KOMİSYON KONUŞMASI

CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, çok kıymetli Merkez Bankası Başkanı ve Başkan Yardımcıları, kıymetli bürokratlar, değerli basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enflasyon oranı açıklandı, nisan ayı itibarıyla aylık yüzde 4,18, yıllık da yüzde 32,37 oldu. Açlık sınırı 34 bini geçti, yoksulluk sınırı 112 bini aştı. En düşük emekli aylığı 20 bin, asgari ücret 28.075 TL. Daha şimdiden asgari ücretin 4.110 TL'si, en düşük emekli aylığının da 2.928 TL'si eridi gitti yani bu milletin cebinden alındı. İnsanlar geçinemiyor, enflasyon tahmininiz maalesef tutmuyor ve tutmayacak gibi de görünüyor bütün önlemlere rağmen, gayretlerinizi de görüyoruz ama birtakım sizin inisiyatifinizin dışında olan gelişmelerden dolayı da tutmayacağı da aşikâr yani yüzde 30'ların altına inmesi de mümkün görünmüyor. Şimdi, enflasyonla mücadele ederken bir taraftan sizin de beyanatlarınız var, Sayın Şimşek'in de beyanatları var, beklenen enflasyona göre ücretlerinin artışını yapmanız gerektiğini ifade ediyorsunuz yani hissedilen enflasyona göre değil veya reel enflasyona göre değil, beklenen enflasyona göre ücretlerin baskılanması gerektiğini, bunun da enflasyonla mücadelede etkili olduğunu ifade ediyorsunuz. Ben bunu böyle düşünmüyorum, fütursuz kamu harcamalarının frenlenmesinde, enflasyonun aşağı çekilmesinde etkili olacağını düşünüyorum. Şimdi, bir taraftan dışarıda bunu söyleyip içeride de kendi üst düzey yönetici kadrolarınıza enflasyon oranlarının üstünde artışlar yaptığınız zaman adaletli bir davranış olmuyor, söylemleriniz birbiriyle tutarlı olmuyor. 2025 yılı için 81,4 milyon TL'lik bir ücret ödemeniz var üst düzey yöneticilerine. Tabii ki Merkez Bankası bizim çok önemli bir kurumumuz, buradaki çalışanların -Başkan, Başkan Yardımcıları dâhil- çok üst düzey ücretler alması gerekir, çok önemli bir görev yapıyorlar fakat bir taraftan dışarıda da emekli, işçi, asgari ücretli, çiftçi, esnaf, KOBİ perişanken yani buradaki artışlar hissedilen enflasyona göre yapılmayıp refah payı verilmezken, siz içeride kendi bünyenizde böyle bir uygulamayı yaparsanız kendi içinizde tutarlı olmazsınız; bunu özellikle buradan vurgulamak istedim.

Şimdi, finansal yük Merkez Bankasında, KKM'yle beraber aldı başını gitti, çok yüksek tutarda. İki yılda Merkezi Yönetim Bütçesinin -KKM'yi de dâhil ederseniz- faiz giderinin yüzde 76'sını bulan bir faiz ödemesinden bahsediyoruz, 105 milyar dolar civarında bir ödemeden. Bu gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 7,7'sine tekabül ediyor. Şimdi, bu faiz yükünden mutlaka bu ülkenin kurtulması gerekiyor, Merkez Bankası da aynı dertten muzdarip. Şimdi, bakın, bütçemizde tahmin edilen faiz gideri ödemesi 2026 yılı için 2 trilyon 742 milyar ki üç aylık faiz ödememiz 876 milyar oldu, bunun çok daha üstünde gerçekleşecek. Bir taraftan Merkez Bankasına da baktığımız zaman, KKM dâhil, açık piyasa işlemleri dâhil, munzam karşılıklara faiz veriyorsunuz, bunlar da dâhil, ilave ettiğiniz zaman sizin zararınızı aşan boyutta bir faiz ödemesiyle karşı karşıyayız. Şimdi, bununla nasıl baş edilecek? 85,5 milyar dolarlık bir zarardan bahsediyoruz, bunun önlemini almadan olmaz. Bakın, Türkiye Varlık Fonunda da aynı şey söz konusu, hani merkezi bütçeyi geçtik, işte, Merkez Bankasındaki durumu açıkladım, Türkiye Varlık Fonunun da 11,6 trilyonluk borcunun 10,7 trilyonu finansal borçlar. Yani bu Varlık Fonu Genel Müdürünün bizi açıklığı tutar, şimdi daha da artmıştır. Bu çok ciddi tutar, genel bütçeye baktığımız zaman, en son -Hazinenin açıkladığı rakamlardan konuşuyorum- Mart sonu rakamları, kamunun iç ve dış borç miktarı 14,4 trilyon TL. Şimdi, bu borçla ilgili, bu borcun vade sonuna kadar ödenecek faiz tutarı ne kadar biliyor musunuz? Bir çıkarttık, bir hesapladık, 11,4 trilyon. Bu çok ciddi bir rakam. Bu ülkenin bu faiz problemini çözmeden, faiz yükünü aşağı çekmeden hiçbir şeyle baş etmesi mümkün değil, enflasyonla da baş etmek çok zor, mutlaka bunu çözmemiz gerekiyor. Enflasyon bir toplumun baş belası. Hani ne demişler? "Tek kollu canavar" deniyor değil mi, hep böyle konuşulur, edilir. Adaletsiz bir vergi, insanlardaki ahlaki çöküntüyü artıran, geçinmeyi zorlaştıran, yoksulluk olduğu zaman yoksulluk insan her şeyi yaptırıyor maalesef. Bakın, eğitimle ilgili okullarda yaşadığımız sorunları görüyoruz, öğrencilerimiz hayatını kaybediyor, öğretmenlerimiz hayatını kaybediyor. Bir taraftan gençlerimiz uyuşturucu batağının içerisinde boğuşuyorlar, aileler bunlarla mücadele ediyor. Bütün bunların sebebi enflasyonun oluşu ve enflasyonla mücadelede de birinci derece sorumlu olan Merkez Bankası yani sizlersiniz. Merkez Bankası zarar edebilir ama enflasyonda başarılı, enflasyonu aşağıya indirmede ve yok etmede başarılı oluyorsa görevini yapmış demektir. Gelmiş geçmiş bütün Merkez Bankası başkanları var burada, içlerinde başarılı olanlar var, sıkıntı yaşayanlar var, ayrılmak zorunda olanlar var ama siz yönetim olarak bu enflasyonu aşağı çekip başarılı olursanız bu halk sizi çok güzel yâd edecektir ama gidişatta, bakıyoruz, yapısal reformlar yapılmadan böyle bir başarının yakalanması çok zor görünüyor. Burada bizim görevimiz -muhalefet partisi milletvekilleri olarak halkımız seçti bizi, Parlamentoya gönderdi- bunu eleştirmek, bunu gündeme taşımak ama başta Merkez Bankası olarak sizi de sadece sorumlu tutamayız; bu aynı zamanda bir Hükûmet politikasıdır; bütün iktidarın, Hükûmetin sorumluluğundadır ve bu iktidar, bu Hükûmet bu enflasyonu indirmek zorundadır yani bahanelere sığınılmaması gerekir.

Şimdi, geçici bir yükselişten bahsediyorsunuz, Sayın Şimşek'in de böyle ifadesi var. Siz de "Gıda ve konut fiyatlarıyla ilgili risk görüyorum, düşecek." diyorsunuz ama bir taraftan da soru işaretini koymuşsunuz Sayın Başkanım yani siz de tam bu enflasyonun düşeceğine bence şu anda inanmıyorsunuz. Bunu nasıl düşürmemiz gerekiyorsa hep beraber oturup, tartışıp, iktidarıyla muhalefetiyle çok ciddi önlemler alıp mutlaka bu yükten kurtulmamız gerekir; borcun anapara, faiz yükünden bahsediyorum.

Bir de kur farkı gideriyle ilgili bir şeylerden bahsetmek istiyorum. Şimdi, 2023'ten 2024'e devrolduğunda bu oran yüzde 25'ti toplam borca oranlandığında, kur farkı gideri; 2024'ten 2025'e devrolduğunda yüzde 10'larına düştü toplam borcun; 9,2 trilyona oranladığımız zaman 951 milyardı yanlış hatırlamıyorsam ama bir taraftan kur baskılandığı için, kur arttığı zaman karşılaşacağımız en önemli sorun, KKM'den daha da beter bir sorun olacak bu gerçekten. Şimdi, özel sektörde 200 milyar dolar civarında döviz açığıyla ilgili bekleyen bir şey var. Kur arttığı zaman özel sektörün nasıl bir durumla karşı karşıya kalınacağını; kur farkı gideriyle ilgili Hükûmetin, iktidarın, devletin nasıl bir sorunla karşı karşıya kalacağını mutlaka hesaplamamız ve buna göre önlem almamız lazım. Bu kur nereye kadar tutulabilecek? "Carry trade" uygulamasıyla ilgili olarak, yurt dışından gelen sıcak paranın, dövizin TL'ye çevrilip yatırılmasıyla elde edilen ve dışarıya giden, sabit sermaye yatırımı olmayan ve anında çıkış yapabilecek bu paranın önlemi nasıl alınacak?

Şimdi, Sayın Şimşek tavizler veriyor; yatırımcıların Türkiye'ye gelmesi, İstanbul Finans Merkezine girmesiyle ilgili ikili hukuk sistemine geçilmesi düşünülüyor; basına yansıdığına göre kendisi "Ben bu işi hallederim." demiş. Bu işi nasıl hallediyorsunuz, onu da anlamadım yani Türkiye'de bir hukuk sistemi varsa, bir adalet varsa o da bizim bildiğimiz hukuk sistemi; bize farklı, dışarıdaki yatırımcıya farklı bir hukuk sistemi mi uygulanacak, Londra'daki hukuk sistemi mi uygulanacak şeyde olduğu gibi? Bunun da bir an önce önleminin alınması lazım, böyle bir hatalı uygulamaya kesinlikle sebep verilmemesi lazım.

Reeskont kredileri sizden kullanılıyor; nerelerde kullanılıyor, bilmiyoruz. Bugün kirli para trafiğiyle ilgili 1,6 milyar TL'lik bir operasyon oldu sanal kumar baronlarına yönelik, yasa dışı bahis çetelerine yönelik. Şimdi, bu kadar para transferleri, bu kadar para hareketleri oluyor Sayın Başkan. Merkez Bankasının gözünden hiçbir şey kaçmaz, hani sizden kaçsa -diyelim- MASAK'ın gözünden kaçmaz. Bu operasyonların yapılmasını olumlu buluyorum ama zamanında yapılmıyor yani bu kara para trafiğiyle ilgili önlemler de yeterli bir şekliyle alınmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM -

CEVDET AKAY (Karabük) - Sizin kullandırdığınız reeskont kredileri ne kadar sağlıklı kullanılıyor? Kamu bankalarının bir kısmı kara paranın aklanmasına vesile oluyor mu? Bu kullandırılan krediler kimlere kullandırılıyor? Seyyal görünüp de donuk olan krediler var mı? Çünkü batık kredilerin oranı arttı, 688 milyara çıktı; yüzde 88'lik bir artış. Ben daha çok batık krediler olduğunu... Donuk krediler var ama seyyal gösteriliyor, sermaye yeterlilik rasyoları anlatıldığı gibi yüksek değil. Ben bir bankacılık sistemine yönelik de ciddi önlemlerin alınması gerektiğini gösteriyorum. Siyasal baskılarla kullandırılan krediler var, bu kredilerin geri dönüşü yok ve önümüzdeki süreç içerisinde bu kredilerin de hangileri olduğu tek tek çıkacak, hepsi çıkacak, hiçbir şey gizli kalmaz ve hangi siyasilerin de baskısıyla bu kredilerin kullandırıldığı da çıkacak diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEVDET AKAY (Karabük) - Toparlayabilir miyim Başkanım?

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

CEVDET AKAY (Karabük) - Merkez Bankası Başkanı olarak, Merkez Bankası yönetimi olarak bunlara da önlem almanız gerektiğini ve ilgili raporlamalarınızın mutlaka tarafınızdan yapılması gerektiğini... Sadece enflasyon hedefi tutmadığı için Hazine ve Maliye Bakanlığına siz bir rapor sunuyorsunuz fakat Hükûmet, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi; bu raporu siz Sayın Cumhurbaşkanına sunmanız gerekir. Niçin Hazine Maliye Bakanlığına sunuyorsunuz? Bunu da ifade edeyim. Soru-cevap kısmı olacaksa bazı sorularım olacak.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.