ın vefat ettiği tespit edilince mevcut listenin en altına Yusuf Tarık eklendi. O arada, büyük puntoyla yazılan yere küçük puntoyla girildiği de kullanıldı, "Vay, niye küçük punto yazıldı?" diye. Olayların gelişimi, ki sağlık müdürlüğündeki bana gelen ibarelerin hepsinde herkes büyük punto. Şimdi, bundan da bir nemalanma oldu. Ertesi gece, gömülmeden önce bütün çocuklarla ve öğretmenlerle temas kuruldu.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sayın Karatutlu, "nemalanma" kelimesini oradan çıkaralım, "nemalanma" kelimesi çok ağır.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Hayır, hayır, bizzat...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Bu çok yanlış bir şey, kim yapsa doğru bir şey değil.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Buradan şunu size çok net söyleyebilirim: Ben açık ve seçik Meclisteki milletvekili arkadaşlarımla bu olayı bire bir dışarıda görüşerek kendisine anlattığım hâlde bunu sürdürme yoluna gittiler, bu durumu.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Kim o?
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Yo, vermeyelim isim.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - İsim vermeyeceğim, 2 milletvekiliyle görüştüm. Yapmayın dedim ya, burada bir şey yok. Zira ertesi gün baba bana tekrar taziyede sarıldığında "Hocam, ben KHK'liyim ama sizinle daha önce 2 kere oturup konuşmuştuk, bizi dinlemiştin." diye o acının geçişinde o konuyu gündeme bile almadı; bu, kullanıldı.
Son olarak, Sayın Şenol Vekilimin dediği öğretmenlerin, 5 öğretmenin okuldan bir buçuk ay önce uzaklaştırılma konusu. Bazı öğretmenler bazı öğretmenleri şikâyet ediyor Cumhuriyet Savcılığı üzerinden. Bu konuyu sadece öğretmenlerle, idarecilerle değil, öğretmenlerin avukatı olan eski İYİ Parti İl Başkanı avukatla da görüştüğüm için çok net konuşabilirim. Birbirlerini şikâyet ediyorlar not yükselttiği noktasında hem bilgisayar üzerinden hem de yazılı kâğıdı üzerinden. Savcılık üzerinden bir başvuru olduğu için okul soruşturma açıyor. Soruşturma neticesinde gerçekten notların yükseltildiği gözüküyor. 3 öğretmen idarecilikten indirilip öğretmen olarak, 2 öğretmen de düz öğretmen olduğu için 5'i birlikte okuldan uzaklaştırılıyor. Bunun nedeni tamamen bu ama not yükseltme dışında o olay anında bazı insanlar ne yaptılar? "Bu sebepten oldu." dediler ve bunu şöyle kullandılar: "Öğretmen çantasını arıyordu." Çok basit bir zekâyla "Niye arıyorsun kardeşim, bunda bir sorun mu vardı?" Ona da şöyle bir kaçamak cevap verdiler: "Çocuk kendine zarar vermesin diye." Bu senin görevin miydi? Çocuk kendisine zarar... Ben size bir profil çiziyorum. Çocuğun 1 ila 4'üncü sınıfına bakan öğretmenle de görüştüm, çocuğun aile hekimiyle de görüştüm. Ben kendisine şunu ifade ettim: Çocuk yalnız bir çocuk, dijital mecralarda sabahlayan bir çocuk, ilkokul 2'deyken okulda masa başında uyuyan bir çocuk, ilkokul 2'de ve aile tarafından şımartılmış bir çocuk.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sayın Karatutlu, bir ara... Bir saniye...
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Ama şimdi böyle bir değerlendirmeyi nasıl yapabilirsiniz?
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Neyi?
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Az müsaade eder misiniz Sayın Başkanım, bir müsaade eder misiniz?
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Nasıl?
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sayın Karatutlu...
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - "Öğretmenler okuldan uzaklaştırıldı." demek normal oluyor, bunun nedenlerini açıklamak...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - İrfan Bey, müsaade eder misiniz?
Şimdi, şu andaki toplantımız genel ilkeler, prensipler, temenniler noktasında tezahür ediyor. Siz de takdir edersiniz ki sizin bildiğiniz veya gördüğünüz veya tespit ettiğiniz olayları Komisyonumuzun büyük çoğunluğu, üyelerimizin büyük çoğunluğu bilmiyor. Şu anda sizin bu açıklamalarla bizim irademizi yönlendirmeniz, bir anlamda ona ipotek koymanız -kelimelerimi tırnak içerisinde söylüyorum- doğru değil. Zaten okulları dinleyeceğiz, o olayları yerinde göreceğiz, açılan davaları, şikâyetleri göreceğiz. Bunlar önümüzdeki haftanın falan bile değil, o incelemeleri yaptıktan sonraki değerlendirmelerin konusu. Demin konuşmamın başında, siz de takdir edersiniz ki, dedim ki özellikle kamu kurumlarını falan öne almak istemiyoruz, olaya bütüncül bakabilmemiz açısından öncelikle akademisyenlerimizi, bu konudaki uzmanları dinleyelim, ondan sonra soracağımız soruları, değerlendireceğimiz algıları, olguları ona göre yapalım şeyiyle başladım. Şimdi, burada sizin söylediğiniz birtakım olaylar sizin görebildiğiniz, sizin tespit ettiğiniz, sizin yaşadığınız, sizin bilebildiğiniz konular. Burada Komisyonumuz daha o aşamada değil. Ben hiçbir milletvekili arkadaşımızın ön yargılarla veya ön bilgilerle bir hareket içerisinde olmasını arzulamam. Somut olaylara biz bir anlamda mücerret değil, müşahhas hadiselere, olgulara bakarak belli kanaati edinmek isteriz. Yani burada söylediğiniz olaylarla ilgili konuda bu çerçevede sonucu, sözünüzü tamamlamanızı arzuluyorum çünkü direkt siz, daha bakın biz şu anda taziyeleri yapmayı düşünüyoruz, değerlendiriyoruz. Orada şu mu... Zaten konuşmacı milletvekili arkadaşlarım -ben özellikle hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum- olaya bütüncül baktılar, olaya ne "okul" dediler ne "öğretmen" dediler ne "çocuk" dediler hatta yani mağduru ve faili aynı olabilecek bir değerlendirme içerisinde bulunarak düzenlemeler yaptılar. Onun için ben sizin ve diğer arkadaşlarımızın özellikle farkındalık oluşturmak adına ayrıştırıcı bir dil kullanmasını arzulamıyorum çünkü en önemli unsur bu Komisyonun hakikaten, mesela demin şeyde de Ali Bey falan da onu söylediler, bunu dijital noktasında değerlendirmek falan bunlar çok yanlış şeyler; anlatabildim mi? Çünkü bu olay çok boyutlu bir hadise. Çok çok köklü bir hadise. Göründüğünden daha zor bir olay, göründüğünden daha fazla veballi bir olay, daha fazla sorumlu bir olay.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - İçine girince göreceğiz.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Ali Bey, Şenol Hanım, sadece orayla da ilgili değil. Ben memleketim Tokat'taydım hafta sonu, Tokat'ta bir tane hadise, Niksar'da bir tane -aynı iki gün içerisinde olan- Erbaa'da bir tane hadise, buna benzer duyumlar geldi bana. Belki farkındalık oluştuğu için geldi. Ondan sonra benim torunlarım, çocuklar: "Biz okula gitmiyoruz, okullarda böyle şey olacakmış." falan, buna benzer şeyler söyledi. Siz orada oralı olmanın ve o olayları sıcak sıcak yaşamanın değerlendirmesiyle bütün bunları değerlendiriyorsunuz; olabilir, birileri böyle konuşuyor diye... Biz Araştırma Komisyonuyuz, yüce Mecliste siyasetüstü düşünülerek, oy birliğiyle ve bütün partilerin katılımıyla kurulmuş bir Komisyonunuz.
Dolayısıyla, burada ben hepinizden istirham ediyorum, onun için ben oradaki kelimeleri değerlendirdim. Siz de kifayetimüzakere yaparak son cümle olarak değerlendirin. Bunu da sizden özellikle istirham ederek, bir cevap noktasına girmeden yani Komisyon çalışmalarımızı, efendime söyleyeyim, aynı seyirde, aynı noktada yapmayı da değerlendirerek yapalım. Burada yanlış şeyler de söylenir, doğru şeyler de söylenir. Ben deminki aynı gidelim derken belki tepkiler falan da olacaktır, şu da olacaktır. Arkadaşlar, bunlar doğal, insanız. Ondan sonra her insanın refleksi her konuda aynı şeylerde olmaz. Onun için, yani müsaade ederseniz, Başkan olarak ben bu konuda bu hassasiyetimi özellikle ifade etmek istiyorum. Bütün konuşmacı olan arkadaşların bu kadar olumlu giden bir Komisyon çalışmasında aynı vakarla, aynı düşüncelerle devam etmesini arzuluyorum ve bunu da ileriki bütün çalışmalarımızda... Sadece merkeze onu koymayın, Niksar olaylarının ne demek olduğunu, Niksarlı birisi olarak ne anlama geldiğini, o hassasiyetlerin hepsinin farkında olan birisiyim. Onun için, bütün bu toplantılarımızda güzel sonuçlar çıksın, olumlu sonuçlar çıksın.
Benim konuşmamı dinlediyseniz "kasıt" kelimesini bile kullandım, "kasıt varsa" dedim, "kasıt, kusur ve ihmal" 3 kelimeyi tırnak içerisinde aynı anda kullandım. Bu konuda emin olun, bir yanlış var arkadaşlar, bir eksiklik var ama eş güdümünde var ama koordinede var ama değişik olaylarda var; bir sorun var anlatabildim mi? Sorunun Ahmet veya Mehmet... Onun için, burada özellikle Gizem Hanım onu son derece güzel ifade etti: Bir sonucu ele alarak değil, nedenlerini de ortadan kaldırarak onlara girerek değerlendirin diyorum.
Hakkınızı helal edin.
Teşekkür ediyorum.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Ben bir cümleyle kapatıyorum.
Doğrudur, eğer bir kırgınlık oluşmuşsa ben tabii ki şahsım adına özür dilerim. Fakat şu var: İki kez Şenol Vekilim öğretmenler üzerinden gittiği için o konuyu açıklamak istedim.
Son olarak, bu Komisyonun ilk suistimali biliyorsunuz, geçen haftaki "yurt dışı" kelimesini basında da gördünüz: "İlk işleri Amerika ve bilmem nereye gitme kararı aldı." diye bu Komisyonu... Nereden çıktıysa o?
LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Yapacaklar yani...
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Evet, tabii ki yani basına düşürüp...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Ama Komisyonumuzla ilgili değil bunlar.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Hayır, hayır; burada alınan Komisyon kararı sulandırıldı ve denildi ki: İlk kararları yurt dışını ve Amerika'yı gezmek oldu.
Son tavsiyem şu olabilir: Ailelerle bir araya geldiğinizde -faille olan- efendim, "Ona da acıyoruz." ifadesini eğer kullanırsanız çok büyük tepki alacağınızı söylerim, onu hiç önermiyorum.
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ona da acıyoruz." ifadesini -tutanakları çıkaralım- siz başka türlü anlamışsınız.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Hayır, bakın, şu anda çocuğa değil...
GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Bakın, fail ve mağdur çocuk oluyorsa yapısal bir...
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Bakın, çocuğa değil, çocuğun ailesine, çocuğun anne ve babasına büyük bir tepki Kahramanmaraş'ta var. Benim size tavsiyem bu türlü bir dili orada kullanmamak. Onu anlatmaya çalışıyorum.