| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 13 .05.2026 |
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Ya Ziya Bey, keşke burada olsaydı söyledikleri doğru şeyler. Yani bu ülkenin bir kere sınırda bir karbon vergisiyle muhatap olacağı belli. Bu da bizim ürettiğimiz ürünlerin, sanayicimizin ürettiği ürünlerin ne kadarının karbon ayak izine sahip olduğunu ispatlıyor olmamız lazım. Eğer yenilenebilir enerjilerle bunları yapacak olursak karbon vergisinden bizim sanayicimiz bir avantaj elde etmiş olur. Öteki türlü, bu dönüşümü biz sağlayamazsak sanayicimiz ciddi bir sorun yaşayacak. İşte, 1,5 derece dünyanın ısınmasından bahsetti, dünyayı daha çok kirletenin, daha çok kirletmeyene hem teknoloji desteği hem ekonomik destek vermesi. Bunların hepsi doğru, bunların hiçbirinde sorun yok Sayın Başkanım. Biz zaten yenilenebilir enerjiye sonuna kadar destek olan bir partiyiz. Ülkemiz, Allah vergisi, güneş açısından, rüzgâr açısından da son derece verimli bir ülke ve biz bunları kullanmak zorundayız ama burada şöyle bir sorun var: Biz YEKA ihaleleri ile YEKA yarışmalarıyla bu konudaki kendi yerli üreticimize, bu santralleri kuracak olan şirketlerimize sağlamadığımız avantajları yabancı şirketlere neden sağlıyoruz? Biraz evvel Oğuz Bey güzel bir şey söyledi, bunun benzeri bir anlaşma var mıdır? Benim bildiğim kadarıyla bunun benzeri bir anlaşma şu ana kadar yok. Bizim enerji ihtiyacımız artacak mı? Evet, artacak. Baz yükten bahsetti Sayın Bakan Yardımcım; evet, baz yükü biz yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlayamıyoruz. Tabii ki bir yandan da bizim yani gecenin bir saatinde güneş enerjisini üretemeyeceğimiz için, gecenin bir saatinde eğer rüzgâr yoksa RES'ten faydalanamayacağımız zamanlarda mecburen baz yükü sağlayacak, duruma kalkma yapmayan işte nedir termik santraldir, hidroelektrik santrallerdir, emre amade santrallerde, doğal gaz çevrim santralinden bir şekilde baz yükü karşılamak zorundayız. Şimdi, peki, bizim bir baz yükü sorunumuz var, yani sonuç itibarıyla biz o baz yükünü -sizin dediğiniz şekilde bir yenilenebilir enerji teknolojisi, 20 milyar dolar iletim hattına bir yatırım yapmaktan bahsettiniz- biz direkt frekans sorunundan dolayı da bu yenilenebilir enerji santrallerinden elde ettiğimiz enerji isteme veremeyeceğimize göre bizim tamamen fosil yakıttan kurtulma şansımız yok gibi duruyor. Yanlış düşünüyorum ben Sayın Bakan Yardımcım? Yani şimdi biz 2024'te YEKA GES, YEKA RES yaptık. Peki, buraya giren şirketler en üstten belirlediğimiz bir limitten aşağı doğru fiyat eksiltme usulüyle bir ihaleye girdiler ve kazanan şirket o taahhüt ettiği parasal kilovat saat başına miktardan bize bir anlaşma. Peki, bunlar "Al ya da öde" sistemine dâhil midir?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - Evet.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Bizdeki şeyler?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - YEKA'lar.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Peki, biz bunlara şunu mu yapıyoruz: Peki, alamadığımız zaman "take-or-pay" yapıyor muyuz?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - Hayır.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Yapmıyoruz değil mi kendi şirketimize, "take-or-pay" yapmıyoruz ama burada mesela, "Bu şirketlere, bu Suudi yatırımcıya "take-or-pay"le ilgili bir düzenleme yapacağız." diyorsunuz. Yani şimdi uluslararası bir tahkime, bir anlaşmaya tabi bir işte biz bu "take-or-pay"i niye buraya yazmıyoruz yani bunun buraya yazılması gerekmez mi? Ama ben bunu burada göremiyorum.
Peki, 2024 GES ya da RES'te aldığımız teklifler kaç para?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - 3,25 euro sent.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - 3,25. Kaç yıl garanti? Yirmi.
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - Aynı beş artı yirmi.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Beş artı yirmi bizim aldığımız.
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - Beş artı yirmi beş.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Beş artı yirmi beş mi onların? Yani biz 3,25; en son aldığımız GES'te. RES'tepeki?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - RES'te 3,50.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - 3,50. Bir önceki yıl daha yüksekti değil mi?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ZAFER DEMİRCAN - Bir önceki yıl da aynıydı.
EDNAN ARSLAN (İzmir) - Ama sonuç itibarıyla biz şunu biliyoruz ki yenilenebilir enerjide maliyetler teknolojinin gelişmesiyle beraber düştüğü için fiyatlar da geriye doğru gelecek yani azalacak. Yani biz zamanında 13,3 sente 1 kilovat elektrik alırken bugün geldiğimiz yerlerde 3 sentlere geldik, 3,5 sentlere geldik ama burada şöyle bir sorun var: Bu yirmi yıl içinde, yirmi beş yıl içinde bundan sonra biz kendi yerli üreticimize yapacağımız ihalelerde 3,25'lerin de çok altına düşeceğiz ama bu şirkete biz uzun yıllar boyunca şöyle bir garanti veriyoruz, diyoruz ki: "Otuz sene sonra santral bizim." Hangi santral bizim? Çöp olmuş santral mi bizim? Yani bu santralin bir kullanım ömrü yok mu? Çöpü alacağız biz, sonra "Santral benim." diyoruz.
Bir de burada bu Elektrik Üretim AŞ meselesi var. Ya, bu Elektrik Üretim AŞ'yi böyle sağa sola kefil etmekten vazgeçelim. Elektrik Üretim AŞ'yi perişan ettik ya! Elektrik Üretim AŞ bizim buradaki, Türkiye'deki enerji piyasasındaki en büyük oyuncumuz, hem ürettiği şekliyle en büyük oyuncumuz hem de piyasadan, takas piyasasından satın alma anlamında en büyük oyuncumuz, ülkenin en büyük oyuncusu. Ama biz Elektrik Üretim AŞ'yi perişan ettik ya! Öyle görev zararları açıklamaya başladık ki bir de bu işin içine koyuyoruz, yarın iflas ederse, niye? Suudiler bakmışlar ki bu Elektrik Üretim AŞ'nin geleceği parlak değil, iflas edebilir bu Elektrik Üretim AŞ çünkü sürekli açık kapatmayla uğraşıyor, sürekli dağıtım şirketlerini sübvanse etmekle uğraşıyor. 2,2 liraya takas piyasadan aldığı elektriği 49 kuruşa dağıtım şirketlerine veriyor, bu Elektrik Üretim AŞ'nin geleceği iyi değil. O yüzden, bu Elektrik Üretim AŞ iflas ederse bunun yerine bir mekanizma ihtiyacı görüyor. O yüzden biz Elektrik Üretim AŞ'yi bu işlerde daha fazla bence kullanmayalım. Mesela, burada kaç kişi istihdam edilecektir bilmiyoruz. Şunu neden sordum biraz evvel: İşte, ya, buranın bir etki analiz raporu var mı? Ya, keşke bir etki analiz raporu gelse buraya, bu yatırım mesela... Biz buradan sizden öğreniyoruz "solar tracker" olacağını, siz diyorsunuz. Ben "solar tracker" olacağını bilmiyordum yani güneşi izleyen bir sistem olduğunu bilmiyordum, siz söylediniz biraz evvel, dediniz ki: "Buraya kurulacak olan son santral 'solar tracker' olacak." İyi de yani biz bunların detaylarını bilmiyoruz, bu da maliyeti arttırıyor. Yani adam kaç paraya mal edecek bunu? Bu işin sonunda otuz sene sonra bizim elimizde bence çöp olacak çünkü bizim onu kullanma şansımız falan kalmaz, o bataryaları falan kullanma şansımız kalmaz, bir çöp alacağız. "Adam işte 'solar tracker' yapıyor." Diyorsunuz, bu da işin kârlılığını arttırıyor, azaltıyor.
Şimdi, burada, mesela TEİAŞ'a, bizim Karapınar'da benim bildiğim kadarıyla iletim hattına verdiğinde, iletim hattını kullandığında bir bedel ödüyor değil mi? Sonradan geri alıyor. Burada Elektrik Üretim AŞ ödeyecek bunların yerine. "İmtiyaz yok." diyorsunuz; ya, bundan daha iyi imtiyaz mı olur, bundan daha iyi imtiyaz mı olur? Sen benim yerli üreticime veriyorsun, alıyorsun, hadi diyelim o sıfır, öyle ama burada iletimle ilgili şeyi Elektrik Üretim AŞ onun yerine verecek. Yani sonuç itibarıyla biz YEKA ihaleleri yapıyoruz; o zaman bu alan için uluslararası bir YEKA ihalesi yapalım, Suudi şirket de gelsin, Alman şirket de gelsin, Polonyalı şirket de gelsin, kim varsa bu imtiyazları açıklayalım, gelsin bakalım, bu paralara ya da bu paraların altına mı gireceğiz? Biz adama baştan, sanki bu işi yapacak hiç kimse yok. Ya, hiç baktınız mı Suudi Arabistan'a siz kurulu gücü nedir yenilenebilir enerjide? Yenilenebilir enerjide bizden çok daha ileride bir yerde mi bunlar? Bu şirketlerin bu konuda benim bildiğim şu anki kurulu kapasitesi bizden düşük, geçen yıl daha da düşüktü, arada bir yatırım oldu zannedersem orada arttı. Ya, Suudi Arabistan bu konuda gelsin, yatırım yapsın, amenna, kimse "Yatırım yapmasın." demiyor, kimse "Bu ülkeye dış kaynak gelmesin." demiyor, "Santrallerimiz bu anlamda gelişsin." demiyor. O zaman biz Fransızlardan niye aldık bu demir yollarını, niye aldık millîleştirdik, madenleri niye millîleştirdik zamanında? Kalaydı, ulaşım işini Fransa çözüyordu. Enerji işini de Arabistan çözsün bundan sonra. Yani biz burada yerliye, kendi sanayicimize, bu konuda kendi üreticimize destek olmuyoruz. Karapınar'da panel üretim fabrikası kurma şartımız var, burada paneli istediğin yerden satın alıp getirebilme şartı var. Sayın Oğuz Kaan Salıcı söyledi yani ne demek bu? Kredi verecek olan uluslararası şirket şunu diyebilir: "Kardeşim, paneli şuradan alacaksın, şuradan alacaksın." Biz bunun önünü açıyoruz, açık ve net söyleyeyim yani biz bu işin önünü açıyoruz. O yüzden burada yerlilik kullanım oranını bizim hızlı bir şekilde artırmamız lazım.
Ya, bir de ben size şöyle bir şey söyleyeyim: Üzülüyoruz, 600 milyon dolar, bizim hesabımıza göre çünkü imtiyazları çıktıktan sonra 600 ya da 700 milyon dolar, hadi olsun 1 milyar dolar. Arkadaşlar, bu ülke üç ayda 876 milyar lira faiz ödedi. Ya, bir aylık faizi değil ya, bunu biz de kurarız ya! Ya, bu, bu kadar şey iş değil ya! "Biz ölüyoruz, bitiyoruz, bu işte yatırım yapamayacağız, illa dışarıdan gelsin, dışardaki yapsın." değil ya! Biz yaparız ya bunu! Ben görüyorum, Elektrik Üretim AŞ Çeşme'de rüzgâr santralleri kuruyor. Kurarız biz buraya, âlâsını kurarız.
“Know-how” nasıl olacak? Ziya Bey “know-how” diyor. Adam gelecek paneli takacak, invertörleri koyacak, getirecek enterkonnekte sisteme bağlayacak, beş yıl içinde kendini amorti edecek, yirmi beş yıl sonra bir kâr elde edecek; 3 lira, 5 lira, önemli değil. Peki sonunda bana çöp verecek, çöp. O santrali ben kullanamam ondan sonra, yirmi beş, otuz sene sonra, öyle bir şey yok. O yüzden bence bu pek olgunlaşmış bir anlaşma gibi durmuyor. Ne karşılığında yapıldığı... Yani bizim gerçekten yani olur ya, mesela nükleer santralle ilgili şöyle bir şey vardı, o tartışmaları da çok geniş yaptık: Ya, bizim böyle bir hafızamız yok, bizim böyle bir teknolojimiz yok. O yüzden biz ona da karşıyız, şöyle karşıyız: Ya, yap-işlet-sahip ol modeliyle bir başka ülkenin egemenlik sahası içinde kurulmuş tek nükleer santral. Bizim burada şeyimiz ne peki? Biz sadece müşteriyiz ya, o nükleer santralde müşteriyiz ve o nükleer santralde de kilovatsaat başına yüksek paralarla elektrik alacağız.
Şimdi, yani, onu Rus'a verdik, bunu Suudi'ye verdik, ötekini Alman'a verdik yani biz yapabiliyorsak ki bence biz güneş santralinde, rüzgâr enerjisinde iyiyiz, iyi noktadayız. O yüzden bu şekilde bir anlaşmanın bizim ulusal çıkarlarımızla çok örtüştüğünü düşünmüyorum. Bakın -tırnak içinde- tekrar söylüyorum: Biz yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulmasına karşı değiliz, şarttır, mecburuz. Biraz evvel bahsettiniz: Yapay zekâ uygulamalarının artmasıyla enerji ihtiyacı artacak. Her geçen gün artan elektrikli araç kullanımıyla beraber bizim ihtiyacımız artacak. Elektrikli araçla ihtiyacımız yani elektrikli araç kullanmaya başladığımızda bunun da şöyle bir pozitif avantajı olacak: Bizim o petrole, konvansiyonel enerjiye de ihtiyacımız azalacak yani oradan bir kârımız olacak. Bu taraftan da biz aslında o paralarla, o azalan paralarla, enerjiyle, petrol aramayla ilgili azalacak kısımla kendi santrallerimizi kendimiz inşa edebiliriz. Biz bunu yirmi beş, otuz sene Suudi Arabistan'a verdik, ülkemizdeki bu tür alanlar azalacak, her yerde siz bu işi yapamıyorsunuz, her yerde o güneş verimliliği, her yerde o rüzgâr enerjisi santrali verimliliği olmuyor. Biz bu alanları da bu şekilde bu ilk örnek olur, daha sonrasında benzer örneklerle de desteklenir. Enerji bağımsızlığı; böyle enerji bağımsızlığı olmaz, enerji tekel olmak zorundadır, enerjiyi devlet üretmek zorundadır, günü geldiğinde elektriği devlet vatandaşına bedava vermek zorundadır, bu enerji bağımsızlığı böyle olur, enerji arz güvenliği böyle sağlanır. Yani biz dağıtımı özelleştirdik, artı üretimin önemli bir kısmını özelleştirdik çünkü EÜAŞ'a artık yatırım yaptırmıyorsunuz, ondan sonra iletimi de belki özelleştireceksiniz, o büyük hata olur, yapmamak gerekir ama burada Elektrik Üretim AŞ'yi dönüp dönüp piyasada en çok satın alan şirkete dönüştürdük. Ya, hani ucuzlayacaktı bu elektrik, hani arz güvenliğini sağlayacaktık biz? Bunları yapmayacaksak biz niye bu dağıtım işlerini özelleştirdik? Benzer hata bu işlerde yapılmaktadır. Bu santral, bu verimli bir alan, bunun orada rüzgârla destekleneceğini biliyoruz çünkü en iyi rüzgâr alanlarından biri Kangal'da, bizim rüzgâr haritalarımızda da var. Biz hem oraya güneşi hem oraya o rüzgârı kendimiz kuralım, ülkenin yerli mal olsun diyorum ben.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.