| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 13 .05.2026 |
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Öncelikle Komisyonun hayırlı olmasını temenni ediyorum. Umuyorum bütün Türkiye'yi ilgilendiren ve herkesin gözünün, kulağının burada olduğu bu Komisyon gerçekten çocuklar için, okullar için önemli çalışmalara imza atar. Uzun zamandır pek çok komisyonda dinlediğimiz gerçekleri de açığa çıkarır.
Şimdi ben bakıyorum, Narin Güran Komisyonunda uzmanları dinledik, aynı zamanda bundan önceki Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonunda yine uzmanları dinledik, bugün yine çocuklarla ilgili bir gündemde yine uzmanları dinliyoruz. Dolayısıyla bu, gerçekten sürekli uzmanlar dinlenerek ve her komisyonun başka bir tarafı onarmaya çalışmasıyla halledilebilecek bir mesele değil.
Az önce Sayın Hocamız Pınar Hanım da dedi, bu mesele için uzun süreli bir ihtisas komisyonu da gerekir elbette ama artık bir bakanlığa ne kadar ihtiyaç olunduğu da her komisyonda, çocuklarla ilgili her gündemde aslında kendini bir kez daha görünür kılıyor.
Şimdi, çocuk meselelerini parça parça ele almamız mümkün değil; bu önemli bir tartışma konusu ama hocaların uçağa var, çok girmeyelim. O yüzden istikrarlı bir komisyon, bir ihtisas komisyonu, bir bakanlık meselesi üzerinde ben komisyonunun gerçekten bütün üyeleri ile etraflıca düşünülüp raporda yer alması gerektiğini önermek istiyorum.
Şimdi, çok önemli veriler vardı yani dijitalleşmeyle ilgili veriler vardı, okul terkiyle ilgili veriler vardı ve okul terkinin yüzde 70 kat fazla suçu destekliyor olması ya da suça sebep oluyor olması zaten bu Komisyonun ana yol haritasının en önemli rotasını oluşturmuş durumda yani bu Komisyonun okul terk oranlarıyla çalışması gerekiyor, bu Komisyonun suç saatleri odaklı çalışması gerekiyor.
Şimdi, Suça Sürüklenen Çocuk Komisyonumuzda çıkan çok net bir veri vardı: Suç saatleri. Neydi o suç saatleri? Üç ile beş arası ebeveynin evde olmadığı, çocuğun okuldan çıktığı saatler. E, şimdi, buradaki Komisyonda da farklı uzmanlar aynı şeyi söylüyorsa o zaman artık Komisyona düşecek olan şey nedir? Ebeveynliğin bir ömür boyu sürdüğünü kabul etmektir. Bu meseleyi sadece doğum iznine, analık iznine, babalık iznine indirgemek değil bir çocuk dünyaya geldikten sonra ebeveynliğin bir ömür boyunca, özellikle de 18 yaşına kadar sürmesi için destekleyici politikaların üretilmesidir. Esnek mesai bunlardan biridir, suç saatlerinde anne babadan birinin çocuğu alması bundan biridir, mesai saatlerini düzenlemek bunlardan biridir. Türkiye dünyada en uzun mesai saatlerine sahip ülkedir ve çoğu da verimsiz çalışma, endüstri örgüt psikolojisi bunu söyler, uzun çalışma saati demek verimlilik demek değildir. Dolayısıyla bu düzenlemeler çoktan vakti geçmiş ve ne yazık ki vakti geçtiği için, adım atılmadığı için çocuklara kadar yansımasını gördüğümüz meseleler olarak karşımızda duruyor.
Şimdi, biz bu tarz bilimsel gerçeklikler ortadayken meseleyi hâlâ dijitalleşmeye indirgersek hata yaparız. Evet, dijitalleşme de bu meselenin içi ise dijitalleşmeyi çözmenin yolları da uzmanların söylediği gibi medya okuryazarlığıdır, çocuklara bu noktada okulda ders verilmesidir, aynı zamanda birtakım düzenlemelerle dijital alanın da düzeltilmesidir fakat ben hocalara şunu da sormak isterim özellikle: Toplumda yaşanan suçtan bağımsız değerlendiriyor muyuz biz sanal medyada yaşanan suçu? Eğer toplumsal hayatta, toplum içerisinde, bir ülkede savaş varsa, bir ülkede çatışma varsa, bir ülkede yoksulluk varsa, bir ülkede kadına yönelik şiddet varsa, bir ülkede çocuğa yönelik suç işleniyorsa, zaten sosyal hayatta, toplumsal alanda bu varsa sanal alanda da bunun yansıması yok mudur? Bu ikisini birbirinden farklı değerlendirmemiz mümkün müdür? Dolayısıyla sanalı yasaklamak yerine sosyal hayatı düzenleyen politikalar, adımlar sizce daha işlevsel değil midir? Bunu gerçekten sormak istiyorum, bilmek istiyorum.
Aynı zamanda, bu mesele ilk ortaya çıktığında literatürde de "bulaş etkisi" olarak bilinen, "Werther etkisi" olarak bilinen, özellikle intiharlardan sonra ya da bu tarz işlenen suçlardan sonra işte, kahraman olma, tarihe geçme iddiasıyla işlenen suçlar bulaş riskiyle karşı karşıya. Bu bulaş riskini kırmak için gerçekten ne yapılması gerekir?
Ve bir de biz DEM PARTİ olarak ve DEM PARTİ Çocuk Komisyonu olarak şunu önermek isteriz: Şiddetsiz ve barışçıl çözüm atölyelerini, çocuklarla bir ders olarak şiddetsiz iletişimi, aynı zamanda barışçıl çözüm yollarını konuşabileceğimiz dersler, onarıcı adalet mekanizmalarının müfredatta yer alması gibi yöntemler bu bulaş etkisinin önüne geçebilir mi? Zaten toplumsal barışın kendisinin de biz şiddetsizliği etkileyeceğini düşünüyoruz ama yine de bunu da uzman olarak sizlere sormak isterim.
Bir diğer mesele de şimdi, mesela, sosyal medyada, dijital alanda çocukların özellikle şiddet içerikli, silahlı oyunlar oynanmasının bir korelasyon olarak, doğrudan neden sonuç ilişkisi olarak değil ama bir korelasyon olarak ortaya çıkmış bir etken olduğunu düşünüyoruz. Aslında orada şiddet ve şiddetin en görünen aleti de silah. Şimdi ben çözüm olarak "Kolluğu yani silahlı kimseleri kapının önüne koyarak, meselenin kaynağını aslında kapının önüne koyarak gerçekten şiddetsizliği okullarda sağlayabilir miyiz, bir şiddetsizlik alanı yaratabilir miyiz?"i sormak isterim çünkü biz bunun çözüm olmayacağını düşünüyoruz yani biz en başından beri... Belki biraz şey de olur ama şu kadar uzman çavuşu görevlendirmek yerine onun belki misli psikoloğu, sosyal hizmet uzmanını, çocuk gelişim uzmanını okula yönlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyoruz.
Şimdi, Sayın Vekilim kalktı ama ben siz cevap verdiğiniz için söylemeyeceğim, "professional dominance" denen bir şey var yani bir mesleğin başka meslekler üzerinde bir dominant etki yaratması ya da "mesleki kibir", "mesleki narsisizm" olarak da adlandırılabilir. Bu Komisyonda psikologlar ve PDR'ciler üzerinde söylenebilecek olumsuz bir sözün zaten eksik olan mekanizmaları ben daha çok yıpratacağını düşünüyorum. Yani tam da bugün bu Komisyonun okul psikoloğunu konuşması gerekir, tam da bugün bu Komisyonun okul sosyal hizmetini konuşması gerekir, okul çocuk gelişim uzmanını konuşması gerekir ve belki de okul psikiyatristini konuşması gerekir. Hâl böyleyken işte, çare olmayacak kimselerin rol alması gibi psikologları, rehber öğretmenleri stigmatize eden, hatta bence nefret söylemine varan söylemlerin bu Komisyonda yerinin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Psikolog zaten... Süreci tekrar değerlendiririz, kişisel bir mesele varsa tabii ki söyleriz ama ben bu Komisyonun tam olarak bunun karşısında durması gereken, "professional dominance"ı değil, sizin de vurguladığınız gibi ortak yaşam ve ortak çalışma kültürünü benimseyen; psikoloğun da sosyal hizmet uzmanının da psikiyatristin de ortak çalışabileceği bir mekanizmanın zaten gerekli olduğunu vurgulamak isterim.
Öğretmenlerin esenliği önemli. Mesela, psikologlar süpervizyon alırlar...
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Sayın Vekilim, lütfen tamamlayalım, ara vermek durumundayım çünkü.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Evet, olabildiğince gözetmeye çalışıyorum.
Mesela, psikologlar süpervizyon alırlar, bunu baca temizliği olarak da değerlendirirler. Belki de öğretmenler için de bir süpervizyon hizmetinin Bakanlık tarafından yürütülmesi gerekmez mi ya da bunun etkisi nasıl olur? Öğretmen esenliğini konuşmamız açısından belki bir mesele olur.
Son olarak, ülkenin demokratik...
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Sayın Vekilim, ara vermek durumundayım, sözünüzü kesmek istemiyorum.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Tamam ama siz ikidir sözümü kesiyorsunuz.
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Şöyle Sayın Vekilim...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Dakikalarca konuşuldu.
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Lütfen yanlış anlaşılmasın...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bitiriyorum, germeyelim birbirimizi.
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Yok, yok; germeye gerek yok.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Tamam, yanlış anlaşılmasın; bitiriyorum.
OTURUM BAŞKANI İSA MESİH ŞAHİN - Buyurun.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Demokratik okul vurgusunun da bence her fırsatta yapılması gerekiyor, hem demokratikleşmeyi konuştuğumuz bugünlerde okulların da demokratikleşmesini, çocuk katılımının bu noktada devreye, denkleme girmesi gerektiğini düşünüyorum.
Dinlediğiniz için, geldiğiniz için, paylaştığınız için, güç verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.