| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .05.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın, Merkez Bankası Başkanı, kıymetli bürokratlar, basın mensupları ve kıymetli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, ülkemizde maalesef artık ekonomik kriz de kronik, enflasyon da kronik demek, herhâlde yanlış olmaz. Burada bulunan siz, Sayın Merkez Bankası Başkanı ve bürokratlar zaten ekonomiyi, ekonomik krizi, enflasyonu eminim ki çok çok iyi biliyorsunuz, bundan hiçbirimizin şüphesi yok. İşte, krizin sebepleriydi, enflasyonun çözümüydü, vesaire. Bunu periyodik aralıklarla hep dinliyoruz, dinliyoruz, dinliyoruz ama dinlediklerimize ne kadar inanıyoruz ya da siz bizim yerimizde olsaydınız ve biz sizin anlattığınız şekilde bu olayları anlatsaydık acaba siz ne kadar inanırdınız, bunu da merak ediyorum. Bu sebepten dolayı, artık, ülkemizin ekonomik kurmaylarını dinlemek -kusura bakmayın ama- bize, maalesef, bazen Andersen'den masal anlatılarını, bazen Tolkien'in epik kurgularını, bazen de Aziz Nesin'in mizahi üslubunu hatırlatıyor. Dolayısıyla, yapmak istediğiniz hiçbir hedefe de ulaşamıyorsunuz diye düşünüyorum ve bunun bir iş bilmezlik, liyakatsizlik, hukuksuzluk vesaire olduğunu değil de artık bu Hükûmetin ekonomi politikasının, özetle, Türk milletini yoksullaştırmak ve bu yoksulluğu yönetmek olduğunu düşündüğümüzü söylemek istiyorum.
Bir sürü global mazeret sıralanıyor. Sıralanan bu mazeretler için, ama hiçbir zaman önlem alınamıyor yani dünyanın her yerinde bu sıralanan mazeretler yaşanıyor. İşte, burada, sayın milletvekilleri de söyledi: İran'da, Ukrayna'da Rusya'da enflasyon nasıl, bizde enflasyon nasıl mesela? Mesela bu İran savaşı tombaladan çıkmadı, bu zaten "ben geliyorum" diyordu. En basitinden, On iki Gün Savaşları yaşandı bu coğrafyada ve o savaşlar bitmedi aslında, onun devamı olacağı belliydi ama bakıyoruz, biz yine devlet olarak hiçbir önlem almadık. Spottan doğal gaz alıyoruz, spottan mazot alıyoruz, ne bileyim, gıda enflasyonunu engellemek için gözle görülür bir önlem alınmıyor. O yüzden, burada gerçekten biz bilinçli bir yönetme şekli olduğunu düşünüyoruz.
Sormak istediğim, mesela TL'nin değeri konusunda ayarlama yapılıp yapılmadığını açıkça belirtmenizi sizden rica ediyorum. Faiz politikasında haftalıktan gecelik uygulamaya geçmenin Merkez Bankası duruşu açısından istikrarsızlık ve politik duruş kaybı olup olmadığı hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Tarafınızca finansal istikrarın görev olarak hatta bazen yanlışlıkla amaç olarak belirtilmekte olduğunu da dikkate alarak, reel sektörün finansal olarak istikrarsızlaşması neden önemsizdir? "Yok, önemli" diyorsanız sonuç ortadadır. Bu başarısızlık değil midir diye de sormak istiyorum.
Ayrıca -bu belki sizi çok ilgilendirmiyor ama ekonomi genelini de ilgilendirmiyor- bu, yurt dışından getirilecek gelirlere yirmi yıl muafiyet tanınmasını da akıl alır bir şey olarak görmüyorum ben. Yani hem adaletsizlik... Yani ben burada yurt içinde vergi vereceğim düzenli, zaten bir sürü kriz var, zaten vergi bana ek maliyet getiriyor; bana hiçbir şekilde destek yokken adam nereden getirdiği belli olmayan parayı yurt dışından buraya getirecek; bunun da çok çeşitli eksikliklere sebep olacağını düşünüyorum. Yani bunun bir çözüm değil, aksine çözümsüzlüğe sebep olacağını düşünüyorum ve hep ekonomi kurmayları aynı şeyleri konuşuyor. Dünya çok farklı bir yöne gidiyor aslında ya da bize bunu seslendirmiyorsunuz, ne kadar takip ediliyor bilmiyorum ama bizim Türkiye'nin kısa zamanda çok gelir kazandıracak iş kapılarını bir an evvel desteklememiz ve önünü açmamız gerekiyor. Mesela, Türkiye'de hiç paylaşım ekonomisi konuşulmuyor ve desteklenmiyor. Yani dünyada bununla ilgili çok ciddi kazanımların örnekleri var. Yine, mesela, oyun sektörü Türkiye'de başarılı bir sektör, çok ciddi ihracat rakamları var, savunma sektörü gibi bir şey bence ama onunla ilgili de yeterli destek ve önü açılamıyor. En sonunda, yapay zekâ ekonomisi var, yapay zekâ evet, çok konuşuluyor ama bunun ekonomiye getireceği ve özellikle dünyanın konuşmaya ve üzerinde çalışmaya başladığı "evrensel temel gelir" diye bir kavram var; dünya artık buna gidiyor. Bununla ilgili nasıl çalışmalar yapılıyor, neler yapılıyor ben onu da merak ediyorum. Yapay zekâ yaklaşık beş-sekiz yıl içinde süper zekâ olarak nitelendirilen yapay genel zekâ ve yapay üst-dar zekânın ortaya çıkacağını ve bunun da "ajan ekonomisi" diye bir kavramı karşımıza getirileceği konuşuluyor. Yeni bir ekonomik yapılanma olacak, yapay zekâ ajanları mevcut iş gücünün büyük bir bölümünü devralacak yani insan müdahalesi olmaksızın hedef belirleyebilen, karar alabilen, eylem gerçekleştirebilen ve birbiriyle koordine olabilen yapay zekâ sistemlerinin ekonomik aktör hâline geldiği bir yapı tanımlanacak. Yine bu yapıyla ilgili McKinsey, Goldman Sachs, IMF gibi kuruluşların tahminleri birleştiğinde 2035 itibarıyla küresel gayrisafi yurt içi hasılaya yıllık 15 ila 30 trilyon dolarlık ek katkı sağlayabileceği görülmekte, bu büyümenin emek maliyetinin dramatik düşüşü, 7/24 üretim kapasitesi, sıfır marjinal maliyet ve hata oranlarının minimize edilmesinden kaynaklanacağı söyleniyor. Türkiye'nin iş gücü de yapısal olarak bakıldığında yapay zekâ ikamesi riskine karşı özellikle kırılgan unsurlar barındırıyor ve Türkiye'nin toplam istihdamının yaklaşık yüzde 35 ve 45'inin orta yüksek ikame riski taşıdığı da değerlendiriliyor. Bu da potansiyel olarak 10-13 milyon kişiyi etkileyebilecek gibi gözüküyor. Türkiye'de kronik yapısal işsizlik, kentlerde yoksulluk yoğunlaşması, genç nüfusta hayal kırıklığı ve siyasi radikalleşme risklerini beraberinde getiriyor. Tarihsel olarak teknolojik işsizlik dönemleri, popülist hareketlerin en güçlü zemin bulduğu anlara da denk geliyor; bunlar önemli.
Bu, evrensel temel geliri de şu anda pilot uygulayan ülkeler var, Finlandiya, Kenya, Amerika, Kanada, Almanya gibi ülkelerde pilot uygulanıyor. Bu evrensel temel gelirin geçmişteki insanların ürettiği veriyi, içeriği ve bilgiyi ham madde olarak kullanarak değer ürettiği, bu veri tüm toplumun kolektif emeğinin ürünü olduğu için bu değerin topluma geri dönmesinin hem etik olduğu hem de ekonomik açıdan savunabilirliği söyleniyor; o yüzden önemli ve üzerinde çalışılması gereken bir şey. Bununla ilgili de yapay zekânın yarattığı ek ekonomik değerden alınan dijital emek vergisi doğrudan evrensel temel gelir fonu olarak ayrılır ve böylece mevcut gelirler yeniden dağıtılır vesaire gibi çalışmalar var. Yani bunlar üzerinde de gerçekten kafa yorulması gerektiğini, bunlarla ilgili ne tür planlamalar yapılıyor ya da yapılıyor mu bilmiyorum ama bizim hep var olan değil ya da hep denenen değil gerçekten bize biraz çığır atlatacak kapıları çalmamız, aralamamız ve üzerinde kafa yormamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin de özellikle genç iş gücü ve bu yazılıma ve dijital dünyada daha kolay, dünyanın her yerinde de çalışabilir olması açısından, on-line iş açısından, kapasitesi çok yüksek olması açısından istekli, eğilimli ve avantajlı olduğunu düşünüyorum; bunların da tarafınızca değerlendirilmesi ve çalışılması gerektiğine inanıyorum.
Teşekkür ediyorum, sağ olun.