| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, değerli bürokratlar; hoş geldiniz.
Orhan Bey, sunuş için teşekkür ederiz.
Şimdi, en başında da söyledim yani aslında buradaki maddelerin gerçekten önemli bir kısmı, bizim Komisyonumuzu ilgilendiren bir şey değil. Ama her zaman olduğu gibi yine bunu yapıyoruz ve bunları konuşuyoruz.
Birkaç noktaya kısaca değinmek istiyorum. Şimdi, aslında Plan ve Bütçe Komisyonunda bugünlerde konuşmamız gereken başka konular var yani. Mesela emekli maaşlarını konuşmamız gerekir. Temmuz geliyor, emekliler bekliyorlar. Asgari ücret meselesini konuşmamız gerekir, konuşmuyoruz. BAĞ-KUR emeklilik prim gün sayısını her seferinde söylüyoruz ama iktidar milletvekilleri havaya bakıp dinliyorlar bunu. Sözünüz var İsmail Bey, yerine getirmiyorsunuz. 9 binden günden 7.200'e indirmek...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Cumhurbaşkanımızın sözü var. Biz sözümüzü yerine getireceğiz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Evet, yani bunları konuşmamız gerekir diyorum, bunları konuşmuyoruz. Kademeli emeklilik meselesi çok önemli bir konu; konuşmamız gerekir, konuşmuyoruz. Yani, bizim Komisyonda, konuşmamız gerekenleri değil, konuşmamıza gerek olmayanları konuşuyoruz. Bu, alışkanlık hâline geldi, bunu belirtmiş olayım başlangıçta.
Şimdi, birkaç noktaya değineceğim dedim kanun teklifiyle ilgili. Bir tanesi, 4'üncü maddesiyle ilgili, Orman Kanunu meselesi. Etkilendim doğrusu, etki analizini de okuyunca etkilendim. Yani, burada, engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezleri meselesi hiç tartışmasız, son derece önemli bir konu. Yani toplumdaki, ülkedeki dezavantajlı toplumsal grupların rehabilitasyonu meselesi, doğayla buluşmaları son derece insani ve sosyal konular yani tartışmasız bunu söylemiş olayım yani bunu tartışma konusu yapmıyoruz. Sosyal bakım hizmetlerinin geliştirilmesi için adımlar atılması, bu konuda daha fazla kaynak ayrılması vesaire çok değerli. Bu konuda fikrimiz net. Fakat, şimdi, bunu, bu maddeyi yazmak için sizin İsveç'ten örnek vermenize gerek yok yani aslında. Fakat yine de o da güzel, İsveç'ten örnek verip bu konuda engelliler ve yaşlılar için adımlar atılması gerektiğini anlatmanız. Ama İsveç'ten başka örnekler de alabilirsiniz. Mesela İsveç'in demokratik hak ve özgürlüklerini tartışabilirsiniz, hani, illa bir şey almak gerekiyorsa. Sosyal hakları İsveç'te çok gelişkindir emekçiler, işçiler açısından baktığımızda; onu da almıyorsunuz. ücret meselesini, onu da almıyorsunuz. Bunu almışsınız, peki, bu da güzel.
Şimdi, sadece, benim sormak istediğim mesele şu: Yani engelliler ve yaşlılar için, dezavantajlı toplumsal gruplar için rehabilitasyon vesaire, bu adımlar atılsın da -yeni merkezler yapılması- bunu niye ormanlara yapmaya kalkışıyoruz? Yani rehabilitasyon merkezleri yapıp onların etrafını ormanlaştırsak, ağaç diksek daha doğru olmaz mı? Yani var olan ormanları niye bunun için kullanmaya kalkışıyoruz?
Şimdi, niye bunu söylüyorum? Yine, bakıldığında, bu bile belli bir sınırlama içinde tartışılabilir bir konu olur ama yani ilerisinde şöyle şeylerle karşı karşıya kalındığı için hep bu ülkede, bu tür "iyi amaç" diye yapılmış işler bir süre sonra başka amaçlara çevrilebiliyor ya, yani böyle bir riski taşıyor bu madde. Onun için, ormanlık alanları tahrip etmek, ekolojik dengeyi bozmak, ormanlık alanları yapılaşmaya açmak yerine... Çünkü, hani, belli zincirler bu işin içine girecek, büyük firmalar bu işin içine girecek, büyük firmalar bu işin içine girecek, özel işletmeler bu işin içine girecek, vakıflar belki bu işin içine girecek, vesaire.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Kamu kurumları girecek.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Evet. Şimdi, bunun kamu yararı açısından...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Kamu kurumlarının yatırımlarına müsaade var.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Kamu kurumları da hani yeni madde ihdasları yapılıyor ya bizde, bir süre sonra, belki gelecek sene burada yeni bir maddeyle karşı karşıya kalacağız yani bir yol açıyoruz, onu söylemeye çalışıyorum. Ormanlarda yapılaşmaya niye yol açıyoruz? Bunun yerine, bu yapılmak istenenlerin hepsi kent içi yeşil alanlarda yapılabilir, kamulaştırılmış araziler kullanılarak yapılabilir. Dediğim gibi, merkezler inşa edilir, etrafı ormana çevrilir yani yapılmak istendiği zaman. Dolayısıyla, burada bir sorun olduğunu düşünüyoruz doğrusu ve bunu doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Engelliler ve yaşlılar için sosyal hizmeti geliştirmek kesinlikle desteklediğimiz bir şey ama ormanlık alanları bunun için kullanmak doğru bir şey değil.
Şimdi, bir diğer konu vergi meselesi yine. Yani bunu her seferinde konuşuyoruz, doğal bir şey konuşmamız da yani bu haksız kazançlar meselesini çeşitli seferlerde konuştuk. Şimdi, bu taksi plakaları meselesi. Şimdi, İstanbul'a baktığımız zaman -hani en fazla taksinin olduğu yer diye söylüyorum- İstanbul'da herhâlde 17-18 bin taksi plakası var. Bütün Türkiye açısından baktığımızda zannediyorum 60 bin civarında var ama İstanbul en yoğun olan yer. İstanbul'da şimdi taksi plakaları kaça satılıyor, hani rayici sanıyorum 12 milyondan aşağı değil, 12-15 arasında değişiyor. Çok yüksek bir şey ve yani bir taksi plakasından bahsediyorum. Biliyorsunuz, bir de kendisinde çok sayıda taksi plakası bulunduranlar da var yani 10 taksi plakası, 15 taksi plakası...
ERHAN USTA (Samsun) - Binden bahsediliyor.
CAVİT ARI (Antalya) - Belki binlerce olanlar var.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Yani hani daha insaflı yerlerden bile gitsek şöyle bir durumla karşı karşıyayız.
ORHAN YEGİN (Ankara) - İstanbul Büyükşehir bir ihale yapmıştı.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - İşin büyükşehir meselesine girmeden, ben bu kanunla ilgili...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Fiyat açısından söylüyorum.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Evet yani şöyle bir şey demek istiyorum: Şimdi, bugüne kadar bu taksi plakalarını edinmiş olanlar, diyelim, hani insaflı konuştum ya, 10 tane, 20 tane plakası olan, işte, 15 milyondan satsa 150 milyon ediyor 10 plakası varsa, 20 plakası varsa 300 milyon ediyor; gelir elde edecek ve bunun vergisi yok. Şimdi, diyeceksiniz ki: "Zaten bu taksi plakalarını satanlar noterde işlem yaparken gerçek sattığı fiyat üzerinden göstermiyor." Evet, doğru, göstermiyor, biliyoruz yani açıktan alıyor parayı, tamam fakat şimdi bunu kanuni hâle getiriyoruz. Yani benim 10 tane plakam varsa satacağım, 150 milyonu bankaya yatıracağım, bana "Bunun vergisini ver." dedikleri zaman "Kanun maddesi var, niye vergi vereyim ki plakayı sattım." diyeceğim. KDV'den de muaf tutuyoruz, vergiden de muaf tutuyoruz. Bunu niye yapıyoruz, bu anlaşılır bir şey değil yani bakın, bu büyük bir vergi adaletsizliği, gerçekten yani kamu vicdanını yaralayan bir durum bu. Ben şimdi bir taksi plakası ya da hadi 2 taksi plakası olanla ilgili bir şey demiyorum burada ama bu konuda çok başka bir ortam var, bu gayet iyi bilinen bir şey büyükşehirler açısından, özellikle de İstanbul açısından. Dolayısıyla bu vergi politikasında da bir adaletsizlik yaratıyoruz yani daha evvel başka konularda olduğu gibi adaletsizlik yaratılıyor ve sorunlu bir düzenleme vergi adaleti açısından. Bu niye yapılıyor? Etki analizine baktım, açıklaması yok. Tamam, bundan sonrası için vergilendirme getiriyoruz ama yani öncesi için nasıl bu kadar kolaylıkla silinebiliyor her şey, anlaşılır gibi değil. Dolayısıyla, bu hem 6'ncı hem 15'inci madde gerçekten sıkıntılı konular ve dediğim gibi yani bu niye yapılıyor, anlaşılmıyor ama sonucu ne oluyor? Vergi adaletsizliği ve haksız kazanç elde etmek oluyor. Bunu da söylemek istiyorum.
Üzerinde durmak istediğim bir diğer konu, Anayasa Mahkemesinin bozduğu maddeler. Biliyorsunuz, geçen dönem yani geçen sene 200'e yakın maddeyi burada tartışmıştık, Komisyonda; Anayasa Mahkemesinin bozduğu maddelerdi, onların her birini tekrardan değerlendirdik falan. Yani bunun doğru bir yöntem olmadığını hep söyledik, söylüyoruz da yani kanunu çıkartırken Anayasa'ya aykırı olmamasına dikkat etmemiz gerekirken kanun çıkıyor, Anayasa Mahkemesine gidiyor, bozuyor Anayasa Mahkemesi, o süre boyunca bu kanun işlemiş oluyor, kullanılıyor, buradan da yarar elde edenler oluyor, sonra bizim önümüze geliyor, "Hadi bunu nasıl düzeltiriz?" diye bakıyoruz. Fakat bu Basın İlan Kurumu hakkında Anayasa Mahkemesinin verdiği ihlal kararlarını yerine getirmek için bu iddiayla önümüze gelmiş olan maddelere bakıyoruz yani "Anayasa Mahkemesi kararlarının arkasından nasıl dolanabiliriz?" çabası yani "Nasıl olur da daha rafine ve sistematik bir şekilde bu kanunu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim.
Anayasa Mahkemesinin bozmuş olduğu kanunu daha rafine ve sistematik bir yapıya nasıl kavuştururuz da Anayasa Mahkemesi tekrardan bunu bozamaz arayışı içindeyiz. Yani bu Basın İlan Kurumuyla ilgili madde gerçekten çok sorunlu. Zaten bizim de tartışmamız gereken bir yer değil bu. Yani Dijital Mecralar var, orası tartışsın bu konuyu ama biz tartışıyoruz.
Şimdi, hani ben biraz konuyla ilgili olduğum için, daha evvel de medya alanında çalışmış biri olduğum için bu konuda da birkaç şey söylemek istiyorum. Yani bu Basın İlan Kurumuna verilen yetkiler, son derece muğlak ifadelerle verilen yetkiler, yerel ve bağımsız basının âdeta idam fermanı gibi Orhan Bey, emin olun bundan. Yani yerel ve bağımsız basınla ilgili ben büyük medya kuruluşlarını, büyük patronları falan kastetmiyorum ama daha bu işi amatörce yapan yerel basın açısından baktığımızda, dijital mecra açısından baktığımızda, işte internet, haber siteleri, vesaire açısından baktığımızda gerçekten çok ciddi yükümlülükler ve yaptırımlar ortaya çıkarılıyor. Zaten imkânları sınırlı olanları, Basın İlan Kurumundan aldıkları çok düşük ilanlarla işte kendilerini çevirmeye çalışanları mağdur edecek bir şey hâline geliyor ve ciddi bir sorun yani.
Şimdi, Anayasa Mahkemesi demiş ki: "Bu Basın İlan Kurumunun ilan kesme cezaları ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ediyor." Hükmetmiş buna ve mevcut sistemin, uygulamaların öngörülebilirlikten uzak olduğunu belirtmiş. Biz şimdi bunu ne yapıyoruz? O kadar yoruma açık ve geniş ifadelerle bir şey hazırlıyoruz ki yani daha beter hâle getiriyoruz. Yani mesela...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Şimdi, yani bu neden önemli bu mesele? Yani, bakın, haber alma özgürlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü, iletişim özgürlüğü ve hakkı, bunlar evrensel haklardır tanımlanmış olan, sadece Türkiye'yle ilgili bir şey değil. Bu evrensel hakların Türkiye'de ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu biliyoruz. Yani düşünce ifade özgürlüğü açısından da bu böyle, basın özgürlüğü açısından da böyle. Yani gazetecilik yapmak neredeyse suç hâline geldi birçok yerde. Dolayısıyla bu teklif de bu meseleyi bu açıdan değerlendirmiyor. Yani ifade özgürlüğünü genişletelim, iletişim özgürlüğünü genişletelim, Anayasa Mahkemesi bunu bozmuş, biz daha iyisini yapalım değil, daha kötüsünü yapmaya çalışıyoruz ve bu açıdan da yanlış bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bunu düzeltmek gerekiyor gerçekten ama hani çok umutlu değilim bunun düzeltileceğine dair.
Şimdi, nedir sorun mesela? Niye Anayasa Mahkemesi bozmuş bunu? Basın İlan Kurumu yetkisi olmadığı hâlde resen inceleme yapmış. Mesele mahkemelere gittiğinde mahkemelerden geri dönmeye başlamış ve Anayasa Mahkemesi de demiş "Ya, senin böyle bir yetkin yok." Şimdi, "Yetkin yok." demiş Anayasa Mahkemesi yani senin yapman gerekmiyor bunu diye anlatmaya çalışıyor. Biz ne yapıyoruz? Resen inceleme yetkisi veriyoruz Basın İlan Kurumuna. Yani şikâyet olmayacak, herhangi birisi şikâyet etmeyecek ama Basın İlan Kurumu kendi oradaki çalışanlarıyla oturacak, "Şu yayını bir inceleyelim." deyip bakacak, orada suç bulacak, vesaire vesaire.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Bildiğimiz şey işleyecek ve sonuçta da yani işe Basın İlan Kurumundan 3-5 kuruş para alarak kendi çalışmalarını finanse eden yerel medyada daha amatörce çalışanlar da ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacak. Yani reseni yazıyoruz buraya, hâlbuki yazmamız gerekmiyor çünkü Basın İlan Kurumunun işi değil bu yani başka kurumlar var bu konuda. Basın İlan Kurumunun işi aslında... Yani nasıl anlatmaya çalışayım? Yani Basın İlan Kurumu elindeki imkânları çeşitli yayınlara dağıtan ve oraların kendisini idame ettirmesini sağlayan bir kurum iken kendi yetkisini şimdi aşarak yayıncılığın içeriğine dönük kararlar vermeye başlamıştı zaten, Anayasa Mahkemesi bozdu, şimdi biz bunu yasal hâle getiriyoruz.
Sonra "basın ahlak esasları" "basın yayın ilkeleri" şeklinde değiştiriliyor. Basın yayın ilkeleri neye göre belirlenmiş? Mesela mesleki kurum ve kuruluşlarla bu konuda bir tartışma yapılmış mı, görüşme yapılmış mı? Alanda kabul görmüş hem Türkiye çapında bu konuda değerli metinler var hem evrensel alanda değerli metinler var; bunlara mı dayanıyor? Bunların hiçbirine dayanmıyor, bunların hiçbirine dayanan bir şey yok. Bakın, "ç" ve "f" maddelerine baktığımızda muğlak ve yoruma açık; "k" maddesine baktığımızda yine keyfî yorumlamaya çok açık, çok açık olan bir şey. "Hâkimlerin kararını etkileyecek beyan ve yorumlarda bulunulamaz." Yahu, zaten Anayasa'da bunun maddesi var, Basın İlan Kurumunun ne alakası var bu işle? Anayasa'da yazmış "Yargılamaları etkileyecek bir şeyi kimse yapamaz." diye. Hoş, yapıyor, özellikle yürütme ve iktidar, onu biliyoruz, örnekleri de çok fazla ama yani Basın İlan Kurumunun işi değil bunu saptamak sonuç olarak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - İdari bir organ olan Basın İlan Kurumu bürokratik denetim amacıyla hareket eden bir sınırlara ulaştırılıyor ve bu yanlış bir şey esas itibarıyla baktığımızda. Yani AYM'nin bozma gerekçesi de "Bunları böyle yapın." değil zaten, tam tersi bir gerekçe.
Şimdi, bu üç konuda diğer maddeler geldiğinde de konuşacağız elbette ama bu üç konuda ciddi bir sorun olduğunu düşünüyoruz: Birincisi, dediğim gibi, orman yasasına yapılacak ek meselesi, ormanlık alanların imara açılıyor olması. İkincisi, taksilerdeki -taksi plakalarındaki- haksız kazancın vergilendirilmemesi. Üçüncüsü de Basın İlan Kurumunun aslında yetkilerinin genişletilerek yapmaması gerekenleri yapmasına yol açacak düzenlemelerdir. Bunların değiştirilmesini elbette ki önereceğiz öneriyoruz da ama büyük bir değişiklik olacağı kanaatinde değilim, bunları belirtmiş olayım.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.